Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 26°
    25 Ağustos 2019 05:34
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Doç. Dr. Ertuğrul Kızılkaya

Kaya petrolü ve enerji mücadelesi

11 Ekim 2014 12:57

Uluslararası alanda ortaya çıkan jeopolitik gerilimler tartışıldığında ön plana çıkan önemli değişkenlerden biri bilindiği üzere petrol ile ilişkilidir. 1970’li yıllarda yaşanan petrol şoklarından itibaren ABD dış politikasının, hatta askeri yapılanmasının önemli belirleyicilerinden biri gerçekten de petrol oldu. Özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD’nin siyasi-askeri hamlelerinde söz konusu doğal kaynağın rolü giderek arttı. Ancak son yıllarda bu alanda önemli bir dönüşümün gerçekleşmekte olduğu da dikkatli gözlerden kaçmıyor. Kaya petrolü olarak da bilinen bu yeni petrol üretim teknolojisi orta-uzun vadede gerek ekonomik etkileri, gerekse de jeopolitik etkileri ile dünya gündeminde yer alabilecek.

Konunun doğrudan ve dolaylı olarak önemli etki yaratacağı ülkeler arasında yer alan ABD’nin petrol alanındaki ekonomik verileri söz konusu sürece dair güçlü eğilimlere işaret ediyor. Dünya enerji piyasasının analizinde kullanılan ciddi bir veri kaynağı olan ve son sayısı Haziran 2014’te yayımlanan BP Statistical Review of World Energy raporu verilerine göre, ABD petrol alanında yapısal bir dönüşümün etkilerini yaşıyor. Nitekim 2003 yılında ABD’nin petrol üretimi günlük 7,4 milyon varil iken, 2013 yılında söz konusu değer günlük 10 milyon varile ulaştı. Aynı dönemdeki tüketimin ise günlük 20 milyon varilden, yine günlük 18,9 milyon varile düştü. Benzer biçimde günlük 12,3 milyon varil olan ithalat 9,8 milyon varile inerken, günlük 0,9 milyon varil olan ihracat 3,3 milyon varile yükseldi. Başka bir biçimde ifade etmek gerekirse ABD enerji açısından kendine daha yeterli hale gelmekte, dış ticaretinde de iyileşme yaşamakta.

Rezervler açısından bakıldığında ise 2003 yılında 29,4 milyar varil düzeyinde olan ABD kanıtlanmış petrol rezervleri, 2013 yılı itibarıyla 44,2 milyar varile yükseldi. ABD’nin petrol tedarik etmekte güvendiği komşularından Kanada’nın rezervleri ise 174,3 milyar varildir ki, bunun neredeyse tamamı yukarıda bahsi geçen yeni petrol üretim teknikleri kapsamındadır. Daha da ilginç olan ise Ortadoğu ülkelerinden sadece S. Arabistan’da, Kanada’dan daha fazla rezerv bulunuyor. Sadece iki Kuzey Amerika ülkesinin rezervlerindeki değişim dahi ABD ekonomisinin enerji güvenliği politikalarında değişimlere neden oluyor. En çarpıcı veri ise ABD’nin pek de geçinemediği Güney Amerika ülkesi Venezuela’dan geliyor. 2013 yılı itibarıyla Venezuela’nın petrol rezervleri 298,3 milyar varil ile dünyanın en büyük petrol rezervleridir. Tüm bu değişiklikler orta-uzun vadede ABD’nin ilgisinin Ortadoğu yerine başka alanlara yönelebileceğini düşündürüyor.

Bu veriler çerçevesinde ABD’nin petrol alanında ekonomik açıdan kazançlı çıktığı bir döneme girildiği görülüyor. Özellikle ABD’nin dış ticareti, GSYH’sı ve tabii ABD dolarının değeri üzerinde olumlu etkiler yaratacak bir dönüşüm yaşanıyor. Ancak bu değişimin tek başına ABD ekonomisini kurtaracak bir devrim olarak nitelemek abartılı olacak. Başka bir ifadeyle ABD, doğal kaynak ihracatıyla zenginleşen bir ülke konumuna gelemeyecek, yapısal ekonomik sorunlarını çözmek durumunda kalacak. Ama düne kadar bu sorunların üzerine eklenen petrol değişkeni artık daha ziyade bir avantaja dönüşüyor.



 

Bu veriler çerçevesinde ABD’nin petrol alanında ekonomik açıdan kazançlı çıktığı bir döneme girildiği görülüyor. Özellikle ABD’nin dış ticareti, GSYH’sı ve tabii ABD dolarının değeri üzerinde olumlu etkiler yaratacak bir dönüşüm yaşanıyor. Ancak bu değişimin tek başına ABD ekonomisini kurtaracak bir devrim olarak nitelemek abartılı olacak. Başka bir ifadeyle ABD, doğal kaynak ihracatıyla zenginleşen bir ülke konumuna gelemeyecek, yapısal ekonomik sorunlarını çözmek durumunda kalacak. Ama düne kadar bu sorunların üzerine eklenen petrol değişkeni artık daha ziyade bir avantaja dönüşüyor.

Belki de ABD için önemli olan etkiler, dünyanın geri kalanı açısından daha dramatik sonuçlara neden olabilecek. Özellikle kaya petrolü arzında yaşanabilecek ciddi artışlar petrol fiyatlarında reel gerilemelere neden olursa Türkiye gibi petrol ithalatçıları açısından olumlu, ancak petrol ihraç eden ülkeler açısından ise olumsuz bir döneme girilecek. Soğuk Savaş sonrası dönemin dünyası da değişim rüzgârlarına maruz kalıyor. Tablodaki verilerde görülebileceği üzere hali hazırda Ortadoğu dünya petrol ticaretinden en önemli payı alırken, geleneksel pazarlarının payı azalıyor. Çin, Hindistan ve diğer gelişmekte olan ülkelerin payı artıyor. Örneklendirmek gerekirse ABD, toplam petrol ithalatının sadece yüzde 20,7’sini (100,1 milyon ton) Ortadoğu ülkelerinden gerçekleştiriyor. Çin veya Hindistan başta olmak üzere yükselen pazarların ise Ortadoğu petrolüne daha fazla bağımlı olmaya başladıkları görülüyor. Bu eğilime kaya petrolüne dair gelişmeler eklendiğinde yakın çevremizdeki ekonomik ve siyasi görünümde hızlı değişimler gerçekleşmesi sürpriz olmayacak.


 

Analiz
Doç. Dr. Ertuğrul Kızılkaya
İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi
kizilkaya@turcomoney.com

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    04:4306:1613:1116:5619:5721:23
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=