Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 26°
    25 Ağustos 2019 06:11
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Doç. Dr. Ertuğrul Kızılkaya

Ekonomik büyümenin finansmanı

03 Nisan 2014 12:02

Yoğun tartışma gündeminin ihmal ettiği bir veri seti TCMB tarafından her ay açıklanıyor. İktisatçıların ciddi bir veri olarak değerlendirdiği Uluslararası Yatırım Pozisyonundan bahsediyoruz. Gerçekten de söz konusu veriler kısa vadeli analizlere pek uygun olmasa da Türkiye ekonomisinin orta-uzun vadeli dinamiklerini tahmin etmek açısından çok kritik öneme sahip. 

Bu veriler incelendiğinde Ocak 2014 itibarıyla uluslararası yatırım pozisyonunun net 368,2 milyar dolar açık vermesi dikkat çekiyor; 390 milyar dolar seviyesini aşan 2013 yılsonu değeriyle karşılaştırıldığında hızlı bir düşüş görülüyor. 2014 yılına girilmesiyle birlikte varlıklardaki 7 milyar dolarlık düşüşe karşın, yükümlülüklerde 28 milyar doları aşan bir azalma söz konusu oldu. Yükümlülüklerdeki hızlı düşüş ilk bakışta olumlu bir görünüme işaret etse de, Türkiye ekonomisinin tasarruf açığı ve dolayısıyla yurtdışı finansman gereksinimi hatırlandığından tam aksi yönde bir yorum daha isabetli olacak. Bilindiği gibi Türkiye, yapısal olarak tasarruf açığı olan ve bu sorununu yurtdışı finansman yoluyla aşmaya çalışan bir ülke. Uluslararası yatırım pozisyonu verileri bağlamında “yükümlülükler” kalemi de yurtdışından sağlanan kaynakların en geniş tanımlarından birini veriyor. Söz konusu kaynağın azalması Türkiye ekonomisinin büyüme performansının düşük seyredeceğine dair beklentileri destekliyor. 

Ancak verilerin detaylarında saklı kalan bazı ilginç gelişmeler olduğu da gözden kaçmamalı. Özellikle son yıllarda bankacılık sektörünün yoğun bir biçimde yöneldiği tahvil-bono ihraçlarında karşımıza çıkan gelişme dikkat çekici. 2009 yılında hiç kullanılamayan, 2010 yılında ise 1 milyar dolar sınırını aşan tahvil-bono yoluyla finansman 2013 yılını 20 milyar dolar düzeyinin üzerinde tamamladı. Son yıllarda görülen bir diğer önemli değişim de bankacılık sektörünün yurtdışı yerleşiklerden sağladığı mevduatların artışı oldu. 2009 yılı sonu itibarıyla 19 milyar dolara yaklaşan yurtdışı yerleşiklerin mevduatı, 2013 sonu itibarıyla 47 milyar dolara yaklaştı. Bankaların geçmişten bugüne daha geleneksel bir araç olarak kullandıkları yurtdışından sağlanan kredilerde de aynı dönemde önemli artışlar görülüyor. Nitekim 2009 yılı sonunda 36 milyar dolara yakın olarak gerçekleşen krediler, 2013 yılı sonunda 86 milyar doları aştı. 

Bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde 2009 yılı sonunda 457,4 milyar dolar olan yükümlülüklerin yaklaşık yüzde 12’sinin bankalar vasıtasıyla sağlanırken, 2013 yılı sonu itibarıyla 615,5 milyar dolar seviyesindeki yükümlülüklerin yüzde 25’inin bankalar tarafından üstlenildiği görülüyor.

Esas ilginç olan husus ise söz konusu dönemde 158 milyar dolar olarak gerçekleşen yükümlülükler artışının 99 milyar dolarının (yüzde 62,6’sının) bu kanaldan sağlanmış olmasıdır. Başka bir ifadeyle son yıllarda cari açığın artışı bağlamında önemli bir neden olarak gösterilen toplam krediler artış hızının yüksek olmasında pek de şaşırtıcı bir durum yok. Dünya finansal sisteminden kaynak bulmakta başarılı olan bankacılık sistemimiz bu fonları yurtiçinde hızlı bir biçimde kredilere dönüştürmüşlerdir. Para politikası ve bankacılık sektörünün düzenlenmesi çerçevesinde alınan tedbirler bu mekanizmanın sonuçlarına odaklanıyor ve yurtdışı finansman yöntemlerinin sağlayabileceği diğer olanakları gözden kaçırıyor. Dünya ekonomisinde yaşanan konjonktürel değişimleri de dikkate aldığımızda, bankacılık sektörünün yurtdışından kaynak kullanımının yavaşlayacağını ve dolayısıyla yurtiçi kredi artışlarının da hız keseceğini öngörmek zor olmayacak. Ancak bu gelişmeler yüksek oranlı ve sürdürülebilir bir büyümeyi nasıl finanse edeceğimizle ilgili çözümleri bulmamızın zorunlu olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Uzun vadede tasarruf oranını artırmak, kısa-orta vadede ise yurtdışından finansman yöntemlerimizi gözden geçirmek durumundayız. Aksi takdirde içinde bulunduğumuz düşük oranlı ve istikrarsız büyüme döneminden çıkamayacağız.

df_461.jpg

df_462.jpg

Analiz

Doç.Dr. Ertuğrul Kızılkaya

İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi

kizilkaya@turcomoney.com

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    04:4306:1613:1116:5619:5721:23
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=