Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 17°
    22 Ekim 2019 07:21
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Dr. Fatih Anıl

Türk ekonomisi için yeni bir hikaye lazım

01 Şubat 2016 10:23

                                 

Türkiye ekonomisi, yeniden açılan AB kapısı ve yeniden uzlaşma yoluna gidilen İsrail fırsatını, büyük bir başarı hikayesine dönüştürebilir. Yeni hikaye oluştururken, katma değer yaratmalı ve marka oluşturarak küresel güce doğru stratejiler geliştirmeliyiz.

Türkiye’nin ekonomik ve jeopolitik konumunu ve önemini dikkate aldığımızda  yeni hikaye oluşturmanın çok güç olmadığı düşünülebilir. Son günlerde en önemli konu, Avrupa Birliği ile tekrardan başlatılan ve hız kazanan tam üyelik süreci.  Bu gelişme, Türk ekonomisinin yanısıra tüm bölge için son derece önemli. Oluşturulacak yeni Türkiye hikayesinin temel taşlarından biri AB süreci olacaktır. Sözkonusu süreç, yeni bir heyecanla tekrar ele alındığında ekonomik ve sosyal kalkınmanın itici gücü olacaktır. Son yıllarda ortaya çıkan başta göçmen krizi olmak üzere tüm jeopolitik gelişmeler AB için Türkiye’nin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

 

Yaşlı  ve hantal AB, deflasyonla ve son derece düşük büyüme oranlarıyla mücadele ediyor. Birçok AB ülkesi, yüksek kamu borcu açısından Yunanistan gibi iflas sınırında yaşıyor. Dinamik bir Türkiye ekonomisine ihtiyacı, bizim onlara olan ihtiyacımızdan daha fazla. Düşük kamu borcu ve sanayi altyapısı, AB’nin mevcut üyelerine göre Türk ekonomisini daha çevik halde tutuyor.

TÜRKİYE EKONOMİSİ, AB FONLARI İÇİN CAZİP

Tekrardan ivme kazanacak canlı bir Türkiye ekonomisi, AB fonları için cazip olmasının yanısıra, üye ülkeler için yeni yatırım ve işbirliği fırsatları oluşturuyor. AB şirketleri ve markaları için yaklaşık 300-400 milyonluk nüfus potansiyeli ile bölgeye açılan pazar olmanın yanısıra cazip yatırım olanakları sunacaktır.   Yüzde  4-5’lerde büyüyen, düşen enerji fiyatları nedeniyle geçmişe göre cari açık problemini hafifletmiş, son derece dinamik bir iç pazara sahip Türkiye, bölgesel güç olmanın yanısıra son dönemde yaşanan gelişmelerle Batı dünyasının vazgeçilmez aktörlerinden biri olduğunu gösterdi.

Son yıllarda bölgenin bir diğer önemli aktörü olan İsrail ile olan gerilim düşürüldüğünde, uluslararası arenada birtakım problemler süratlice çözülecek. Diğer taraftan piyasalara tekrar girmeye hazırlanan dev İran pazarının komşumuz olması, hikayenin yapı taşlarını güçlendirecek.

TÜRKİYE, CAZİP YATIRIM ORTAMI SUNUYOR

AB ile yürütülecek tam üyelik görüşmeleri ile ivme kazanacak direkt ve dolaylı yatırımlarla birlikte AB fonlarının da devreye girebilecek olması, yatırım iklimini ve güvenli liman olma ortamını pekiştirecektir.     Türkiye’nin mevcut tarım potansiyeli ve sanayi yapısı  ile gelişmiş kalifiye insan gücü düşünüldüğünde oldukça pahalı hale gelen AB içinde üretimden Türkiye’ye yönlenme hikayesi teşvik görebilecektir.

AB ile görüşmeler yürütülürken diğer taraftan zengin bölgesel Ortadoğu ve Körfez ülkeleri içinde  coğrafi olarak yakın ve sosyo-kültürel benzerlikler gösteren Türkiye daha cazip yatırım ortamı sunacaktır.  Herşeye rağmen kendi iç sorunlarını çözmüş Türkiye, tüm bölge için sınırsız yatırım fırsatı sunuyor.

Avrupa için bir üretim üssü olabilecek Türkiye makul döviz kuru seviyesi ile rekabet gücünü de geçtiğimiz 7-8 yıllık süreçteki düşük kur yüksek faiz politikası yerine nispeten rekabet edilebilir oranlardaki kur seviyeleri ve uygun faiz oranları ile tekrardan ihracata dayalı üretim yatırımlarının hız kazanmasına yardımcı olacaktır.

Türkiye ekonomisi, AB fonları için cazip olmasının yanısıra, üye ülkeler için yeni yatırım ve işbirliği fırsatları oluşturuyor. Türkiye’nin mevcut tarım potansiyeli ve sanayi yapısı  ile gelişmiş kalifiye insan gücü düşünüldüğünde AB ülkeleri, yatırım için harekete geçebilir.

TÜRKİYE, POTANSİYELİNİ VE GÜCÜNÜ HAREKETE GEÇİRMELİ

Türkiye’nin burada yapması gereken en önemli konulardan bir diğeri, gelişmiş ülkeleri taklit ederek sadece ileri teknoloji ürünlerinde uzmanlaşmasıdır.  Bunun yanısıra, çok önemli alt yapıya sahip olduğu tekstil-hazır giyim, elektrik-elektronik aksam ve otomotiv sanayi gibi sektörlerin in yanında gün geçtikçe artan tarım ürünleri talebi içinde mevcut potansiyelini harekete geçirecek girişimlerde bulunmasıdır. Tüm bunlara ilave olarak  Türkiye, dünyada artan biçimde hizmet sektörü içinde turizm başta olmak üzere sahip olduğu potansiyeli harekete geçirmelidir.

 

Yeni hikaye oluştururken konu ister sanayi, ister hizmet sektörü veya tarım olsun vazgeçilmezimiz katma değer ve marka oluşturarak kendi kapsama alanımızdan küresel güce doğru stratejiler geliştirmemizdir.

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    05:5107:1612:5415:5218:2219:41
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=