Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 24°
    17 Haziran 2019 11:56
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Prof. Dr. Bener Karakartal

Sarkozy inişte Erdoğan yükseliyor

26 Nisan 2011 00:54

Türk siyasal sistemi 2011 seçimleri öncesinde dev bir tasfiye olayı yaşadı. Partiler büyük ölçüde yenilenmiş adaylarla seçime gidiyorlar.
Bu tasfiye olayı Ak Parti’de ve MHP’de benzerlikler gösteriyor. CHP’de ise durum farklı.

 


AK PARTİ VE MHP’DE DURUM
         

Ak Parti ve MHP’de ki tasfiyelerin perde arkası: beğenin veya beğenmeyin Türkiye’ye özgü bir parti sistemi modeli var. Bu benim bir siyaset bilimi profesörü olarak gözlemim. İmparatorluk modelinden gelme bir geçmişimiz olması sonucu partilerimiz genel başkana göre dizayn ediliyor.
Genel başkana uyum sağlamak partide kalabilmenin olmazsa olmaz koşulu.

Ak Parti ve MHP’de gerçekleştirilen tasfiyeler bu durumun sonucu. Tasfiye edilenlerin bir kısmını şahsen tanıyorum. Kimler tasfiye oldu ? Genel başkanla uyumsuzluk içinde olanlar. Dik kafalı olmayacaksın. Kibirli kendini beğenmiş olmayacaksın. Kişisel çıkarlarını ön plana çıkarmayacaksın. Parti için çok çalışacaksın. Meclis çalışmalarına katılacaksın. Partinin verdiği görevleri eksiksiz yerine getireceksin. Olay çıkarmayacaksın. Basınla  bireysel düzeyde takışmayacaksın. Partiye eleştiri getirecek fikir ve uygulamalarla basına malzeme olmayacaksın.
Genel başkanın ve partinin çizgisinde faydalı,uyumlu çalışkan bir eleman olacaksın.

Tasfiye olanlar bu şablonda kendilerini bulabilirler. Önce parti,önce genel başkan.
          
Türk parti sistemi kişisel davranış biçimlerine izin vermiyor. Parti bir takım oyunu kuralını vazgeçilmez bir şart olarak koşuyor.

Her model ülkenin tarihi içinde oluşuyor.
Türk modelini Amerikan siyasal sistemi içinde uygulamaya kalksanız sistem anında bloke olur. Amerikan sistemini de Türkiye’de uygulayamazsınız.

Ak Parti ve MHP’de aday listesine tekrar alınmayan Milletvekillerinin tasfiye sebebinin ne kadar yukarda ki şablona uygun olduğunu veya uygun olmadığını anlamak için durumları tek tek analiz etmek gerekir.

Bu iki partide tasfiye edilen milletvekillerinin yerine yeni adaylar belirlendi. Bu yeni adaylar şablona uygun hareket edecekler mi ? Bunu genel başkanlar yola çıktıktan sonra uygulamada görecekler.

 


CHP’DE DURUM ÇOK FARKLI
            


CHP’de ise durum çok farklı: tasfiye olan millet vekilleri  değil Genel Başkanın kendisi oldu .Özet olarak CHP’de tasfiye değil bir ihtilal söz konusu. Saray darbesi ile Genel Başkan Parti içi iktidardan düşürüldü. Giden kendi ekibi oldu.

CHP artık Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisi. Yeni CHP nasıl bir parti? Lider şu anda tayfalara çok hakim gözükmüyor. Nereden mi belli ? CHP şu anda tam bir Nuh’un gemisi gibi. İçinde ne ararsan var: aşırı devletçi ile  tam liberal icraatcı, katı Kemalist laikle dini inançlarına çok bağlı,gelenekçi ile yenilikçi,halktan gelenle Başbakan, Cumhurbaşkanı çocuk ve torunları yani günlük hayatta yan yana kolay kolay gelemeyenler. Hayatı dünya başkentlerinde, saraylarda, Türkiye’de Bebek’te boğaz kıyılarında geçmişlerle köyden gelenler. Bunlar kaynaşıp bir halk partisi içinde tek hedefe yönelen halkın partisini oluşturabilecekler mi? Genel Başkan büyük bir başkanlık beceresi gösterip bu malzemeden
hedefe kilitlenmiş bir örgüt oluşturabilecek mi?
Yoksa yol boyunca CHP dağınık ve kavgacı, geçimsiz bir parti görüntüsü mü verecek ? Bunu 13 Hazirandan itibaren göreceğiz .

 

12 HAZİRAN GECESİ NASIL BİR TÜRKİYE?

Seçimlerde partiler ne kadar oy alacak ? Bu
durum büyük ölçüde CHP’nin durumuna bağlı. Partilerin kolay kolay değişmeyen çekirdek oyları var. CHP’nin taban oyu yüzde yirmiler civarında. Başlayan seçim kampanyasında CHP ne ölçüde Ak Parti iktidarından yorgun düşmüş seçmenin oyunu alabilecek?


Bu yorgun seçmenlerin bir kısmı siyasi ve kültürel nedenlerle Ak Partiye karşı. Bir diğer kısmı ise ekonomik nedenler sonucu gayri memnun: işsizler, ekonomik sıkıntı içindeki esnaf, dar gelirliler,emekliler, köylüler,memurlar. Bunların ne kadarı CHP’ye,ne kadarı Ak Partiye oy verecek. 12 haziran akşamı göreceğiz.

 

AK PARTİ ÇITAYI HALA ALÇAK TUTUYOR

Ak Parti’nin seçim kampanyası beşinci viteste ve 2023 yılını hedefliyor. Türkiye 2023’de dünyanın
onuncu büyük ekonomisi olacak.

Bu hedef esasında çok iddialı değil. Türkiye niye dünyanın beşinci büyük ekonomisi olmasın?
Sonuçta dünyanın beşinci büyük ekonomisi şu anda nüfusu Türkiye’den daha az olan Fransa. Bunu nasıl
başarmışlar? Fransa’da cirosu on milyar doların üzerinde olan 85 şirket var. Bunların bazıları dev. Total iki yüz milyar dolar, Carrefour yüz elli milyar dolar yıllık ciroya sahip. Dev Fransız şirketlerinin başında hala birinci, bazılarının da kısa bir süredir ikinci nesil var. Yani kırk elli yıllık şirketler. Mega şirketler sayesinde Fransa zengin ve dünyanın beşinci büyük ekonomik ülkesi. İşçisi bile tatilini Antalya’da beş yıldızlı otellerde geçiriyor.


Türkiye ise mega şirketler fakiri.Koç ve Sabancılar bile on milyar dolarlık ciroyu yeni geride bıraktılar. Anlı şanlı Türk şirketleri bir milyar dolarlarda dolaşıyor. Her konuda siyasi fikir üreten TÜSİAD neden Türkiye’nin bu temel gerçeklerine kör?
Anlamak mümkün değil.


Başbakan Recep Tayyib Erdoğan 2023 yılı için hırslı hedefler peşinde. Ama programına daha büyük ölçüde mega şirketler ve mega projeler almalı.

 

BAŞKANLIK SİSTEMİNE NEDEN EVET?

Bu nasıl olacak? Başkanlık sistemi bunun için ideal. Her ne kadar şu anda kamuoyu başkanlık sistemine soğuk bakıyorsa da medya da bilimsel açıklamalarla Türk halkına başkanlık sisteminin önemi anlatılabilir. Bugün başkanlık sistemine karşı olan anlı şanlı Sivil Toplum Kuruluşları, muhalefet partileri ve politikacılar esasında bu sisteme karşı değiller. Onların amacı lider Erdoğan’ın yolunu kesmek ve onun daha da güçlenmesini engellemek.


Başkanlık sistemi Türk toplumuna nasıl benimsetilecek? Bilimsel açıklamalarla. Başkanlık sistemi demokratik ülkelerde uygulanan bir sistem. Türkiye’de hangi model daha uygun? ABD modeli Türkiye’ye hiç uygun değil. Amerika’da seçilmişler bireysel özgürlüklere sahiptir. Partilerin genel başkanı yoktur. Oylamalarda parti disiplini yoktur. Her seçilmiş özgür iradesi ile görüşünü belirtir. Partisi ile görüşleri çok zaman uyuşmaz. Bu nedenle tek tek ikna edilmek zorundadırlar. Bu nedenle Amerika’da lobicilik çok yaygındır ve yasaldır.


Türk modeli Fransız sistemine çok yakındır. 1789’dan 1958’e kadar Fransızlar hep ihtilal havası içinde yaşamışlardır.
Kral ve Kraliçelerinin kafalarını kesmişlerdir. Yüz binlerce Fransız siyasi kavgalarda canından olmuştur. Fransızlar dinci ve laik olarak gruplara ayrılmış ve bunun sonucunda rejim çalkantılardan yakasını kurtaramamıştır. Siyaset sayısız askeri darbeyle kesintiye uğramış Fransızlar yeni anayasa arayışlarıyla
32 anayasa hazırlamışlar ve dört Cumhuriyet yaşamışlardır. Hiç biri de derde deva olmamıştır.


Fransa istikrara 1958’de yürürlüğe giren Beşinci Cumhuriyet başkanlık sistemi ile kavuşmuştur. Fakat Başkanlık sistemi de tek başına bir mucize oluşturmaz. Başkanın liderlik kapasitesi çok önemlidir. Başkanlık diktatörlüğe de yol açabilir kargaşaya da. Dev icraat da yapılabilir veya yapılmayabilir. Bu başkanın kapasitesine bağlıdır. Fransa’dan iki örnek vermek gerekirse General de Gaulle’le Fransa otuz altın  yıl yaşamıştır. Fransa dünyada ekonomi ve teknolojide bir dev olmuş,Avrupa Birliği  ve Euro’yu kurmuştur. Ama aynı anayasa ve Başkanlık sistemi ile Sarkozy Fransızları canından bezdirmiş ve  sistemden soğutmuştur. Sinirli, geçimsiz, kapasitesiz, kendisi ile, ailesi ile ve halkıyla kavgalı Sarkozy 2012 seçimlerinde gidici gözüküyor. Ama vahim olan nokta kendisi ile birlikte partisini de tarihe gömecek gibi gözüküyor.
De Gaulle’cü UMP bölünmelere aday ve çalkalanıyor.
           
Benzer durumlara Türkiye’de de rastlanmıyor mu? Başarısız politikacılar kendileri gitmekle kalmıyor. Partileri de tarih oluyor. Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller yalnız başbakanlıktan düşmedi. Genel başkanı oldukları partileri de yok oldu. Bir zamanlar merkez ve iktidar partisi olan Anap ve DYP artık siyaset sahnesinde sıfır.

Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller partilerini kendileri ile birlikte tarihe gömdüler. Oysa Başbakan Recep Tayyip Erdoğan kurduğu AK Parti ile iki dönem tek başına iktidar oldu. Türk ekonomisi dimdik ayakta. Türk dıs politikası dünyada övgü ile anılıyor. “One minute” Arap dünyasını kasırga gibi sarstı. Türkiye tarihine yaraşır yeni bir kişilikli duruşa sahip oldu.

Bu açıdan başkanlık sistemi yaşayan Fransa’da Başkan Sarkozy bir dönemde sermayeyi tüketirken ve partisini de tükenişe sürüklerken parlementer sistemin bütün güçlüklerine rağmen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan üçüncü dönem iktidara hazırlanıyor. Yarın başkanlık sistemine geçilince bu Türkiye’yi kimse tutamaz.

2023 hedeflerine evet. Başkanlık sistemine evet.
Ama körü körüne değil. Lider ve ekibi çok önemli.

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
3yıl önce
6yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    03:2405:2413:1017:1020:4522:37
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=