Ana Sayfa  Politika  Dünya  Spor  Medya  Güncel  Sağlık  Magazin  Bilim - Teknik  Ekonomi  Para Borsa  Finans  Moda 
Medya

'Güvenliği tehlikede'

Haber7 yazarı Fatih Bayhan, bugün köşesinde şok bir iddiada bulundu. Bayhan, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın güvenliğinin tehlikede olduğunu ileri sürdü, "Sayın Başbakan'ım yediğine, içtiğine dikkat et. Sonun Özal gibi olmasın" diye uyardı.
09 / 05 / 2008 14:28

İşte Bayhan'ın yazısı...


Başbakan'ın güvenliği tehlikede mi?

Türkiye maalesef normal günler geçirmiyor.

Kitlesel her olay, bir takım yasadışı örgütlerin faaliyet alanına dönüşmüş durumda…

Ya siyasi provokasyonlar yapılıyor, yahut ses getirecek eylemler planlanıyor…

Son 2 yıldır ülkede polis ve istihbarat birimlerince ele geçirilen bilgiler sayesinde bir çok eylemci daha bombanın pimini çekmeden yakalanmış…

Hatırlayın, Ankara’da bir otoparkta, hem de Başbakanlık’a yakın bir yerde içi patlayıcılarla dolu koca bir minibüs bulunmuştu…

Ve daha bir çok olay…

Suikastlar, molotof kokteyller…

Diyeceksiniz ki, “Ne yani ülke güvensizlik bandına mı girdi? Yoksa abartıyor musun?”… Hayır abarttığım falan yok, ama ülkenin güvensiz bir alana doğru çekilmeye çalışıldığını söylemek bütün bu olanlardan sonra zor değil…

***

Bazı gelişmeleri ve emniyet kayıtlarını incelerken dikkatimi çekti…

Sanırım Başbakan’ın güvenliğinden sorumlu birimlerin de bazı şeyler dikkatini çekmiş olacak ki koruma duvarı oluşturulmuş, güvenlik halkası artırılmış…

Zaman zaman abartıya kaçıldığı, vatandaşın zarar gördüğü bu güvenlik tedbirleri, elbette önemli, ancak benim üzerinde durmak istediğim nokta çok daha bir şey…

Önce tarihsel bir hatırlatma…

Bu ülkede Atatürk’ten sonra halkın büyük desteğini almış üç kişi oldu…

Menderes, Özal ve Erdoğan…

Dikkatle bakın, Menderes, önlenemeyen yükselişini idam sehpasında can vererek sonlandırdı…

Bu idam sahnesine belki bir “mantar tabancası dahi patlatılmadı “ama, halkın gözünde “Kahraman Menderes” oldu…Kimi, “şehit” dedi…

                                            ***

Menderes’i istemeyerek de olsa efsaneleştirerek irade, halkın desteğini yıllar sonra yeniden kazanan Turgut Özal’ı “Büyük Türkiye” idealini resmi anlaşmalarla imzaya aldığı için bu kez “zehirleyerek” öldürdü ve “kalp krizi” süsü verdi… Özal’ın ölümü hala bir muammadır… Şimdi üçüncü isimdedir sıra…

Çünkü bu halk, akıllanmamıştır(!) ve gidip Erdoğan gibi birisine hem de iki defa yetki vermiştir… Hala yapılan kamuoyu anlaşmalarında Erdoğan’ın aldığı destek yüzde 40’ın çok üzerindedir… Kapatma davası bile Erdoğan’ı bitirmeye yetmemiştir ve belki de yeniden efsaneleştirecektir…
 
                                               ***

İşte Erdoğan’ın bu saatten sonrası çok önem kazanmaktadır…

Bugüne kadar suikast planları hep deşifre olmuştur, suçlular yakalanmıştır… Ancak arkalarındaki güçler sır gibi saklanmaktadır…

Rahmetli Özal, Partisi’nin kongresinde kendisini öldürmek isteyen Kartal Demirağ’ı çok sonra affetmek zorunda kalmış, ancak kendisini kimin öldürmek istediğini de yaptırdığı tetkikler sonucunda ortaya çıkartmıştı…

Evet, Rahmetli Özal’ın Baba Bush’u Camp David’deki evinde ziyaret etmesinin en önemli nedeni de kendisine karşı olası bir darbeyi veya suikastı “böyle bir şey olacaksa ABD’nin bilgisi dışında olmaz” düşüncesine inandığı için merkezinde yok etmekti…

                                             ***

Şimdi Erdoğan da Türkiye’nin Ortadoğu ve Orta Asya’daki menfaatlerine uygun hareket geliştirerek, “dikkat” çekiyor…

ABD’den kaçan Arap sermayesini Türkiye’ye getiriyor… Ülkenin sermayesini güçlendiriyor. Çünkü bu Arap şeyhlerinin milyarlarca dolarlık petrol paraları ABD ekonomisin en can alıcı kaynağı, rezervidir. 11 Eylül’den sonra bu para “güvenli bir ülke” arayışına girdi. İşte Erdoğan’ın bu ülkelerle kurduğu ilişkiyle paralar Türkiye’ye akmaya başlamıştı ki bir anda Türkiye’de bombalar patlamaya başladı, buranın da “güvensiz bir ülke” olduğuna inandırılmaya çalışıldı…

Ancak Erdoğan, Oyunları bozuyor… Prinç kıtlığı “oyunu” oynayanları ortaya çıkartıp çökertti… Aynı çevreler şimdi de “peynir kıtlığı” oyunu oynamak istiyor, amaçları halkta korku ve panik yaratmak…

***

Şimdi gelelim asıl meseleye…

Evet, Erdoğan son beş yılda yapılamayanları yapmıştır, ülkede bir hareket meydana getirmiştir…

Evet, duble yollar tamamdır, 27 yıldır açılamayan Bolu tüneli açılmıştır ve takdir edilmelidir, hakeza 25 yıldır tamamlanamayan Karadeniz Sahil Yolu’nun tamamlanması iyi olmuştur…

Ancak, Erdoğan burada kalmamıştır… Herkes onu Avustralya’da sanarken, o Malezya’da D-8 ülkeleriyle gizli bir toplantı yapmış ve “ekonomik kalkınma” odaklı adımları planlamıştır…

Orta Asya, Orta Doğu, yakın komşularla ilişkileri düzeltmiştir… Bosna yeniden bir “Türkeli” olarak hatırlanmış ve sosyal, kültürel, siyasal köprüler kurulmuştur…

***

O halde Ey Erdoğan, sen de “kırmızı çizgiyi” aştın…

Bundan sonra olacakları bekle, ama ne olur eskilerden ders alarak bekle…

Menderes’i izle, “Pek Muhterem Hakim Bey Hazretleri…” diye söze başlayıp, ceketinin dört düğmesini de ilikleme… Sonun Menderes gibi olmasın…

Özal’ı izle, “Ben devletin Başbakanıyım” diyerek yürü, YEDİĞİNE, İÇTİĞİNE DİKKAT ET… Sonun Özal gibi olmasın.

Yanındaki; siyah gözlüklü, afilli delikanlılar iyi eğitim almış olabilir, sadıkta olabilir, ama “ev, aile, dostluk” ilişkilerinde aman titizlik göster… Unutma ki Fatih’i en yakını zehirlemiştir…

***

Ben az yazayım, siz çok anlayın…

Bakın "Kennedy suikastini soruşturan Warren Komisyonu Oswald'ın suikasti tek başına işlediği sonucunu çıkardı, fakat Amerikan halkının sadece yüzde 10'u buna inandı."

HABER7

  •  
  •  
  •  
YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)
Anket