Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 11°
    19 Nisan 2019 00:14
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Prof. Dr. Bener Karakartal

Fransa’dan Türkiye’ye mesaj var

01 Mayıs 2014 18:06

 Türkiye dünyada lider ülkeler arasında yer alabilir mi? Nüfusu bizden daha az olan Fransa dünyanın 5. büyük ekonomisi. Bunun ötesinde de bir ağırlığı var. Almanya ile el ele Avrupa Birliğini kurdu. Euro bugün lider bir para ve altında Fransa’nın imzası var. Avrupa Birliği, 17 trilyonluk yıllık geliri ile Amerika’nın önünde. Bütün bunları nüfusu bizden az olan Fransa gerçekleştirdi.
Türkiye’de iktisatçılar, genelde sol kökenlidir ama tutucular yani yeniliğe ve girişimciliğe karşılar. Fransa’da bu durum tam tersi: İktisatçılar sağ kökenlidir ama projeleri devrimci. Bundan bir süre önce Ekim 2012’de Turcomoney Dergisinde “Sıfırdan yüz milyar dolarlık şirket nasıl kurulur?” başlıklı bir yazım yayınlandı. Yanlış anlaşılmasın: Yüz milyon dolar değil, yüz milyar dolar! Bu yazıyı itiraf edeyim provokasyon amaçlı yazdım. Tutucu iktisatçılarımızın “hadi canım” diyeceklerini bildiğim için yazdım ama ayaklarımı sağlam yere basıyordum. Bu şirketi kuran Jacques Defforey arkadaşımdı. Türkiye’ye ilk kez benim davetlim olarak geldi. Dostum Sakıp Sabancı ile ortaklık kurdu.
Şirketin adını keşfettiniz: Carrefour. Defforey 60’lı yılların başında adeta sermayesiz yola çıktı ve yaşarken şirketinin birçok devletin bütçesini solladığını gördü. Dünyanın ikinci büyük hipermarket devi oldu. Demek ki oluyormuş. Lütfen internetten Turcomoney’in arşivine girin ve “Sıfırdan yüz milyar dolarlık şirket nasıl kurulur?” yazısını okuyun.

TÜRKİYE FRANSA’YI GEÇEBİLİR:
NASIL MI?
Fransa’nın özelliği: Mega şirketler. Bunların bir kaçının yıllık cirosu yüz milyar doları aşıyor. Birçoğu on milyar dolarlık yıllık ciroyu çoktan geride bıraktılar. Birinci özellik: Dev şirketler. İkinci özellik: Birçok konuda dünya lideri olmak veya en azından dünya ikincisi olmak. Örnek mi? Üçüncü jenerasyon en ileri nükleer teknolojide Fransa dünya lideri. Fransa’da elektriğin yüzde 75’i ucuz olarak çok sayıdaki nükleer santrallerden geliyor. Fransa uzayda dünya liderlerinden. Uzaya en fazla uydu yollayan bir iki ülkeden biri. Havacılıkta da böyle. Atmosfer dışında stratosferde uçan tek sivil yolcu uçağı Concorde’u Fransızlar yaptı. İnanılmaz bir uçak. İçinde keyifle uçtuğum için biliyorum: Fırtınalı bir havada kalkıyorsunuz. Türbülans içinde on bin metre yükseklikte Concorde ana motorlarını ateşliyor. 4 dakika sonra atmosfer dışına çıkıyorsunuz. Uçak bir salon sessizliğinde. Türbülans bitmiş. Sadece motor sesi. Sürat artmaya devam ediyor. Kokpite giriyorum. Pilotlar ellerindeki deftere not alıyorlar. Sebebini soruyorum. Cevap: “Diğer uçaklar tekniktir, Concorde ise bilim” diyorlar.

Neden? Concorde ses süratinden hızlı uçuyor. Saatte 1000 kilometreden mach 2,3’e geçiyor. Saatte 2300 km ile 23000 metre yüksekten uçuyor.

İçinde uçtuğum için biliyorum. En hızlı askeri uçak bu yükseklikte onu en fazla 2,5 dakika takip edebiliyor. Güneş battıktan sonra Paris’ten hareket ediyorsunuz. Batan güneşi okyanus üzerinde yakalıyorsunuz. 99 yolculu bu süpersonik uçakta stratosferde yemek servisi başlıyor: Değişmeyen menü ıstakoz, havyar ve şampanya.

Concorde şimdi yok ama kızı da dünya lideri. A380 dünyanın en büyük uçağı. Tamamı iki katlı. İçinde en lüks otellerin konforu var. Airbus Amerikan Boeing firmasının korkulu rüyası. Dünya beşincisi olmak mümkün.

Ama işte böyle. Fransız hızlı trenleri saatte 530 km süratle dünya şampiyonu. Ticari hızları saatte 330 km. Fransa’yı bir örümcek ağı gibi sarıyor. Manş Denizi'nin altından 50 km’lik bir tünel ile Paris’i, Londra’ya bağlıyor.

Dünyada bir numara olmak: Her konuda Fransa’nın hayali. Yalnız uzay, havacılık, nükleer, Euro, hızlı trenler, ekspres metrolarda değil. Parfümde, modada, otelcilikte, turizmde, pahalı otelcilik ve pahalı turizmde de aynı durum geçerli.

FRANSA NASIL BAŞARIYOR?
Okullarla. Önce girişimcilik okulları. Sonra mühendislik okulları. Bu okullar üniversitelerden farklı ve onun dışında. Paris’te köklü Sorbonne Üniversitesi ve onun uzantılarında halk çocukları imtihansız okuyor. Ama Fransa’yı Fransa yapan esas bu üniversite dışındaki okullar.

Girişimcilikte lider “Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü”. Minik bir okul, daracık bir sokakta. Sınırlı sayıda öğrencisi olan minik sınıflar. Özelliği neredeyse istisnasız tüm Fransız Cumhurbaşkanları, Başbakanları, Bakanları, banka ve işletme yöneticileri, Valiler ve Diplomatlar bu minik okuldan mezun. Ben Fransa Cumhurbaşkanı General De Gaulle’ün bursuyla Fransa’ya gittiğim için bu okulda okuyabildim. Aynı zamanda Sorbonne’da da okuyordum. Ama ne kadar farklı bir dünya: Sorbonne evrensel, solcu, ihtilalci, dünyanın her tarafından öğrencilerin geldiği bir Nuh’un gemisi. Paris Siyasal ise bizim Ankara Siyasalın taban tabana zıttı: Sağcı, muhafazakar, milliyetçi ama çok hırslı, girişimcilik açısından hayal gücünün zirve yaptığı bir okul. Fransa’yı Fransa yapan bu Cumhurbaşkanları okulu. Bu okulu bitirip Paris’te öğretim üyesi oldum. Başbakanlıkta araştırma ekibi şefi olarak çalışıp Fransız mucizesini içeriden yaşadım.

MÜHENDİSLİK OKULLARI UÇAĞIN İKİNCİ KANADI
Girişimciler hayal ediyor, siyasi iktidar olarak mühendislere talimat veriyor. Fransa’nın gene üniversite dışında olan olağan üstü güçlü mühendislik okulları var. Girişimciler hayal ediyor, mühendisler gerçekleştiriyor. Concorde, üçüncü nesil nükleer santraller, bu iki grubun iş birliği sayesinde gerçekleşti. Özetle Fransa’yı dünya beşincisi yapan ve Avrupa Birliğinin kurulmasına imkan veren ne varsa bu iş birliğinin sonucu gerçekleşti.

TÜRKİYE BAŞARABİLİR VE FRANSA’YI GEÇEBİLİR
Nüfusu bizden az olan Fransa bugün dünyada beş numara. Ayrıca Almanya ile birlikte Euro’yu ve Avrupa Birliğini yönetiyor.

17 trilyonluk yıllık geliri ile Avrupa Birliği dünyada ABD’nin önünde bir numara. Türkiye tarihinde bir numara olmuş ve bugün bunun bilinciyle yaşıyor. Hedefe ulaşabilir. Bunun için bir bilanço çıkarması lazım. Neyimiz var? Neyimiz eksik?

Şirketlerimiz küçük. On milyar dolarlık cirolar Türkiye’yi taşımıyor. Enerjide, hipermarketlerde Fransa yüz elli, iki yüz milyar dolarları yakaladıysa bu Türkiye içinde mümkün. Müteahhitlik sektöründe Fransız şirketleri 30-40 milyar dolarlarda dolaşıyor. Türk müteahhitlik şirketlerinin cirosunu onla çarpmak gerekiyor.

Bu nasıl olacak? Türkiye kıtalar arası bir mega proje cenneti. İstanbul üçüncü havaalanı bu açıdan ekonomide bir vaha olabilir. Bu tür projeleri peş peşe sıralamak gerekiyor. Başta Çanakkale Köprüsü. Çanakkale’yi otoyol ve hızlı trenle İstanbul’a bağladığınız anda müthiş bir potansiyel doğacak. Çanakkale-İstanbul, üçüncü köprü, İzmit geçişi ve İzmir üçgeni hayal gücünü zorluyor. Rüzgarlı Ege sahilleri Avrupa’nın yeni eğitim, arge, sağlık, spor turizminin merkezi olabilir. Avrupa’da böyle coğrafi, merkezi, iklim bakımından müsait bir potansiyel yok.

Türkiye’de süper mühendislik okulları var. Türkiye havacılık, uzay, silah sanayi, hızlı trenler, otoyol, tüneller, metrolar konusunda artık hızlanan bir birikim sahibi. Turizmde pahalı turizme geçişin ilk adımları İstanbul’da sayıları artan saray otellerle gerçekleşiyor.

Gidişat iyi ama sürat yavaş. Neden? Türkiye’deki siyaset malzemesi her zaman birinci sınıf değil. Girişimci siyasetçilerin karşısına sürekli “istemezükçüler” çıkıyor. “istemem istemem istemem”. Türk tarımında Menderes devrim yaptı. Mükafatı: İdam edildi. “istemem” cephesinin psikolojik bir tercümesi var: “Kıskanıyorum”. Yapanı kıskanmak, yolunu kesmek. Osmanlı'dan varis kalan bu hastalık dün Osmanlı’nın yıkılışını hazırladı. Bugün genç Cumhuriyeti kemiriyor. “Köprüyü istemem”. 1974’te bu “Boğaziçi Köprüsüne” karşı slogandı. 1983’te aynı slogan “Fatih Sultan Mehmet” köprüsü için tekrarlandı. 2014’te bu sloganı ”Yavuz Sultan Selim” köprüsü için işitiyoruz.

ÇÖZÜM: CUMHURBAŞKANI SEÇİMLERİ
Ağustos 2014’te yeni Cumhurbaşkanımızı seçeceğiz. Anayasada Cumhurbaşkanlığı ile ilgili maddeler 1958 Fransız Beşinci Cumhuriyet Anayasası'ndan aynen kopyalanmış. Seçilen Cumhurbaşkanı süper bir Başkan olacak. Eğer Türkiye bu fırsatı değerlendirip süper icraatçı bir devlet adamını Cumhurbaşkanlığına taşırsa, kim bilir, önümüzdeki yirmi yılda Fransa’yı geçip dünyaya Türk damgasını vurabiliriz.

Yorum
Prof. Dr. Bener
Karakartal
karakartal@turcomoney.com

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
3yıl önce
6yıl önce




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    04:4006:1413:1116:5319:5521:21
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=