Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 25°
    19 Temmuz 2019 11:10
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Prof. Dr. Bener Karakartal

Cephe savaşları başladı

25 Ocak 2011 11:21


Nefesler tutuldu. Türkiye bekliyor. Türkiye’de 2011 yılı başladığı gibi bitmeyecek. Ya AK Parti seçimlerde başarılı olup tek başına iktidar olmaya devam edecek ve arkasından gelen yeni anayasa ile Türkiye başkanlık sistemine geçecek. Bu takdirde çok güçlü bir Recep Tayyip Erdoğan liderliği ile Türkiye yoluna devam edecek. Ya da AK Parti güç kaybedecek ve birinci parti olmasına rağmen tek başına iktidarda kalamayacak ve Türkiye koalisyon günlerine geri dönecek. Bu iki senaryodan hangisi gerçek olacak?

CEPHE SAVAŞLARI BAŞLADI BİLE

Cephenin bir tarafında güçlü AK Parti var. AK Parti bir “RTE” olayı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dışında AK Partiyi düşünmek bile imkansız.

1980 öncesinde merkez solda CHP, merkez sağda da Adalet Partisi vardı. Liderleri Ecevit ve Demirel bir boksör gibi her gün birbirlerini kıyasıya hırpalıyorlardı. Anlaşılan derin devlette boş durmuyor gençleri silahlandırıp birbirine kırdırıyordu. Ecevit ve Demirel sırasıyla Başbakanlık yaptılar ama bu derin gerçeği neden göremediler? Tarih bunu açıklayacak.

1980 öncesinin bir diğer gerçeği: aşırı solda yüzde üçü aşmayan gruplar, aşırı sağda da her biri yüzde on civarında olan MSP ve MHP vardı. Ama talih MSP’ye güldü ve onun bünyesinden bir genç, Recep Tayyip Erdoğan dünyaca ünlü bir lider haline dönüştü. Talih büyük liderlik imkanını MSP’ye tanımıştı.

Recep Tayyip Erdoğan siyaset bilimcileri dahil herkesi şaşırtmaya devam ediyor. Herkes 2002’de kazandığı seçim başarısından sonra partisinin oy kaybedeceğini düşünüyordu. Oysa o 2002’den bugüne kadar uzanan tüm seçimleri daha büyük başarılarla kazanmayı bildi. Hele 12 Eylül 2010 referandumunda en iyimserler bile ona yüzde elli şans tanırken o yüzde elli sekiz gibi çok önemli bir başarıya imza attı.

Recep Tayyip Erdoğan bir maraton koşucusu gibi yıllardır koşuyor. Yorulduğu kesin ama koşusunun hızı her gün biraz daha artıyor. Sert ve bazen kırıcı üslubu yalnız Türkiye için değil başta İsrail olmak üzere dünya ülkeleri tarafından da artık biliniyor.

2011 seçimlerine giderken düşmanları ve rakipleri etrafını çevirmeye çalışıyorlar. Son günlerde gündeme gelen heykel ve içki tartışmaları cepheleşmeyi alevlendiriyor. Ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan müthiş bir orkestra şefi gibi her tarafa yetişiyor. Bir gün bakıyorsunuz derin Anadolu’nun uzak bir kentinde on binlerce taraftarına sesleniyor. Öbür gün bakıyorsunuz kendine mesafeli olan İstanbul sermayesi ile kucaklaşıyor. Geçmişte defalarca Türkiye’nin kaderini belirleyen İstanbul sermayesi bugün AK Parti konusunda bir bütünlük göstermiyor. İçlerinden bazıları AK Partiye taraf bazıları açıkça karşı. Ortadakilerde kim galip gelirse onun tarafına geçmek için bekleyişte. Başbakan Erdoğan İstanbul sermayesi ile ilişki kurmak için savaşa merkezden, sermayenin gücünün tam zirvesinden giriyor. Muhatap olarak Rahmi Koç’u alıyor ve toplantıdan muzaffer bir komutan görüntüsüyle ayrılıyor. O üslubunda sertlikle uyumu, esneklikle gerginliği yan yana getirebilen ender bir orkestra şefi.

MUHALEFET CEPHESİNDE DURUM

CHP’nin yeni Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun tek hedefi var. Ne yapıp yapıp Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidardan indirmek. Bunun kolay olmadığını biliyor. Bu amaçla strateji ve taktiğini birbirinden ayırıyor. Strateji: Başbakan Erdoğan’ı iki aşamada yenmek. Birinci aşama, 2011 seçimlerinde onu koalisyon kurmaya zorlamak. İkinci aşama, koalisyonu içerden çökertip yeniden seçimlere gitmek. Taktiğe gelince: hedefte tek kişi var. Başbakan Erdoğan. Onu zayıflatacak her türlü imkan kullanılıyor. Sert ve saldırgan bir üslupla onu sinirlendirmek, yolsuzluk dosyalarını sürekli gündemde tutmak ve cephe savaşını şahsileştirmek. Bu savaşta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında güçlü tek bir yardımcı son zamanlarda sivriliyor. O da Bülent Arınç.    

SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI KİMDEN YANA?

Son 8 yılda AK Parti çok başarılı bir sınav verdi. Liradan altı sıfırın atılması, enflasyonun düşürülmesi, mega projelere hız verilmesi, borsanın yükselişi gibi. Dış politikada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Atatürk’ten bu yana dünyada tanınan ikinci büyük Türk lider oldu.
Ama bu hızlı koşuda sivil toplum kuruluşları Başbakan’ı yalnız bıraktılar. Çoğu liderinin şahsi ihtirasları var ama ihtirasları ölçüsünde başarıları yok. Avrupa Birliği ile ilişkilerde bu liderler durmadan dolaştılar ama netice hüsran. Türkiye Avrupa ilişkileri ileriye değil geriye gidiyor. Başbakan tek başına ne yapsın? Sivil toplum kuruluşları görevlerini yapamıyorlar ve bu görevleri yerine getirmek için örgütlenmiyorlar. Hedeflerinde iktidar boşluğu yaratarak iktidara gelmek var. Bu açıdan Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının  kendilerini belli etmeyen birer siyasi parti olduklarını iddia edebiliriz. Türkiye’de sivil toplum kuruluşları ne Amerikan ne Avrupa sivil toplum kuruluşlarına uzaktan yakından benzemiyorlar. Bu nedenle bu kuruluşların bir çoğunun Türkiye’de var olan istikrarın bitmesi yönünde açık gizli çaba içinde olduklarını düşünmek yanlış olmayacak.
 
2011 nasıl bitecek? Cephe savaşları başladı bile. Her gün daha heyecanlı hale geliyor. Türkiye’nin geleceğinin büyük ölçüde 2011 cephe savaşlarıyla yön belirleyeceğini tahmin etmek hiçte zor değil. 

Prof. Dr. Bener Karakartal



 

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
3yıl önce
6yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    03:4905:4113:1517:1320:4022:24
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=