Lütfen bekleyin..
Osman Göktan

Osman Göktan

Bilgi kalitesi ve bilgi kirliliği

1 Mayıs 2014

Modern zamanlarda insanlığın en büyük ihtiyacı kuşkusuz bilgidir. İnsanlık tarihi boyunca her birey merak güdüsüyle hareket edip bu açlığını doyurmak için bilgiye ulaşmaya çalışır. Bu çaba deneyimlerle birlikte gerçek bilgiye dönüşür. İnsanoğlu gerçek bilgiye ulaştıkça hayat kalitesinde pozitif değişimin oluşur ve bunun farkına vardıkça daha fazla bilgiye erişmeye çabası harcar. Ancak dünya nüfusu arttıkça ve bununla ilişkili olarak var olan bilgi de arttıkça gerçek bilgiye erişim önemli bir hal almış oldu. Modern zamanlarda otorite sayılanların ürettikleri bilgi toplum tarafından kabul görse de, her bireyin ürettiği bilginin öznellik içermesi ve her birinin de kendi içerisinde doğru kabul edilmesi gerçek bilgiye ulaşmayı daha da zorlaştırıyor.

İnternetin icadıyla bilgiye erişim konusunda binlerce yıldır kat edilemeyen devrim birkaç on yılda gerçekleşti. İnternet ve bilişim teknolojileri sayesinde bilgiye ulaşmak sadece birkaç dakikalık bir çabanın ürünü oluyor ve böylece insanoğlu hayat kalitesini arttırmanın yolunu bir kez daha buluyor. Ancak bir süre sonra benzer bir sorun internetten edinilen bilgide de kendini göstermeye başladı. Teknolojinin gelişimi ve nano-teknolojinin gerçekleştirdiği devrim sayesinde avuç içine sığabilen dokunmatik bilgisayarlar bilginin yayılımını arttırdı. İlk başta olumlu gibi görünen bu durumun küçük bir açığı vardı. Bilgisayarlar taşınabilir olduğu sürece ve cebimize girebildiği sürece üretilen bilgi sayısı da artmış oldu. Yani her saniye, her salise dünya üzerinde bilgi yeniden üretiliyor ve bu doğal olarak öznel bir perspektif içerisinde hayat buluyor. Bu da gerçek bilginin ne olduğu sorunsalını karşımıza çıkarıyor. İnternet üzerinden elde edilen bilginin gerçek olup olmadığının bilinememesinin yarattığı konforsuzluk hali insanlığın hayat kalitesini düşüren bir neden olmaya başladı. Zira hayatın her alanında üretilen bu bilgileri teyit etmek, bilginin kendisine ulaşmaktan daha zor. Bu da insanlık için bir sorun.

Ancak sıkıntımız burada bitmiyor. Son birkaç yılda büyük atılım gösteren sosyal medyanın ürettiği bilginin gerçekliği konusu internetin yaygınlaşmasının gerçek bilgiye ulaşma konusunda yaşadığımız sıkıntıyı biraz daha büyütüyor ne yazık ki. Zira bu kez karşımızda her bireyin bir haber ajansı, bir medya aracı gibi davranabildiği, hatta bunun özendirildiği bir sosyal medya ortamında üretilen bilginin doğru olup, olmama olasılığı son yılların en büyük sorunsalı olmaya aday. Sosyal medya alanlarını henüz ciddiye almayan kesimler olabilir ancak bu alan uluslararası ilişkilerde diplomasi aracı olarak yoğun bir şekilde kullanılabiliyor. Gerilimli iki ülke arasında twitter üzerinden sıcak mesajlar verilebiliyor, barış görüşmeleri yürüten müzakereciler facebook üzerinden tüm dünyaya gelişmeleri aktarabiliyor. Seçim kampanyalarını sosyal medya üzerinden yürüten siyasetçilerin oranı her geçen gün çığ gibi büyüyor. Yani sosyal medya sadece bireysel ilişkilerin değil, devletler arası ilişkilerin de önemli bir aracı haline geliyor. İşte bu nedenle de sosyal medyada üretilen bilginin doğru olup olmaması çok hayati olabiliyor. Büyük krizlere, yanlış anlaşılmalara ya da manipülasyonlara çok açık olan bu alanın sağlıklı bir şekilde işlemesi çok önemli. Bunun yolları üzerinde dünyada bir tartışma yaşanıyor halihazırda. Bunları takip etmek ve katkı sunmak sosyal medyayı yoğun bir şekilde kullanan ülkemiz için gerekli bir girişim olacaktır. Birey olarak ise doğru bilgiye sağlıklı bir şekilde erişmek için kendi ürettiğimiz bilgiden emin olmakla işe başlayabiliriz.

Görüş
Tarkan Kadooğlu
Kadooğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı
TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi
kadooglu@turcomoney.com

Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=