Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 21°
    18 Ağustos 2019 12:00
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Prof. Dr. Bener Karakartal

Akil insanlar mı? akil kurumlar mı?

11 Nisan 2013 08:40

2013’de dünya artık çok farklı: dünya savaşlarında birbirlerini acımasızca katleden Almanlar ve Fransızlar artık kucak kucağa. Strasbourg’da beraberce Avrupa’yı yönetiyorlar. Dünyada artık geçerli olan tek güç ekonomi. Ekonomiler siyasi tarihleri esir almış durumda. Güçlü ekonomiler tarih yazıyorlar.

Bu gerçeği 2013’de Türkiye’de bir tek AK Parti anlamış görünüyor. Bu nedenle de Ak Parti almış başını gidiyor: dış politikada, siyasette, ekonomide tarihe damgasını vuruyor.

Üzücü olan nokta: Türkiye 2013’de tarihinin en asimetrik dramını da aynı anda yaşıyor: siyasette CHP çok sönük. TÜSİAD ekonomiden çok siyasetle uğraşıyor. TOBB bekleneni vermiyor. Faaliyetleri yüzeysel kalıyor.  

AK PARTİ 2013’Ü DOĞRU OKUYOR.

Ak Partinin başarısı dünyaya ve Türkiye’ye ekonomik pencereden bakmasından kaynaklanıyor. Netice: makro ekonomik verilerin neredeyse tümü AK Parti iktidarının Türkiye’ye tarihinin en parlak dönemini yaşattığını matematik olarak kanıtlıyor. Ne Osmanlı döneminde ne Cumhuriyet döneminde Türkiye benzer bir refah dönemini yaşamadı. Şehirler güzelleşiyor, alışveriş merkezleri birbirinden görkemli, Türkiye’de boydan boya yayılıyor. Evlerde beyaz eşya çoktan batı ülkelerinin düzeyini yakaladı. Sokaklarda arabaları park edecek yer bulunmuyor. Bulaşık makinası, otomobil geniş halk kitleleri düzeyine indi. Yıllar önce kompleksle baktığımız batı ülkeleri bugün Türkiye’yi örnek olarak gösteriyor. Bugün PKK’yı teslim olma noktasına getiren güç silahlı kuvvetlerden çok belki de Türk ekonomisinin gücü oluyor.

BAŞARI LİDER RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN.

AK Parti başarılı ama bu başarı liderinin başarısı. Kim Recep Tayyip Erdoğan’sız bir AK Partinin aynı başarıyı yakalayabileceğini iddia edebilir? İddia edenin iyi niyetinden şüphe etmek gerekir.

Ama Türkiye 2013’de asimetrik bir gemi gibi: muhalefet partileri ve büyük STK’lar dökülüyor. Onların sorunu liderlik düzeyinde.

CHP EKONOMİK PROJELERİYLE ON ÜZERİNDEN SİZCE KAÇ ALIR?

AK Parti başını almış gidiyor. CHP ise ekonomi planında sadece gülümsetiyor.
CHP’de bir lider var mı? CHP ekonomide ne vaat ediyor? CHP liderinin işi gücü Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarını dinleyip ona cevap yetiştirmeye çalışmak. Bu Türk demokrasisi için çok vahim bir durum. Demokrasiler güçlü bir muhalefet olmadan yaşayamaz. Her tarafını bakteriler, virüsler kaplar. CHP’nin sönüklüğü Türk demokrasisini tehlikeye sokuyor.

Muhalefet partisinde her kafadan bir ses çıkıyor. Güçlü lider olmadığı için baronların mücadelesi fillerin tepişmesine dönüşüyor. Her ne kadar kamu oyu araştırmalarında bu durum AK Partiye yarıyor gibi gözükse de Türk demokrasisi zayıf karnından ağır yara alıyor. Türk demokrasisinin ana muhalefet partisi yoğun bakıma alınmak mecburiyetinde. Yoksa Türk ekonomisinin yarını risk altına girme tehlikesinde.

CHP KURTARILABİLİR Mİ?

Böylesine parçalanmış ve birbirine düşman kamplardan oluşan bir ana muhalefet partisinin kurtarılması imkansız. Doğru dürüst hiçbir siyasi ve ekonomik projesi olmayan ve iktidara gidecek yolda kendisinin de hiçbir ümidi kalmamış bir CHP’nin tek bir hayali kalıyor: AK Parti bir doğal felaket sonucu yıkılırsa ortaya çıkacak karambolde acaba CHP bir koalisyon ortağı olarak iktidara gelebilir mi? Bu hayal gerçekleşirse Türk ekonomisi için netice bir felaket olabilir. Geçmişte bu tür koalisyonların Türk ekonomisini nasıl facianın içine attığını hepimiz biliyoruz. Soyulan bankalar, hortumlanan bir devlet, çöken makro ekonomik veriler daha taptaze hafızalarımızda.

CHP kurtarılabilir mi? Benim bildiğim bir örnek var: 1960’larda Fransa ana muhalefet partisi SFİO benzer bir duruma sürüklenmişti. İç kavgalar o boyuta ulaşmıştı ki partinin oy oranı yüzde beşlere düşmüştü. Sağdan gelen ve sonradan sosyalist olan François Mitterand yeni bir parti kurdu: “Sosyalist parti” başkanlık sisteminden de yararlanarak Mitterand’ı Cumhurbaşkanlığına taşıdı. Fransa Beşinci Cumhuriyetinde hiçbir kimse onun kadar uzun süreli iktidarda kalamadı. 1981’den 1995’e kadar 14 yıl Mitterand Fransa’da Cumhurbaşkanı kaldı. Bu sosyalist lidere Fransız halkı “Tanrı” lakabını taktı. Bu dönemde Fransa’da sol siyasi kavgalara son verdi. Fransa ekonomisine bir altın çağ yaşattı.

Türk demokrasisinde benzer bir olay yaşanabilir mi? Çok zor. Mitterand’ı şahsen tanıyordum. Çok güçlü bir kişiliği vardı. Esen rüzgarlara göre eğilmezdi. Kimseden emir almazdı.

Türkiye’de genç bir lider Mustafa Sarıgül iktidara hevesleniyor. Ama beni danışman olarak alsaydı kendisini ikaz ederdim: Eski siyasetçilere danışma. Onlardan hocalık bekleme. Dik dur. Yalnız bir ağaç gibi sadece kendine güven. Ortaya dimdik çık. O zaman göreceksin nasıl Türk halkı peşine takılacak? Ama ne ben Sarıgül’ün danışmanıyım nede Sarıgül bana danışıyor. Sarıgül Türkiye’nin alternatif siyasi lideri olabilir mi? Keşke olsa. Önünde Mitterand örneği var. Mitterand bugünkü Sarıgül’den çok daha güçlü bir rakibe kafa tuttu. O rakip Fransa’nın efsane lideri De Gaulle idi.

TÜSİAD VE TOBB GİBİ DEV STK’LAR ELLERİNE GEÇEN İNANILMAZ TARİHİ FIRSATI İNANILMAZ BİR ŞEKİLDE TÜKETİYORLAR.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk ekonomisine çağ atlattığı son on yılda büyük STK’lar bu koşuya ayak uydurabilirlerdi. Türkiye’nin bu durumda hangi zirvelere tırmanacağını düşünebiliyor muyuz?

Maalesef bu durum gerçekleşmedi. TÜSİAD ve TOBB Başbakan Erdoğan’a ayak uyduramadılar. Ellerindeki tarihi fırsatı kaçırdılar. Türkiye’de kaybetti, bu kurumların kendileri de.

Bu duruma hemen her konuda örnek vermek mümkün. Türkiye’nin tarihi gidişinin hep batıya yönelik olduğunu yirmi yıldır tekrarlıyorum. Bin yıl önce Malazgirt’te biz Avrupalıları yendik. Beş yüz yıl önce İstanbul’da Avrupa’nın en büyük başkentini kendimizin yaptık. dört yüz yıl önce Avrupa'nın yüzde kırkını Türk egemenliğine kattık. Oysa son on yılda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın AB ile doğrudan müzakereleri başlatma becerisine rağmen Avrupa politikamız geriye gitti. Bunun sorumlusu büyük STK’lardır.

TÜSİAD ve TOBB’un ellerine dev fırsatlar geçti. Kullanamadılar. “Fransa’da Türk mevsimi” için büyük paralar sarf edildi. Netice hüsran oldu. Cumhurbaşkanı Sarkozy aylar süren bu faaliyete ağzında sakızla küçümseyen bir gülüşle birkaç dakikalığına katıldı. Hemen arkasından hem Fransa Millet Meclisinde hem Fransa Senatosunda Türkleri hapse mahkum edecek Ermeni tasarısı geçti. Bu tasarının Fransa Anayasa Konseyinde durdurulması tamamen Fransa iç politikası ile ilişkilidir.

TOBB ve TÜSİAD’ın AB politikası yüzeysel ve etkisiz kaldı. Oysa ellerindeki imkanlar ve uluslararası siyasal konjonktür müthişti. Büyük liderler böyle ortamlarda tarihi goller atarlar. TOBB ve TÜSİAD AB ile, ABD ile ilişkilerde hiç netice alamadılar. Uluslararası platformda Türk iş adamları ile olan toplantılarda hep günlük, netice vermeyen, şova dönük faaliyetler olarak kaldı. Neden?

Kurumların başarısı önce liderlerin başarısıdır. CHP’de, TÜSİAD’da, TOBB’da bu sınavda başarısız oldular. Bu kurumlar tarihi başarılara imza atamadılarsa burada başarısızlık liderlerindir. CHP kendi içinde kavgalı bir zayıf muhalefet partisi görüntüsü veriyor. TÜSİAD son yıllarda bir sol düşünce örgütü gibi sık ve dağınık bildirilerin kamuoyuna sunulduğu bir kuruluş oldu. TOBB elindeki dev imkanlar ve üniversiteye rağmen kamuoyunda iz bırakacak hiçbir büyük olaya imza atamadı. Lider yetenekli elemanlardan ekibini kuran ve işini takip eden bir kişiliğe sahip olmalı. Lider zayıf olunca ortaya memurlar saltanatı çıkıyor. Uluslararası faaliyetler kongre turizmine dönüşüyor. Şovlar gerçek başarıların yerini alamıyor. Sonuçta ülke kaybediyor.

Liderlik olayı ekonomide de siyasette de belirleyici unsur. Büyük liderler memurlarını bir ekip haline dönüştürüyor. Sözde liderler ise sadece kurnazlar. Zeka ile kurnazlık çok farklı. Liderler zeka ile hareket ediyorlar. Kurnazlar ise koltuğa oturmak ve koltukta kalmak becerisini gösteriyorlar. Kendileri kazanıyor ama kurumları kazanıyor mu? Şüpheli. Vizyonları geniş olmayınca memurlarını ekibe dönüştüremiyorlar. Kurumları memurlar yönetiyor. Bunu da fark edemiyorlar. Yahut da önemsemiyorlar. Neticede kurumları kaybediyor. Zararın faturası ülkeye çıkıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dönemi tarihe asimetrik bir Türkiye görüntüsü bırakarak geçiyor. Bir yanda çok başarılı bir Başbakan öte yanda başarısız bir ana muhalefet partisi ve neticesiz faaliyetlerde kürek çeken büyük STK’lar. Tarihin aynasına yansıyan görüntü bu.

AKİL ADAMLAR GİRİŞİMİ FAYDALI AMA YETERSİZ.

Akil adamlar girişimi faydalı ama yetersiz. İçlerinde kırk yıldır tanıdığım kişiler var. Bir elin parmaklarından daha fazla öğrencim var. Asistan olarak aldığım şimdi Profesör ünvanı taşıyan eski öğrencilerim var. Onların seçilmesinden gurur duyuyorum.

Sorun nerede? Geçen yaz “Kürt meselesinin çözümü var” konulu yazım Haber1.com’da yayınlanmıştı. (http://www.haber1.com/yazar/kurt-meselesinin-cozumu-var.html ) Sizlere bu yazıyı hatırlatmak istiyorum. Meseleye ekonomi ve vizyon penceresinden dünya ölçeğinde bakmak gerekir. Ama başarı için akil adamlar grubu yeterli değil. Bütün ülkenin barış ve ekonomi için seferber olması gerekir. Ama “asimetrik Türkiye’de” şu anda bu zor gözüküyor.

PROF. DR. BENER KARAKARTAL

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
4yıl önce
6yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    04:3306:0913:1317:0120:0721:36
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=