Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 20°
    18 Ekim 2019 07:28
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

50 gram İşlenmiş et yenilmesi, sigara kadar zararlı

27 Ekim 2015 11:35

Günde 50 gram işlenmiş et yenilmesi, kalınbağırsak kanserine yakalanma olasılığını yüzde 18 artırıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nden kırmızı et uyarısı geldi. Örgüt raporuna göre salam, sosis, jambon ve benzeri işlenmiş et; sigara, asbest ve hatta plütonyum kadar kansere yol açıyor. Günde 50 gram işlenmiş et yenilmesi, kalınbağırsak kanserine yakalanma olasılığını yüzde 18 artırıyor.

Dünyanın en önemli sağlık otoritesi, işlenmiş kırmızı ete karşı uyardı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ); sosis, pastırma, jambon benzeri işlenmiş etlerin kansere yol açabileceğini bildirdi. DSÖ bu uyarıyı, eldeki en iyi bilimsel verileri değerlendiren Uluslararası Kanser Araştırmaları Dairesi’nin (CIRC) tavsiyesi üzerine yaptığını açıkladı. DSÖ, kırmızı etlerin de “kansere yol açması ihtimali bulunduğuna” ancak bu konudaki verilerin sınırlı olduğuna dikkat çekti. Örgüt dana, kuzu, koyun, keçi, at ve domuz etini “kırmızı et” kapsamında değerlendirdi. Ancak DSÖ, kırmızı etin yararlarının da unutulmaması gerektiğini vurguladı ve hemen kırmızı et tüketimine son verilmesinin anlamsız olduğunu belirtti.

 

GÜNDE 50 GRAM TEHLİKELİ

DSÖ, kırmızı eti kanserojen maddeler listesinin “2A” grubuna ekledi. Bu grup “insanlar için kanserojen olması olası maddeleri” kapsıyor. Böylece işlenmiş et, plütonyum, asbest, sigara ve alkol ile aynı kategoriye (kansere yol açan maddeler) konulmuş oldu. Bununla birlikte, bu ürünlerin ne kadar kansere yol açtığına dair bir bilgi mevcut değil. Dünya Sağlık Örgütü’nden Dr. Kurt Straif, “Bireylerin işlenmiş et tüketiminden kalınbağırsak kanserine yakalanmaları tehlikesi hâlâ düşük. Ama bu risk, tüketilen işlenmiş et miktarının artmasıyla yükseliyor” dedi.

Örgüt tarafından hazırlanan raporda, günde 50 gram işlenmiş et yenilmesinin kalınbağırsak kanserine yakalanma olasılığını yüzde 18 oranında artırdığı kaydedildi. Miktarın artması, riski de artırıyor. CIRC’in yaptığı 800 farklı araştırmaya göre, dünyada kanserden yaşamını yitiren 34 bin kişide aşırı şarküteri eti tüketimi gözlemlendi. Şarküteri veya işlenmiş et, kırmızı etin ömrünü uzatmak veya tadını değiştirmek amacıyla tütsülenerek, kurutularak ya da tuz ve koruyucu maddeler eklenerek niteliğinin değiştirilmesi anlamına geliyor. Kanser tehlikesini artıran unsurların, bu eklenen maddeler olduğu dile getiriliyor.

UZMANLAR NE DİYOR? 

‘SUCUĞU KASAPTAN ALIN’

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta; sosis, salam ve jambonun zararlı olduğunun bilindiğini belirterek, şu bilgileri verdi: “Bu etlerin kaynağı olan hayvanlardan başlıyor. Fabrikalarda beslenen hayvanlara antibiyotik ve hormonun yanı sıra GDO yemler veriliyor. Kanları akıtılmadan kesiliyor. Hayvan eti elde edildikten sonra parlak gözükmesi için nitrit ve nitrat veriliyor. Etlerin kanserojen olmasında tüm bu saydığımız faktörlerin payı var. Bunlar sadece kanserojen değil aynı zamanda diyabet ve kalp hastalığı riskini de artırıyor. Türkiye’de geleneksel yöntemle yapılan, halkın ‘kasap sucuğu’ diye bildiği sucuk ve pastırmada bu tür kimyasal maddeler yok. Zararlı olan sadece işlenmiş et değil, işlenmiş süt, işlenmiş şeker, işlenmiş un.” Gıda Mühendisleri Odası Üyesi Kadir Dağhan da raporda doğruluk payı olduğunu ifade ederek, “İşlenmiş et almak istenildiğinde mutlaka bilindik markaları tercih edilmeli, üzerinde Tarım Bakanlığı’nın izni olmadı” dedi.

‘LİMİT AŞILMADAN KULLANILMALI’

Tüketici Sorunları Derneği ve Gıda Güvenliği Hijyen Akademisi Başkanı Dr. Can Demir, sanayinin getirdiği nitrit denilen kimyasal maddenin sucuk, sosis gibi ürünlerin üretiminde limiti aşmamak kaydıyla kullanılmak zorunda olduğuna dikkat çekti. Bu maddenin kansere neden olduğunun bilindiğini vurgulayan Demir, “Eğer nitrit kullanılmaz ise ölümcül bakteriler et üzerinde ürüyor. Limitlere uyulduğunda kansere yol açmaz. Şimdi bu durumda ya bakteri üremesine neden olunacak ya da nitrit koyup bakteri üremesini önleyeceğiz ama kanser riskiyle karşı karşıya kalacağız. Kasap sucukları bu durumda daha sağlıklı fakat onların da beklemeden, 1 hafta gibi kısa bir sürede tüketilmesi gerekiyor. Bilimsel olarak herhangi bir problem yok” ifadesini kullandı. 

 

Habertürk

  • Bu haberi paylaşın:
Yorum Yaz
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    05:4607:1012:5515:5818:2919:48
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=