Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 17°
    22 Ekim 2019 06:28
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Seyfullah Türksoy

MİT’in büyük şansı

10 Şubat 2011 11:42

Güçlü istihbarat,  iç ve dış güvenliğin teminatıdır.

İstihbaratın önemini sadece güvenlikle sınırlamak da doğru değildir.

Ülkeler arasında dostlukların, işbirliklerinin şekillenmesinde de istihbarat

önemli ölçüde rol oynar.

Bazen yanlış ve eksik istihbari bilgiler, ülkeler arasında olumsuz gelişmelere de sebebiyet verebilir.  O bakımdan, Dışişleri ve İçişleri’ndeki başarı, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başarısıyla yakından ilgilidir.

Türk Milli İstihbarat Teşkilatı’nın geçmişteki icraatlarına baktığımızda çok olumlu şeyler söylemek zordur. Tıpkı Dışişlerindeki Monşerler Saltanatı gibi, Milli İstihbarat Teşkilatı’nda da belirli bir zihniyet yıllarca hakim olmuş; Kurum kendini dünyadaki gelişmelere göre yeterince yenileyememiştir. Ülke içindeki faaliyetler ayrı bir tartışma konusudur. Ben konuya dış dünya açısından bakmak istiyorum. Özellikle yaklaşık 20 yıldır iç içe olduğum Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya ülkeleri cephesinden baktığımızda karşımızda hiç de hoş olmayan hatıralar  çıkıyor. Mesela  Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkiler Özal’ın ölümünden sonra, neden bu kadar olumsuz boyutlara ulaştı? Bazı yabancı istihbarat örgütlerinin Özbekistan’daki provokasyonlarına karşı, MİT neden karşı atak geliştiremedi?

Türkmenistan eski Devlet Başkanı Türkmenbaşı’na karşı girişilen başarısız suikast teşebbüsüne bilinçli olarak Türklerin de adı karıştırıldığında niçin karşı atak yapılamadı? Maalesef Azerbaycan’da ve başka yerlerde de benzer gelişmeler yaşandı.

Her provokatif olayda Türkiye'nin ve Türk İstihbaratı'nın ismi yara aldı!..

Türkiye’nin adı,  hiç ilgisi olmadığı halde bazı yanlış eylemlere ve teşebbüslere özellikle bulaştırılmak istendi. Bu provokasyonların nerelerden kaynaklandığı ve yönlendirildiği belli olmasına rağmen, çamur at iz kalsın anlayışı başarılı olmuştur.

Bu bölgelerde güçlü bir istihbarat ağı oluşturulmuş olsaydı bu tür provokasyonlar asla etkili olamazdı. 

Bakın Kırgızistan’da 24 Mart 2005 tarihinde bir halk devrimi yaşandı. Halk ayaklanması sırasında ülkedeki hemen bütün Türk firmaları yağmalandı, yakıldı.

Eğer bölgede güçlü bir istihbarat ağımız olsaydı o korkunç facialar yaşanır mıydı acaba?

Birkaç yıl önce Kazakistan’ın Tengiz vilayetinde Enka şantiyesinde, yüzlerce Türk işçinin feci şekilde dövülerek çengellerle tavana asılması hadisesinin sebepleri nelerdir ve müsebbipleri kimlerdir? 

Kısa bir süre önce Kırgızistan’ın Oş bölgesinde, bazı tahminlere göre 3 bin, kimilerinin iddiasına göre ise 6 bin kişinin öldüğü “etnik” çatışmaların mahiyeti nedir? Resmi söylemlerin dışında olarak orada neler yaşanmıştır? Uyuşturucu mafyasının ve yabancı istihbarat örgütlerinin bu olaylardaki rolü nedir?

Özellikle son 10 yıl içinde Arnavutluk, Kosova ve Makedonya gibi Balkan ülkelerinde

Türk ve Osmanlı düşmanlığını kimler tetikliyor?. Sözkonusu bölgelerde, Osmanlıya ihanet eden  Katolik Arnavut İskender Bey’in  (Jeorje Kastroiti) heykelleri neden bu kadar sıklıkla inşa ediliyor? Bunu hangi güçler niçin finanse ediyor? Vatikan’ın ve Batı ülkelerinin bu konudaki etkisi ve finansal desteği nasıl gerçekleşiyor?Bu olayın Balkanlardaki Hristiyanlaştırma ve misyonerlik faaliyetleriyle ilgisi nedir?

Bir süre önce  yavru vatan Kıbrıs’ta, Türkiye’ye “hassiktir” çeken “besleme” soysuzlar, binlerce taraftarlarıyla birlikte gövde gösterisi yaptılar. Bunların hangi hainlerle işbirliği ve dirsek temasında olduğunun mutlaka deşifre edilerek, karşı atağa geçilmesi gerekmiyor mu?

Bakın, burnumuzun dibinde bir Çeçenistan gerçeği var.

İki büyük savaşta 300 bin insanını yitiren, 500 bin insanını mülteci olarak çeşitli ülkelere

gönderen, yüzbinlerce sakat, dul, yetimin olduğu bir ülke.

Bu ülke son 5 yıldır savaşın yaralarını sarıyor. Yok olmak üzere olan bir millet yeniden toparlanıyor. Bir ara 500 binlere kadar düşen nüfus şimdi 1 milyon 200 bin seviyesine çıkmış,

Her alanda büyük gelişmelere ve kalkınma hamlelerine sahne olan bu ülkenin, Türkiye’yi ve Türk halkını seven genç bir devlet başkanı var. Halkı tarafından çok sevilen 35 yaşındaki Ramzan Kadirov, ülkenin yeniden imarı için Türk firmalarıyla çalışmayı tercih ediyor. Ülkenin her yanında inşa edilen en görkemli projeler; camiler, konutlar, iş merkezleri vs. hep Türk firmalarının imzasını taşıyor. Kullanılan malzemeler genellikle Türkiye’den getiriliyor. Şu anda Çeçenistan’da fiilen çalışan Türk işçilerinin sayısı 5 bini geçiyor. Türkiye ekonomisine yüzmilyonlarca dolarlık bir katkı sağlanıyor.

Çeçen halkı birlik ve beraberlik duygusu içerisinde yeniden diriliş ve manevi kalkınış hamlesini yaşarken, Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey Kafkasya’daki ve Çeçenistan’daki bu gelişmeleri doğru okuyabiliyor mu? Bu konuda MİT nasıl bir strateji izliyor? Bölgede yıllardır faaliyet gösteren, gelişmelere birebir tanıklık eden, Cumhurbaşkanı Kadirov’la  sürekli fikir teatisinde bulunan insanları hiç dinlediler mi, bilgilerine başvurdular mı acaba? Yoksa bazı görevliler bunları yapmak yerine, bazı radikal dinci örgüt sempatizanlarının yaptığı gibi, 10 yıl önceki video görüntülere ve uydurma montaj görüntülere göre mi görüş belirliyor? Doğrusu bunun cevabını bulmak çok zor.

Benim şahsi kanaatim, Kuzey Kafkasya masasıyla kimler ilgileniyorsa; metroda, havalimanında, pazar yerinde canlı bombalar patlatıp masum insanları vahşice katledenleri değil; bölgede iş yapan, bölgenin gerçeklerini birebir yaşayan ve gelişmelere tanıklık eden insanları referans alıp daha gerçekçi  stratejiler belirlemelidirler.  Sayın Başbakanı ve hükümet üyelerini de doğru bilgilendirmelidirler. Böyle hassas ve stratejik konulara; El Kaide, Taliban, Kafkas emirliği veya  falan cemaat pencereleriyle bakılamaz! Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı kurumların referansları asla terör örgütleri ve radikal dini gruplar  olamaz. Olmamalıdır !..

Eskilerin güzel bir deyimi vardır; “Halep oradaysa arşın buradadır!”

Bölgedeki gelişmeleri bilmek öğrenmek zor değil.

Türkiye’ye bu kadar yakın bir ülkeyi ve bu kadar bize dost ve kardeş bir milleti daha iyi anlamaya çalışmalıyız. Kuzey Kafkasya’daki barış ve huzurun yerleşmesi açısından Türkiye

bu konuda üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Bunun ilk şartı da, bazı radikal örgütlerin yıllarca yaptığı tek yanlı kara propagandanın tesirinden kurtulup, gerçekleri görmektir. Güneşe gözünü kapatan sadece kendisine gece yapar.

Türkiye Ortadoğu’nun yanı sıra, Kafkasya’yı, Orta Asya’yı da içine alan daha geniş politikalar üretmek zorundadır. Dolayısıyla MİT,  bu bölgelerdeki çalışma sistemini ve tarzını da yeniden gözden geçirmek zorundadır.

 

 

Şu anda MİT’in başında genç ve başarılı bir isim olan Dr.Hakan Fidan’ın olması kurumun geleceği açısından önemli bir şanstır. MİT, mutlaka bir zihniyet devrimi yapmak; çalışma tarzını ve yöntemini yeniden belirlemek zorundadır. Bunu yaparken de, kurumla hiç alakası olmadığı halde, MİT ve istihbarat kavramlarını kullanarak bazı bölgelerde güç ve nüfuz elde etmeye çalışan sahtekarların mutlaka engellenmesi ve deşifre edilmesi gerekmektedir.

Gittiğimiz her bölgede hiç ilgisi ve bağı olmadığı halde, kurumun adını kullanarak “çıkar” ilişkisine giren bazı sahtekarları görüyoruz. Geçmişte bir şekilde devletle ve askeri kurumlarla ilişkisi olan bazı insanlar ise, bunu ranta çevirmenin gayreti içindedirler. MİT’in genç ve başarılı müsteşarı Sayın Dr.Hakan Fidan’ın bu üçkağıtçılara karşı da gereken tedbirleri alacağına inanıyoruz.
 

 

Seyfullah Türksoy

ipekyolugezgini@hotmail.com

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
metin yıldız
9yıl önce
seyfullah bey halen atatürkün kurdurduğu istikbarat teşkilatı ile fevzi çakağın kurdurduğu teşkilat her nedar ise birleşse bile halen iç çatışma var sanıyorum.
Enes Tolga BEYCİOĞLU
9yıl önce
Seyfullah Bey,her zaman doğruyu söylediğiniz için teşekkür ediyorum..Dost acı ve doğruyu söyler,bunu siz yapıyosunuz.Ben,sizi 2. Muhsin YAZICIOĞLU gibi görüyorum.Allah'a emanet olun.
saliha eyşen
9yıl önce
sayın türksoy, kaleminize sağlık, gerçekten son derece isabetli bir yazı olmuş. MİT, bence çok önemli bir kurumumuzdur ancak ehliyetsiz yöneticiler yüzünden yererince başarılı olamamıştır. Umarım bu dönemde dış ağırlıklı bir çalışma yöntemi izlerler. çeçenistan hakkındaki tespitlerinize de katılıyorum. Bölge hakkında hamasi nutuklar çekmekten öte hiçbir bilgisi olmayan ve çoğu Milli görüş kökeknli bazı insanların dedikodularıyla istihbarat yapılmaz, çeçenistan konusundaki gereçekleri sizin sayenizde öğrendik, MİT'in de sizden tecrübelereinizden ve bilgi birikiminizden yararlanması gerekir. Umarım bunu akıl edebilirler. Saygılar.
mehmet iba
9yıl önce
seyfullah bey kalemineze sağlık,sağcı olsun solcu olsun aydın geçinen insanlarımız hep sizingibi haklının ve doğrunun savunucusu olursa inşallah türkiyeyi daha aydınlık günler bekliyor.
a.n.kara
9yıl önce
tebrikler çok güzel bir yazı, refah ve egemen olabilmek için fikirde ve uygulamada yenilik gerekir bu ise kurumların ve toplumların yenileşmesi modern olabilmesi ile olur bunun için dünyaya açılmak lazım bu da bilgi ve yabancı dil bilmekle olur. Biraz da siyaseti her şeyin önünde tutmamak gerekir, memleketin yararına yapılanlar ile yapanları en azından kötülemeyelim...




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    05:5107:1612:5415:5218:2219:41
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=