Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 13 Aralık 2018 04:16
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Zuhal Mansfield

Öldüren tarım ilaçları

02 Ağustos 2015 13:38

Tarihin tüm çağlarında, perma kültür geniş tarımsal üretimin önünde büyük engeller mevcuttu. Bunlardan ilki tarımsal bitkiler için sağlanması zorunlu olan besinlerdi. İnsanlar bunun önüne geçmek için hayvan dışkılarını gübre olarak kullandı; topraklarını nadasa bıraktı ve her yıl farklı bir bitki ekti. 18 yüzyılda İngiltere başta olmak üzere batı dünyasında büyük bir devrim yaşandı. Şalgam ve üçgül ekiminin başlamasıyla toprakların nadasa bırakılma zorunluluğu ortadan kalktı. Şalgam; hayvansal üretimde hayvanların kış yiyeceği olarak önemli bir yer tuttu. Şalgam sayesinde hem hayvansal üretim arttı; hem de daha çok hayvan beslenebildi. Yine hayvanların sayısında görülen artışla beraber hayvansal gübrelerde ivmeli bir artış gözlendi.

 

Dünya nüfusunun artmasıyla birlikte mono kültür (tek tip ekim) yaygınlaşmaya başladı. Bu artış tek tip üretimin dezavantajları olan tarım zararlılarının artması ve ekinlere verdiği zararların mali açıdan kayıplara neden olmasıydı. Böylece zaman içerisinde yeni tarım alanlarının açılmasıyla bir taraftan biyo-çeşitlilik azaldı, diğer taraftan da yoğun girdi kullanımıyla doğal denge bozuldu. 

 

Bilinçsiz tarım ilaçları doğal dengeyi bozuyor

Günümüzde artık tarım alanlarının genişleme olanağı yoktur. Kar amaçlı üretime dönüşmüş olan tarım, yoğun girdi kullanımı ve birim alandan alınan ürün miktarının yükseltilmesiyle işlevini sürdürüyor. Bu girdiler içerisinde tarım ilaçlarının önemli bir yeri bulunuyor. Doğal dengenin bozulmasına neden olan en önemli unsurlardan birisi, bilinçsiz ve gereksiz tarım ilacı kullanımıdır. Elbette tarımsal zararlı, hastalık ve yabancı otlarla mücadelede vazgeçilmez bir araç olan tarım ilaçları üretimde kullanılmalıdır. Ancak, gereksiz ve aşırı pestisit kullanımı beraberinde doğal çevrenin kirlenmesine neden oluyor. Zararlıların ilaçlara dayanıklılık kazanması, insan ve hayvan beslenmesinde tehlikeli boyutlara varan kalıntı sorunlarınıortaya çıkardı. Bunlara ek olarak da hedef olmayan canlılar da olumsuz etkileniyor, doğal denge bozuluyor ve geri dönüşümü uzun yıllar alacak sorunlar meydana geliyor. 

 

Hastalık, zararlı , akarlara ve yabancı otlara karşı farklı zirai mücadele yöntemleri arasında, % 95’in üzerinde bir paya sahip olan kimyasal mücadele bugün de geçerliliğini koruyor. Pestisitlerin kullanılmadığı durumlarda ürünlerde % 60’lara varan oranlarda kalite ve verim düşüklüğü olduğu biliniyor. Bu nedenle, ürün kaybına sebep olan zararlı organizmaları kontrol etmek amacıyla tüm dünya ülkelerinde olduğu gibi, ülkemizde de bitki koruma ürünlerinin kullanılması kaçınılmaz.

 

Ancak pestisit kullanı mı? Kontrolsüz ve hasat zamanı iyi planlamama sonucunda gıdalarda  pestisitin kendisi ya da dönüşüm ürünleri kalabiliyor. Tüm dünyada tarımsal sistemin ayrılmaz bir parçası olarak pestisit kullanımında tarımsal ürünlerde kalıntı riski ve çevreye olumsuz etki yapması dikkatle üzerinde durulması gereken bir konudur.

 

Ülkemizde pestisit kalıntılarıyla ilgili çalışmalar 1959 yılında Ankara Zirai Mücadele İlaç ve Aletleri Enstitü Kalıntı Analiz Laboratuarı’nın kurulmasıyla başladı. İlk çalışma Otacı ve Güvener (1959) tarafından yapıldı. Literatür araştırmaları sonucunda Türkiye’de gıda ürünlerindeki pestisit kalıntıları üzerinde bugüne kadar yaklaşık 90 çalışma yayınlandığı görülüyor(Durmuşoğlu, 2004). Konuyla ilgili çalışan kişiler ile yapılan görüşmeler sırasında sonuçları henüz yayınlanmamış veya devam eden başka araştırmalar da olabileceği anlaşıldı, ancak bunlar bu sayıya dahiledilmedi. Ayrıca, burada sadece gıdalardaki pestisit kalıntıları ile ilgili araştırma ve yayınlar ele alındı, insan dokusu ve anne sütü ile çevresel örneklerdeki pestisit kalıntıları ile ilgili araştırmalar dikkate alınmadı. 

 

 

Bu çalışmalardan 8’i 1959-1969 yıllarıarasında, 30’u 1970-1979 yılları arasında, 17’si 1980-1989 yılları arasında, 26’sı 1990-1999 yılları arasında gerçekleştirildi. 2000-2003 yılları arasında ise 9 çalışma yapıldı. Kalıntı analiz çalışmalarının 45 yıl önce başladığı düşünüldüğünde bu sayıların oldukça az olduğu anlaşılıyor. Ülkemizde yürütülen çalışmaların yaklaşık 30 tanesi pestisitlerin bekleme sürelerinin saptanmasına yönelik rutin analizlerdir. Genelde, analizlerde kullanılan yöntemler yabancı kaynaklıdır ve metot geliştirme konusunda yapılmış oldukça az sayıda çalışma vardır (Durmuşoğlu ve Çelik, 2001). Gıdalardaki pestisit kalıntılarını saptamaya yönelik piyasa kontrol niteliğindeki saptayabildiğimiz çalışmaların sayısı yaklaşık 50 kadardır. Bu çalışmalardan 30’unda pestisit kalıntıları toleransların altında, 15’inde biraz üzerinde, 5 tanesinde ise endişe verici boyutlarda saptandı. Üzerinde en çok analiz yapılan ürünler, 32 araştırmayla, yaş meyve ve sebzelerdir. Ayrıca, buğday veya unlarda 9 çalışma, çeşitli yağlarda 8 çalışma, balıklarda 6 çalışma, üzümlerde 6 çalışma ve zeytinde de 5 çalışma yapıldı. 

 

İnsan sağlığı için büyük sorun

Kimyasal savaşta pestisit olarak bilinen tarım ilaçlarının kullanımı önemli bir yer tutuyor. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında kullanıma sunulan tarım ilaçlarının bilinçsiz ve kontrolsüz olarak uygulanmaları insan ve çevre için büyük bir sağlık sorunu haline geldi . Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda pestisitlerin tümör veya kanser yapıcı oldukları, kısırlık, zeka geriliği gibi çeşitlipestisitlerin kronik etkisine maruz kalan tarım işçilerinde birçok genetik hasarın yanı sıra karaciğer, böbrek ve kaslarda bozukluklar görüldü. Pestisitin canlılar üzerindeki etkisi fetal yaşamdan itibaren başlıyor. Bu ilaçlar plasenta fetüste geçiyorve bunun sonucu olarak düşükler, hiperpigmente ve hiperkeratatik çocuk doğumları görülüyor. Yapılan hayvan deneylerinde ise radyoaktif olarak işaretlenip anneye verilen pestisitin 5 saat sonra plasentadan fetüse geçtiği ve fetüsün göz, sinir sistemi ve karaciğerine yerleştiği gözlendi.

 Organofosfatlı ve karbamatlı insektisitler ise etkilerini doğrudan doğruya periferal ve merkezi sinir sistemi üzerinde göstererek canlı yaşamını tehdit ediyor.

 Birçok pestisit insana, hayvanlara ve çevreye zarar veriyor. Bununla ilgili ilk çalışmalar 70'li yılların başında, unep Stockholm İnsan Çevresi Konvansiyonu’nu hazırlayan süreçte gösterdi. 30 yıl sonra AB, Avusturalya, Kanada, japonya ve Yeni Zellanda, uluslararası baskılara boyun eğerek küresel anlaşma taslağının oluşturulmasına karar verdi. Sakıncalarının bulunduğu saptandı ve kullanılmaları kısıtlanmış veya yasaklandı. 

 

Bizdeki durum daha da vahim 

 

Bu kısıtlamalara rağmen ülkemizde bazı bölgelerdeki pestisit kullanımının Avrupa birliği ülkelerine yaklaştığı ve aynı zamanda daha bilinçsiz olduğu görülüyor. İstatistiksel verilere göre Türkiye’de yıllık pestisit tüketimi, yıllık iniş ve çıkışlara rağmen, 1979-2007 yılları arasında %270 oranında arttı. Özellikle son yıllardaki pestisit tüketimimiz, 2002 yılında 12.199 ton iken, 2006 yılında yaklaşık %50 artış ile 18.258 ton ve 2007’de de %24,22 artarak 22.681 ton oldu. Günümüzde, pestisitlerin çevre ve insan sağlığı için önemi yanında ekonomik önemi de dikkat çekicidir. Özellikle ülkemizin gıda ihracatı sırasında AB’den zaman zaman geri gönderilen gıda ve yemlerin pestisit kalıntı değerlerinin standartlara uygun olmayışı, 2007’ye oranla 2008’de bu durumun artış göstermesi, Türkiye’yi uygun bulunmayan parti sayısı yönünden 125 ülke arasında 2. sıraya yerleştirdi. Tüm bu sebepler dolayısı ile, pestisitlerin veya pestisit kalıntılarının dikkatli bir şekildeizlenme gerekliliği arttı. Bu yönde pestisit analizi için geliştirilip, kullanılan pek çok yöntem literatürde bulunuyor. Karmaşık ve mikro seviyedeki pestisit analizleri için kromatografik yöntemler özellikle tercih ediliyor. 

 

Sinsi katillerden nasıl kurtulacağız? 

 

Önce kötü haberlerle başlayayım;

Hepimizin kullandığı geleneksel sirke ile yıkamak önemli, ama sirkeli suda bekletmek ile maalesef bu ilaçlardan kurtulamıyoruz. Daha kötüsü sebzeler zaten pişiyor diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. İlacın zararı gıdaların pişmesiyle öldürücü zehirler yok olmuyor. 

 

Güzel habere gelince; 

Yaklaşık bir yıldır ekibimizle beraber bu konuya yoğunlaştık. Mevcut yöntemleri geliştirdik. Neredeyse 300 farklı tarım ilaçlarını günlük tükettiğimiz gıdalara sebze ve meyve uygulayarak laboratuvarlarda  defalarca test ettik ve sonunda BAŞARDIK. En azından yediğimiz ürünlerin üzerindeki tarım ilaçlarını tamamen yok edebileceğimizi kanıtladık. Amacımız bunu sadece evlerimizde kullanmak değil. Asıl amaç ülkemizin gıda ihracatına katkıda bulunabilmek. Zira bu ev aleti boyutundaki tarım ilaçları temizleyicisini, sanayi boyutunda üretebiliyoruz. Böylelikle dış yüzeylerdeki tarım ilaçları, kabul gören oranların çok daha altına inebiliyor. Hatta bir çoğu sıfırlanıyor.

 

Ev tipi olanının kullanımı kolay, pratik ve bütçeye uygun.  Öncelikle sağlığımız için mutlaka kullanmalıyız. Kullanımı söyle; Meyveleri yemeden önce veya sebzeleri pişirmeye başlamadan önce su dolu büyük bir kaba koyuyorsunuz, tarım ilaçlarından temizleme aleti geri kalanı yapıyor.  İşlem sadece 20 dakika sürüyor. Yirmi dakika sonra tarım ilaçlarının hepsinden arınmış olarak gönül rahatlığı ile tüketilebilir hale geliyorlar. Çok kısa bir süre sonra ünlü bir marka ile piyasaya çıkacak ama şimdiliktemin etmek isterseniz telefon numarası (0212)287 32 22

 

Çağımızda tarım ilaçlarından arınmış bir üretim mümkün görünmüyor. Mücadeleyi bu yönde vermek zaman kaybı olacaktır. 

O halde biz de mevcudu iyi hale getirmek durumundayız. 

Sağlıklı bir hayat ve genç kalmanın ilk kuralı ise  zehirlerden arınmış gıdalarla beslenmektir. 

 

Sağlıklı yarınlar diliyorum 

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
3yıl önce
4yıl önce
6yıl önce




ÇOK OKUNANLAR
Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    06:4008:1313:0515:2317:4519:11
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=