Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 26°
    22 Temmuz 2019 00:00
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

''ORTADOĞU'DAKİ GELİŞMELERİ YENİDEN YORUMLAMAK LAZIM!''

07 Şubat 2015 13:41

Hatıralarını kitaplaştıran Evsen Şirketler Grubu Başkanı Ali Evsen, Avrupa Birliği, Rusya Krizi, Ortadoğu Olayları ve Azerbaycan hakkında ilginç analizler yaptı.

Evsen Şirketler Grubu Başkanı Ali Evsen, Azerbaycan'a ilk giren işadamları arasında yer aldı. Başta 1.500 araçlık taksi filosu, AVM ve Otel projeleri, elektronik ve beyaz eşya fabrikaları olmak üzere pekçok sektörde ilklere imza attı. Binlerce insana istihdam imkanı sağladı. Yardımsever kişiliği sebebiyle, onu yakından tanıyanlar, kendisi için ''Fakirlerin babası Ali Evsen'' deyimini kullandılar. Ali Evsen, daha sonra yatırım halkasını  Balkanlara, Ortadoğu'ya, Rusya'ya ve Avrupa'ya kadar genişletti.

Adana doğumlu Ali Evsen'in soyağacı bir zamanlar Diyarbakır'da hüküm süren Nisanoğulları Beyliğine kadar uzanıyor. Selçuklu ve Osmanlı döneminde bugünkü Anadolu ve Ortadoğu ülkelerinin içiçe olması sebebiyle, bu toplumlar arasında sürekli karşılıklı göçler olmuştur. Ali beyin ataları da Suriye'den Anadolu'ya gelerek önce Diyarbakır'a sonra da Adana'ya yerleşmişler.  Suriye'de bugün bile 3 milyondan fazla Türkmen yaşamaktadır. Belki de soyağacının Suriye'ye kadar uzanmasının etkisiyle Ali Evsen, İngilizce',nin yanısıra mükemmel derecede Arapça konuşuyor. Halen İspanya'nın başkenti Madrid'de yaşayan Ali Evsen,  hayatını anlatan 3 ciltlik bir kitap yazıyor. Kitabın ilk cildi önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak.  Bu ilk bölümde iş hayatıyla ilgili ilginç sırlar anlatan Ali Evsen, iş hayatının zorluklarını, başarılı olmanın püf noktalarını ilginç örneklerle dile getiriyor. Kitabın ikinci bölümü ise tamamen Azerbaycan hatıralarına ayrılmış durumda.  Azerbaycan denildiği zaman çoğu zaman duygulanan ve gözleri dolan Ali Evsen, bu kardeş ülkede geçen 25 yılın acı-tatlı hatıralarını adeta bir film şeridi gibi anlatıyor. Madrid'de ünlü ve etkin insanların yaşadığı bir bölgedeki lüks evinde gazeteci-yazar Seyfullah Türksoy'un sorularını cevaplayan Evsen şirketler Grubu Başkanı, Avrupa Birliği'nden Rusya krizine, Ortadoğu'daki gelişmelerden Azerbaycan'daki kalkınma hamlesine kadar pekçok konuda ilginç analizler ve tespitler yapıyor.

 

-Ali bey, birkaç yıldır İspanya'dasınız, Madrid'de yaşıyorsunuz. Son yıllarda da Avrupa'nın pek çok ülkesinde bir ekonomik krizden söz ediliyor. Bazı ülkelerde de bu krizin etkilerini net ve çok bariz bir şekilde görüyoruz. Şu anda Avrupa'ya baktığımızda Avrupa'da yaşayan bir iş adamı olarak  ekonomik durumu nasıl görüyorsunuz? Buna İspanya ekonomisini, Yunanistan ekonomisini, Portekiz ekonomisini, İtalya ekonomisini de dâhil edebilirsiniz. Şu anda Avrupa'da ekonomik durum nedir?

Ali Evsen:  Teşekkür ederim hoş geldiniz. Sizleri tekrar görmek beni hem sevindirdi hem duygulandırdı. Sizi görünce anılarımı hatırladım. Bir ev misafiriyle, konağıyla güzeldir. Sizler de benim en değerli misafirlerimsiniz.  Hoş geldiniz. Sizlerin nezdinde öncelikle dostlarıma, herkese sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Ekonomik kriz dünyayı bayağı etkiledi.  Herkes bu ekonomik krizin kısa süreceğini düşünüyordu, bu sebeple çok ehemmiyet vermediler. Sizinle yaptığımız bundan önceki röportajda -herhalde 2 yıl kadar oldu- o röportajda aynı soruya yakın bir soru sormuştunuz. Ben dedim ki;  2015' in sonuna kadar ekonomik kriz devam edecek ama ekonomik krizin bitmesine sebep olacak. Fransa'daki ve Çin'deki krizin bitmiş olması lazım. Avrupa'daki krizin bitmesi Fransa'ya bağlı, Dünyadaki krizin bitmesi Çin'e bağlı. Bunlar hala kendisini göstermedi. Göstermediği için de kriz bitti veya bitiyor diye bir yorum yapmak biraz yanlış olur.

AVRUPA'NIN LOKOMOTİFİ FRANSA, DÜNYANIN LOKOMOTİFİ ÇİN

-Neden Fransa veya Çin?
Ali Evsen:  Avrupa'nın lokomotif ekonomileri var. Onlardan bir tanesi de Fransa. Fransa'nın aşırı sosyal harcamaları var. Aşırı büyütülmüş harcamalar var. Bu da yıllarca Devleti sıkıntıya sokacak boyutlarda,  çünkü rakamlar çok büyük. Ekonomisi ondan daha küçük olan Yunanistan gibi, İtalya gibi, biraz daha büyük İspanya gibi. Burada etkisini çabuk gösterdi. Bunların ekonomisinin düzelmesini beklemeden Fransa bunu herhalde açmak veya açıklamak durumunda kalmadığını düşünüyorum ben. Çünkü böyle bir şey olursa aşırı bir dengesizlik meydana gelebilir. Ekonomi tam kırılgan boyuta gelebilir. Avrupa Birliği'nde dağılmalar olabilir. Belki de bundan dolayı ekonominin nerede hastalandığı ve hastalığının ne olduğunun tespiti hala yapılamadı. Bence bilinmekte ama açıklanmadı. Bu açıklandığı zaman inanıyorum ki Avrupa daha dinamik bir şekle gelecek. Aslında ekonominin bu sıkıntının esas kaynağı zenginliğin artık ortada olmaması. Artık zenginlik bitti dünyada. Aşırı bir para çokluğu, aşırı bir iş hacmi, gelir kaynakları artık yok. İnsanların bunu anlaması ve kabul etmesi lazım. Tabii çok kolay değil bunu kabul etmek. Daha önceki röportajımda da söyledim. Ekonomik krizin bana göre esas kaynağı insanları, ellerinde olmadığı bir şey ile heyecanlandırıp aşırı bir harcamaya tabii tuttular, alıştırdılar. Zenginliği ya da zengin yaşamayı öğrettiler. Tüketimi ve israfı. Tüketimle israfı da karıştırmamak lazım. Bir ihtiyaç duyulan tüketim var, bir de ihtiyaç fazlası israf tüketim var. İnsanlar son yıllar içerisinde özellikle son 10 yıl içerisinde aşırı bir israf tüketimine yöneldi. Çok kolay oldu her şey. Kredi istiyorsan kredi veriyorlar, bir şey almak istiyorsan sana aldırıyorlar. Alman için teşvik ediyorlar. Adamların işi bütün dünyada satıcıların, pazarlamacıların, bu işle meşgul olanların işi yaptıkları herhangi bir ürünü ihtiyaç maddesi olsun, lüks maddesi olsun veya sanal osun öyle güzel bir pazarlama, öyle güzel bir alıcılık kabiliyeti insanlara bahşediyorlar ki, insan istemese de onu alıyor.  Düşünüyor diyor ki:" Benim bunu almam bana bir sıkıntı doğurmayacak. Ben bunu alacağım bu kadar zamanda ödeyeceğim. Ya da bunu alacağım sonra ödeyeceğim derken aşırı bir tüketime yöneldi insanlar.  Çok büyük bir sanal piyasa meydana geldi. Sanal piyasanın sonu olmaz ki.  Adamın bir evi vardı, iki evi oldu. İki evi vardı, yazlığı oldu. Yazlığı vard, kışlığı oldu. Bir arabası vardı, hanımına araba aldı. Hanımının vardı, çocuğuna aldı, öbür çocuğuna aldı.  Bunun sadece arabası değil ki,  benzini var, yağı var, bakımı var, şusu var, busu var. İnsanlar aşırı bir harcamaya, tüketime, israfa yöneldiler. Neticesi de böyle oldu. Şimdi dünyada o zenginlik bitti.  İnsanlar bunu kolay kolay kabul etmezler ama kabul etmek zorundalar. İnsanların artık aşırılıktan uzaklaşması lazım. Ne kadar çabuk uzaklaşırlarsa o kadar rahat ederler.

- Avrupa Birliği bu hali ile daha ne kadar devam edebilir?

Ali Evsen: Avrupa Birliği'nin başka seçeneği yoktur. Avrupa Birliği'nin üslubuna, kuruluş maksadına, kuruluş felsefesine ayrılma uygun değil.  Avrupa Birliği'nin daha da sağlamlaşması, daha da köklü sağlam temellere oturması için,  hem bu aşırılığı önlemek, hem de birbirlerine kenetlenmeleri  çok önemli.

TÜRKİYE'NİN AVRUPA BİRLİĞİ'NİN İÇİNDE OLMASI LAZIM
-Şu aşamada Türkiye için Avrupa Birliği'nin bir anlamı kalmış mıdır sizce? Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesi Türkiye ekonomisi için çok önemli midir?
Ali Evsen: Avrupa Birliği'ne girmeyi sadece bir hat üzerinde düşünmek doğru değil. Avrupa Birliği çok büyük bir medeniyet. Avrupa birliği çok büyük bir kültüre ve geleneğe sahip içerisinde çok zengin bir yapıyı barındıran bir topluluk. Türkiye sadece ben oraya girdim, ben malımı satacağım veya onların malını ucuza alacağım veya benim malım oraya ucuza gidecek diye düşünmemeli. Avrupa Birliğinden alacak şeylerimiz çok fazla. Avrupa Birliği'nin kökleşmiş bize örnek olacak ve bizim onlara vereceğimiz çok şeylerimiz var. Son hadiseler gösterdi ki, Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin içinde olması lazım. Fransa'daki son olayları gördünüz. İslam toplumunun, müslüman topluluğun Avrupa'dan ayrı olması mümkün değil.
- Aslında Avrupa'nın da Türkiye'den, müslümanlardan öğreneceği çok şeyler var.
Ali Evsen: Tabii. Olayları  bazen çok yanlış değerlendiriyoruz.  Konu hakkında bizim bilge insanlarımız, bizden daha bilgili insanların konuşmalarına bakıyorum herhalde daha farklı boyuttan baktıkları için bazı şeyleri dile getirmiyorlar, konuşmuyorlar. Avrupa Birliğinde biz onlara lazımız, bize de Avrupa Birliği lazım. Yani tek taraflı değil. Biz hem medeni yönden, hem ekonomik yönden, hem sosyal yönden, hem de stratejik yönden Avrupa Birliği'nin Orta Asya, Ortadoğu ve hatta Uzakdoğu'ya kapısı ve penceresiyiz. Aynı şekilde Avrupa da bizim için de böyle. Yani biz Ortadoğu'nun, Orta Asya'nın, Kafkasya'nın Uzakdoğu'nun eksiklerini buradan aldıklarımızla tamamlayabiliriz. Bu kültürel olabilir,  sosyal olabilir, ekonomik olabilir.

ÖNÜMÜZDEKİ 5 YILDA ÇOK BÜYÜK SORUNLAR YAŞANABİLİR!

-Ali bey biz sizinle 7 yılı aşkın bir süredir tanışıyoruz. Sizinle zaman zaman röportajlar yaptık. Sizin öngörülerinizin pek çoğunun gerçekleştiğini görüyorum. İki yıl önce yaptığımız röportajda da Ortadoğu'daki gelişmelere, dünyadaki gelişmelere ve global krize dikkat çekmiştiniz. Onların büyük bölümünün gerçekleştiğini ve hakikat olduğunu gördüm. Şimdi bu pencereden baktığımızda şu anda belki Avrupa Birliği'ne alternatif olarak da düşünülebilir? Putin'in öncülük ettiği Orta Asya ülkelerini de kapsayan bir Avrasya Birliği projesi var. Onunla ilgili çalışmalar sürüyor. En son Kırgızistan'ı da dâhil ettiler. Önümüzdeki günlerde bu anlamda çalışmalar başlayacak. Bir de son zamanlarda Kırım'ın işgali ile ona bağlı olarak gelişen Rusya krizi var. Rusya ekonomisinde ciddi bir kriz yaşanıyor. Siz Avrasya Birliği'nin geleceğine nasıl bakıyorsunuz? Bu oluşum gerçekten dünyadaki dengeleri etkiler mi? Rusya'daki kriz daha ne kadar sürecek? Çok uzun zaman devam eder mi? Yakın zamanda biter mi? Bu olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ali Evsen: Ben önce temennilerimle bu konuya ilişkin fikirlerimi söyleyeyim. Temennim Sayın Putin ile Avrupa Birliği ve Amerika'nın, inşallah Allah'tan ümit ediyorum ki  böyle samimi her tarafı tatmin edecek orta yol bulunur da büyük bir sıkıntıdan kurtulmuş olunur. Burada problem Rusya'nın yaşadığı ekonomik kriz değil. Burada problem çok daha büyük. Eğer bu devam edecek olursa problem çok daha büyür. Bana göre bu stratejik olarak girdiğimiz son 5 yıl, yani 2015'ten 2020'ye kadarki  5 yıl çok önemli bir beş yıl. Sınırların değişebileceği birçok insanın ızdırap ve eziyet çekeceği bir 5 yıl ki çok önemli bir 5 yıl. 2015-2020 arası. Artık start verilmiş. Şimdi keşke Putin ile bu diyaloğu sağlasalar. Keşke aklıselim insanlar oturup bu işe bir çözüm bulsalar. Kırım belki bir gün Ukrayna'dan ayrılıp otonom veya değişik bir statü verilerek hem Ukrayna'dan hem Rusya'dan ayrılıp güzel bir konumda her iki tarafa da hizmet eden bir konuma getirilebilir. Her iki tarafı da memnun edebilir. Ama bu olay bu şekilde devam ettiği sürece ne Rusya geri adım atacak, ne Amerika ne Avrupa geri adım atacak çok büyük sıkıntılar meydana getirebilecek. İnşallah böyle bir şey olmaz. Herkes bir birlik oluşturabilir. İki,  üç veya dört kendi aralarında anlaşılıp birlik oluşturabilirler.  Ama birlikler kırılmalarla değil, küsmelerle değil stratejik ve jeopolitik konumlarla meydana gelmelidir. Az önce dediğim gibi eğer şu anda dünyada giden proseslerin  önü alınmazsa, dünyayı çok büyük sıkıntılara getirebilir. Dünya bunun altından kalkar mı kalkmaz mı o ayrı bir konu. Ama çok büyük sıkıntılar meydana getirir. Yoksulluklar meydana getirir. Düşünün ki bundan 20-25 sene evvel dünya ticaret hacmi neydi, 5 sene evvelki dünya ticaret hacmi neydi? Arada o kadar büyük fark var ki rakamlarla dile getirdiğiniz zaman aradaki fark trilyonları geçer. Fakirlikten zenginliğe doğru bir gidiş var. İnsanların mutluluk içerisinde yaşamaları var. Bir de şimdi diyoruz ki fakirlik meydana gelecek. Eğer bu prosesler devam ederse fakirlik hızlanacak. İnsanlar hazmetmeden bu hızlanacak.  Bir ülkenin para birimi bir günün içerisinde %30-%40 oynama gösterebiliyorsa bu oynamanın getirdiği sıkıntıyı düşünebiliyor musunuz? Eğer bu meydana gelebiliyorsa  kırılganlıklar çok büyük demektir.  Her an her şey olabilir.

KARİKATÜR KRİZİ, ATEİSTLERİN BİR TUZAĞI

 Avrupa Birliği'ni geçmeden önce bir konuya değinmek istiyorum malum gazetecilerin öldürülmesi karikatür krizi ile ilgili. Ölüme tabii ki karşı olmamak mümkün değil. Bir Müslüman olarak, hiç kimsenin öldürülmesini tasvip etmiyoruz. Yaradılanı yaradandan ötürü severiz diye  İslam'ın güzel bir sözü var. Hadiseye farklı gözle bakmak lazım. Ölen de öldüren de  ikisi de Fransız vatandaşı. Birisi Müslüman olduğunu bildiğimi, diğeri de dininin ne olduğunu bilmediğimiz bir insan. Bir tarafta ateist  denilen insan, öbür tarafta dindar olan dini olan bir insan. Kuran'da şöyle yazar: "Ey Muhammed sen üzülme der. Senden önce nice peygamberler ve kitaplar getirdik bu insanlara ki onlar onunla alay etmesinler" Yani peygamber efendimiz döneminde bile peygamberimiz ve kitabımızla ilgili alay edenler oldu. Bu günde var. Ama bunu yapanlar dinsizler oldu. Yani kâfirler oldu.  Şimdi burada dinsiz kesim dinler arasında bir tahrik yapmaya çalışıyor. Ölen de öldüren de Fransız. Birisi dinsiz ama Fransa halkı buna sahip çıktı. Niye sahip çıktı özgürlüğe göre sahip çıktı dine göre değil. Onun yaptığı yanlışa sahip çıkmadı. Dinler arasındaki diyaloğu, toleransı dinsizlerin tahrikleri ile bozmamak lazım. Bu her zaman vardı.

- Sonuçta hiç hak etmediği halde sanki Müslümanlarla Hrıstiyanların savaşıymış gibi yansıtıyorlar..
Ali Evsen: Aslında ben bunu söylemek istiyorum. Peygamberlerimizin en yakınında olan insanlar bile  yanlış yapmışlardır. İbrahim peygamberimiz kendi babasını doğru yola getirmek için Allah'a yalvardı. Kendi babası için Allah'tan af diledi. Nuh peygamber, boğulmasın diye kendi çocuğuna yardım diledi. Lut peygamber hanımı yardım diledi.  Büyük bir kitlenin sahip olduğu sema dinlerinin, insanları  birbirine düşürecek  nifak unsurlarından akıllı bir şekilde uzak olması lazım.
-Aslında Avrupa kamuoyunun da Devletlerin de Devlet adamlarının da bu provokasyonlara alet olmaması lazım. Herkesin de inancına düşüncesine saygılı olmak lazım.
Ali Evsen: Tamamen fikrinize katılıyorum.

ORTADOĞU'DA YAŞANANLARI YENİDEN YORUMLAMAK LAZIM
- Birkaç yıl önce sizinle yaptığımız sohbette, bunun ileride çok büyük sorunlar doğuracağını milyonlarca insanın bu işten perişan olabileceğini ve Ortadoğu'da dengelerin bozulacağını söylemiştiniz. Şu an tam da sizin tasvir ettiğiniz ortam gerçekleşmiş durumda. Suriye'de yüzbinlerce insan hayatını kaybetti ve milyonlarca insan perişan oldu. Irak hala kendini toparlamış değil. Diğer bölgelerde huzursuzluk ve sıkıntılar devam ediyor. Bu günkü Ortadoğu'nun genel bir fotoğrafını çizer misiniz? Neler söylemek lazım. Bir de Ortadoğu ne zaman sakinleşebilir? Nasıl sakinleşebilir? Bu konuda gerek Türkiye'ye gerekse diğer büyük devletlere düşen görevler nelerdir?
Ali Evsen: Bu soru o kadar güzel bir soru ki buna şöyle başlamak istiyorum. Eski Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'in güzel bir sözü vardı.  Derdi ki:" dün dündür bugün de bugündür."Şimdi bizim siyasetçilerimiz sadece Türkiye'den değil genel anlamda konuşuyorum. Biz dünkü olanı dünküyle değerlendirdik. Ama bugünkü olanı yine dünküyle değerlendiriyoruz. Hâlbuki dünden bugüne çok büyük bir yol kat ettik. Çok büyük değişiklikler meydana geldi. Farklılıklar meydana geldi. Önümüzde dün düşüncesiyle gidebileceğimiz bir ortam kalmadı artık.  Artık bugünle değerlendirme yapmamız lazım. Bugünle değerlendirip yeni bir strateji belirlememiz lazım. Yeni bir siyaset geliştirmemiz lazım.  Eğer biz bunu başarabilirsek o zaman meseleleri anlamak ve çözmek çok daha kolay olur. Eğer bu işe bu gözle bakmazsak dünün gözüyle bakarsak bu günü değerlendiremeyiz. Bu günün probleminden çıkamayız. Hiç yoktan yere yüzbinlerce insanın  ölmesi hiç kimseyi sevindirmez. Türkiye olmasaydı bu milyonlarca insanın sıcak bir aş bulmaları, bir yerde kalmaları nasıl olurdu? Bunların hepsini dünle değerlendirmek olmaz, artık bu işin bugünle değerlendirilmesi lazım.  Bu günle değerlendirirsek olaylar farklı olur. Libya'ya bakın doğru dürüst bir hâkimiyet yok. Başbakanın ne olduğu belirsiz insanlar tarafından odasından alınıp bilinmeyen bir yerde tutulması daha sonra bırakılması bu hangi ülkenin çıkarına denk gelebilir? Hangi ülke bugün Libya'da bir boşluk oluşmasını isteyebilir? Hiç kimse. Otorite yok. Bu otorite boşluğunun çevre ülkelere yansıtacağı problemlerin ileride ne olacağını bilmiyoruz. Hiç kimse bilmiyor.  Irak'ı gördünüz ne oldu. Irak birden bire değişik yapının eline geçti. Bu yapı başka yerden gelmedi ki. Orada yaşayan insanlar bunlar. Bu yapı  böyle devam ederse, bölgede daha çok kangren meydana getirebilir.


AZERBAYCAN'IN ADINI ANDIĞIMDA ÇOK DUYGULANIYORUM
-Sizi yakinen tanıdığım için söylüyorum. Azerbaycan'a ilk giren iş adamlarından birisiniz. 90'lı yıllarda girdiniz ve orada sıra dışı işler yaptınız. Mesela bir taksi filosu kurdunuz. Başka önemli işler yaptınız. Çok genç bir iş adamıydınız, binlerce kişiye istihdam sağlayan bir iş adamı durumuna geldiniz. Biraz o yıllara döner misiniz? Azerbaycan'ı neden tercih ettiniz. Daha sonra Ortadoğu'ya nasıl açıldınız? Bugün eğer yaşadığınız bu sıkıntılar olmasaydı hedeflerinizin hangileri gerçekleşmiş olacaktı ya da hangi hedefleri gerçekleştirmiş olacaktınız ve kaç bin kişiye istihdam sağlamış olacaktınız? Biraz bunlardan bahsedebilir misiniz?
Ali Evsen: Azerbaycan'ın adını andığım zaman ben çok duygulanıyorum. Belki de her Türk vatandaşının hissiyatı. Bu duygulanmak benim elimde değil. Hayatımın en önemli yılları,  bugün 25 yıl tamam oldu.  Azerbaycan her şeyi ile güzel bir ülke. Azerbaycan yeni kurulmuş, birçok sıkıntıları kısa zamanda atlatmış belki de diğer ülkelerin bu kadar kısa zamanda erişemeyeceği bir seviyeye erişti. Azerbaycan çok önemli bir yapıya sahip oldu. 2004 yılıydı Sayın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yeni bir karar kabul etti. Dedi ki: Yeni bir şey başlatalım. 600 bin iş yeri açalım. İnsanlara yeni bir umut yeni bir iş yerleri yaratalım ve Azerbaycan'ı sadece Bakü olarak değil de Azerbaycan'ın her köşesini geliştirelim hedef gösterelim. Ben de o zaman Sayın Cumhurbaşkanıma dedim ki: Sayın Cumhurbaşkanım izin verirseniz ben Şamah'ı da fabrikalar kurmak istiyorum. Dedi ki fabrika nasıl kuracaksın? Ne tren yolu var, ne doğru dürüst yolu var. Yani demir yolu yok, havaalanı yok hiçbir ulaşım yok.  Lojistik olarak bu rantabl olacak mı? Dedim, olacak inşallah. 2004 veya 2005 sonuydu tam hatırlamıyorum ilk fabrikamızı orada açtık. Çok gururlandım. Bizzat kendisi gelip açılışını yaptı. Teşekkür etti. Şu an hayalime geliyor, insanların  gözlerinin parladığı o yüz ifadesi. İnsanların o geleceğe olan umudu. Onun verdiği haz ve mutluluk hiçbir şeyde yoktur. Bazen insanlar değerlendirme yaptığı zaman tek taraflı değerlendirir. Sadece maddi tarafını değerlendirir parasal tarafını değerlendirir. Ben böyle değerlendirmiyorum. Ben her zaman her yaptığım işte birinci olarak sosyal tarafını değerlendiririm. Belki bazılarına garip gelebilir. Derki bu nasıl böyle söyleyebilir ticaretse sadece kazanmalı diyebilirler. Ben yaptığım hiçbir işte sadece kazancı düşünmedim. Kazandım ben Allah'a çok şükür. Toplantıda gazetecinin birisi dedi ki: Siz buraya geldiğinizde 100 dolarla geldiniz. Sorusunu küçümser tarzda sordu. Birisi onu ona söylettirmişti. Benden de herhalde o tarzda bir cevap bekliyordu. Ben dedim ki: Ben 100 dolarla gelipte bu seviyeye gelmişsem bu benim için bir onurdur. Demek ki benim yaptığım şeyler doğru. Çalışmam doğru neticesi de doğru. Kurban olduğum Allah beni o dürüstlükle, o doğrulukla onurlandırıp bu seviyeye getirip çıkartmış. Bundan daha güzel ne olabilir? Bundan daha gurur verici ne olabilir? Mesele para kazanmaktan başka o kazançla birlikte getirdikleridir. Ben bugün gururla diyebilirim ki Azerbaycan'da birçok ilk işi ben yaptım. Bazı insanlar bunu duyduklarında sevinseler de sevinmeseler de bu böyle.

ULU ÖNDER HAYDAR ALİYEV DÖNEMİNDE İSTİKRAR OLUŞTU

-Zaten biraz da o sebeple ki Azerbaycan'da sizi biraz da yakından tanıyan insanlar için söylüyorum sizin için : "Ali Evsen fakirler babasıdır "diye orada çok meşhur olmuş bir söz var. Siz bunları çok gündeme getirmiyorsunuz. Tevazu gösteriyorsunuz. Ben o günleri yakından yaşamış bir insan olarak canlı şahidiyim. 90'lı  yıllarda özellikle bağımsızlığın yeni kazanıldığı dönemlerde insanların o gözlerindeki pırıltıyı, o yaşam sevincini, geleceğe olan umutlarını görmek daha kolaydı. Siz de onu gördünüz, biz de onu gördük ve binlerce insana istihdam sağlamak her kula nasip olan bir mutluluk değil. Siz o mutlulukları yaşadınız. Bugün Azerbaycan Devleti'miz her alanda kalkınma hamlesini başarıyla sürdürüyor. Rahmetli Aliyev'in oluşturmuş olduğu istikrar ortamının ardından Bugünkü Cumhurbaşkanı İlham Aliyev muazzam yatırımlar yapıyor ve Azerbaycan Devleti gün geçtikçe kalkınıyor gelişiyor ve geleceğe mutlu adımlarla yürüyüşünü sürdürüyor. Azerbaycan'ın bugünkü durumu ve İlham Aliyev'in kalkınma hamlesi hakkında neler söylemek istersiniz? Özellikle son 10 yılda inanılmaz şeyler oldu Azerbaycan'da. Son 5 yılda Dünya'yı kıskandıran Dünya'nın hayranlığını kazanan önemli gelişmeler oldu. Her alanda büyük bir kalkınma ve gelişme görüyoruz. Azerbaycan'daki bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu değişim ve dönüşümü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ali Evsen: Azerbaycan gerçekten sizin de dediğiniz gibi son yıllarda çok önemli gelişmelere sahne oldu. Dünya'da kıskançlık yaratabilecek bir gelişmeye sahne oldu. Azerbaycan'ı önceki dönemle değerlendirmek lazım. Azerbaycan'ın sıkıntılı döneminin nasıl geçtiğini ve bugün bu başarıyı nasıl elde ettiğini yani kökünden bilmek açısından bunu söylüyoruz. Rahmetli büyük önder Azerbaycan'ın bu günlere gelebilmesi için istikrarın olmasını çok iyi bilen bir devlet adamıydı. Onun için ülkede bir istikrar ortamı yarattı. Bu istikrar güven getirdi, bu istikrar ekonomide bir düzen ve intizam getirdi, bu istikrar devletin kurulmasını sağladı. Bazı insanlar Azerbaycan'ı bu günüyle değerlendiriyor. Azerbaycan tabii ki eski bir devlet, bir ara vermiş, bir devlet. Azerbaycan yeni kurulmuş bir devlet. Azerbaycan'da hiçbir şey yoktu. Azerbaycan'ın ne kapısı vardı, ne gümrüğü vardı, ne penceresi vardı. Yani Azerbaycan'da hiçbir şey yoktu. Ne vergi sistemi vardı, ne sağlık sistemi vardı, ne eğitim sistemi vardı. Hiçbir şey yoktu dağılmıştı. Bu dağılanın yerine kurulan hiçbir şey yoktu. Dağıtanların ülkeyi kurma becerisi yoktu. Kuramadılar halk mağdur oldu. Mağduriyet yaratan bir ortam meydana geldi. Ama 93'ten sonra Azerbaycan yeni bir şans elde etti. Siz biliyorsunuz Mehmet Emin Resulzade zamanında Azerbaycan devlet müstakilliğini ilan etti. Gönül isterdi ki 24 saat devam etsin. Ama devlet olmayı ilan etmek devlet olmak demek değildir. Devletin kurumları, devletin yapısı olması lazım.  24 saatten çok sürmedi devlet dağıldı. O günkü şartlar, o günkü ortam, o günkü yönetimi biz tartışmıyoruz. Ama Azerbaycan 90'dan sonra yine böyle bir tehlike ile karşı karşıya geldi. Azerbaycan'ın hiçbir yerinde güven ortamı yoktu. Bakü dâhil bir tarafta Ermeni Faşizminin, zulmünün devam ettiği Karabağ hadiseleri, bir tarafta ise Azerbaycan dâhilindeki istikrarsızlık taraftarı, düzensizlik taraftarı. İnsanların Azerbaycan Devletinin yaşayacağına olan umudu ölmüştü. 93'ün ikinci yarısından sonra Haydar Aliyev Nahcivan'dan Azerbaycan halkının daveti isteği üzerine Nahcivan'dan gelmesinden sonra insanlarda ikinci bir umut doğdu ve büyük bir cefakâr çalışma ile yavaş yavaş Azerbaycan'ın istikrar ortamı oluşmaya başladı. Azerbaycanlıların, Azerbaycan Devletinin geleceğine dair umutları doğmaya başladı. Yavaş yavaş siyasi istikrar oluştuktan sonra, ekonomik istikrar oluşmaya başladı. Eğitim düzelmeye başladı, sağlık düzelmeye başladı, vergi sistemi yeniden kuruldu, gümrük sistemi yeniden kuruldu, ordu yeniden kuruldu, polis yeniden eğitildi yeniden kuruldu. Polisin kime çalıştığı belli değildi, Ordunun kime çalıştığı belli değildi. Bunların hepsi yeniden kuruldu. Devlet adamı olarak Haydar Aliyev Azerbaycan halkının en büyük şansıydı. Bunların hepsini kendi üslubu ile kendi dünya görüşü ile bir bir kurdu ve hiç kimsenin fikrine, hiç kimsenin engellemesine bakmadı. Bu dönem o kadar basit geçmedi. Çevrilişler, isyanlar türlü türlü bahaneler, ayaklanmaya teşvikler, ülkenin parçalanmasına çalışanlar bir sürü hadiseler oldu. Ama buna bakmayarak Azerbaycan yavaş yavaş istikrarlı sağlam temellere oturmuş  bir devlet haline geldi.  2000'den sonra yeni bir dönem başladı. Büyük önder Haydar Aliyev Azerbaycan'ı kurdu, Azerbaycan'ın yapısını sağlamlaştırdı, Azerbaycan'ı Azerbaycan olarak tanıttı, belli bir konuma getirdi, istikrar ortamı oluşturdu ve geleceğe dönük çok önemli projeler yaptı. Bakü-Ceyhan hattı gibi birçok projeler yaptı. Efsane olarak görülen projelerin hepsini Azerbaycan'ın geleceği için kendi döneminde hazırladı. Sanki biliyormuş gibi, sanki geleceği görmüş gibi bunları hazırladı. İkinci dönem başlayana kadar Sayın Cumhurbaşkanını öyle yetiştirdi ki tam modern düşüncede Avrupa Parlamentosunda başkan yardımcılığı başkanlık ve bütün konumlara hepsinden bu tecrübelere sahip olarak geçtikten sonra Devlet yönetimine geldi. Önce Başbakanlık sonra da Cumhurbaşkanlığı halkın isteği ile, halkın desteği ile seçildikten sonra Azerbaycan'da yeni bir dönem başladı. Bu dönem gelişme dönemiydi, bu dönem büyüme dönemiydi, bu dönem Azerbaycan'ın ufkunun açılma dönemiydi. Artık Azerbaycan sağlam temeller üzerine oturmuş ileriye koşar adımlarla hücum etmiş bir yapıya sahipti. Bu da Başkanın modern düşünceli, ileri görüşlü, her şeyin en güzelini halkı için isteyen düşünceye sahip olması ile meydana geldi. Azerbaycan'ı böyle değerlendirdiğimiz zaman bazıları diyor ki: bizim petrol gelirlerimiz var, şu var bu var. Herkeste her ülkede ayrı ayrı gelirler var. Komşulara baktığımız zaman Azerbaycan'daki gelişme ile onlardaki gelişme bir değil ki. Demek ki mesele sadece parada bitmiyor. Parayı kullanmakta. Senin çok lüks çok pahalı otomobilin olabilir. Onu kullanmasını bilmedikten sonra neye yarar.  Sadece görüntü olarak koyarsın. Ama Azerbaycan uluslararası yaptığı organizasyonlarla, uluslararası ilişkilerle bugün Azerbaycan, Azerbaycan olmuştur.

SAYIN İLHAM ALİYEV BÜYÜK PROJELERE ÖNCÜLÜK EDİYOR
-Mesela bir süre önce Eurovizyon şarkı yarışması yapıldı. Gerçekten bütün Dünya hayranlıkla takip etti. Önümüzdeki günlerde  Avrupa Olimpiyatları konusu var hatta ben de davetliydim. Sayın Mihriban Aliyeva hanımefendi İstanbul Çırağan Sarayı'nda bir tanıtım toplantısı yaptı. Bizler de katıldık. Şu an Avrupa'nın  ve dünya'nın ilgisi çok büyük.
Ali Evsen:  İnsanlar know howu küçümsüyorlar. Know how dünya görüşü demek, bilgi demek, tecrübe demek, bir şeyin iyi bilinmesi demek, yeni bir fikrin üretilmesi demek. Bunlar bazen küçümseniyor. Azerbaycan'da bu çok önemli. Azerbaycan'ın bugün bu seviyeye gelmesinde Sayın İlham Aliyev'in çok büyük hizmetleri var. Ayrıca Azerbaycan'ın Azerbaycan olmasında ise saydığım tüm insanların katkıları var. Azerbaycan'ın o günlerini yaşamış biri olarak hepsine  teşekkür ediyorum. Azerbaycan da 25 yılını geçirmiş biri olarak ben bunları gururla söylüyorum ki Azerbaycan Devletinin kurulmasında emeği olan büyük öndere kuruluş aşamasında, o gergin çalışmalarında yanında olan, destek olan, işlerinde kolaylık sağlayabilecek en küçük bir taşı bile yerinden kaldırıp öbür tarafa koyan herkese teşekkür ediyorum. Azerbaycan bugün varsa onun sayesinde var.

-Azerbaycan'ın uluslararası siyasette de çok dengeli bir politika yürüttüğünü görüyoruz. Başta Türkiye olmak üzere komşuları ile iyi ilişkilerini, sürdürüyor, bölgesel sorunlara yaklaşımı son derece dengeli ve objektif. Uluslararası ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ali Evsen: Uluslararası ilişkiler romantizmle olmaz. Karşılıklı çıkarlara dayanır. Çünkü devletler şahısların insiyatifi olabilir ama şahısların istekleri ile değil milletlerinin devletlerinin isteği ile devam eder. Biz bazı şeylerde çok sıkıntı çektik. 90'lı dönemlerde eski Sovyetler Birliği'nden dağıldıktan sonra kendini yeni kurmuş devletler, Türki Cumhuriyeti dediğimiz devletlere  geçmişin verdiği bir özlem ile romantik yaklaştık. Romantik yaklaştık bu romantizmi realiteye dönüştüremedik. Belki de en büyük kusurlarımızdan bir tanesi bu. Sadece bir şey istedikleri zaman yapalım, yardım edelim, aslında onların buna ihtiyacı yoktu. Onların ortak çalışmaya, ortak projelere beraber olamaya ihtiyaçları vardı. Biz bunu yapamadık. Devletlerin birbirleri ile devamlılığı sağlamaları için birbirleri ile ortak çalışmaları lazım, ortak projeler üretmeleri lazım. Eğer ortak projeler yoksa görüştüğün zaman sadece toplantılarda güzel düşünceleri veya güzel sözleri birbirine söylersin. Ama ortak projelerde devamlı görüşürsün, devamlı birbirine yakınlık duyarsın. Ama yoksa duyamazsın. Rahmetli büyük önder çok güzel bir proje geliştirdi, Numunevi bir proje Bakü-Ceyhan boru hattı. Kaç tane ülke orada ortak. Boru hattına ortak olan ülke ayrıca projenin kendisine ortak olan ülkeler, yataklara ortak olan ülkeler. Ne kadar ülkeyi birbirleri ile birleştirdi. Ülkeler içerisinde birbiri ile gergin olan ülkeler var, birbirleri ile görüşmeyen var ama bu projelerin içindeler. Ne kadar önemli bir şey. Ekonomi siyasetin temeli, istikrarın temeli, güvenliğin temeli, her şeyin temeli.  Paran yoksa hiçbir şeyin yok. Onun için projeler çok önemli, projelerle ortaklık çok önemli, beraberlik çok önemli. Azerbaycan bunu çok güzel başardı. Hem komşuları ile hem Avrupa ile Hem Amerika ile bu ilişkilerini güzel götürmeye çalışıyor. Tabii bazı şeyler olabilir siyaset her gün bir şekil alıyor.

TÜRKİYE ÇOK BÜYÜK BİR ŞANS YAKALADI
-Sayın Evsen, ekonomiden ve istikrardan bahsettiniz. Ekonominin öneminden bahsettiniz. O açıdan baktığımızda Avrupa'da yaşayan, İspanya'da yaşayan bir Türk iş adamı olarak Türkiye'deki bu ekonomik gelişmeleri özellikle son 10 yılda Türkiye'nin göstermiş olduğu turizm, inşaat, üretim ve benzeri alanlarda gösterdiği performansı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ali Evsen: Türkiye çok güzel bir şans yakaladı. Bir rekabetten dolayı gelişen bir konu olur, bir tesadüften dolayı gelişen bir şey olur. Bunlar hepsi ayrı ayrı şeyler. Türkiye çevresinde olan hadiselerden dolayı çok önemli bir şans yakaladı.  Bütün çevre ülkelerdeki iş adamları Türkiye'de, parası olanlar Türkiye'de, olmayanlar da Türkiye'de. Bunlar Türkiye'nin ekonomisine çok büyük katma değer sağladılar. Türkiye sağlanan bu şeyleri çok güzel idare ediyor, çok güzel yönetiyor. Türkiye'de güzel şeyler yaptılar. Türkiye ekonomisi kaç kat büyümüş bir ülke. Ayrıca Türkiye'de petrol fiyatlarının düşmesi çok büyük lehine. Çok pozitif katkı sağlayacak bir ortam. Türkiye artık çok güzel bir noktaya geldi. Çok başarılı işler yapıldı. Aslında Türkiye bundan sonra ne yapması lazım? Bunu sormak lazım, bunu tartışmak lazım. Bundan sonrası Türkiye için değil Dünya için düşünülmesi gereken bir durum. Avrupa'da dünyanın en istikrarlı ülkelerinden, savaş görmemiş, hizmetiyle para kazanan İsviçre ülkesinin para birimi, bir günün, bir saatin içerisinde % 35 değer kazanıyor ve oynama yapıyorsa düşünülmesi gereken çok şeyler var demektir. Kırılganlık çok fazla demektir. Türkiye şu ana kadar istikrarsızlık durumundan çok güzel, başarılı bir şekilde,  güçlenerek çıktı. Ama gelecek nasıl olur bunu iyi hesaplamak lazım, iyi görmek lazım.

ELDEKİ REZERVLERİ İYİ KULLANMAK LAZIM

- Sizce nelere dikkat etmek lazım?
Ali Evsen: Artık o büyük yatırımların yapılmaması gerekir. Büyük yatırımlar belki kalkınma gibi görünebilir ama gereksiz yatırımlarsa yapmamak lazım. Ben tek tek ad vermek istemiyorum. Eğer şu anki konumumuz onu taşıyorsa gerek yok başkasını yapmaya. Yani para bize lazım olacak ileride. Para çok önemli bir değer olacak.  Eldeki para çok  önemli olacak. Eldeki rezervleri iyi kullanmak lazım.

- Türkiye'de şu anda çok yoğun tartışmalar yapılıyor. Mesela son günlerin gündem konularından biri Cumhurbaşkanlığı sarayı. İşte ne gereği vardı deniliyor, o kadar büyük saraya ihtiyaç mı vardı deniliyor. Siz az çok Ortadoğu'yu, Avrupa'yı, Dünya'nın pek çok ülkesini bilen bir iş adamısınız. Bu tartışmalara nasıl bakıyorsunuz. Türkiye'deki mevcut Cumhurbaşkanlığı Sarayı Türkiye için bir lüks müdür gerçekten?
Ali Evsen: Ülkenin imajı için güzel bir şey. Türkiye büyük bir devlet. Türkiye geldiği konum itibarı ile artık önemli bir oyuncu. Bunları aşması lazım, bunlara takılmaması lazım. Kimisi 300 milyon diyor, kimisi 400 milyon diyor, kimisi 1 milyar diyor. Değişik değişik rakamlar var. Bu, Türkiye için artık büyük bir rakam değil. Bundan daha önemli şeyler var onları konuşmak lazım. Bu ülkemize ve  Cumhurbaşkanına yakışan bir şey. Hayırlı uğurlu olsun.


KUTUPLAŞMALAR BENİ ÜZÜYOR
- Şu anda Türkiye'de ciddi anlamda siyasi kutuplaşmalar var. Her ne kadar ekonomide istikrarda çok olumlu şeyler yaşasak da bir kutuplaşmanın olduğunu da inkâr etmek mümkün değil. Sizin tavsiyeniz nedir? Türkiye'de toplumsal barış nasıl sağlanır? Türkiye bu müthiş enerjisini nasıl verimli hale getirebilir? Çünkü Avrupa'da genç nüfusun en yoğun olduğu ülke Türkiye. Pek çok sektörün giderek güç kazandığı geliştiği ülke yine Türkiye. Geleceğe umutla bakmamız gereken çok şey var. Ama maalesef bu toplumsal barış şu anda sağlanmış değil. Bu barışın sağlanması adına bu huzurun istikrarın sağlanması adına sizin bazı tavsiyeleriniz var mı?

Ali Evsen: Beni en çok üzen hadiselerden birisi bu. Bazen karamsarlık değil de karanlık duygulara  kapılıyorum  gereksiz yere. Ben bazı insanların, Timurlenk ile Beyazıt'ın hikâyesini, Şah İsmail ile Yavuz'un hikâyesini okumalarını tavsiye ediyorum. Öyle zannediyorum ki Türkiye'nin eksiklerinden bir tanesi de bu gibi durumlarda bizim bilgelerimizin herhalde az oluşu veya bilgelerimizin taraflı oluşu böyle diyeyim. Bilgeler tarafsız olmalı, bilgeler ülkeyi düşünmeli, bilgeler geleceği düşünmeli ve bunlar ortak bir çalışma yapmalı. Demin dediğim gibi bu iki dönem çok önemli dönemler. Çok detaya girmek istemiyorum o iki hadiseyi bilenler ne demek istediğimi anlarlar zaten. Ülke o kadar güzel bir konuma geldi, o kadar gelişti, o kadar önü açık ki bu gibi şeylerle zaman öldürmesi, bu gibi şeylerle tekrar geriye dönmesinin ne gereği var. Ülkenin birleşmesi gerekir. Ülkenin gelişmesi ile gurur duyan bir yapıya sahip olması lazım. Halkıyla,  halklarıyla, içinde yaşayan her ferdi ile. Biz hiçbir zaman ayrı düşünmemişiz ki. Hep beraber olmuşuz. Sayın Cumhurbaşkanımız diyor ki: 24'ünde Çanakkale anma töreni düzenlenecek. O Çanakkale'de yatanlar bizim milletimiz değil mi, bizim insanımız değil mi, bizim topluluğumuz değil mi, bizim toplumumuz değil mi? Hepsi bir kimliğe sahip. Üst kimlik olarak bir kimliğe sahip ama alt kimlik olarak ne kadar ayrı kültüre, geleneğe, halka sahip olan insanlar var orada beraber savaşmışız, beraber bu ülkeyi savunmuşuz. Niye biz bazı konularda anlaşamıyoruz da farklılık yaratıyoruz? Bizim bilgelerimizin artık bazı şeylere dur demesi lazım. Artık bazı şeyler olmuş olmamış, konuşmuş konuşmamış bitirmek lazım. İleriye dönmek lazım, Türkiye'nin kazancını kaybetmemek lazım. Türkiye çok önemli bir konuma geldi, çok önemli bir büyüme sağladı, çok yol kat etti. Niye geri dönelim. Dünya'nın neresine gidersen git Türk kültürünü görürsün. Dünyanın hangi ülkesine gidersen git Türk'le karşılaşırsın. Bu önemli bir şey. Biz daha önce Avrupa'da herhangi bir şey için işçilerimizden başka bir Türk'le karşılaşamazdık. Ama bugün her yerde varız. Olmadığımız hiçbir ülke yok. Latin Amerika'sında da varız, Afrika'sında da varız, Amerika'sında da varız, Avrupa'sında da varız, Uzak doğusunda, Kafkaslar 'da da, Orta doğusunda da her yerde varız. Olmadığımız bir ülke yok. Ne kadar güzel, bizim gurur duymamız lazım. Birbirimizle çekişmenin bir manası yok.

-Birliği oluşturarak bunu güçlü kılmak lazım.
Ali Evsen: Kesinlikle. Sayın Cumhurbaşkanımız çok idareci bir insan. Türkiye için önemli bir insan. Artık bu bilgeler harekete geçip bilgeliklerini Türkiye için göstermeleri lazım. Dağıtmak için değil. En önemli hiç zaman kaybetmeden yapılması gereken, bana göre  taraf olmamalı bilgeler. Birleştirici olmalı. Hem Kürt kardeşlerimizle ilgili, hem bugünkü ortamla ilgili, hem her şeyle ilgili. Hiçbir şekilde başka düşünceye gitmeden biz beraberiz. Kesinlikle yangına körükle gitmemek lazım. Tarihte olan bu iki  önemli hadiseyi ve olan konumunu iyi anlamak lazım.  O zamanlarda biz bir yerlerdeydik ama sonunda dağıldık. Tarihi bir daha okumanın, bir daha yazmanın ne manası var.

MANEVİYATLA DAHA FAZLA İLGİLENMEK İSTİYORUM
- Ali bey şu anda İspanya'dasınız. Size haksızlık yapıldığını belirtiyorsunuz ve bunun giderilmesi için bekliyorsunuz. Birkaç yıl içerisinde ekonomik anlamda çok ciddi sıkıntılar da yaşadınız. Fabrikalarınız, üretimleriniz, yaptığınız yatırımlar bundan zarar gördü. Önümüzdeki dönemde ümit ediyoruz ki siz tekrar yatırımlarınıza kaldığınız yerden devam edeceksiniz. Gerek Türkiye'de gerek Azerbaycan'da gerekse diğer ülkelerde istihdam yaratmaya, üretime, iş v ekmek kapısı oluşturmaya devam edeceksiniz.  Gelecekle ilgili hedeflerinizden bahseder misiniz?

Ali Evsen: İnşallah Haktan hayırlısı neyse bizim için o olur inşallah. İnsanın düşüncelerinde yapamadığı, yapmak istediği çok önemli şeyler var. Ama her şeyden önemlisi insan belli bir yaşa geldikten sonra çocuklarına ve torunlarına bırakacağı, isimden başka hiçbir şey düşünmüyor. Maddiyat insanın başlangıcından bir yere kadar gelmesinde çok önemli. Ondan sonra maddiyet eğer seni kontrol eden şey  olursa çok kötü sonuçlar doğurur. Eğer sen onu kontrol ediyorsan, belli bir yaştan sonra başka düşüncelere sahip oluyorsun. Benim bundan sonra düşüncem sadece maneviyat. İnsani konuda, insanların bilinçlenmesi konusunda, yanlışın olmaması konusunda elimden geleni yapacağım. İnsanlar dini öğrenemiyorlar. Çok güzel bir karar kabul ettiler. Çok sevindim ben bu karara. Düşünün Üniversiteyi bitirmiş bir insan, ben liseyi bitirmiş demiyorum üniversiteyi bitirmiş bir insan eğer dışarıda Kuran öğrenmemişse veya İslam'ı öğrenmemişse, Müslümanlığı öğrenmemişse sen ona soruyorsun diyorsun ki: İslam'ın şartını biliyor musun? Bilmiyor. Ahlak nedir? Bilmiyor. Ahlakın kavramı değişiyor. İnsan bunu çocukken almazsa, çocukken bilmezse Üniversiteden sonra neyi bilecek bu adam. Çevresindeki oluşumlarla sadece kendisini meydana getiriyor, kendi fikirlerini oluşturuyor. Temelini sağlam alması lazım. Çok çalışmak lazım ki insanın ahlak anlayışının değişmemesini sağlamak lazım. Eğitim çok önemli. Eğitim sadece tarih öğretmek değil, sadece biyoloji öğretmek değil, sadece bilgisayar öğretmek değil. Eğitim insanın  her şeyden önce kendi kültür, kendi gelenek ve görenekleridir. Kendi aile yapısıdır. İnsanın  kendini tanıması lazım önce. Kendini tanımadıktan sonra ne vereceksin ona. Onun için insani ilişkilerde temel olan din ve ahlak bir insanda olması lazım. Bu olduktan sonra bu insanın vicdanı da temiz olur geleceği de temiz olur.

HATIRALARIMI KİTAPLAŞTIRIYORUM
-Sizin özellikle son zamanlarda hatıralarınızı duyduk. Başta Azerbaycan olmak üzere iş dünyasında yaşadığınız hatıralar, yaptığınız çalışmalar, Azerbaycan'ın ilk yılları. Şu anda kitap hazırlığı, kitap çalışması ne aşamada?

Ali Evsen: Ben kitabı üç ayrı bölüme ayırdım. İlk bölüm biyografi olarak hazırlandı. Bunu inşallah çok  kısa bir zamanda okuyucularımızın huzuruna arzedeceğiz. Bir de Azerbaycan'a mahsus bir kitap hazırlıyorum. Ayrıca İspanya'daki bu hadiselerle ilgili, hem genel anlamda hem ekonomik anlamda hem de bu yaşadıklarımla ilgili bir kitap hazırlıyorum. Bu üç ayrı bölümde olacak. Kitap yazmak kolay değil zor. Redakte etmek için bile üzerinde aylarca uğraşıyoruz. Bitti derken bir bakıyorsunuz başka bir fikirler çıkıyor, yeniden düzenlemeler yapıyoruz.

ÜÇ DEFA İFLAS ETTİM AMA YIKILMADIM
-Bu kitapları okuyan bir insanın hayal dünyasında nasıl bir Ali Evsen portresi  canlanacak? Mesela siz normal bir vatandaş olarak alsanız okusanız bu kitabı Ali Evsen dediğimiz zaman karşımıza nasıl bir portre çıkıyor?

Ali Evsen: İki şey çok önemli. Birincisi çocukluğun ne kadar önemli olduğunu anlayacak, ikincisi hayalin ne kadar önemli olduğunu anlayacak. Bu iki şey insanın gelişmesinde çok önemli. Çocukluk yıllarında eğer çocuklarımıza sorumluluk vermezsek, eğer çocuklarımız bizim karşımızda bazı şeylerden çekinmezlerse, çocuklarımızın geleceğinde çok büyük tesiri olur. Çocuklarımız hayal gücünü geliştirmezlerse  ileride büyük bir problem olabilir. Hayal etmek bir dengesizlik yaratmak değil. Hayal etmek insanın gelecekte yapmak istediklerini az çok hazırlık çalışmasını geçmek gibi bir şey. Çocukluktan beri yapacağım işleri hep hayal ederim. Yaptığım zaman hiç zorluk çekmem. Daha önceden onu yaşamış gibi olurum. Onun için bu iki şeyi öğrenecekler. Üçüncüsü çalışkanlığı öğrenecekler. Dördüncüsü yıkılmamayı öğrenecekler, kaybetmeyi öğrenecekler ve kaybettikten sonra  kazanmayı öğrenecekler. Çünkü ben üç defa iflas ettim. Allah göstermesin.  Her insan düşebilir. Ama esas düştükten sonra kalkmak çok önemli. O iradeye sahip olmak çok önemli. Ben onun için Sayın Cumhurbaşkanımızı çok beğeniyorum. Takdir ediyorum. O iradeye, o sağlam duruşa hayran olmamak  mümkün değil. Mücadeleci olmak lazım. Bunları öğrenecek. Belki çok şeyi yazmak mümkün değil bu günkü ortamda. Ama ben inanıyorum ki onu okuduğu zaman insanlar kendilerinden mutlaka bir şeyler bulacaklar.

SOY AĞACIMIZ NİSANOĞULLARI BEYLİĞİNE UZANIYOR

-Ben sizin hayatınızı ben üçe ayırıyorum. Birinci safhası çocukluk gençlik yıllarınız Adana'da geçen bir dönem. Daha sonra 90'lı yıllarda başlayıp 20-25 yıl devam eden Azerbaycan günleriniz var. Çoğunlukla belki Türkiye ile irtibatı kesmediniz ama daha çok Azerbaycan ile bütünleştiniz. Azerbaycan'ın bir parçası oldunuz. Son bir kaç yıldır da Avrupa'dasınız Madrid'de yaşıyorsunuz. Bu üçü arasında kıyaslama yapmak gerekirse neler söylemek lazım?

Ali Evsen: Söylerken öyle güzel çizdin ki, yani bir yerde doğdum, bir yerde değiştim, bir yerde de olgunluğumu yaşıyorum gibi oldu. Türkiye benim ana vatanım. Biz geçmişi köklü bir aileden gelmeyiz. Soy ağacımız Diyarbakır ve çevresinde hüküm süren Nisanoğulları beyliğine uzanıyor. Kitabımda onları belirttim. Biz  Diyarbakır kökenliyiz. 1050-1060. yıllarda oradan Kılıçaslan döneminde dağıtmışlar bizi. Bir kısmımızı Suriye'ye göndermişler, bir kısmımızı İnegöl'e göndermiş, İnegöl Beyliğini kurmuşlar.
- Herhalde bir Türkmen aşireti değil mi?
Ali Evsen: Evet o zaman Diyarbakır değişik bir kültürdeydi. Daha sonra biz Suriye'ye gidenlerden Türkiye'ye  sonra tekrar dönenlerdeniz. Azerbaycan benim geliştiğim bir yer. Azerbaycan benim çocuklarımın torunlarımın doğduğu, büyüdüğü, boya başa çattığı, deyimiyle evlendiği, yuva kurdukları yer. Azerbaycan benim için çok özel bir yer.

AZERBAYCAN'DA ÇOK GÜZEL ANILARIM OLDU

- Yavuz Bülent Bakiler  " Azerbaycan Yüreğimde bir şahdamardır" diyor ya..

Ali Evsen: Aynen öyle. Ben bu sözleri söylerken o kadar insan gözümüm önünden gelip geçiyor ki. Çalışanlar, dostlar, dostlarımın içinden rahmete gidenler Allah rahmet etsin onların hepsine gani gani. Onlarla ilgili her şey şu anda film sahnesi gibi gözümün önünden geçiyor. Değişik bir yer özel bir yer.

- Azerbaycan hatıralarının çok özel bir yeri olduğu anlaşılıyor. Çünkü ne zaman Azerbaycan konusuna girsek duygulandığınızı görüyorum...

Ali Evsen: Bundan yıllar önce o dönemdeki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Bey Bakü'yü ziyaret ettiğinde iş adamları ile toplantı yapmıştık. Sayın Cumhurbaşkanına şikâyet ediyorlardı. Birisi ben bunu getirdim böyle oldu, şunu getirdim böyle oldu diye. Dedi ki sen ne söyleyeceksin? Sayın Cumhurbaşkanım, Azerbaycan yeni kurulan bir devlet. Bundan iki yıl önceki ihtiyaçları ile bu günkü ihtiyaçları başka, iki yıl sonraki ihtiyaçları başka. İki yıl önce ihtiyaçlarını karşılayanlar başka, iki yıl sonra yine başka. Yani biz başladığımız, devam ettiğimiz ve bitireceğimiz noktayı bilmemiz lazım. Azerbaycan'ın bize nerede ihtiyacı var onu bilmemiz lazım. Eğer biz ilk günlerdeki gibi o ihtiyaçları bizden kabul edecek gibi devam edersek bu doğru değil. Çünkü onun kendi insanının geliştiğini, kendi insanının artık onu yapabileceğini bize ihtiyacı olmadığını anlamamız lazım. Öyle şeyler var ki bize ihtiyacı yok. Yani kendi insanının yapması lazım bunu. Yapıyor da zaten. Bir rekabet çatışması meydana geliyor. Rekabet oluşuyor. Yerli insanının  yaptığı başardığı şeyle senin yaptığın bir olmaz. Sen dışarıdan geliyorsun, dışarıdan kontrol ediyorsun. Bunlar sana olan sadakatsizlik değil. Sana olan güvensizlik değil. Ama ihtiyaç böyle. Senin öyle şeyler yapman lazım ki artık onların yapamadığı bir şey olsun. Biz eğer hizmet sektöründeysek bir gün bu hizmet sektörü bitecek. Yerine başkası gelip senden daha iyi yapacak, kendi yerli insanlarından daha iyisini yapan olacak. Yani biz durma noktamızı bilmediğimiz için sıkıntı yaşıyoruz. Şimdi bu hadise ne zaman başlar ne zaman biter ben bilmiyorum. Ama o gün geldiği zaman şartlar nasıl olur, ne ihtiyaç olur, olur mu olmaz mı? Ama şartlar ne olursa olsun Azerbaycan benim kalbimde özel bir ülke. Kendimi büyüttüğüm, kendimi geliştirdiğim bir ülke. Beni torunlarla bağlayan, çocuklarla bağlayan bir ülke. Ülke benim ülkem. Gelir olması şart değil. Bir şey yapmak şart değil. Başka şeylerle de hizmet etmek olur. İnsanların doğru anlamalarını da sağlamak büyük bir şey.

- Güzel keyifli bir sohbet oldu. Biraz da geçmişe döndük anılarımızı yaşadık. Siz de çok duygulandınız farkındayım. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ali Evsen: Ben 21. Yüzyılda artık insanların daha pozitif düşünmeleri gerektiğini, insanların daha yapıcı olması gerektiğini, kutuplaşmaktan,  taraflaşmaktan uzak olmalarını. İnsanların ahlaki yapısının bozulmadan, birbirlerini kabul ederek, ne söylese yanlış söylüyor yerine, belki söylediklerinde bir şey var düşüncesi ile dinleme ortamı oluşmasını diliyorum. Türkiye yalnız kendisine değil çevresindeki ülkelere de lazım. Kafkaslara da lazım, Orta Asya'ya da lazım, Ortadoğu'ya da lazım, Mısır'a da lazım, Libya'ya da lazım, Türkiye hepsine lazım. Türkiye öyle bir siyasete, öyle bir yapıya artık kavuşması gerekir ki bunların hepsi artık bizimle oturup kalksın, bizimle birleşsin, bizimle kaynaşsın. Söylemler başkalarını korkutmamalı.  Bilgelerin önünü açmak lazım. Onların söz söylemelerini sağlamamız lazım. Sözlerini benimsemesek de saygı duymamız lazım. Hepsine buradan, Madrid'den sevgiler, saygılar gönderiyorum. Bu yeni yılın ulusumuza, az önce saydığım dost ve kardeş ülkelerimize huzur güvenli bir ortam, ekonomik refahlık, güzel bir duygu, güzel bir düşünce, güzel bir yapı getirmesini yüce Allah'tan diliyorum. Özlem duygusuyla hepsine saygılar sunuyorum, sevgiler sunuyorum, selamlar gönderiyorum.

  • Bu haberi paylaşın:
Yorum Yaz
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (6)
ismayll yusifov
4yıl önce
allah siza komak olsun iülarniz uqurlu olsun
elgun
5yıl önce
Eli bey sizi Azerbaycandan Samaxidan salamlayiram .Siz aciq urekli gozel insansiz.samaxida bizlere cox komekliyiniz deyib tesekkur edirem insallah yeniden qayidarsiz Azerbaycana
serap çelik
5yıl önce
Ülke tv'de Ali Evsen beyin röportajını izledim, tespit ve analizleri çok isabetli. teşekkür ederim
hidayet çakır
5yıl önce
Ali beyin görüşlerine katılıyorum, Ortadoğu'daki dengeleri gözeterek olayları yeniden yorumlamak gerekir. Mısır gibi önemli bir ülkeyle ilişkilerimizin durma noktasına gelmesi, Suriye'deki mevcut durum hiç iyi değil. Başbakanımızın, Cumhurbaşkanımızın yeni bir vizyonla Ortadoğu'daki karmaşık denklemleri çözmesini bekliyoruz.
Recai Sönmez
5yıl önce
Ali Bey İspanya'da ne işiniz var, can Azerbaycan'a niye gidip yatırım yapmıyorsunuz? Zaman birlik beraberlik zamanı, türkiye'ye gelin, Azerbaycan'a gidin yatırım yapın
mahmut güneş
5yıl önce
Ali Evsen beyefendi Azerbaycan'da çok başarılı işler gerçekleştirdi, o dönemde yaptığı güzel işlerin şahidiyim. Şimdi herkes Azerbaycan'da olmak istiyor ama 1990'lı yıllarda, en zor dönemde oradaki kardeşlerimizin yanında olmak, o insanlara iş ve aş imkanları sunmak, herkese nasip olan bir şey değil. İnşallah Azerbaycanlı kardeşlerimiz vefalı olurlar ve ali Evsen beyin yaptığı güzel ve hayırlı işleri unutmazlar. Sayın Evsen'e çalışmalarında başarılar dilerim. Allah işlerini rast getirsin.




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    03:5105:4213:1617:1320:3922:21
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=