Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 17°
    23 Eylül 2019 05:49
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Ahmet Davutoğlu "Başkanlık istiyoruz"

03 Şubat 2016 12:55

Davutoğlu AKP Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda "Doğum yapan bütün kadınların hizmeti vatani hizmet sayılmalıdır." dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP'nin genişletilmiş il başkanları toplantısında konuştu.

Davutoğlu, "Doğum yapan bütün kadınların hizmeti vatani hizmet sayılmalıdır. Yarı zamanlı ve tam ücretli çalışma hakkı tanıdık. Hayırlı uğurlu olsun" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Suudi Arabistan’a gitmeden önce hastaneye gitmiştim. Sait’e söz vermiştim. 22 gündür birbirini görmeyen anne ve babayla Sait’i bir araya getirecektim. Bugün o sözümü gerçekleştirdim. Bir Kürt ana yüreği… Sait’in gözlerindeki ışıltı hiç kaybolmamış. Bize tebessüm ediyordur. Anne “Sait’i öpebilir miyim” diye sordu. Daha sonra oradan Numune Hastanesi’ne gidip İpek’i ziyaret ettiğimde yüreğim daha çok yanıyordu. Hem kızını, hem eşini kaybetmişti. Bu iki güzel kadını sizler adına selamlıyorum. Allah hiçbir anneye, Türk, Kürt, Sünni, Alevi bu acıyı yaşatmasın.

Bize zalim, otoriter diktatör diyenler, dönüp o terör örgütüne hiçbir şey söylemeden, bu terör örgütünün zulmü karşısında sessiz kalanlara sesleniyorum. Gidin bu iki kadını dinleyin. Biraz utanmanız varsa... Gözlerine bakın ve deyin, “Oraya bomba koyanlar zalim değil ama oranın huzuru için çalışanlar zalim” deyin. O zaman sizinle tekrar tekrar yüzleşiriz. Biz dünyanın her yerinde zulme karşı çıktık. Sicilimizi herkes bilir. Sicilimizi Gazzeli anne babalar bilir, Myanmar’da, Somali’dekiler bilir. Sicilimizi işte bugün İpek Hanım’ın hemen yanında Türkiye’ye getirilen yanıklar içinde Suriyeli bir kardeşimiz bilir. Ellerini kaldırıp Türkiye’ye dua etti. Bütün yüzü alçıyla kaplı o Suriyeli kardeşimiz Türkiye’ye dua ediyordu. Bebek katillerinin sicilini de herkes biliyor. Gün o gündür ki, bütün Anadolu insanının tek yürek olarak bu zalimlere karşı, bu kahraman kadının şahsında sembolleşen Türk-Kürt kardeşliğini ebedi kılma günüdür. Bu mazlumlara yönelik terör saldırılarına karşı omuz omuza durma günüdür.

Hangi parti bizim gibi genişletilmiş il başkanları toplantısında bir araya geliyor da 81 ilin derdini bu masaya koyuyor. Biz Edirne’yi Hakkâri’den ayırmadık. Ayırmayacağız ve kim ayrım yapmaya kalkarsa onun karşısında tek bir yürek, tek bir kale olarak duracağız. Türkiye bugün son bir kaledir. Bütün çevremizdeki o büyük bunalımların krizlerin içinde Türkiye bütün mazlumların sığınabileceği son kaledir. Birileri bu son kaleyi yıkmak istiyor.

Hani Yahya Kemal’in dediği gibi “Bu son ordusudur İslam’ın”. Aynı Türkiye Cumhuriyeti o mazlum milletlerin dualarıyla ayaktadır. Bizler bu son kaleyi savunmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Son kalenin son müdafaa hattı da AK Parti teşkilatlarıdır. AK Parti teşkilatları sadece Türkiye’nin değil, tüm mazlumların nihai sığınağıdır.

1 Kasım’da büyük bir demokrasi zaferi yaşadık. Bütün kardeşlerime teşekkürü bir borç bilirim. AK Parti hizmet şiarıyla çıktığı yürüyüşünü sürdürüyor. AK Parti katıldığı bütün seçimleri açık ara kazanan yegâne partidir. AK Parti bütün kritik dönemeçlerde milletimizin umudu olan yegâne partidir. AK Parti teşkilatları milletle buluşmasaydı bu hareket bu kadar yol alamazdı. Hepinize minnettarız.

Bu hareketin mimarları sizlersiniz. Sizin alın teriniz bereketlenmiş ve AK Parti olmuştur. Bu hareket hepinizin. Bugüne kadar kim bu harekete katkı verdiyse, hizmet ettiyse, kim alnını terletmişse, dua etmişse Allah ondan razı olsun.

KİMSENİN REHAVET GÖSTERMEYE HAKKI YOK

AK Parti’yle siyaset kurumu yeniden itibar kazandı. Siyasete güvenini yitiren vatandaşlarımız AK Parti üzerinden barıştı. Türkiye’de 2002’den beri hiçbir şey eskisi gibi olmadı, bundan sonra da olmayacak. Hiçbir vesayet odağına izin verilmeyecek. Millet bize güvendi, biz milletin desteğine güvendik. Milletin ihtiyaçlarını her şeyin üstünde tuttuk.

7 Haziran’da biz özgüven imtihanı yaşadık. Birileri özgüvenimizi sarsmaya çalıştı. “AK Parti artık iktidar olmaz” dediler. Blok siyaseti dediler, her şeyi dediler. Biz kendimizden emin olarak özgüven imtihanını aştık. Özgüvenimizi sarsamadılar, sarsamazlar, sarsamayacaklar. 1 Kasım sonrası imtihanımız kibre karşı tevazu imtihanıdır, rehavete karşı yeni bir aşkla çalışma imtihanıdır. Nasıl olsa önümüzdeki 4 yıl seçim yok diye rehavet göstermeye kimsenin hakkı yok. Tatil diye bir kavram tanımadık, tanımayacağız. 1 Kasım bizi aşırı özgüvene ya da kibre değil, tevazuya yöneltecek.

Desek ki hadi yürüyoruz, teşkilatta hiçbir yorgunluk emaresi yok. Ne büyük şeref, ne büyük onur… Diğer partiler 1 Kasım’dan sonra birbirlerine girdiler. MHP kongresi için mahkemelik oldular galiba. Biz ise kenetlenmiş bir yürek olarak her zaman olduğu gibi milletin hizmetindeyiz. Biz milletimize tutamayacağız sözü vermeyiz. Allah ömür verdikçe de tutarız. Hamdolsun büyük oranda gerçeğe dönüştürdük. Bugün itibariyle, meclise sevk edilenlerle birlikte reformların yüzde 40’ını, vaatlerin yüzde 60’ını gerçekleştirdik. Bazı arkadaşlarımız “Kademeli olarak mı bu vaatleri yerine getirsek” dedi. “Hayır” dedim.

Siz sokağa çıktığınızda “Hani siz şu sözü vermiştiniz de tutmadınız” demelerini istemiyoruz.

Bu ağızdan yerine getirilmeyecek söz çıkmayacak. Siz her yerde bu vaatleri yerine getiren hükümetin kadroları olarak başınız dik dolaşacaksınız.

Doğum yapan bütün kadınların hizmeti vatani hizmet sayılmalıdır. Yarı zamanlı ve tam ücretli çalışma hakkı tanıdık. Hayırlı uğurlu olsun. Kadınlarımız doktor mu olayım, anne mi olayım ikileminde kalmayacak. Özetle AK Parti söz verdi mi gereği neyse yapar ve geri durmaz. Onlar konuşur, AK Parti yapar.

KİMSE BENDEN BUNU BEKLEMESİN

Muhalefet de anayasanın değişmesi konusunda hemfikir. Mevcut anayasayla Türkiye daha fazla devam edemez. Hayatımda ilk oyumu 1982 referandumunda kullandım. Kararımız kesin, hayır oyu vereceğiz. Zarf şeffaf, hayır oyu koyu kahverengi, evet oyu beyaz. CHP zihniyetinin kapalı sayımı gibi. Gençliğin verdiği kararlılıkla. Herkese göstere göstere verdiğim hayır oyunun gereğini yapacak, darbe anayasasını tarihe gönderip Meclis’in yaptığı anayasayla milletin huzuruna gideceğiz. Bunu yapacağız. Kimse benden hayır oyu verdiğim 1982 Anayasası’nı savunmamı beklemesin.

"BUGÜN SİSTEM İŞLİYORSA..."

Yeni anayasa ruhuyla, özüyle insan odaklı bir anayasa olmalıdır. Vatandaşlarını bir bütün olarak görmeyen, potansiyel tehdit olarak gören bir anayasa yeni Türkiye’nin anayasası olamaz. Bu bir uzlaşma sürecidir. Diğer partilerin de uzlaşma ruhuyla ciddi bir katkı vereceğini umuyorum. Konuyu kişiselleştirmeden, partileştirmeden tartışmamız lazım.

30 yıl sonra hayatta bile olmayabileceğiz. Öyle bir anayasa yapalım ki, torunlarımız 100 sene sonra ülkeyi yönetebilsin. Bu torunlarımıza borcumuzdur. Hiçbir şekilde bunu bşahsileştirmemeliyiz. Cumhurbaşkanımızı hedef almak, hakaret etmek, tartışma konusu haline getirmemeliler. Farklı fikirlerin ortaya çıkmasını kazanım olarak görürüz. İnsan hak ve özgürlüklerini temel alan bir başkanlık sistemini ya da alternatifleri varsa başka bir sistemi konuşalım. Ancak kimse çok iyi işleyen bir parlamenter sistem olduğunu söylemesin. Artık sistem krizi yaşamayalım. Fırlatılan bir anayasa kitapçığı sistem krizine, daha sonra siyaset çöktü. Bugün sistem işliyorsa bizim siyasi ahlakımızdan dolayı... Sistem çok iyi çalıştığından değil. Yeni anayasa bireysel özgürlüklere dayanmalı, yargı bağımsızlığına yönelik güvenceler içermelidir.

BAŞKANLIK SİSTEMİ İSTİYORUZ

Biz başkanlık sistemini istiyoruz. Niçin karşı çıkıyorlarsa anlatsınlar. En doğru anayasayı yapalım. Siyasi çekişmelerden uzak tutmamız gerekir. Farklı fikirlerin ortaya çıkmasını kazanım olarak görürüz. Ortak geleceğe mührümüzü vuralım. Çarpık ve saptırılmış bir parlamenter sistemi savunmak yerine, hür başkanlık sistemini ya da parlamenter sistemi konuşalım. Ama kimse bu sistemi çok iyi diye bize satmasın. Yeni bir kurucu meclis iradesi ile yol alalım.

Bu ülke sistem krizi nedeniyle ne sıkıntılar yaşandı. Bilirsiniz bir anayasa kitapçığı sistemin çökmesine yol açmıştı. 7 Haziran, 1 Kasım sonrasında koalisyona geçilmiş olsaydı bu sıkıntıları görmüş olurduk. Sorunları çözme kabiliyeti olan bir anayasa yazmak zorundayız. Temsilde adaletten taviz vermemeli. İnsan hakları ve hukukun üstünlüğü için hayati bir aşama olarak görüyoruz. Vesayeti kökünden temizlemelidir. Kapsayıcı ve kuşatıcı olmalıdır. Türkiye ağırlıklarını üstünden atmalıdır. ”

Ayrıntılar geliyor...

  • Bu haberi paylaşın:
Yorum Yaz
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)




ÇOK OKUNANLAR
Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    05:1806:4513:0416:2619:1020:30
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=