Lütfen bekleyin..
Zuhal Mansfield

Zuhal Mansfield

Ekonomik özgürlük ve ” sıfır sermaye”

1 Ekim 2015

Artık klişeleşiyor: Fikir yetmiyorsa ne yapacağız? Uygulayacağız, bu kadar basit aslında. Çalışan stratejileri uygulayacağız. “Evet, para büyümek için gerekli, doğru; fakat başlangıç için entelektüel sermaye ve sosyal çevre (network) daha önemli.”

Artık klişeleşti, hepimizde fikir bol. Bende de öyle. Hatta biraz kendimi abartayım; bendeki fikirler hepinizden daha çeşitli ve daha çok. Hadi diyelim buna ikna oldunuz, bu bana ne kattı? Ya da size elle tutulur herhangi bir şey kattı mı? Fikirlerimizi yarıştırıp kendimizi mi geliştirdik? Fikirlerimiz karadeliklerin nasıl anlaşılacaklarına dair tezler değiller. Bu durumda fikrin sadece istişaresinden kimse pek bir şey kazanmıyor; bilinmeyen bir yerlerde bilinmeyen bir şeyleri bulmaya, yapmaya çalışmıyoruz.

Yine artık klişeleşiyor: Fikir yetmiyorsa ne yapacağız? Uygulayacağız, bu kadar basit aslında. Çalışan stratejileri uygulayacağız.

“Evet, para büyümek için gerekli, doğru; fakat başlangıç için entelektüel sermaye ve sosyal çevre (network) daha önemli.”

Fazla uzatmaya gerek yok, işin özü çok açık. Sıfır sermaye, gençlerin hepsinin elinde olan bu değerleri kullanarak, yani sosyal ve entelektüel sermayelerini kullanarak değer yaratabileceklerini onlara anlatmak ve öğretmek gayesinde pilot projeler üreten bir kapsayıcı genel eğitim projesi. Burada girişimci olmayı amaçlayan 21-35 yaş arası potansiyel girişimciler, yani üniversite öğrencileri veya yeni mezunların bu projeden faydalanması hedefleniyor. Onların kendi hedeflerine paralel, takıldıkları yerleri aşmalarına yardımcı bir yapı oluşturuluyor. Son tahlilde hedef, fikri olan girişimcilere vizyon edindirerek kısa vadede ulusal ve uzun vadede uluslararası ölçekte söz sahibi iş uygulamaları ve işyeri organizasyonları yaratmak.

İKİNCİ SPOT

Türkiye’nin potansiyel girişimci oranı %32 ve üniversite mezunu oranı %11 iken üniversite mezunlarının dahi yarıdan azının girişimciliğe heveslenmesi potansiyelin ne kadar gerçekleştirilmediğini gösteriyor.

NEDEN BUGÜN?

Bunun bugün başlamasının sebebini bugüne kadar bunu yapmayanlara sormak gerek. Projenin neden bugün yapılabilir olduğu da Türkiye’nin küresel konjonktürdeki yeri ile ve geçtiğimiz yıllardaki değişimlerle açıklanabilir.

Veriler

Türkiye’nin potansiyel girişimci oranı %32 ve üniversite mezunu oranı %11 iken üniversite mezunlarının dahi yarıdan azının girişimciliğe heveslenmesi potansiyelin ne kadar gerçekleştirilmediğini gösteriyor. Gelişmekte olan ülkelerin ortalamasının da ilerisinde potansiyele sahip Türkiye’de batmayan girişimler yaratmak için ihtiyaç olan şey, ilk etapta sermayenin kendisi değil, zihin, çalışma iradesi ve uygun bir takım yaratarak ahenk içinde çalışabilme, ortaklık kültürü oluşturulması.

Girişimciliğin Türkiye’deki gidişatına Google aramalarından bakarak trendleri takip etmek istediğimiz zaman da karşımıza aşağıdaki tablo çıkıyor. Maviyle gösterilen “girişimci” ve kırmızıyla gösterilen “girişimcilik” trendlerinin artmakta olduğunu, girişimlere dair talep olduğunu görebiliyoruz.

Bunun da ötesinde, yine aynı araştırmanın sonucunda elde edilen ve yukardaki ekran görüntülerinde gösterilen veriler göz önüne alındığında artan girişimcilik hevesinin ne kadar çok desteğe ihtiyacı olduğu da görülebiliyor.

İşin daha da ilginci, araştırmanın ortaya çıkardığı bir başka nokta, “girişimcilik”in “girişimci”ye göre Türkiye’ye daha homojen dağılarak aratıldığı ve daha küçük şehirlerde daha çok görülmesi. Yani buradan bireyselliğe nazaran genel olarak girişimciliğin, beraberliğin, ortaklığa niyetin göründüğünü sanıyorum. Büyük şehirlerdeki bireyselleşmeye ve farkındalığa nazaran daha küçük şehirlerde elinden tutulması gereken bir “girişimcilik” hevesi ve merakı var.

Bu tablolardan okunan bir başka veri ise verisizlik. Yani daha iyi anlatmak gerekirse, bazı bölgelerde konuya dair soru sorulamayacak ölçüde bilinçsizlik, bilgisizlik olduğu. Girişimciliğin bir süreç olduğu düşünülürse ilginin ortaya çıkması için bir bireyin ilk önce böyle bir şeyin varlığından haberdar olması gerekir. Bunun en sık, yoğun ve faydalı biçimde olduğu, olmasını beklediğimiz yerler ise üniversiteler. İşte her şehirde bulunan üniversitelere giderek bildiklerimizi anlatma merakımız buradan geliyor. Bu görsellerde koyu gördüğünüz şehirlerdeki insanların açık renkli görünen şehirlerdeki insanlarla paylaşacakları şeyler bu ülkenin geleceğini tayin edecek. Girişimciliğe dair ne kadar çok şey aratılıyorsa, o derece meraklı olduğumuzu anlayacağız. Ne demişler: “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp.”

AMAÇ NE?

Program kapsamında öne çıkarmak istediği noktalardan biri, bir üniversiteli genci ailesinden bağımsız bir birey olma noktasına taşımak ve en azından ekonomik özgürlüğünü kazandırmak. Fikirlerinin uygulanabilir olduğu ölçüde son derece kıymetli olduğunu hem onun hem de çevresinin anlamasını sağlamak, teşvik etmek, parayı koklatmak.

Her bir üniversitelinin aynı zamanda Türkiye’yi temsil ettiğini anlamak, anlatmak gayesindeyim. Bazısı daha çok, bazısı daha az olsa da Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerin her birinde yine Türkiye’nin dört bir yanında öğrenciler okuyor. Bununla da kalmıyor, küresel ekonomi ve eğitim ağıyla eklemlenen okullar sayesinde hem yabancılar buraya hem Türkler yabancı ülkelere deneyimlerini, geleneklerini ve entelektüel birikimlerini paylaşmaya, çevrelerini müthiş ölçüde geliştirmeye gidiyorlar. Bu entegrasyonun desteklenmesi demek uluslararası ölçekte işler yapılabilmesi demek. Bir ülke uluslararası sermayeyi çekmekten başka ne ister ki?

SÜREÇ VE KAPSAM

Proje ilk etapta pilot proje, Yurdumdan’ın öncülüğünde 4-8 hafta bir olgunlaşma süreci geçirdikten sonra bu yoldaki kazanımları süreç içerisinde de paylaşmanın yanı sıra, 3 yıla yayılacak bir program öngörüyor. Projeye dair diğer detayları zihinde daha kolay irdelenebilmesi ve içselleştirilebilmesi açısından birkaç soruyla ele alabiliriz.

-Projede beklenen sonuçlar neler olacak?

-Girişimcinin cesaretlendirilmesi

-Ekonomik özgürlüğüne kavuşturmak

-Fikir ağlarının ve sosyal çevresinin birleştirilmesi

-Yeni iş alanları

-Uluslararası düzeyde ticari sınırların kaldırılması

-İstihdam

-Kapsamındaki uygulamalar/faaliyetler neler

Kısaca, gelişmekte olan bir ülkeyi gelişmiş ülke sınıfına sokmak için gerekli olan öğeleri, yani sermaye ve eğitimi bir potada eriten bir proje #SıfırSermaye. Geleceği tayin edecek olan gençlere ihtiyaçları olacak araçları sunarak onların önünü açmak herhalde bir ülke için yapılabilecek en faydalı iş.

Hayırlı olsun.

Yazarın Diğer Yazıları
2 Kasım 2015
2 Ağustos 2015
1 Nisan 2015
1 Mart 2015
29 Temmuz 2014
11 Kasım 2013
1 Mayıs 2013
12 Nisan 2012
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=