Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 21°
    23 Ekim 2019 22:22
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Prof. Dr. Bener Karakartal

Ayaklanmadan Türk TV dizileri mi sorumlu?

01 Şubat 2011 10:14

Olayların geliştiği ülkelerin yöneticilerinin bir kısmını tanıyorum. 1983 yılında Tunus Hükümetinin davetlisi olarak Tunus’a gittim ve Tunus Uluslararası Anayasa Hukuk Akademisinin kuruluşunda görev aldım. 1991 yılında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın uçağı ile Dakar’a gittim ve orada Mısır’ın güçlü adamı Dış işleri Bakanı ve Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ile tanıştım.

Bilal Koçak ile beraberce yaptığımız Amr Musa röportajı Türkiye gazetesinde sürmanşetten yayınlandı. Amr Musa’nın gayretleriyle Mısır eski Dış İşleri Bakanı Butros Gali’nin Birleşmiş Milletlerde Genel Sekreter seçildiği günlerdeydi.


Atlantik’ten Hint Okyanusuna yayılan dev bir coğrafya

Arap volkanı neden patladı? Türkiye’nin etkisi var mı? Önce coğrafya: Arap ülkeleri Atlantik Okyanusundan Hint Okyanusuna yayılıyor. Fas dışında neredeyse tamamı yüz yıllar boyunca Osmanlı toprağıydı.

Arap ülkeleri ekonomik bakımdan bir dinamit gibi: modern ekonomilerin en başta vazgeçilmezi olan petrol Cezayir’de, Libya’da, Körfez ülkelerinde, Irak’ta. Hepsi Arap toprağı.

Bu geniş toprakları savaşlarla ve bin bir entrikayla İngilizler ve Fransızlar elimizden aldı. Suriye’ye ve Kuzey Afrika’ya Fransızlar yerleşti. Irak ve Körfez ülkeleri İngiltere’nin oldu.

Bu ülkelere bağımsızlık ya İngiltere ve Fransa’nın ihsanıyla yada milli mücadeleler sonucunda geldi. Bunun sonucu Mısır’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Tunus’ta, Cezayir’de asker kökenli ve ordunun desteklediği süper otoriter rejimler oldu. Fas’ta ve Körfez ülkelerinde ise iktidara hanedanlar geldi.

Bu ülkelerin bir kısmı az nüfuslu petrol zengini. Bir kısmın da ise nüfus kalabalık olduğu için petrol olsa da halk fakir ve gençler işsiz. Bir kısmında ise petrol bile yok.
 


Ekonomide liberal ve dünyaya açık. Siyasette otoriter ve dünyaya kapalı.


 Ekonomik bakımdan Arap ülkeleri küreselleşme rüzgarına ayak uydurdular. Kapılarını liberal politikalarla uluslararası yabancı sermayeye sonuna kadar açtılar. Az nüfuslu zengin petrol ülkeleri şehircilik ve mimari açıdan batı şirketlerinin en büyük müşterileri oldular. Oluk gibi para Amerikan, Fransız ve İngiliz şirketlerine aktı.

Bu ülkelerde liberal ekonomik politikaların aksine siyasi düzeyde otoriter baskıcı rejimler hiç taviz vermeden devam etti. Seçimlerin yapıldığı yerlerde neticeler hile sonucu belirlendi. İktidar değişiklikleri ise ordu ve saray darbeleri sonucu oluştu.


Kıvılcım Türkiye modeli mi?

Eskiden Osmanlı toprağı olan bu ülkelerin Türkiye ile ilişkileri Türkiye’de Cumhuriyetin ilanından sonra zayıf kaldı. Türkiye Cumhuriyeti Arap ülkeleri ile kurduğu ilişkileri her hangi bir ülke ile kurduğu ilişkiler düzeyinde tuttu. Hatta onlara soğuk ve ilgisiz davrandı. Cezayir bağımsızlık hareketi sırasında Türkiye’nin Birleşmiş Milletlerde sömürgeci Fransa’nın lehinde oy kullanması Cezayirli Milliyetçileri derinden yaraladı.

Arap ülkeleri ise Türkiye’yi modernleşmiş, eski kökleriyle bağlarını bilinçli olarak kopartmış yeni bir Avrupa ülkesi olarak görüyorlardı.

Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başlattığı yeni dış politikaya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sahip çıktı ve bu politikayı şahsi önceliği yaptı.
 


Cumhurbaşkanı Turgut Özal Türk tarihini bütün zenginlikleriyle değerlendiren çağdaş Türkiye’nin ilk devlet adamı oldu.


Özal önce elli ülkenin yer aldığı İslam Teşkilatını keşfetti. Filistin ve Bosna davalarına sahip çıktı. İslam teşkilatı toplantılarına katılan Özal’ın politikasının doğrudan şahidiyim. Senegal’deki elli devlet ve hükümet başkanın katıldığı toplantıda Özal’ın yanındaydım. Bundan daha önemlisi onun uçağı ile gittiğim Dakar’da Bosna meselesini çözmek için Cumhurbaşkanı Özal’ın gerçekleştirdiği girişim oldu. Türkiye’nin imkanlarıyla Filistin devlet başkanı Yaser Arafat ve kuşatma altındaki Saray Bosna’dan Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı İzzet Begaviç Dakar’a getirildiler. Bunların hepsinin şahidiyim. Özal’ın Bosna savaşını bitirme girişimini ondan Fransa Cumhurbaşkanı J. Chırac kaptı ve Fransa ordusunu Bosna’ya yolladı. Chırac’dan da liderlik ABD’ye geçti. ABD Başkanı Clinton büyük girişimcilik becerisiyle ve Amerika’nın gücünü kullanarak Bosna savaşının bitirilmesinde etkili lider oldu. Clinton Türkiye’nin de dahil olduğu Nato ordusunu Bosna’ya yolladı ve savaş bitti.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’nin Arap ülkelerindeki imajını pozitife çeviren esas devlet adamıdır.

Erdoğan’ın iktidara gelmesi bir İslam ülkesinde inançlarla modernliğin bir arada yaşaya bileceğini somut bir şekilde Arap halklarına gösterdi.

Güçlenen Türk ekonomisi, vitrine çıkan bir modern İstanbul Arap ülke halklarının gözünü kamaştırdı.

Bu yeni Türkiye görüntüsünü Arap halklarının evlerinin salonlarına getiren ise Türk televizyonlarının birbirinden güzel ve sürükleyici dizileri oldu.

Davos’da ki “one minute” ile “mavi marmara” olayları ise yeni Türkiye imajını sembol haline dönüştürdü. Türk bayrağı ve Başbakan Erdoğan posterleri Arap ülkeleri gündemine girdi.


Batı ülkeleri şokta.

Volkan Tunus’ta patladı. Mısır’a sıçradı. Kıvılcımlar diğer Arap ülkelerine uzanıyor.

İsyan öncesi Batı ülkeleri her zaman ki çıkarcılık ve riyakarlıklarıyla kimi yerde demokrasi nutukları atarken Arap ülkelerinin otoriter liderleriyle kucak kucağa yaşıyorlardı.

Patlayan volkan Batı ülkelerini şaşkına çevirdi. Başta Fransa olmak üzere Batı ülkeleri Tunus’un liderlerini isyan başlar başlamaz terk ettiler. Ama yangın kalabalık Mısır’a sıçrayınca telaşa kapıldılar. Çünkü  söz konusu olan batının vazgeçilmezi olan petroldü. Yangının petrol ülkelerine sıçrayıp enerji kaynaklarını tehlikeye atması söz konusuydu. Mısır kalabalık nüfusu ve merkezi konumuyla Arap ülkelerinin amiral gemisi. Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa bir Mısırlı. Mısır’da ki olayların sakinleşmesi Batı’yı şimdi doğrudan ilgilendiriyor.

Batı’dan daha da endişeli bir ülke ise İsrail. Çünkü Batı sırf petrol gözüyle olaylara bakıyor. Oysa bölgedeki isyan İsrail için yaşamsal düzeyde önemli.


Şimdi ne olacak?

Arap ülkelerinde ayaklanma, isyan, baş kaldırma: şimdi ne olacak?

ABD doğrudan girişim içinde. Başkan Obama Başbakan Erdoğan’ı aradı. Obama, Sarkozy “şiddet durmalı” diyor. İsrail aktif olarak devrede. Amr Musa dünya televizyonlarına konuşuyor. “ şimdi reform zamanı” diyor. Ama bu girişimler kasırgaya dönüşen fırtınayı önleyebilecek mi? Şüpheli.

Nüfusu az kendileri petrol zengini Arap ülkelerinde iktidardaki hanedanlar halkı para ile sakinleştirme yoluna gidebilirler.

Ama diğerlerinde iktidarlar gidici görünüyor.


Yerlerine kim gelecek?

Bugüne kadar bu ülkelerde iktidar çoğu kez askeri darbelerle oluşmuştu. İktidara gelenlerde ordu ve polis gücüyle ayakta kalmışlardı.

Halk sokağa inip de iktidarları perişan edince ordu bir yere kadar bu iktidarları savunuyor. Hiçbir ordu infial halindeki kendi halkıyla uzun süre karşı karşıya gelemez.

Yeni iktidarlar kısa vadede ordu ile uzlaşarak ortaya çıkacak gibi gözüküyor.

Baskı halinde tutulan radikal dinci grupların yeni dönemde güçlenerek fukara varoş halkıyla kucaklaşması ihtimal dahilinde.

Arap ülkelerinde bir dönemin sonu geldi. Modelleri Türkiye. Ne kadar başarılı olacaklar? Gelecekte bu ülkelerde neler olacak?

Şu anda her şeyin başlangıcındayız.

 


Prof. Dr. Bener Karakartal

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
4yıl önce
6yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    05:5207:1712:5415:5118:2019:40
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=