Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 23°
    22 Ağustos 2019 10:19
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Seyfullah Türksoy

Zekeriya Karaman ve Mustafa Çelik’le birkaç hatıra…

16 Eylül 2011 15:16

Deniz Feneri konusu zaman zaman bana da soruluyor..

Dostlarım arkadaşlarım bu konuda ne düşündüğümü merak ediyor..

Doğrusu, bu davanın detayları konusunda pek bilgim yok.

Adaletin er veya geç tecelli edeceğine inanıyorum.

Bu konuda Türk Adaleti’ne güveniyorum.

Ancak, bu dava nedeniyle halen tutuklu olarak yargılanan bazı dostlarımla ilgili birkaç hatıramı paylaşmak istiyorum.

Önce Mustafa Çelik’ten başlayalım.

Yanılmıyorsam kendisiyle 1994 yılında tanıştık.

O tarihte TGRT Televizyonu’nda program yapıyordum.

Birlikte Yozgat’a bir seyahat yaptık.

Atlas Nehir İletişim Şirketi’nin Genel Müdürü’ydü.

İnançlı, idealist ve mert bir karakter yapısına sahipti.

28 Şubat’ın en şedit günlerinde bile bu çizgisini değiştirmedi.

Dönemin zorbalarına boğun eğmedi.

Türk Dünyası’nı anlattığım Türksoy’la İpekyolu programının fikir babası Mustafa Çelik’tir.

Irkçılığa, kafatası milliyetçiliğine karşı olmakla birlikte, kendisinin Yörük Türkmen olduğunu

her zaman gururla söylemiştir ve Türk Dünyası’yla ilgili çalışmalarımı her zaman desteklemiştir.

Azerbaycan’daki  program çekimlerim sırasında bulduğum Son Osmanlı  Nevruz Dede’ye ilk sahip çıkan Mustafa Çelik’tir. Nevruz Dede’nin hayat hikayesi milyonlarca insanımız gibi Mustafa Çelik’i de duygulandırmıştı.  98 yaşındaki asırlık çınar Nevruz Dede’nin İstanbul’la vuslatında Mustafa Çelik ve Deniz Feneri Derneği’nin katkıları asla inkar edilemez.

Keza yine Azerbaycan’daki Hanım Nine’yi de Mustafa Beyin teşvikiyle  Türkiye’ye getirdim. Hanım Nine’nin oğlu Karabağ Savaşı’nda şehit düşmüştü.Yoksul  ve gözü yaşlı

Nine’ye ilk sahip çıkan da Mustafa Çelik oldu.  Deniz Feneri aracılığıyla tıpkı Nevruz Dede gibi Hanım Nine’nin Bakü’deki evi de yenilendi, onarıldı.

Bu vesileyle hemen belirtelim; Deniz Feneri Derneği sadece Türkiye’de değil, Azerbaycan’da Karabağ kaçkınlarına, Makedonya’da Yörük Türkmenlere, Filistin’de mülteci kamplarına ilk yardım elini uzatan kuruluştur. Yardımları binlerce insana ulaşmıştır.

Pekçok ülkeyi dolaşan  bir gazeteci olarak, yapılan bu çalışmaların pek çoğunun şahidiyim.

Zekeriya Karaman’la tanışıklığımın ise yaklaşık 15 yıllık bir mazisi vardır.

Zekeriya Bey mütevazi ve mütebessim, sakin ve saygılı;  az ve öz konuşan bir yapıya sahiptir.

Onunla sohbetlerimiz sırasına hiç lüzumsuz bir kelime sarfettiğini hatırlamıyorum.

 

İnsanları tanımak için birlikte yolculuk yapmak gerekir, derler.

Zekeriya Karaman’la birkaç yıl önce Çeçenistan’a meşakkatli bir yolculuk yaptık.

Sağolsun benim ricamı kırmadı ve kalabalık bir aydın grubuyla birlikte,

Nalçık üzerinden Çeçenistan’a gittik..

Heyetimizde Yavuz Bülent Bakiler, Süleyman Ateş, Hamdi Mert, Necati Ceylan, Abdurrahman Özdil, Mustafa Özcan gibi çok değerli isimler vardı.

Bizi götüren uçak berbat mı berbattı. Saatlerce tehir yaptı.

Nalçık Havalanı’nda da sıkıntılı bir bekleyiş yaşadık.

Heyetimizdeki bazı dostlarımızın haklı sitemlerine mukabil, Zekeriya Bey’i hep bir tevekkül içerisinde gördüm. Hatta zaman zaman “Her şeyde bir hayır vardır” diyerek bizleri de teselli ediyordu.  Çeçenistan’da inşa edilen Osmanlı Camilerini gördükçe gözlerinin içinin güldüğünü ve çok mutlu olduğunu gördüm. İki büyük savaşın acısını yaşayan ve yüzbinlerce insanını kaybeden kardeş Çeçen halkının acısını yüreğinde hissediyordu  ve ülkedeki maddi ve manevi kalkınma seferberliğine şahit olmanın huzurunu yaşıyordu.

25 yıllık meslek hayatım boyunca çok yöneticiler ve işadamları tanıdım.

Mevki-makam ve maddiyat açısından yükseldikçe manevi açıdan alçalan; Kibir ve enaniyet nedeniyle insani ve rahmani özelliklerini kaybeden insanlar gördüm.

Zekeriya Karaman, mevki ve makamın değiştiremediği nadir insanlardan biridir.

O her zaman mütevazi, vakur ve beyefendi bir insan olarak hafızamızda ve gönlümüzde yer etmiştir.

Şu anda devam eden bir hukuk süreci var.

İnanıyor ve ümit ediyorum ki, Türk Adaleti en doğru kararı verecek.

Bu konuda bir şüphem yok.

Ben sadece olaya insani ve vicdani bir pencereden bakmaya çalıştım.

Selam ve muhabbetle.

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Fatih Köknar
9yıl önce
İyi de anlattığınız tabloda iki melek var. Peki Deniz Feneri'nde dönen dolaplarda bunların rolü nedir? Fener'den yükselen pis ışıklar ve kokular aşrı alaya çıktı




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    04:3806:1213:1216:5920:0321:31
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=