Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 20°
    16 Ekim 2019 13:09
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Yrd. Dr. Yaşar Erdinç

Piyasaların dinamikleri siyasete endekslenecek

13 Nisan 2015 12:58

Piyasalar açısından gündemin çok yoğun olduğu bir ayı geride bıraktık. En önemli gündem maddelerinden birisi Merkez Bankası’nın yaptığı PPK toplantısıydı. Bu toplantıda MB, faizleri değiştirmedi. Dolayısıyla piyasanın önemli bir reaksiyonu olmadı. Dolar/TL kuru 2.60 üzerinde seyrederken, Borsa genelde olumlu bir havadaydı. Gösterge faiz ise 8.70 civarında seyrediyordu.

İkinci önemli gündem, ABD Merkez Bankası FED’in para politikası toplantısıydı. Bu toplantıdan sonra yapılacak açıklama içerisinde “sabırlı” kelimesinin olup olmayacağı merak ediliyordu. Eğer bu kelime açıklamadan çıkarılırsa, Haziran ayında faiz artışının geleceği beklentisi oluşacağı için, piyasaların negatif reaksiyon vermesi bekleniyordu, daha doğrusu benim beklentim de bu yöndeydi.

FED toplantısı sonrasında yapılan açıklamanın içerisinde “sabırlı” kelimesi yoktu. Fakat açıklamanın içeriği ve FED üyeleri ile yapılan anket sonuçları yayınlandığı andan itibaren, faiz artışının en erken Eylül ayına kaldığı ortaya çıktı. Daha doğrusu okuduğum açıklama ve ek bilgiler bana bu tür bir izlenim verdi ve birçok analist ve uzman da benzer şekilde düşünüyordu.

Faiz atışı süreci gerçekten Eylül ayına mı ötelendi? Ötelenmesi ne anlama geliyor ve bizim ekonomimizi ve piyasalarımızı nasıl etkiler?

FED’in açıklamaları ve FED üyelerinin büyüme, istihdam ve yılsonunda olası faiz oranına ilişkin anket sonuçlarına bakıldığında, geçen Aralık ayı ve Mart ayındaki toplantı ile karşılaştırıldığında üç önemli nokta göze çarpıyor;

1. Aralık 2014’te FED üyeleri ABD’de büyümenin 2015 sonu itibariyle yüzde 2.6 ile yüzde 3.0 arasında olmasını beklerken, Mart toplantısında bu aralık 2.3 ile 2.7 arasına geriletildi. Yani FED üyeleri büyümenin ivmesinde yavaşlama bekliyorlar ve bunu da doların diğer paralara karşı aşırı değerlenmesine bağlıyorlar. Büyüme ve faiz politikası ilişkisi aynı yönlüdür. Büyümenin yukarı ivme kazanacağını düşünüyorsanız, faizi artırırsınız, düşeceğini düşünüyorsanız artırmazsınız. Bu durum FED’in erken bir zaman diliminde örneğin Haziran veya Temmuz’da faiz artırması olasılığını aşağı çekiyor.

2. Geçen Aralık ayında FED üyeleri TÜFE’nin yüzde 1 ile 1.6 arasında olmasını beklerken, son ankette bu aralık yüzde 0.6 ile 0.8 arasına geriledi. Öte yandan çekirdek TÜFE beklentisi de yüzde 1.5-1.8 aralığından yüzde 1.3-1.4 aralığına geriledi. Özellikle son 6 ayda petrol fiyatlarındaki sert düşüş, ABD’de enflasyonu ciddi biçimde aşağı çekmiş görünüyor. Enflasyonun aşağı gelmesi, tüketicilerin alım gücünü artırınca olumlu refah etkisi yaratmış durumda.

3. FED üyeleri 2015 yılı sonunda politika faizi üst koridorunun 1.125 olacağını öngörürken, son toplantıda bu öngörü yüzde 0.625 seviyesine kadar indi. Yani bu yıl faiz artışı olsa, sadece 1 defa olabilir.

FED Başkanı Janet Yellen her ne kadar, “Verilere bakarak hareket edeceğiz” diyor olsa da, doların aşırı değerlenmesinden rahatsız oldukları aşikâr. Bu konuda diğer FED üyeleri de endişelerini dile getirdiler. Bu da demek oluyor ki, şu an dünyada sürmekte olan gizli kur savaşlarına ABD de dâhil oldu ya da daha önce de dâhildi ama bu kadar açık belli etmiyordu.

Piyasalarda orta ve uzun vadeli trendleri değiştiren en önemli olaylardan biri merkez bankalarının aldıkları kararlardır. Hatırlayacak olursanız 2012 yılının Haziran ayında Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi, gerekirse üye ülkelerin tahvillerini satın alabileceklerini söyledikten sonra İspanya ve İtalya’nın faizleri zirvelerden gerilemeye başlamış, BIST-100 de 49 binli seviyeleri gördükten sonra uzun süreli bir yükseliş trendine girmişti.

FED’İN SON KARALARI TÜRK PİYASASI İÇİN DE RADİKAL BİR YÖN DEĞİŞİKLİĞİ YARATIR MI?

Eğer, önümüzde seçim olmasaydı bu soruya cevabım çok net bir şekilde “EVET” olurdu. Çünkü doların değerlenmesinden tırsan ve faiz artışını geciktireceğini ayan beyan belli eden ve hatta 2016’ya bile bırakmayı düşünebilecek bir FED var. Dolar endeksi (DXY) FED kararı sonrasında 100’ün üzerindeki seviyelerden 97 civarına kadar gerileyerek doların değerlenmesinin zirvesine yakın olduğu sinyalini verdi. Dolar birçok paraya karşı değer kaybetti. Kararlar sonrasında dolar/TL kuru 2.62 seviyelerinden 2.54 seviyelerine kadar geriledi. Bundan sonraki süreçte doların hızlı bir şekilde değer kaybetmesi beklenmese de, 100 seviyesinin üzerine çıkarak kalıcı bir şekilde orda durmasını bekleyemeyiz. Bu yüzden en azından anlamlı bir süre doların diğer paralara karşı yatay bir bant içinde kalacağını söyleyebiliriz. Dolayısıyla dolar/TL kuru da (eğer bizim siyasiler hata yapmazsa ve başka beklenmedik olumsuz bir gelişme olmazsa) 2.50 ile 2.62 aralığındaki kanalda bir süre dalgalanabilir.

Eğer önümüz seçim olmasaydı, herkese borsaya girmesini tavsiye edebilirdim fakat bizim borsamızın son bir ayda diğer borsalardan negatif ayrışmasının nedeni iç siyasi dinamiklerdi. Yayınlanmakta olan son anketler çok farklı sonuçlar üretiyor. Bu yüzden FED’in şu anki pozisyonunda eskisi kadar faydalanma olasılığımız düşük. Borsa yatırımcısının yüzü bir süre daha gülebilir ama BIST-100 endeksinin 90 binli seviyeleri aşması olasılığını zor görüyorum. Çünkü ilk çeyrekte büyümemiz zayıf. Petrol fiyatlarındaki düşüşü, akıllı davranıp içerideki fiyatlara yansıtamadık ve doları gereksiz yere artırarak, avantajımızı kaybettik. Seçim sonrasında ekonomi yönetimi değişecek olup, seçime kadar olan süreç içinde iç siyasi dengelerde radikal değişiklikler olabileceği riskini borsa yatırımcısı almak istemeyebilir.

Geçen ay içindeki önemli gelişmelerden biri de Fitch derecelendirme kuruluşunun Türkiye’nin kredi notunu olduğu gibi bırakmasıydı. Genelde olumlu yorumlarda bulunan Fitch’in kararı piyasalar üzerinde olumlu oldu. Bu arada Moody’s derecelendirme kuruluşu da bir rapor yayınladı. Ama Moody’s raporu negatifti. Türkiye ile aynı derecelendirmeye sahip olan ülkelerle karşılaştırılmasında, özellikle cari açığı ve dış borcu en yüksek ikinci ülke olduğumuzu belirttiler. ABD’de faizlerin artacağı bir sürecin bizim ekonomimiz için olumsuz etki yaratacağı belirtildi.

MB, NİSAN’DA 25 PUAN İNDİRİM YAPABİLİR

Önümüzdeki ay en önemli gelişmelerden biri MB’nin PPK toplantısı olacak. Bu toplantı öncesinde Mart ayı enflasyon oranlarını göreceğiz. Eğer oranlar düşük gelirse, MB’nın 25 baz puan indirim yapması söz konusu olabilir. Bu beklentiler bir süre daha piyasalarda olumlu havanın devam etmesine neden olabilir. Fakat orta vadeli bakıldığında seçime ilişkin gelişmeler piyasaları önemli ölçüde etkileyecektir. Son anket sonuçları, çok ilginç gelişmeleri gösteriyor. HDP’nin barajı geçmesi durumunda AK Parti’nin tek başına iktidar olma olasılığı da zayıflıyor. Özellikle aday adayları açıklandıktan sonra, AK Parti içinde ciddi sarsıntılar olabilir. Bunun en canlı örneği Bülent Arınç ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ.Melih Gökçek arasındaki tartışmaydı.

Sonuç olarak Türkiye’de dinamikler hala kırılganlığını koruyor. Yatırımcıların yüksek riskler almaması gerekir. Herkese bol kazançlı bir ay olmasını diliyorum.

MODEL PORTFÖY

Sizlere her ay bir model portföy tablosu veriyorum. Geçen ay verdiğimiz tabloda bu ay değişiklikler yaptık. Bazı okuyucularımızdan tablonun nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin sorular geldi. Bu konuda kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Varsayalım ki elinizde 12 bin TL olsun. Tablodaki bütün hisselere eşit miktarda yatırım yaptığınızı düşünüyoruz. Dolayısıyla Mart 2015 tablosunda bulunan her hisseye bin TL yatırım yapıldığını varsayarak tabloyu güncelleştirdik. Nisan ayı için verdiğimiz model portföye bakacak olursanız tabloda değişiklikler var.

Üstteki tablo Mart 2015’te verilen tablodur. Şu an bu yazıyı 23 Mart 2015 akşamı yazıyorum ve bu tarihteki kapanış değerleri ise 23. Mar.2015 tarihli sütunda görülüyor. Son sütun ise getirileri veriyor. Bu durumda 18 Şubat-23 Mart tarihleri arasında model portföyümüzün aylık getirisi ortalama olarak yüzde 0.47 olmuş durumda. Aynı dönemde BIST-100 endeksi (XU100) yüzde 1.99 düşmüş. Dolayısıyla 18 Şubat 2015 tarihindeki 12 bin TL’den 11.646 TL’ye gerilemiş olan (Ocak-Şubat arasında düşüş oldu) portföyümüz 11.700 TL seviyesine yükselirken, Ocak ayında BIST-100’e yatırdığımız 12.000 TL geçen ay da yüzde 1.99 geriledi. Böylece 10.993 TL’ye geriledi.

Tabloda kırımızı ile işaretlenmiş olan satırlardaki hisseleri bu ay önermiyoruz ve portföyden çıkarıyoruz. Bunun yerine sağda verilen ve “Model Portföy – Mart 2015” başlığını taşıyan tabloda yeşil satılarla gösterilen hisseleri portföye dahil etmeyi öneriyoruz.

Burada önemli bir sorun şudur. Biz yazımızı 23 Mart’ta yazıyoruz ama siz bunu en erken 1-3 Nisan 2015 arası okuyacaksınız. Dolayısıyla siz alım yaparken, model portföyde gösterilen hisselerin fiyatları değişmiş olacaktır. Böyle olsa da, sizlere önerimiz Nisan 2015 için önerilen portföye toplam paranızı bölmenizdir.

 

Finansal Analiz

Dr. Yaşar Erdinç

erdinc@turcomoney.com

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
9yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    05:4507:0912:5515:5918:3119:50
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=