Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 21°
    18 Ağustos 2019 11:55
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Prof. Dr. Bener Karakartal

“Gezi”yi ne tetikledi? Ekonomi mi, siyaset mi?

19 Haziran 2013 17:29

Ekonomi ile siyasal türbülanslar arasında hiçbir ilişki yok. Tarih bunun örnekleriyle dolu.
 

  Mayıs 68. Fransa tarihinin en parlak dönemini yaşıyor. İktidarda Fransa tarihinin en büyük devlet adamı de Gaulle var. Fransa refah düzeyini zirvelere taşımış. Tüm sosyal sınıflar ekonomik pastadan bir parça kopartıyorlar. Fabrika işçisi otomobil almış yaz tatilini çoluk çocuk İspanya sahillerinde geçiriyor.
  

  Sorun ne? Mayıs 68 başında Fransa’nın en ünlü gazetesi “le Monde” bir başyazı yayınlıyor: “Fransa’nın canı sıkılıyor”. Tercümesi: rahat batıyor.   
 

  Birkaç gün sonra: müthiş bir türbülans. Fransa’da hayat duruyor. Ünlü Mayıs 68 olayları başlıyor ve bir ay süreyle Fransa’yı felç ediyor, Fransa’yı esir alıyor.
 

   Ekonomi siyaset ilişkileri açısından bunun tam tersi durumlarda var. 1789 yazı. Fransa’da ekmek karaborsaya düşüyor. Halk aç. Kraliçe “ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” dedi mi? Kesin değil. Ama neticede ihtilal patlak veriyor. Kral ve kraliçenin kafası kesiliyor.
  

   Türkiye’den de benzer iki örnek. Önce ekonomik kriz içinde patlak veren bir mega siyasi türbülans.1957 yılında dış ödemeler dengesi iflas etmiş ve Türkiye gittikçe artan bir ekonomik bunalıma sürüklenmiş. 28 Nisan 1960’da isyan patlak veriyor. Bir ay sonra askeri darbe peşinden geliyor. Başbakan Menderes iki bakanı ile birlikte asılıyor.
  

  2013 Mayıs gezi olayları ise aynı Mayıs 68 Fransa’da olduğu gibi ekonomik gelişmenin zirve yaptığı bir ortamda patlıyor. İktidarda bütün dünyanın ekonomik başarısı nedeniyle alkışladığı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan var. Dünyanın ekonomik krizle pençeleştiği bir ortamda, Avrupa düşüşteyken, Yunanistan işsizlik ve açlıkla pençeleşirken, Suriye ve Irak bir kan gölü içindeyken Türkiye siyasi istikrarı ve ekonomik performansıyla dudak uçuklatıyor. Türkiye tarihinin en parlak ekonomik dönemini yaşıyor. Türk parası değerli ve istikrarlı. Ülke mega projelerle tanışıyor. Anadolu’da sayısız havaalanı, hızlı trenler, tüneller, İstanbul’da marmararay, boğaz altında araç tüneli, 3. Havaalanı ve bunun yanında modernleşen kentler: dünyanın en görkemli alışveriş merkezleri, gökdelenler, Türkiye’nin görünümünü değiştiriyor. İhracatta, turizmde ve borsada patlama, dünya “Türkiye’de altın yıllar başlıyor” diyor. Bu başarının arkasında ne var? Güçlü lider ve onun iradesi.

SİYASİ TÜRBÜLANSLARIN ÇÖZÜMÜNDE BELİRLEYİCİ FAKTÖR: LİDER.

  1789 ihtilalinde liderler zayıf çıktı: kral ve kraliçenin kafaları kesildi. 1960’da Menderes türbülansla baş edemedi. İki bakanı ile birlikte idam edildi.
  

  Hangi lider ne zaman başarılı? Mayıs 68 sonunda Fransa’da siyaset dağılma noktasındaydı. On milyon nüfuslu Paris’de bir milyon gösterici sokakta Başkanlık sarayına dayandı. Ülkede genel grev ilan edilmişti ve fabrikalar, iş yerleri, üniversiteler işgal edilmişti. Sol partiler bir stadyumda toplanıp yeni bir hükümeti kurma yolunu tutmuşlar ve eski bir sosyalist lideri karambolden Başbakan tayin etmişlerdi.
  

  Bütün bu çözülme durumu lider de Gaulle’ün bir tek radyo-televizyon konuşmasıyla anında tersine döndü: “reforma evet, çapulculuğa hayır”. Anında bir milyon de Gaulle yanlısı sokağa indi. Fransa seçime gitti. De Gaulle ezici bir zafer kazanarak bir kere daha tarihe girdi.
 

  Benzer bir durum Türkiye’de yaşanıyor. Mayıs 2013 sonunda gezi olayları patlak verdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan uzun bir süre önce planlanmış Kuzey Afrika seyahatine gitti. “Kaçtı” dediler. Yıkıldı sandılar. İş adamları Taksim’e koştular. Bütün şöhretini Başbakan Erdoğan’a borçlu olan “akil” sarışın akademisyenler ünlü televizyon kanallarında Erdoğan’ın istifasını istediler. Genel hava Erdoğan döneminin bitmekte olduğu yönündeydi. Hatta bu çözülme durumu iktidar partisinin kendisini de etkiledi. İsyancılar mega projelerin askıya alınma talebiyle Başbakanın yurtdışında olduğu bugünlerde Ankara’da kabul gördüler. Tencereler-tavalar çalınıyor. İstanbul’daki Başbakanlık ofisi kuşatılıyordu.
 

  Aynı Mayıs 68 sonunda Fransa’da olduğu gibi liderin tek konuşması ile durum tersini döndü. Başbakan Erdoğan Kuzey Afrika’dan Türkiye’ye döndü. Teslimiyet ve taviz beklentisinde olan taraftarları bile şaşırtarak gür bir sesle “ben burdayım” dedi. Ünlü Fransız gazetesi le Monde manşet attı: “Bükülmeyen Erdoğan”.
  

  Şimdi ne olacak? Türkiye’de başlayan “altın yıllar” devam edecek mi? Kanal İstanbul tamamlanıp Çanakkale köprüsü ile taçlanacak mı? Güneydoğu üçgeninde bir İsviçre, İstanbul-Marmara-Çanakkale bir diğer İsviçre, Anadolu’da mega sanayi merkezleri kurulacak mı?
 

Bunun için Erdoğan’ın bugünkü gücünün Başkanlık sistemi ile takviye edilmesi gerekir. Türkiye yol ağzında.

PROF. DR. BENER KARAKARTAL

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
4yıl önce
6yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    04:3306:0913:1317:0120:0721:36
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=