Lütfen bekleyin..
Avatar

Tarkan Kadooğlu

Küresel gelişmeler ve Türkiye

1 Mart 2015

2015 yılında, yumuşak emtia fiyatları, düşük faiz oranlarındaki yapışkanlık, büyük ekonomiler arasında giderek farklılaşan para politikaları ve zayıf dünya ticareti küresel görünümü en çok etkileyen ve yönlendirecek olan olgulardır.

2014 yılında küresel büyüme beklenenden daha düşük oldu. Gelişmiş ülkeler küresel finansal krizin kalıntıları ile uğraşmaya ve ekonomik ivme kazanmaya çalışırken, gelişmekte olan ekonomiler ise geçmişe göre daha düşük bir dinamizm kayıpları yaşıyor. Gelişmiş ekonomiler parasal sıkılaştırmanın zamanlamasında geciktikçe küresel finansal koşullar daha da oynak hale gelebilir. Sonuçta emtia piyasalarına ilişkin risk değerlendirmelerinin yenilenme aralığı jeopolitik riskler nedeniyle daha da daraldı. Yükselen piyasa ekonomilerinde ise volatilite, belirsizlik ve finansal stres nöbetleri çoğalacak. 2014 yılında Euro Bölgesi, Çin ve Japonya başta olmak üzere genelde küresel iktisadi faaliyetler ivme kaybetti. Ekonomik büyüme oldukça kırılgan ve zayıf bir görünüme büründü. Petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki hızlı düşüşün de katkısıyla enflasyon oranları düşük seviyelerini korudu. ABD’deki büyüme eğilimi diğer ülkelere göre artan oranda farklılaştı. Bu farklılaşma ülkelerin uyguladıkları para politikalarının da farklılaşmasını sağladı. Asya’nın kaplanları Çin ve Hindistan’daki zayıf görünüme ek olarak, Brezilya ve Rusya’daki olumsuz büyüme performansı ve Ortadoğu kaynaklı politik çekişmeler küresel büyüme üzerinde aşağı yönlü etki oluşturan faktörler oldu. 2015 yılının ilk aylarına ilişkin göstergeler küresel büyümedeki yavaşlama eğiliminin bu yılın tamamında devam edeceğini gösteriyor. Petrol ve demir cevheri başta olmak üzere genelde emtia piyasalarındaki fiyat gerilemeleri küresel yavaşlamanın uzun süre devam edeceğinin en bariz göstergesidir.

DÜŞÜK PETROL FİYATLARI REEL GELİR TRANSFERİNE YOL AÇACAK

Petrol fiyatlarının düşüşünde talep yönlü etkiler de olsa esasen arz ilişkili faktörler baskın bir rol oynadı. 2014’ün ortalarından itibaren petrol fiyatlarında devam eden keskin düşüş, önümüzdeki dönemde de küresel aktiviteyi destekleyici ve petrol ithalatçısı gelişmekte olan ekonomilerde büyümenin dalgalanmalara karşı dengeleyici unsuru olacak. Ancak, petrol ihraç eden ülkeler açısından petrol fiyatlarındaki bu düşüş, bölgesel yansımalarıyla birlikte büyüme yönünde umutları kırıyor. 2015 yılında, yumuşak emtia fiyatları, düşük faiz oranlarındaki yapışkanlık, büyük ekonomiler arasında giderek farklılaşan para politikaları ve zayıf dünya ticareti küresel görünümü en çok etkileyen ve yönlendirecek olan olguların başında geliyor.

Ancak, bu düşüş devam ederse, küresel büyümeye katkıda bulunacak. Düşük petrol fiyatları petrol ihraç eden ülkelerden petrol ithal ülkelere büyükçe bir reel gelir transferine yol açacaktır.

MALİYE POLİTİKALARI EKONOMİK DÜŞÜŞLERİ DENGELEMELİ

Türkiye hala istikrarlı ve göreceli olarak makul bir ekonomik büyüme sürecine sahip olmakla birlikte, dış konjonktür ve iç yapı mevcut hala öz dinamiklerin gücünü sınırlıyor. Türkiye’nin düşük büyüme sarmalından çıkması için genişletici kamu yatırım harcamalarının 2015 yılında daha da artırılması mevcut bütçe disiplini politikalarıyla ile çelişmez. Zira gelişmekte olan ülkelerde maliye politikaları giderek dengeleyici hale geliyor. Türkiye açısından bu alana ayrılacak genişletici kamu yatırım harcamaları mevcut bütçe disiplini politikalarıyla ile uyumlu olur. Maliye politikalarının gelecekteki etkinliğini sağlaması ve devam ettirmesi için mali tamponların da reformlarla yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Yapısal reformların uygulanmasına uzun vadeli büyümeyi artırmak için devam edilmelidir. Mevcut durum esasen reformlar için bir fırsat penceresi sunmaktadır. Petrol fiyatlarındaki keskin düşüş, mali alandaki etkinliği ve ekonomik aktiviteyi engelleyen çarpıklıkları, sübvansiyon ve vergi politikalarındaki yanlış noktaları net olarak ortaya çıkarmaya devam ediyor. Daha iyi hedeflere yönelmiş sübvansiyon ve vergi reformlarının yaratılması gerekir.

MB, FİYAT İSTİKRARI SAĞLAYACAK POLİTİKALAR ÜRETMELİ

Yıllık getiri oranları son dört beş ay içerisinde neredeyse iki katına kadar artan ABD borçlanma senetleri, genişleyen kredi piyasası, alacak/kredi sigortalarının maliyetlerindeki artış ve geneldeki fiyat/kazanç oranlarındaki oluşan artış yeni krizler üretebilecek güce tekrar ulaşmış durumda. Türkiye’nin risklilik görünümünü politika yapıcılarının kriz yönetimi gücü belirleyecek. Türkiye’de yaşanacak olan döviz fiyatlarındaki yüksek oynaklık, likidite darlığı, ekonomik aktivite zayıflığı, iç siyasi riskler, 2015 yılı içerisinde yapılacak genel parlamento seçimleri ve varlık fiyat hareketleri açısından güçlü bir kriz yönetiminin varlığını ya da yokluğunu test edecek.

FED, PARA POLİTİKASINDAKİ NORMALLEŞMEYİ GECİKTİRECEK

Varlık alım programını 2014 yılı Ekim ayında sonlandıran ABD Merkez Bankası (FED) 2015 yılında faiz artırımlarına başlayacağı öngörülmekle birlikte küresel ekonomik aktivitenin güç kaybetmeye devam etmesi halinde, FED, para politikasındaki normalleşmeyi de büyük olasılıkla geciktirecek. Zira son dönemde iktisadi faaliyetin zayıf seyri küresel para politikalarındaki normalleşme sürecinin ötelenme olasılığını güçlendiriyor. Aynı dönemde para politikalarını gevşeten Avrupa Merkez Bankası (ECB), Japonya Merkez Bankası (BoJ) ve Çin Merkez Bankası (PBC) büyümeyi desteklemeye yönelik politikalar oluşturdu.

Genişletici para politikaları nedeniyle oluşan düşük faiz ortamı küresel ölçekte ve özellikle banka dışı kesimlerde finansal risk birikimine yol açtı. 2015 yılında küresel büyüme dinamiklerindeki kırılganlığın sürmesine bağlı olarak düşük faiz ortamından kaynaklanabilecek risklerle mücadelede merkez bankalarının para politikalarından ziyade ülke düzeyinde uygulanan makro ihtiyati politikaların öneminin artacağı bekleniyor.

2015 yılında gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının ülkelere özgü unsurlara olan duyarlılığının devam etmesi ve bu çerçevede, gelişmekte olan ülkelerin büyüme görünümleri, enflasyon oranları ve dış dengeleri ön plana çıkacak. Özellikle gelişmiş ülke para politikalarındaki normalleşmenin gecikmesi halinde aşırı borçlanma riskine ve finansal sistemin şoklara karşı tedbirler önem arz edecek.

SİYASİ BASKILAR EKONOMİDE BEKLENEN İYİLEŞMELERİ SINIRLAR

Türkiye’de tüketici kredilerinin ılımlı seyri ve dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler, petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarında yaşanan düşüş cari dengedeki iyileşmeyi destekleyecek, küresel oynaklıkların Türkiye’ye olumsuz yansımalarını sınırlandırabilecek. Ancak, faiz oranlarını daha aşağılara itecek siyasi baskılar kur geçişgenliği yoluyla fiyat istikrarında beklenen iyileşmeyi sınırlayabilir. Özellikle son dönemlerde kredi büyüme hızlarının makul ve ılımlı düzeylerde seyretmesi ve dış ticaret hadlerinde Türk ekonomisi lehine olumlu gelişmelerin yaşanması cari dengedeki iyileşmeye katkı sağlıyor. Diğer taraftan; dış talep zayıf seyrini korurken iç talep büyümeye ılımlı düzeyde katkı vermeye devam ediyor olması ve petrol/emtia fiyatlarındaki düşüş enflasyon hedeflerine ulaşmayı kolaylaştırıyor. Dolayısıyla küresel para politikalarına ilişkin belirsizlikler, jeopolitik gelişmeler ve dış talepteki kırılgan seyir toparlanma süreci üzerinde riskler oluşturuyor.

Makro Analiz

Orhan Ökmen

JCR Eurasia Rating Başkanı

okmen@turcomoney.com

Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=