Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 22 Mart 2019 03:00
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Prof. Dr. Bener Karakartal

Başkanlık ve siyasal yapı

11 Mart 2016 14:17

Sistemlerle siyasal yapılar arasında “olmazsa olmaz” bir ilişki var. Yapı ile sistem arasında doğru bir ilişki varsa sistem çalışır. Yoksa sistem yerini kaosa bırakır.

    Bu konuda bazı örnekler var. Mesela İngiliz parlamenter sistemi ve İngiliz siyasal yapısı. Aralarında  uyum olmasaydı parlamenter sistem İngiltere’de çoktan rafa kaldırılırdı.

          İngiltere’de uyum var. Ana konularda. Birinci konu: toplumdaki siyasal konsensüs.

İngiltere’de rejim: Bir kurallar bütünü. Yazılı bir anayasa bile yok. Konsensüsün oluşturduğu ve zaman içinde süren gelenekler var.

         Bu konsensüsün içinde ne var? Siyaset ,hanedanın yetkilerini elinden almış. Para ve bütçe hanedandan alınmış, meclise verilmiş. Hanedanın siyasal gücüde para ile birlikte kısıntıya uğramış.

        

         İkinci temel konsensüs noktası: tarih içinde oluşmuş bu rejim tartışılmıyor. İnsanlar sokağa inip “Cumhuriyet” diye bağırmıyorlar. Tam tersine Kraliçe  atlı arabasıyla dolaşacağı zaman saatlerce sokaklarda bekleyip, onu alkışlıyorlar. Kraliçelerini samimi olarak gönülden seviyorlar.

 

          İngiliz parlamenter demokrasisinde ideolojilere yer yok. İdeolojik tartışmaları sevmiyorlar ve ideolojilere sırtlarını dönüyorlar. İngiltere’de sonu “ist”le biten siyasal partiler yok: komünist partisi, sosyalist partisi, faşist , nasyonal-sosyalist partileri yok.

 

       İngiltere’de sosyolojik anlamda sınıflar var. İşçi sınıfı , burjuvazi, aristokrasi. Evleri, mahalleleri, sokakları, okulları farklılaşmış. Partileri de adlarında sosyolojik izlerle belirlenmiş: işçi partisi, liberal parti, muhafazakar parti.

 

         İngiliz parlamenter demokrasisi bu. Tıkır tıkır çalışıyor. Askeri darbeler yok, ihtilal yok. Huzur: var.

 

 

AMERİKAN DEMOKRASİSİ

 

 

            Amerika’yı İngiliz’ler kurdu. Amerika İngiltere’nin kızıdır. Başlangıçta aralarında bir bağımsızlık savaşı olmuş olsa da, bu derin akrabalık ebediyen devam ediyor.

           Amerika’da başta “seçilmiş bir Kral” başkan vardır. Aynı İngiltere’de  olduğu gibi Amerika’da fevkalade güçlü Meclis, iki kanattan oluşan bir Kongre vardır. Aynı İngiltere’de olduğu gibi “para” Kongre’nin elindedir. Kongre izin vermezse başkan üç kuruş harcayamaz. Başkanın doğrudan yardımcılarının bile göreve gelmesi Kongre’nin onayına bağlıdır.

 

          İngiltere ile temel fark mı: konsensüs ve ideoloji burada güç kullanılarak, şiddete başvurularak zorla sağlanmıştır. Ama tam anlamıyla gerçekten sağlanmıştır. Nasıl mı?

 

 

AMERİKAN SİSTEMİ “OLUŞTURULMUŞ” BİR SİSTEMDİR

 

       Amerika yeni topraklar üzerinde kurulmuş, amaçları farklı çok hırslı bir ülkedir.  

     “Amerika dikensiz bir gül bahçesidir”. Dozer tarlayı sürmüş, tarlada derin iz kalmamıştır. Amerika dizayn edilmiş bir tarlada yetişmiş dev bir çiçektir. 

      Amerika’yı vizyon sahibi, gözü kara, çok zeki ve çok hırslı liderler kurmuşlardır. Ülke büyük olsun istemişlerdir: Atlantik Okyanusundan Pasifik Okyanusuna kadar. 

 

 

“KONSENSÜS” SAĞLANIYOR. NASIL ?

 

 

     Bu geniş coğrafyada önce Kızılderililer tasfiye edilmişlerdir. O günün sloganının “en iyi Kızılderili ölü Kızılderilidir” olduğunu hatırlayalım. Bugün Amerika’da Kızılderililer neredeyse folklorik bir düzeydedir. 

İkinci aşama: Ülkenin büyük olması ve Atlantik Okyanusundan Pasifik Okyanusuna kadar uzanması için toprak genişlemesi: Güneydeki bugünkü 13 eyalet Fransa’dan parayla satın alınmıştır. Meksika’dan ise önce savaşla, sonra parayla California ve Teksas kopartılmıştır. 

 Üçüncü aşama: Bütünlük. Birlikten ayrılmak isteyen Güney eyaletlerini son derece sert ve kanlı bir iç savaşla tekrar birliğe bağlamışlardır. Ordunun sivil halkı adeta katlettiği bu acımasız iç savaşı Hollywood “Rüzgar gibi geçti” filmiyle ölümsüzleştirdi. Amerika’nın bölünmesi fiili olarak kanla yasaklanmıştır. Bu konuda slogan “sıkıysa Birlikten ayrıl”dır.

Son aşama: İdeolojik bütünleşme: 1920’lerden itibaren FBI ülkedeki tüm sosyalist, sol, komünist, Bolşevik hareketleri yok etmiştir.

Neticede dizayn edilmiş, dikensiz bahçe haline gelen ABD’de birlikten ayrılmamak, birliği ideolojik olarak eleştirmemek şartıyla her renkten, her ırktan, her kökenden, her dinden üç yüz milyon insana özgürlükler verildi: “Amerikan Rüyası…” Çalışın siz de zengin olun denildi. Amerikan bayrağı, Beyaz Saray, Amerikan Başkanı bu sistemin muhafızları oldu. 

      Amerikan sisteminde siyasal yapı Türkiye’ye hiç benzemiyor.

        Amerika’da siyasette ideolojilere yer yok. Mecliste örgütlü partiler, parti genel başkanları, parti disiplini yok.

        Kongre üyeleri özgür. Oylamada kendi özgür iradeleriyle oy kullanırlar. Her birinin tek tek ikna edilmesi gerekiyor. Bu nedenle Amerika’da lobi şirketleri çok gelişmiştir ve yasaldır. Her bir kongre üyesi için hedefe odaklı lobicilik faaliyetlerde bulunurlar.

     Ne siyasal,  ne ideolojik, ne partiler açısından Türkiye “dikensiz bir gül bahçesi” değildir. Amerikan modelinin “çok dikenli Türkiye bahçesinde” filizlenmesi kolay gözükmüyor

 

TÜRKİYE’YE “NASIL BİR REJİM”

 

      Anadolu toprakları üzerinde siyaset on  bin yıldır var. Siyasi entrika bu topraklar üzerinde keşfedildi. Dünya’nın ilk uygarlıkları bu topraklar üzerinde hayat buldu ama dünyanın en kanlı savaşları en acımasız siyasi entrikaları da bu coğrafyanın tarihini oluşturdu.

 

          Bin yıldır Türkler Anadolu’nun  sahibi. Anadolu tarihinden de esinlenerek süper bir siyasal sistem oluşturdular. Bu sistem “Osmanlıyı” on beş ve on altıncı yüzyıllarda dünyanın efendisi yaptı. Sistemin merkezinde Sultan ve değiştirilebilir bir Sadrazam vardı.

 

CUMHURİYET DÖNEMİ: ATATÜRK ÇOK GÜÇLÜ BİR BAŞKANDI.

 

 

  Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk çok

güçlü bir başkandı. Korkusuzdu. Hiçbir vesayetin kendisini engellemesine izin vermedi. Meclis vardı ama merkezde Mustafa Kemal Atatürk vardı. İcraat mı? Onu da değiştirilebilir “Başbakanlık” kurumuyla yürütüyordu. 1937’de Başbakan İnönü görevden alındı. Celal Bayar Başbakan oldu.

 

PARLAMENTER DÖNEM : BU SİSTEM TÜRKİYE’DE BAŞARISIZ OLDU.

 

 

  Peşimizden çok gerilerden gelen Kore

ekonomik açıdan bizi solladı geçti. Demokrasi mi? On binlerce ölü ve yaralı. Parlamenter sistem Devlet adamlarının ve siyasilerin  neredeyse tamamının hapishanelerle tanıştığı bir cehenneme dönüştü. Bir Başbakan ve iki Bakan asılarak idam edildi.

 

 BAŞKANLIK SİSTEMİ TÜRKİYE’DE YÜRÜR. AMA HANGİ BAŞKANLIK SİSTEMİ ?

 

 

        İngiliz modeli parlamenter sistemin Türkiye’de yürümeyeceği anlaşıldı. Amerikan türü başkanlık sistemi de Türkiye’de yürümez .

Çünkü Türkiye’de ideolojik partiler var. Parti disiplini ile çalışan,  genel başkanlarının talimatlarıyla çalışan partiler var. Sert siyasi mücadeleler var. Aşırı kavgacı bir siyasi yapı var. O zaman ne yapmalı ?

 

     Çok benzer bir siyasi yapıya sahip Fransa Osmanlı modelinden esinlenerek yeni bir tür demokrasi oluşturdu. Merkezinde çok güçlü bir başkanın olduğu ve icraatın değiştirilebilir başbakanlar aracıyla yürütüldüğü bir demokrasi modeli. Bu demokrasi biz Türklere bir şeyler hatırlatmıyor mu?  

 

        Bu sistem sayesinde   Fransa’ya huzur geldi. Fransa çok zengin oldu. Avrupa Birliğini kurdu. Avrupa bugün GSMH’sı ile dünyanın en zengini ve parası Euro dolardan daha güçlü.

 

       Türkiye bugün sistemini arıyor. Başımızı iki elimizin arasına koyup düşünmenin tam zamanı.

 

 

PROF.DR. BENER KARAKARTAL

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
3yıl önce
6yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    05:3106:5813:1816:4219:2620:46
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=