Lütfen bekleyin..
Zuhal Mansfield

Zuhal Mansfield

Ortaklık kurmak isteyen girişimcilere öneriler…

3 Eylül 2015

Her sektör ve her endüstri her yeni yıl, her yeni dönem değişimlere gebe. Ve bu değişimler İngilizce disruption denen şekilde mevcutta var olan yapıları rahatsız etmeye bayılan yeni yetme girişimciler tarafından piyasaya enjekte ediliyorlar genelde. Yeni jenerasyona dahil iş insanları eskileri, eski jenerasyonları; yeni firmalar ve girişimciler de eski ve köklü olanları rahatsız ediyor, itip kakıyorlar. İşin ilginci (veya aslında hoşa giden yanı) özellikle gelişmiş ülkelerde bu rahatsızlık verme halinin, daha doğrusu bu rekabetçi hâl ve tavırların ekosistemin sağlıklı bir unsuru olarak görülmesi. Buna ilginç demedenönce biraz durup düşünmek gerekse de, haksız bir itham değil. İlk bakışta eski ve köklüfirmaların pazarlarına göz diken yeni yetme girişimlerin tavırlarının bu köklü firmaların ne açıdan menfaatine olduğunu kestirmek zor gibi görünebiliyor.

Fakat zaman içinde anlaşıldı ki bu rekabetçi yapı ve yerleşmiş olanı, statükoyu zorlayan ve yeni kapılar açmak için çırpınan yeni yetmelerin oyuna katkıları beklenenden çok daha olumlu, hiç de korkulduğu gibi değil.

AYNI DEREDE SU İÇEN CEYLAN VE ASLAN

Burada Türkiyenin girişimcilik ekosisteminin mevcut özelliklerinden değil de, bu ekosistemin sahip olmayı arzulayabileceği gelişmiş pazarlardaki ekosistemin özelliklerinden ilham alarak değerlendirmeyi yapıyoruz elbette. Bu küçüklü büyüklü rakip firmaların birbirleriyle iç içe yer aldıkları bu oyundaki belli bir ölçekteki karmaşıklığı artık birbirine düşman şirketler gibi değil de, aynı dereye su içmeye gelen ceylan ve aslan gibi tümleşik bir ekosistem olarak değerlendirmek daha doğru gibi görünüyor (Yazımızda herhangi bir hayvana zarar verilmemiştir).

Bu yeni açılardan bakınca sağlık sektöründeki, enerji, eğitim veya direkt teknoloji sektöründeki ivmelenerek artan yenilik ve değişimlerden nemalanmak ve fayda görmek isteyen küçük veya büyük tüm firmaların başarı için beraberliği, desteği, hatta birlikte ortaya yepyeni şeyler çıkarmanın hayalini paylaşmayı yaşamaları gerekiyor. Ortaklık kültürünün zayıf olduğu Türkiyede özellikle karşılıklı hoşgörü, anlayış, sabır ve çalışkanlıkçok önem arz ediyor.

Ve küçük girişimlerin büyük ve köklü firmalarla ortak iş yapabilmek için hangi yöntemleri izlemesi gerektiğine dair bir sürü yazılı çizili kaynak olsa da, büyük, eski ve köklü firmaların bu yeniyetme taze girişimlerden neleri nasıl alabileceğine ve hangi şekillerde ortak işyapabileceğine dair ipuçları piyasada epey eksik. Bu açıdan bu devlerin de bu ortaklıklarınasıl gerçekleştirebileceğini onlara göstermek hem muhtemel ortak iki firma için hem de işyapılan sektörün bekası açısından son derece kıymetli ve kazanımı bol.

Zaten, küçüğün (yeni küçük bir girişimin) fırlamalığı, hareket kabiliyeti ile büyüğün ölçeği ve operasyonel kuvveti bir araya geldiğinde değişim ve dönüşüm istenen ölçekte ve kuvvette gerçekleşebiliyor.

Bir ufak girişim kendine eski ve köklü bir ortak bularak onunla iş yapmak istediğinde (ki bu tek kişilik bir şirket; veya tek bir kişinin kendi de olabilir) kendi değer önermesini (value proposition) çok iyi anlıyor ve anlatabiliyor olmalı.

ORTAKLARA ÖNERİLER

Yine gelişmiş ülkelerde büyük firmalar, daha küçük yeni girişimlerle yaptıkları ortaklıkların yaratılabilmesi ve sağlıklı yürüyebilmesi için sağlam bir vizyonun ortak düşünce ile ortaya konması, akılcı ve yaratıcı düşüncenin teşvik edilmesi, kısıtlanmamış özgür bir deneysel alanın bulunmasının önemini kavramış durumda.

Bunun sonucunda büyük firmalar da küçük girişimlerden tüyolar alarak kendi hareket alanlarını genişletmek ve manevra kabiliyetlerini yükseltebilmek istiyorlar; dünyayıdeğiştirme hayaline sahip yüksek enerjili ve gelecek odaklı yeni yetme girişimlerin zihinselşemalarını kendilerine uyarlamaya çalışarak ilerliyorlar.

Yine de bu şemayı kendine uygulamaya çalışmak yeterli olmayabiliyor. Bu açıdan da hem küçük hem de büyük ortağa birkaç madde söz edeyim istedim.

Bir ufak girişim kendine eski ve köklü bir ortak bularak onunla iş yapmak istediğinde (ki bu tek kişilik bir şirket; veya tek bir kişinin kendi de olabilir) kendi değer önermesini (value proposition) çok iyi anlıyor ve anlatabiliyor olmalı. Fikrin ortak büyük firmaya ne katacağının adı açıkça konur. Bu hâlde bulunup bu şekilde devam etmek ve iki tarafı da başarıya götürmek için onun zayıf halkalarını yükseltecek sağlam ve somut adımlarıuygulamalı şekilde göstermeye hazır olmalıdır.

Girişimci olarak büyük bir firmayla ortak iş yapmaya kalkışıldığında yapılması faydalı bir diğer şey ise o firmadan kıymetli bir fikir önderiyle güven bağı kurmak. Fikri karar merciine satmak önemli olsa da burada dürüstlüğün, çalışkanlığın önemi yadsınmamalı; aynı zamanda da karar noktalarında bulunan insanların güvenini kazanmak (adından da anlaşılabileceği gibi) sizin direkt olarak değil de bu kişileri kullanarak bu kişilerin satışıyapmasını sağlamak ve daha kolay sonuç almak anlamına gelebilir.

Yukarda da bahsettiğimiz gibi yepyeni taze, hızını almış girişimler büyük firmalarla yan yana veya karşı karşıya geldiklerinde örneğin bir sözleşme imzalamanın tahminlerinden uzun sürdüğünü görebilirler. Gecikmelere kendilerini hazırlamak zorundalar.

Şimdi daha da önemli olan kısma geldik. Büyük firmalar için tazecik girişimlerden menfaatçıkarabilmek için pazarı, pazarın ihtiyacını iyi değerlendirip bu yeni hızlı ortağın bu gerçek dünya sorununa çare olup olmadığını net bir şekilde tespit etmek çok önemli. Pazar bu girişimin ürünüyle beraber yürüyor mu? Ürünün pazarla uyumunu tespit etmek bu noktada birincil öncelikte.

İkinci olarak ise uzun vadeli destek, beraber yol alma şansı samimiyetle değerlendirilmeli. Girişim bir kere ayağını yerden kesti ve yükselmeye başladı mı ortaklık nasıl görünmeye başlayacak? Sizin de uzun dönem strateji ve hedeflerinizle bu ortaklık örtüşüyor mu? Ya da bu girişimin kaynaklarına göz atıldığında, bu uzun soluklu yolculukta yetecek kadar erzağı var mı? Bütün yumurtaları aynı sepete mi koymuş? Sizin desteğiniz olmadan da kendini fonlayabilir mi, fonlayabiliyor mu?

Ve son olarak, en kıymetlisi belki de inovasyonun, yeniliğin risk olmadan gelmeyeceğini açık bir şekilde görmek gerekiyor. Daha yüksek ciro, daha fazla müşteri, daha memnun bir toplum için bunun gerekli olduğunda hemfikirsek, burada dikkatli bir şekilde alınacak risklerden kaçınmamak gerektiği aşikar. Çünkü girişim böyle bir şey. Bir girişimle ortaklık etmek de işin doğası gereği yeniliğe yol açarken birtakım riskleri beraberinde getirecek. Bu en kıymetli noktanın en kilit kısmı ise şunu anlamaktan geçiyor: Bu yeni girişimle ortaklaşa çalışmak yerine hedeflere ulaşmak için kendi operasyonumuzu gözden geçirmek ve bu deve manevra yaptırmak çok daha büyük bir risk.

Ortaklık kültürüne bir tık faydamızın dokunma ihtimali varsa ne mutlu bana. Çünküküçüklü büyüklü, birbiriyle iş yapmaya çalışan, hem kendini hem birbirini hem etrafınıgeliştiren bu tip yapılar birbiriyle örtüşen, benzer huzurlu hedeflere yürümek amacıolmadıktan sonra gelişmek ve refah biraz hayal gibi kalıyor.

Nice güzel ortaklıklara Türkiyem.

Yazarın Diğer Yazıları
2 Kasım 2015
2 Ağustos 2015
1 Nisan 2015
1 Mart 2015
29 Temmuz 2014
11 Kasım 2013
1 Mayıs 2013
12 Nisan 2012
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=