Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 13 Aralık 2018 05:58
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Zuhal Mansfield

Kadın ve ekonomi

12 Nisan 2012 09:49

Türkiye’de kadının iş gücü piyasasına girememe nedenlerine baktığımızda, eğitim düzeyinin ve ücretlerin düşük olmasının yanında pek çok engel görüyoruz. İşte rakamlarla kadının ekonomideki yeri…

     Bu güzel derginin yegane kadın yazarı olarak nüfusun diğer yarısından bahsetmek bana kaldı. 30 milyon kadının en az 10 milyonu çalışabilir, üretebilir halde olmasına rağmen nedense ''Kadının Ekonomiye Katkısından'' yeterli düzeyde yararlanamıyoruz. Dünyanın her yerinde liderler kendi kadınlarını ve gençlerini ekonomiye kazandırmak için çözümler arıyor, girişimciliği teşvik ediyorlar.

     Aslında bu ciddi bir sorun, o halde bugün bizlerde bu sorunumuzla;
     Yüzleşelim,
     Hesaplaşalım,
     Sorgulayalım,
     Çözüm Üretelim,
     Uygulayalım,


     Yüzleşmeye; Kadını evde-mutfakta- beşik başında görmediğimizde şaşıran bir toplum olduğumuzu kabullenerek başlayalım. Kadınlara karşı şiddetse neredeyse salgın boyutunda ve maalesef bu tacizler altında yaşıyor kadın, nasıl tepki vereceği de öğretilmediğinden,  ya susup kabulleniyor, yada susup kahrediyor. Daha da kötüsü kadın olmak suç gibi algılanıyor.

     Peki... ''Erkek Olmak'' ne demek?
     Erkek olmak Kadın olmamak demek
     Adam olmak Kadın olmamak demek
     Güçlü olmak Kadın olmamak demek
     Lider olmak Kadın olmamak demek

     Kadın olmak öyle güçlü bir duygu ki, toplumun yarısı suçludur kadın olduğu için, diğer yarısı da ''kadın olmamak için eğitilir '' durumda. Kadın'sa;

     Toplam işlerin        2/3’nü yapmakta
     Toplam gelirin        1/10’nu kazanmakta
     Özel Mülklerin    1/100’üne sahip
     Mültecilerin        % 80’i kadınlar ve çocuklar
     Savaş kayıplarının    % 90’ı siviller (% 75’i yine kadınlar ve çocuklar)

     Dünyanın 1 yıllık askeri harcaması Birleşmiş Milletler’in 700 yıllık bütçesine ve Birleşmiş Milletler kadınlarının 2928 yılda harcamayı planladığı bütçeye eşit. Nasıl ilginizi çekebildim mi? O halde şimdi birde bizdeki rakamlara bakalım: 1.3 milyon firmadan sadece, 80 bininde kadın ortak gözüküyor. Bu rakam faal midir, değil midir tartışılır.

     KADININ İŞ GÜCÜNE KATILIMI
     1990        % 34
     2004        % 24,5
     2011        % 29

     134 Ülkenin katıldığı Küresel Cinsiyet ve Uçurum Endeksine göre Türkiye'de rakamlarla kadın;

     Ekonomiye katılım alanında    131.sırada
     Politikaya katılım alanında     99. sırada
     Eğitime katılım alanında    109. sırada
     Ortalamada            126. sırada.

     AB Komisyonu Cinsiyet Eşitliği raporu verilerine göre kadın istihdamı;

     Avrupa Birliğinde     %57
     Türkiye'de         %26

     ÜNİVERSİTELİ KADIN SAYISI
     Avrupa Birliği’nde    % 58.9
     Türkiye'de        % 43

     En iyi durumda olduğumuz yegane alan burası ve kısa vade de ekonomiye katkı sağlayabilecek bu kadınlarımızı kazanmamız gerekiyor.

     İnsani Gelişme Endeksine  (İGE) göre okullaşmaya baktığımızda; Türkiye 6,5 yıl ile 169 ülke arasında 112. sırada. Bir eğitim göstergesi olan okullaşma yılının da İGE'ye etkisi çok fazladır. Okullaşma yılı 0,5 oranında yüksek olmuş olsaydı Türkiye İGE sıralamasında 81. olacaktı.

     Kadının Eğitim ve İstihdam İlişkisine baktığımızda, eğitimin müthiş etkisini görüyoruz.
     İlkokul        % 6.1
     Orta Okul        % 8.1
     Lise            % 30.4
     Üniversite        % 53.3
     Doktora        % 100  çalışma hayatına, dolayısı ile ekonomiye katkıda bulunmuşlardır.

     KADIN İŞ GÜCÜNÜN ÖNÜNDEKİ ENGELLER
     Kadının iş gücü piyasasına girememe nedenlerine baktığımızda, başta eğitim düzeylerinin düşük olması, ücretlerin düşük olması, kadının ev ve iş yaşamına uyumlaştırılmasına yardımcı olacak destekleyici mekanizmaların bulunmaması, aileden izin alamama (2002 yılında yürürlüğe giren Medeni Kanunda kadının isteği doğrultusunda çalışabilirliğine aile engel olmayacaktır yasasına rağmen) ve en önemlisi öz güven eksikliği. Bence en önemlisi de bu güvensizlik kısmı, bunun nedenini anlayabilmek için erkeğe verilen role ve öğretiye bakmalıyız.

     Erkeğe sert, güçlü, baskın, cesaretli olmaları öğretildi, erkeğe öfke hariç acı, duygusallık, korku öğretilmedi, hatta ağlaması bile ayıp.
     Erkek sorumludur     Kadın değildir
     Erkek öncüdür     Kadın uymalıdır
     Erkek üstündür    Kadın aşağıdır
     Erkek güçlüdür    Kadın zayıftır
     Erkek değerlidir    Kadın değerli olana aittir

     İşte tüm bunlar kadını daha az değerli kıldığı için, erkekler bunu şiddet ve tacize eşit bir denklem olarak algılıyorlar. Ülkemde, dinimizde kadın baş tacı edilirken, gerçek yaşamda bunun tersi yaşanıyor olmasının asıl nedeni , ''kadına değer verilmemesi değil, erkeğin hak ettiğinden daha fazla değerli kılınmasından kaynaklanıyor olabilir''. Bu yeniden kodlanmayı gerektiren önemli bir sorundur.

     Oysa Dünya değişiyor, sadece iklimiyle, teknolojisiyle değil, bu yeni düzen ekonomileri de değiştiriyor. Hizmet sektörüne, bilgi sektörüne ve yaratıcılığa dayalı, inovatif ekonomilere dönüşüyor. Bu yeni ekonomiler birbirinden çok farklı beceriler gerektiriyor ve kadınlar bu becerileri edinmeden erkeklerden çok daha başarılılar.

     Bu yeni ekonomi hem boyut, hem de güce oldukça tepkisiz, oysa bu ikisi yıllarca erkeklere yardım eden özelliklerdi.  Günümüzün ekonomisi bambaşka beklentiler içinde; hızlı öğrenim, hızlı değişim, açık ve samimi iletişim, değişkenliğe hızlı adaptasyon, esneklik, detayları kavrama, değişken saatler ve koşulsuz hizmet istiyor işte kadınlar bu alanlarda doğal yeteneklere sahipler ve erkeklerden çok daha başarılılar.

     O halde mutfaktan kader ortaklığına, ne yapmalıyız, nerede olmalıyız?

     Ülkeyi etkileyecek, her hangi bir olayın, her hangi bir kararın her zaman iki tarafını da düşünmeliyiz. Erkek ve Kadın taraflarını. Mesela savaş,  sadece birlik sayımız, zamanlama, direniş ve şiddet demek değildir. Fabrika, hastane, ekonomi tarafı da vardır. Savaşın bir erkek, bir de kadın tarafı vardır.  Savaşın bir cephe. bir de müzakere tarafı vardır.

     Her müzakere masasına, kısmi veya temsilen değil % 50 oranında kadınlara yer vermeden ne savaşları sonlandırabiliriz, ne de kalıcı barıştan bahsedebiliriz.
     Savaşta;    çaresiz - mülteci
     Barışta;    işsiz - kimliksiz  olmak istemiyoruz.

     Günümüz de savaşa sürüklenen toplumlara dikkatlice bakınız, en büyük eksiklikleri, eğitimli kadınlardır. Kadına yatırım yapmaz ve kadının ekonomiye katkısını sağlayamazsak; ne demokrasiden, ne sürdürülebilir ekonomiden, ne de her hangi bir istikrardan bahsedemeyiz.
Kadını; siyasette, ekonomide, sosyal ortamlarda özetle hayatın her alanında nüfusu oranıyla var etmeyi sağlamak durumundayız. 

     Yüce yaratan bizi eşit yaratmışken biz ayırım yapamayız. Yukarıdaki rakamlar tek ve en önemli eksiğimizi gösteriyor Eğitim, daha güzel bir gelecek için lütfen kızlarımıza inanalım ve onları da okutalım, kadın girişimcilere destek olalım.

     Biz TOBB Kadın Girişimcileri olarak 3-8 Nisan tarihlerinde Hindistan'a gidiyoruz. 12. Dünya Kadın Girişimciler Kongresi’ne katılacak ve uluslararası iş birlikteliklerine imza atacak binlerce girişimciyle biraraya geleceğiz. Kadın girişimcileri bekleriz.  Bizimle gelmek isterseniz kayıt için: 0212 292 47 14’nolu telefonla iletişim kurabilirsiniz.
 

 

Zuhal Mansfield
DEİK/Türk-Mısır İş Konseyi Başkanı
  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
3yıl önce
4yıl önce
6yıl önce




ÇOK OKUNANLAR
Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    06:4008:1313:0515:2317:4519:11
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=