Lütfen bekleyin..
Dr. Kazım Kılınç

Dr. Kazım Kılınç

Benim darbem iyidir!

15 Ağustos 2013

Mısır’da yapılan darbe ve ardından gelen katliamlar, darbe, darbeci, demokrasi, demokrat tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Gelin görün ki o her zamanki tutarsız, riyakar tavır kendini yeniden gösteriyor.

Öyle eveleyip gevelemeye gerek yok. Mısır’da seçimle işbaşına gelen bir hükümeti, devlet başkanını alaşağı etmek, darbeden başka bir şey değildir. Kınıyorum, bin defa kınıyorum. Darbenin hemen ardından eski Devlet Başkanı Mursi taraftarlarının protestolarına sert tepki gösterilmesini, daha da ötesinde kanlı katliamlar yapılmasını da bin defa lanetliyorum. Vicdanı olan, yüreği olan, yani insan olan herkesin bu katliamı kınaması, lanetlemesi lazım. Çünkü bu konuya siyasi, idelojik açıdan değil, insanı pancereden bakmak yeterli…

Fakat ben sadece Mısır’daki darbeye değil, tüm darbelere karşıyım. Aslolan, demokrasidir, adam gibi işleyen bir demokrasidir. Dolayısıyla askeri darbelere de, sivil darbelere de aynı tavrı göstermek gerekiyor. Yani seçimle işbaşına gelse bile otoriter tutum içine giren sivil yönetimlere de karşı olmak gerekiyor…

Peki Türk medyasına bir bakın hele… TV kanallarında demokrat kesilenlerin sözlerini dinleyin… Gazetelerde, internet sitelerinde kalem oynatan yazarların yazılarını bir okuyun… Siyasi partilerin yöneticilerinin, sözcülerinin konuşmalarını takip edin… Gördüğümüz şey, tam anlamıyla ikiyüzlü, tutarsız bir tablodan başka bir şey değil…

Mursi’nin devrilmesine sert tepki gösterenler, nedense çok değil birkaç yıl önce başka ülkelerde, örneğin Pakistan’da, Ziya Ül Hak tarafından yapılan darbeye karşı sessiz olmak bir yana cansiperane destek verdiler. Açın birkaç yıl önceki gazetelerin sayfalarını bu kepazeliği görürsünüz…

Darbeci Sisi yönetiminin kanlı katliamlarını lanetleyen bazı kesimler, El Beşir’in çok daha büyük katliamı karşısında sus-pus oldular.

Bunların çoğu, örneğin 12 Mart’ın, 12 Eylül darbesinin şakşakçısıydı…

Niye?

Çünkü “benim darbem iyidir” dediler…

Çünkü, “benim katliamım meşrudur” dediler…

Öbür tarafa bakıyorum… Güya Mısır’daki darbeye karşılar… Güya katliamı kınıyorlar… Ama gür bir ses ile değil, kem küm ederek birkaç kelam ediyorlar, “ama”, “fakat” diyerek katliamı lanetliyorlar…

Bu kesimler, sabah akşam “demokrasi” diyor, “insan hakları” diyor… Ama onlar da tutarsız, riyakar… Güya darbeye karşı çıkıyorlar, ama 27 Mayıs’ı devrim olarak görüyorlar… Darbeler kötüdür diyorlar ama, 28 Şubat müdahalesini meşru göstermeye çalışıyorlar…

Bütün bu konuşanlara baktığımda iğreniyorum…

Vicdanları mühürlü oldukları için iğreniyorum…

Evet, darbeler kötüdür… Ama ister sağdan, ister soldan, ister dinci, ister başka türden tüm darbeler kötüdür…

Evet katliamlar kötüdür. Ama ister sağdan gelsin, ister soldan, ister dinciler yapsın ister ateistler… Tüm katliamlar kötüdür…

Evet zorbalık, diktatörlük kötüdür… Ama tüm zorbalıklar kötüdür… İster yönetimi darbe ile ele geçiren askeri yönetimler, ister seçimle işbaşına gelen iktidar olsun tüm zorbalar, zorbalıklar kötüdür…

İşte meseleye bu açıdan bakmak, olayları vicdan terazisinde tartmak gerekiyor…

kakilinc@haber1.com

Yazarın Diğer Yazıları
1 Şubat 2016
15 Mayıs 2014
9 Şubat 2014
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=