Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 11°
    18 Nisan 2019 23:45
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Prof. Dr. Bener Karakartal

Dış politikada vites küçültüldü: Çare ne?

01 Eylül 2012 12:11

   Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dünyadaki şöhretini dış politikadaki büyük vizyonu ve ekonomideki başarısıyla yakaladı. Türk dış politikası şimdi vites mi küçültüyor? Çare ne?  

       Başbakan Recep Tayyip Erdoğan iki icraatıyla dünyada büyük beğeni topladı ve haklı bir şöhret elde etti. Uluslararası karizması bu iki büyük icraat sonucu perçinlendi. Bu iki büyük icraat neydi? Birincisi: Dünya 2008’de tarihinde ender rastlanan bir ekonomik türbülansla sallandı. Kriz Amerikan ekonomisini yaraladı. Avrupa ekonomisi daha da derinden sarsıldı. Türkiye krizin dışında kaldı. Ayakta kalan güçlü ekonomisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı bir büyük lider konumuna getirdi.

       Erdoğan’ın uluslararası karizmasının ikinci ve en önemli bacağı dış politikadaki büyük vizyonu. Erdoğan’ın şöhreti uluslararası alanda öyle bir boyuta ulaştı ki kendisini sevenlerde sevmeyenlerde "Arap Baharında” onun etkisini görüyor. Erdoğan bin yıllık Türk tarihinde dünya tarihini etkileyen ve belirleyen bir elin parmaklarını geçmeyecek liderler arasında yerini aldı.

       Türk dış politikası tekliyor mu?
       Ama şimdi ne oluyor? Türk dış politikası tekliyor mu? Şimdi herkesin sorduğu soru bu. Türk dış politikası vites mi küçültüyor? Gerileme varsa sorumlular kim?

       Elini vicdanına koyan hiçbir siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı suçu Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nda bulamaz. Davutoğlu bir dışişleri bakanında bulunması gereken meziyetlerden birden fazlasına sahip: sağlam bir akademik kariyeri var. Yabancı dil biliyor. Çok gayretli, çok çalışkan. Çok koşuyor. Türkiye için büyük önem taşıyan Ortadoğu konusunda bilgi ve sempati sahibi. Davutoğlu Türk dış politikasında elinden geleni en iyi şekilde yapmak için tüm enerjisini seferber ediyor.
       Uluslararası siyasi türbülansta istihbarat teşkilatları tarihlerindeki en büyük savaşlarından birini veriyorlar. Türkiye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan döneminde istihbarat teşkilatına çekidüzen verdi. Mit Müsteşarı da elinden geleni yapıyor. Hakan Fidan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük güvenine sahip.

       Dış politikada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sağ ve sol kolu durumundaki bu iki kişi görevlerini mükemmel yapıyorlarsa netice neden hüsran yaratıyor? Uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi bu soruna cevap bulmak zorunda.

       Çıkan fırtına tahminlerin çok ötesinde
       Birinci cevap: Uluslararasında çıkan fırtına tahminlerin çok ötesinde bir tayfun haline dönüştü. Uluslararası istihbarat örgütleri olanca güçleriyle bu savaşta netice almaya çalışıyorlar. Önce Irak: Parçalanma aşamasında ve merkezi hükümetle Türkiye’nin arasında soğuk rüzgârlar esti. Sonra Suriye: Suriye’de yangın büyüyor ve uçurumun ucundaki Esed yangını Türkiye’ye sıçratmaya çalışıyor. Sırada İran var: İran’da iç politikada zirvede çetin mücadeleler oluyor ve bu mücadelenin tarafları bir silah olarak Türkiye düşmanlığını körüklüyor. İran bir büyük devlet ve tarih boyunca Türk-İran ilişkileri iyi komşuluk ve dostluk çerçevesinde gelişti. Ama şimdi Türk-İran ilişkileri talihsiz bir dönem yaşıyor. Türkiye düşmanları Türkiye’nin zayıf karnı olan Kürt meselesini derinlemesine kaşıyor ve Türkiye’de var olan çıbanın azgınlaşmasını amaçlıyor.

       Bir üst düzeyde de dünya yine bir istikrarsızlık döneminde: Amerikan Dışişleri bakanı Hillary Clinton’ın son Ankara seyahati Türk-Amerikan ilişkilerinin zirvede olduğunu gösterdi ama Amerika’da kasım ayında başkanlık seçimleri yapılıyor ve Başkan Obama’nın iktidarının sürmesi kesin gözükmüyor.

       Avrupa’da buhran havası yayılıyor
       Avrupa psikolojik bir depresyon yaşıyor. Yunanistan çökmüş, Portekiz, İspanya hasta, İtalya nekahat döneminde. İngiltere kendi iç sorunlarına gömülmüş, Almanya’da Merkel iktidarı sallanıyor. Fransa’da yeni sosyalist iktidar fevkalade zayıf ve çelimsiz. Rusya derin bir milliyetçilik anlayışıyla ve tüm devlet örgütüyle güçlenme çabası içerisinde.

       Dünya tarihinde ender rastlanan bir türbülans ve konjonktür içinde Türk dış politikası elinde olmayan nedenlerle yerinde sayıyor ve geriliyor. Vites küçültüyor. Ama üzücü olan nokta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a içeride yapılan hücumlar.

       İç politikada adeta bir koro Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alıyor. Bir aşure misali bütün konular iç içe geçiriliyor. Merkeze Kürt meselesi yerleştiriliyor ve bu meseleye diğer konular ekleniyor: Başbakan Erdoğan’la iyi ilişkiler içerisinde olan Genel Kurmay, Başbakan’a bağlı olan MİT yıpratılmaya çalışılıyor. Dışişleri bakanı bir hedef haline getiriliyor. Bu koronun içinde kimler var? Komünizmden Kemalizm’e oradan da Ak Parti taraftarlığına geçmiş ve bugün cemaatin ideolojisini pohpohlayan akademik ünvanlı kişiler. Acaba yarın hangi akımın içerisinde olacaklar? Medya da Ak Parti eleştirilerinin giderek arttığı gözlemleniyor. Amaç 2014’de zayıflatılmış bir Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına karambolden akademik ünvanıda olan genç bir rakip çıkarmak. Arkasına büyük sermayeyi, STK’ları, medya desteğini, muhalefet partilerini de alacak geniş bir koalisyonla Ak Partinin iktidardan düşürülmesi hedefleniyor.

       Engebeli arazide vites küçültülüyor ve motor hararet yapıyor   
       İçeride ve dışarıda bir çok cephede birden savaş veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ekibi zorlanıyor. Engebeli arazide vites küçültülüyor ve motor hararet yapıyor.
       Çare: 2002 yılından beri Ak Parti iktidarının tamamı dışında kalan, bu partiyle en ufak bir çıkar ilişkisi olmayan bağımsız bir siyaset bilim profesörü olarak çözüm konusunda ne önerebilirim? Sonuçta Türkiye’nin çıkarları söz konusu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ekonomide ve dış politikada Türkiye için bir şans. Onun iktidarda kalması Türkiye’ye kazandırıyor. Bunu bütün dünya görüyor. Bu şans nasıl uzatılabilir?

       Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bir propaganda korosu eylemde. Onu savunanlar ise gerçekten çok çelimsiz. TRT’nin siyasi programları göstermelik. Çok zayıf. Özel kanallarda Erdoğan’ı savunan kişiler kendileri söylediklerine inanmıyorlar gibi. Bunların bir kısmı gazeteci, bir kısmı akademik unvan sahibi. Erdoğan’ın olumlu taraflarından bahsederken adeta karşı taraftan özür diliyorlar.

       Başbakan Erdoğan ne yapacak? Yorgun gözüküyor ama yılacak türden değil. Çare: Isınan motorun yerine daha büyük ve yeni bir motor koymak.
 

 

Prof. Dr. Bener KARAKARTAL

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Hayret
7yıl önce
Bu beyefendi nasıl prof olmuş hayret. Bütün iyi şeylerin sahibi Tayyip Bey ve arkadaşları, bütün kötü şeylerin de mutlaka mazereti var. Ortada hemen hemen hiçbir rasyonel analiz olmadan bodoslama Suriye'ye dal, ondan sonra da bütün istihbarat örgütleri var gücü ile çalışıyor diye sızlan. Onların işi zaten bu tarz zaafları değerlendirmek. Gelelim ekonomi meselesine; bu konuda analiz yapabilmek için sadece şunu söyleyebilirim. 2007 krizi (2008 değil) gelişmiş ekonomilerin, yani dinamiklerini tüketmiş ve bir süredir sadece finansal oyunlarla hormonlu büyütülen ekonomilerin krizidir. Gelişmekte olan ülkelerin hemen hiçbiri bu krizden etkilenmedi. Dahası krize giren ABD ve AB'nin bastığı paraların bu ekonomilere (verilen yüksek faizler nedeni ile) akması neticesinde hepsi aynı hikayeyi yazdı.
Yazarın Diğer Yazıları
3yıl önce
6yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    04:4006:1413:1116:5319:5521:21
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=