Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 16°
    15 Kasım 2019 00:25
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Prof. Dr. Bener Karakartal

Başkanlık: Erdoğan zemini yokluyor

14 Haziran 2011 12:14

12 Haziran 2011 seçimleri batılı bir çok siyasi lideri kıskandıracak türden. Amerika Birleşik Devletlerinde Başkan dört yıl için seçiliyor ve en fazla iki dönem görevde kalabiliyor. Süresi biten çok başarılı Clinton bile sekiz yıllık iktidarı sonunda başkanlığa “hoşça kal” dedi. Kıta Avrupasında ise Merkel ve Sarkozy Başbakan Erdoğan’ın üçüncü kez hem de oylarını arttırarak iktidara gelmesini yüzde yüz eminim çok kıskanmışlardır.

 

MUHALEFET CEPHESİ: BİR HEZİMET Mİ?

13 Hazirandan itibaren Türkiye’de siyasi tablo. Önce muhalefet cephesi.

 

CHP’DE DURUM: BİR HEZİMET Mİ?

Kılıçdaroğlu konusunda yorumum hiç değişmedi. Beyefendi tarzında bir siyasetçi. Meydanlarda kükrer gibi yapmasına aldanmayın. O kükreyen bir karizmatik lider değil. Karizma doğuştan geliyor. Ya var ya yok. Bunun sağ ile sol ile bir ilişkisi yok. Boyla posla da bir ilişkisi yok. Karizma gelince bir ruh halidir. Kendini belli eder ve peşine takar. İddia ediyorum. AK Partinin yükselen ve çok kimseyi ürküten gücü karşısında CHP’nin lideri de olmasa, CHP hiç mitingde yapmasa bu parti gene yüzde yirmi beş oy alırdı. Ne yazık yeni CHP tam bir fiyasko oldu. Yüzde elli kazanan bir iktidar karşısında ana muhalefetin yüzde yirmi beş kazanması tam bir siyaset komedisi. Kılıçdaroğlu lider olamadı. Aşure misali bir aday listesiyle seçmenin karşısına gitti ve CHP’nin alabileceği en az oyu aldı. Ben Siyaset Bilimciliğimin ötesinde sade bir vatandaş ve demokrasi tutkunu olarak bu durumdan derin hüzün duyuyorum. Kılıçdaroğlu istifa etmeli ve CHP türdeş bir yönetimden oluşan ve yeni lider etrafında kenetlenen bir çelik kadroyla iktidara gerçekten heves etmeli.

 

MHP’DE DURUM:

MHP’nin aldığı yüzde on üç oyu hiç küçümsemiyorum. MHP tek başına iktidara yürüme arzusunda değildi ki. O var oluş savaşı veriyordu. Türkiye’de siyasi var oluşun olmazsa olmaz koşulu yüzde on barajını aşmak. MHP bunu başardı. Ama bir şeyi de görmemezlikden gelemeyiz: bir çok seçmen MHP’nin baraja takılmasının AK Parti’ye Mecliste anayasayı tek başına değiştirecek mutlak çoğunluğu vereceği endişesiyle hayatlarında ilk defa MHP’ye oy verdiler. Çevremde yakın dostlarımdan yüzlercesi bu durumda. Tayyip Erdoğan’dan ve cemaatlerin onun etrafında gözle görülür bir biçimde kenetlenmesinden şoka giren “öteki Türkiye” ödünç oylarla MHP’ye barajın üzerinden atlamasına yetecek oyu verdi.

Hep tekrarlıyorum: Tayyip Erdoğan’ın siyasi danışmanları yetersiz. Eğer yeterli olsalardı bu durumu fark ederlerdi ve Tayyip Erdoğan 12 Haziran seçimlerinden mutlak çoğunluk ile çıkardı.

 

AK PARTİDE DURUM: ERDOĞAN ÇOK RAHAT.

Bu başlayan yeni dönemde Tayyip Erdoğan çok ama çok rahat. Seçim başarısını bütün dünya biliyor. Üçüncü  dönemde yüzde elli almak muazzam bir olay. Bu neticeyi nasıl açıklayabiliriz? Ekonomi makro düzeyde ayakları üzerinde duruyor ve boy atıyor. Kentlerde sokaklar temiz. Adım başı yeni alışveriş merkezleri ve gökdelenler yükseliyor. Genç kızların giyim kuşamına, makyajına kimse karışmıyor. Türkiye’nin dünyada ki siyasi prestiji yükseliyor.

Sorun AK Parti’nin cemaatlere iltimas geçmesi mi? Kendi çevresinden olan kişilerin aşırı zenginleşmesi mi? Ben bu konularda “öteki Türkiye” gibi düşünmüyorum. Türkiye zenginleşmeli. İktidarlar bunu teşvik etmeli. Geçmiş dönemlerde Atatürk’de, Celal Bayar’da, Süleyman Demirel’de kendi zenginlerini yaratmadılar mı? Ülkenin çıkarı bu değil mi? Her devir kendi zenginini yaratır. Bu bir zorunluluktur. Mesut Yılmaz’ın siyaseten tasfiye olması zengin yarattığı için değil, bankaların hortumlanması imajının toplumda yarattığı tepki ile ilişkili. Neticede Mesut Yılmaz yalnız iktidarı kaybetmek ile kalmadı. Kendisi, yardımcıları Hüsamettin Özkan ve Cumhur Ersümer yüce divana sevk edildiler. Cumhuriyet tarihinde bu dönem ne yazık böyle hatırlanacak.

 

ERDOĞAN DÖNEMİNDE MEGA ŞİRKET NİYE YOK?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın esas eleştirilmesi gereken konu zenginleri kayırması değil belki yeteri kadar zengin üretmemesi. Türkiye’den nüfusu az olan bir Fransa’da cirosu on milyar doları aşan seksen beş şirket var. Bunlardan bir çoğu son elli yılda kurulmuş. Ve birer devler. Carrefour’un cirosu yüz elli milyar dolar. TOTAL’in ki iki yüz milyar dolar.

Başbakan Erdoğan dönemindeki bir çok şirket bir milyar dolarlık ciroyu yeni yeni aşıyor. Ahmet Çalık, Ali Ağaoğlu, Hamdi Akın’dan Türk toplumu 30-40 milyar dolarlık yıllık cirolar bekliyor. Hepsini şahsen tanıyorum. Eğer bu cirolara gelirlerse kendilerini tebrik etmek için randevu talep edeceğim.

 

DÜNÜN ZENGİNLERİNİN BİR KISMI ERDOĞAN ETRAFINDA KENETLİ.
Bugünün zenginlerinin bir kısmı dünde zengindi. Dünden gelen zenginler, Güler Sabancı, Bülent Eczacıbaşı, Ferit Şahenk iktidarla mükemmel bir uyum içinde çalışıyorlar. Bunun için onları da tebrik ediyorum. 

 

ERDOĞAN’IN SİYASİ BAŞARISININ SIRRI NE?

Başbakan Erdoğan’ın seçim başarısı tam olarak demek ki ekonomi ile açıklanamaz. Türk ekonomisi hala ufak. Gelişiyor ama daha uzun yıllar ilk ona giremeyecek. Ve bunun sorumlusu da iktidar. İlk on için 2023 hedefleniyor. Nüfusu Türkiye’den az olan Fransa dünyanın beşinci büyük ekonomisi. Türk ekonomisi hala yavaş gidiyor. Seçimlerde söylendiği gibi “hayaller gerçek olmadı”: İstanbul’a üçüncü köprü, Çanakkale köprüsü hala hayal. Hatta bu sonuncusu için 2023 söyleniyor! Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın mega projeler, mega şirketler zorunluluğunu rüyasında gören danışmanlara ihtiyacı var.

Avrupa Birliği politikası da neden Başbakan Erdoğan’a rağmen geri viteste gidiyor? Bu sorunun cevabını da gene Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın araması gerekiyor.

 

SEÇMEN VE ERDOĞAN ARASINDA BİR AŞK VAR.

Bütün bunlara rağmen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yüzde elli ile muazzam bir başarı kazandı. Bunu nasıl açıklayabiliriz? Basit. Bunu anlamak için miting meydanlarına bakmak yeterli. Seçmenle Erdoğan arasında bir aşk var. Yüzde elli Erdoğan’a aşık. Bu nasıl gerçekleşti?
Delikanlı liderin önlenemez yükselişinin hikayesi bu aşkın temelinde yer alıyor. Birde buna inanılmaz çalışkan, vefalı bir parti örgütünü eklemek lazım. AK Parti Kadın ve Gençlik Kollarıyla çok kahraman bir parti. Madalyayı hak ediyor.


ERDOĞAN BAŞKAN OLABİLECEK Mİ?

Eğer Tayyip Erdoğan ve partisi tam özgür olsa Türkiye anında Başkanlık sistemine geçer. Proje referandumda yüzde ellinin çok üzerine çıkar. Ama bu zor gözüküyor. Çünkü Siyaset Bilimi gözlüğüyle bakılınca mayınlı tarla apaçık ortaya çıkıyor. AK Parti liderlerinin bir kısmı Recep Tayyip Erdoğan’dan güçlü bir başkan çıkmasını istiyor mu? Erdoğan’ın etrafında kenetlenen bazı cemaat liderleri Erdoğan’ın aşırı güçlenmesinden rahatsız oluyorlar mı? Erdoğan’ı Türkiye’nin öbür yüzde ellisi kucaklamaya hazır mı? Bu öbür yüzde elli Erdoğan’ın etrafında aşırı biçimde kenetlenen cemaatlerden rahatsızlık duyuyor mu? Sivil Toplum Kuruluşlarının tümü Erdoğan’ın başkan olmasını hazmedebilecekler mi? Bu konuda Odalar, TÜSİAD, Merkez Medya, bazı büyük patronlar kapalı kapılar ardında neler düşünüyor? Başkanlığa giden yol mayınlı bir tarla gibi.

 

ERDOĞAN HER ŞEYİN FARKINDA.

Başbakan Erdoğan bunun farkında mı? Benim kesin kanım: evet, evet, evet. Erdoğan çok zeki. Önümüzde ki günlerde ve aylarda ne yapacak? Gayet basit. Zemini iyice tartmadan adım atmayacak. Zamanı zamana bırakıyor. Ve her seferinde kazanıyor.

Prof. Dr. Bener Karakartal  

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
sevim
7yıl önce
Yalaka baska soze gerek yok
Yazarın Diğer Yazıları
4yıl önce
6yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    06:1507:4312:5315:3017:5419:17
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=