Lütfen bekleyin..
Dr. Kazım Kılınç

Dr. Kazım Kılınç

Biz kime inanalım?

29 Aralık 2013

17 Aralık’ta patlak veren bir kısım yargıya, bir kısım polise, bir kısım medyaya ve muhalefete göre, “Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonu”, iktidara, bir kısım yargıya, bir kısım polise, bir kısım medyaya göre ise “yargı ve polis darbeci” olarak yansıtılan olayda kabak gibi ortaya çıktı ki, bunlar Türk halkını gerçekten aptal yerine koyuyor…

Nasıl mı?

Ergenekon davasında aynı yargı, askerler hakkında öyle kararlar aldı, öyle cezalar verdi ki Hükümet mest oldu, iktidar mensupları gelen tepkileri püskürterek, “Ortada çok büyük olay var, eleştirmeyi bırakın yargı ve polis işini yapsın” diyerek eleştirileri, tepkileri görmezden geldi. Bir kısım medya soruşturma yargıya intikal etmiş gizli dosyaları çarşaf çarşaf yayınladı, yayınlamakla kalmadı, zanlıları suçlu ilan etti. Bir kısım polis askerlerin, bürokratların, gazetecilerin evlerine sabahın köründe baskınlar yaptı, gözaltına aldı. Şimdi çoğu yıllardır cezaevinde, çoğu ömür boyu hapis cezası çekecek…

Yani iktidardan, bir kısım medyadan vicdanlı birileri çıkıp da, “Yahu yüzde 1 bile olsa bunlar suçsuz olamaz mı?” demedi…

Ya aynı olayda muhalefet ne yaptı? Bir kısım medya ne yaptı?

“Ya bu iddiaların yüzde 1’i bile doğru olamaz mı?” demedi. İktidarı, yargıyı, polisi, medyayı topa tuttu. Küfürler etti, hakaretler savurdu, tehditlerde sınır tanımadı. Bu belgeler sahte, bu fotograflar, ses kayıtları, bu video görüntüleri montaj iddiasında bulundu. “Bu işin arkasında Amerika, CIA var, İsrail var, MOSSAD var” dedi. Bu operasyonu iktidar ile Gülen cemaati birlikte tezgahladı” diye yeri göğü inletti.

Bu operasyonların, bu savunmaların, bu iddiaların hepsi Balyoz Davasında da, ODATV davasında da, Gezi Davası olayında da yaşandı…

Ve derken 17 Aralık operasyonu patlak verdi…

İşte bu operasyonla birlikte roller füze hızıyla değişmeye başladı…

Yargıyı yere göğe sığdıramayan, polisi kahraman ilan eden Hükümet, savcıları, hakimleri, polisleri ve en büyük yol arkadaşı Gülen Cemaati’ni cuntacılıkla, darbecilikle suçladı, “Bu operasyonun arkasında Amerika var, CIA var, İsrail var, MOSSAD var” dedi. Gülen cemaatini, savcıları, polisleri, hakimleri vatan haini ilan etti. Ortaya saçılan ses kayıtları ve fotografları için bunlar sahte, bunlar düzmece, bunlar montaj bile demekte sakınca görmedi.

Bu söylemleri bir kısım medya utanmadan, sıkılmadan manşetlerine taşıdı… Düne kadar kol-kanat gerdikleri cemaati hain, yere göğe sığdıramadıkları savcıları, hakimleri, polisleri vatan haini olarak gösterdi. “Yahu bu yolsuzlukların, hırsızlıkların, rüşvet iddialarının yüzde 1’i bile doğru olamaz mı?” demedi. Utanmadan, arlanmadan, yüzleri kızarmadan dün yaptıkları yayınları yok saydılar, tükürdüklerini yaladılar…

Ve muhalefet, bir kısım medya da dün yerden yere vurdukları savcılara, hakimlere, polislere öyle bir sahip çıktı ki görenlerin şaşırmaması mümkün değildi. Hele hele Cemaat konusunda dün söylediklerini unutmaları, hatta kolkola girdikleri izlenimini vermeleri çok daha şaşırtıcıydı. Utanmadan, sıkılmadan, yüzleri kızarmadan dün yaptıkları küfürleri, ettikleri hakaretleri yalayıp yuttular… “Ya bu iddiaların, belgelerin, ses kayıtlarının yüzde 1’i bile yalan, sahte olamaz mı?” demedi.

Geldiğimiz nokta, gerçekten çok vahim…

Toplum keskin bir şekilde ikiye bölünmüş durumda…

Polis, 1980 öncesi dönemde olduğu gibi ikiye bölünmüş durumda…

En büyük güvencemiz olması gereken yargı, tarihinde hiç olmadığı kadar bölünmüş durumda.

Ve medya da tarihinde hiç olmadığı kadar bölünmüş ve birbirine düşman olmuş durumda…

Medya demişken bir-iki cümle ile hazin tabloyu biraz daha açmam gerekiyor…

Bir kısım medya, sanki gazetecilik yapmıyor, Hükümet düşmanlığını görev bellemiş… Başbakan Erdoğan ağzıyla kuş tutsa, bunlar yine küfrü, hakareti maharet sayacak… O kadar düşmanlar yani…

Bir kısım medya ise adeta köpeklik yapıyor… Sahibinden daha fazla saldırgan, sahibinden daha fazla azgın… Başbakan Erdoğan, hükümet, bakanlar en büyük yanlışı yapsa bile bunlar görmüyor, duymuyor, yazmıyor… Yayıncılık yapmıyor, iftira atıyor, pislik saçıyor, gladyatör misali heryeri darmadağın ediyor…

Bunlar, Türk halkını aptal yerine koyuyor… Bunlar, insanlarımızla dalga geçiyor… O zaman ben de Türk halkına bir çağrıda bulunuyorum…

Darbecilere de, uluslar arası kirli oyunun maşalarına da, Türkiye’nin dış ve iç düşmanlarına da, hırsızlara ve arsızlara da, rüşvetçilere de, yalancı dolancılara da, sizi aptal yerine koyanlara da oylarınızla öyle bir darbe vurun ki, bir ayağa kalkamasınlar, bir daha kendilerini doğrultamasınlar…

kakilinc@haber1.com

Yazarın Diğer Yazıları
1 Şubat 2016
15 Mayıs 2014
9 Şubat 2014
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=