Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 10°
    14 Kasım 2018 09:32
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Zuhal Mansfield

Sahi neden olmuyor?

01 Mart 2015 11:09

Aslında ne kadar kolay gelişmiş ülkelerden biri olmak. Başka ülkelerde neleri görüp özeniyoruz diye düşününce liste kısa:

Ulaşım

• İletişim

• Güvenlik

• Eğitim

• Sağlık

• Adalet

• Sosyal Güvence 

Diyelim biz de bu duruma kavuştuk. Sürdürülebilir olması ve refah seviyesini yükseltmek için ise gereken daha da basit; İHRACAT.

Bunu yapabilmemiz için üretimin, yani ciddi bir sanayimiz olması gerekiyor. Her ili tek tek ele aldığımızda ihtiyaçlarının aynı olduğunu görüyoruz;

• Üretim maliyetlerinin düşürülmesi

• Markalaşma

• Nitelikli iş gücü

• Çevre şartlarının düzeltilmesi

• Dış pazarlara açılma fırsatı yakalamak

•Katma değeri yüksek ürünleri üretmeye yönlenmek 

İster yüksek teknoloji üretimi olsun ister endüstriyel üretim olsun gerekli olan şey ham madde.

Tüm bunları ayakta tutacak iyi bir İK yani insan olgusu gerekiyor. Vasıflı, eğitimli, yaptığı işiseven her emeğinin karşılığının sadece maaş olmadığının, ülke kalkınmasına da katkısı olduğunun bilincinde olan o sebeple işine dört elle sarılan, insan kaynakları. Yaptığı işin patrona ama öğretisinin kendine katma değer yaratacağının bilincinde olan bir nesil.

Ve yine tüm bunları bir araya getirdiğimiz de geriye tek bir ihtiyaç kalıyor.

ULUSAL MORAL LAZIM! 

Bazı günler gazeteleri elime alıp okuyup okumama konusunda tereddütler yaşıyorum. Bir gün önce okuduklarımızın ertesi günü yalan olduğunu veya en büyük puntolarla yazılanların altından bambaşka bir olay çıkmasına artık tahammül mü edemiyorum yoksa entelektüel hafızamı, yüreğimi yormaya başladığını mı düşünüyorum bilemem. Ama artık gazetelerden, gündemden korkuyorum. Korkularım sadece gazete haberleriyle sınırlı değil tabi.

Araştırma ve tespitlerine güvendiğim ve ciddiye aldığım kurumların, sivil toplum kuruluşlarının tespitleri de korkutuyor beni. Mesela Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV)’ın açıkladığı;

 Yabancı sermayenin kaçıyor olması, 

• Doların inanılmaz tırmanışı,

• Enerji zamları,

• Vergilerin yüksekliği,

• Artan maliyetler,

• Dünya krizinin başladığı haberleri,

• Komşu ülkelerin için de bulunduğu çıkmazlar,

• Dünya devlerinin inatlaşmaları,

• IŞİD haberleri,

• PKK haberleri,

• Bizim komşularımızla olan çıkmazlarımız,

• Kadına karşı şiddetin tahammül edilemez olması,

• Yorgun ve oradan oraya sürüklenen iş dünyasının çaresiz yeni pazarlar için çırpınışları…

İstediğim kadar iyimser olayım bu travmalardan kurtulamıyorum. Oysa arzu ettiğim çok net; 2023 hedeflerine ulaşmamız, 500 milyar dolarlık ihracatı gerçekleştirmemiz.

Belki dünyanın 10. büyük ekonomisi olmayabiliriz ama en azından ilk 15'te olmamız gerektiğine inanıyorum. Olağanüstü bir gayretle çalışıyor, bana düşenin en iyisini yaparken, etrafımdaki gençlere moral veriyor. Yeni girişimcilerin bu çabamıza dâhil olması için elimden geleni yapıyorum.

Gönüllü yaptığım işler, gerçek işlerimin önünde gitmeye başladığı şu günlerde tek arzum, tek isteğim bu hedefimize destek vermek ve gerçekleştiğini görebilmek. 

Bu toplumda ayaklarının üzerinde durabilen nadir şanslı kadınlardan olmama rağmen bazen gücümün tükendiğini hissediyorum.

Bu yazıyı yazarken gencecik bir fidanımızın bir genç kızımızın acı haberiyle bir kez daha toplumca sarsıntılar yaşıyoruz. Özgecan Aslan'ın yaşadıklarını düşünürken yüreğim burkuluyor ve içimdeki isyanı bastıramıyorum. 

Kadına karşı şiddetin içinde bulunduğumuz bilgi ve iletişim çağına inat yükselmesini ne yüreğim ne de mantığım kabul etmiyor.

Sosyo-politik yapımızdan, inançlarımıza, kültürümüzden, tarihimize kadının içinde bulunduğu bu trajik durumu kabullenemiyorum.

Bir yandan başlara taç edilen, öte yandan ayaklarının altında cennet olduğu söylenen kadınlarımızın ulu orta cinayetlere, tacizlere, şiddete maruz kalmasını hazmedemiyorum.

Bu neyin cinneti, neyin dışa vurumudur?

Neler oluyor bize?

Yarınlara güvenle bakmak, gençlerimizden bize emanet olan bu eşsiz vatanı gelecek nesillere sağlıkla emanet edebilmek, ülkemin gençlerinin ve kadınlarının güven içinde olmasını diliyorum.

O mavi gözlünün sözünü hatırlıyorum; Toplumdaki başarısızlığın nedenleri; kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır. (Mustafa Kemal Atatürk)

Daha güvenli yarınlar için hep birlikte çalışmalıyız. İhtiyaçlarımız belli bu yönde hepimiz kendimize düşeni yapabilmeliyiz. 

Kadın Gözüyle

Zuhal Mansfield

DEİK / Türk Mısır İş Konseyi Başkanı

TMG DOĞALTAŞ Madencilik

mansfield@turcomoney.com

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Cemal Karaca
4yıl önce
Zuhal Hanım, çok güzel bir yazı. Ellerinize sağlık. Ama benim bu milleten umudum kalmadı artık
Yazarın Diğer Yazıları
3yıl önce
4yıl önce
5yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    06:1307:4312:5615:3017:5619:18
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=