Lütfen bekleyin..
Avatar

Tarkan Kadooğlu

Türkiye döviz pozisyonları ve gündem

1 Nisan 2015

Dövizli varlıkları arasında son 4-5 yılda Türkiye’nin tercih değişiklikleri meydana geldi. Türkiye’nin 2014 yılsonu verilerine göre yabancı para yükümlülükleri 661 milyar dolar, varlıkları 230 milyar dolar ve açık döviz pozisyonları ise 431 milyar dolar oldu. 2009 yılı sonundan itibaren dövizli varlıkları arasında tercih değişiklikleri meydana geldi. Zira 2009 yılından itibaren yurtdışında doğrudan yatırımlarla rezerv varlıkların payı giderek arttı, efektif ve mevduat olarak turtulan varlıkların payı azaldı.

Türkiye’nin döviz yükümlülüklerinin en önemli kalemi yurtdışından temin edilen krediler oldu. Türkiye toplam döviz yükümlülükleri arasında en yüksek payı hemen her dönem kamu ve özel sektör tarafından yurt dışından temin edilen krediler tutuyor. Kredileri ise son dönemlerde artan ölçüde bankalar sağlıyor. İkinci sırayı ise portföy yatırımları alıyor. 2013’ün ikinci yarısından itibaren ise portföy yatırımları doğrudan yatırımların üzerinde seyrediyor.

Finansal kesim dışındaki şirketlerin kısa vadeli açık pozisyonları oldukça küçük. Yine 2014 yılsonu verilerine göre, Finansal Kuruluşlar dışındaki kuruluşların yabancı para yükümlülükleri 281,4 milyor dolar, varlıkları 98 milyar dolar ve açık döviz pozisyonları ise 183,4 milyar dolardır. Döviz pozisyonunun ise sadece %6,96’lık kısmı yanı 12,7 milyar dolarlık kısmı kısa vadelidir. Dolayısıyla Türk lirasının değer kaybetmesi firmaların net varlıklarını eritse de, pozisyonlarının çok küçük bir kısmının kısa vadeli olması ve önemli bir bölümünün uzun vadeye yayılması likidite yönetiminde kolaylık sağlıyor ve dış şokları absorbe ediyor. Yine Finansal kesim dışındaki firmaların dövizli yükümlülüklerinin içerisinde yurtdışından sağlanan kaynakların payı 2009 yılında %55 seviyesinden iken, 2010 yılından itibaren azalmaya başladı ve 2014 yıl sonu itibariyle %29’lu seviyelere geriledi. Bunun yerine yurt içi banaklardan alınan döviz kredileri yükseldi. Dolayısıyla özel sektör firmaları açısından dış şokların seviyesi eskilere göre biraz daha azaldı.

TÜRKİYE, İSTİKRARLI VE MAKUL BİR EKONOMİK BÜYÜME YAKALADI

Diğer taraftan, özel sektörün yurt dışına doğrudan sermaye yatırımları 2014 yılı içerisinde yukarı yönlü ivmelenme süreci yaşandı. Bu yolla oluşturulan dövizli varlıklar döviz pozisyonuna pozitif katkı yapmasının yanında, özel sektöre küresel piyasa bilgisi ve döviz yönetimi yeteneği kazandırıyor.

2015 yılında küresel gelişmeler istikrar yönünde sinyal üretmekten hala uzakta. Zira 2015 yılında, yumuşak emtia fiyatları, düşük faiz oranlarındaki yapışkanlık, büyük ekonomiler arasında giderek farklılaşan para politikaları ve zayıf dünya ticareti küresel görünümün sebep ve sonuç olgularıdır. Maliye politikaları etkili bir aktiviteyi desteklemesi ve ekonomik düşüşleri dengelemesi gereken döneme girdi. Gelişmekte olan ülkelere ve dolayısıyla Türkiye’ye yönelik portföy akımları dalgalı bir seyir izledi ve birçok ülkenin kurlarında oynaklıklar arttı. Türkiye hala istikrarlı ve göreceli olarak makul bir ekonomik büyüme sürecine sahip olmakla birlikte, dışsal döngü belirsizliği ve içyapı mevcut öz dinamiklerin gücünü sınırlıyor. Türkiye’nin düşük büyüme sarmalından çıkması için genişletici kamu yatırım harcamalarının 2015 yılında daha da artırılması mevcut bütçe disiplini politikalarıyla ile elbette çelişmeyecektir. Ancak, değişen küresel koşullarda kamu başta olmak üzere genel ekonomik kurumların kalite erozyonu nedeniyle mevcut büyüme modelini sürdürme zorlukları yaşayan Türkiye’de gündemi son günlerde suni ve gereksiz faiz tartışmaları ve çözüm süreci meşgul ediyor. Faiz seviyelerinde indirime ve para politikalarında gevşemeye ilişkin devam eden siyasi baskıların, ekonominin koruyucu faktörlerinin gücünü azalttığı ve Türkiye’nin enflasyonla mücadelesini zafiyete uğratacağı açık bir biçimde ortaya çıktı. Diğer taraftan ortak irade beyanı aşamasına ulaşan çözüm sürecinin hız kesmeden bir an evvel iç barış, demokratikleşme ve insani temelde girişimlerle desteklenip, en zorlu halkalardan birisi olan müzakere aşamasına evrilmesi gerekiyor.

Makro Analiz

Orhan Ökmen

JCR Eurasia Rating Başkanı

okmen@turcomoney.com

Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=