Lütfen bekleyin..
Melih Bulut

Melih Bulut

Sizler neden varsınız ve vardınız?

18 Eylül 2011

Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU.

Sayın Devlet BAHÇELİ.

Sayın Masum TÜRKER.

Sayın Sadettin TANTAN.

Sayın NAMIK Kemal ZEYBEK…

Sayın Süleyman DEMİREL.

Sayın AHMET NECDET SEZER.

Sayın Deniz BAYKAL

Sayın Hüsamettin CİNDORUK.

Ve sayamadığımız sesi çıkmayan pek çok, sütre gerisinde ki zamanında önemli görevlerde bulunmuş ve halen bulunmakta olan sayın ülke sevdalıları… Cumhuriyetçiler… Atatürkçüler…

Sizler neden varsınız ve vardınız?

Olanı biteni hep birlikte görüyor ve yeis içerisinde izliyoruz…

Ülke hızla bir yerlere doğru sürükleniyor.

Cumhuriyet ciddi tehditler altında…

Atatürk ilkelerini bir bir kaldırılmanın planı ustaca uygulanıyor…

Tarikatlar cemaatler ülkenin omurgasına yerleşmiş durumda…

Ülke olarak bölünmenin, daha doğrusu var olabilmenin talihsiz süreci içerisindeyiz…

Devletin başındakiler, ülkeyi yönetenler iç sorunların üstünü külle örtmeye çalışırken; elin ülkelerinin dertlerini dert etmenin anlaşılmaz ve şaşırtıcı eylemi içerisinde; Ortadoğu’da “devlet millet kurtarmanın (!)” kahramanlığına soyunarak diyar diyar dolaşıyorlar…

Ülkede Atatürk ve ilkeleri göz göre göre yok ediliyor!..

Gidişata karşı ne yazık ki sizlerin ağzından yeri göğü inletecek itiraz ve isyan cümleleri bir türlü çıkmıyor… Şaşırıyoruz!…

Konuşmuyor, halkı uyanışa davet eden etkinlikler ve mitingler yapmıyorsunuz!

Peki sizler neden varsınız siyasi parti başkanları ve devlette bir zamanlar önemli mevkilerde görev yapmış unvanı büyük zatlar?..

Sizler neden varsınız ve vardınız?

Sayın S. DEMİREL,

Sayın A. N. SEZER,

Sayın Deniz Baykal,

Sayın H.CİNDORUK.

Suskun ve sessiz köşelerde bigane durumdasınız?

Görevler bitince ülke sevdası da tükeniyor mu yoksa?

Neden olanı biteni sadece türbinden sessizce ve kayıtsızca izlemeyi yeğliyorsunuz?

ATATÜRK ilkeleri yok ediliyor, sizlerden tek ses çıkmıyor…

O halde neden varsınız ve vardınız?

Sayın siyasi parti liderleri…

Sizler sessiz ve çaresiz bırakılmış, baskı altında tutulan, konuşmaktan ve telefonlarda dinlenmekten korkan sahipsiz halk adına misyon üstlenmiş önderlersiniz…

Halk konuşamıyor ve kükreyemiyor, peki sizler neden korkuyor sunuz?

Niçin dağı taşı inleten ve sessiz yüreklere umut dağıtan bir yanardağı volkanı gibi patlayarak, ürkütücü icraatlar içerisinde olan iktidara tavır koyamıyor ciddi etkinlikler ve mitinglerle önünde set olamıyorsunuz?

Klasik basın toplantıları, uzatılan mikrofonlara adet yerini bulsun türünden yaptığınız kahramanlık söylemleri, gidişatı durdurmada minimum düzeyde bile bir çözüm olmuyor…

Yeni Milli Eğitim Bakanı, eğitime “yenilikler(!)” getirirken, çok önemli “yenilikler” sizi hiç mi ilgilendirmiyor?

Bakın tanınmış bir köşe yazarı ne diyor?

Birlikte okuyalım:

BİR EĞİTİM BAKANI!
Sevgili okuyucularım, o bakanlığın resmi adı “Milli Eğitim Bakanlığı!”

Ama bunların döneminde “Milli” sözcüğü uygulamadan kaldırıldı.
Eğitim Bakanlığı tarikatların, cemaatların ve Fethullah ekibinin emrine girdi.
Ömer Dinçer isimli yeni bakan tarafından hazırlanan kanun hükmünde kararname iki gün önce Resmi Gazetede yayınlandı…

Ve acı tablo ortaya çıktı:
“Bakanlığın görevleri arasında yer alan ‘Atatürk ilke ve devrimlerine, Atatürk milliyetçiliğine, laik, sosyal hukuk devletine bağlı vatandaş yetiştirme’ görevi kaldırılmıştır.”
Yapılan bu korkunç değişiklikle pek çok ulusal kavram, bu bakanlık tarafından eğitimden tasfiye edilmiş oldu.

İş birkaç cümleyle bitirilmişti.
Demek ki eğitim sisteminden kaldırılan ve yok edilen bu temel hükümler, bu beyleri rahatsız ediyordu.
Devlet gücü şimdi ellerinde.

Her şeyle istedikleri gibi oynuyorlar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkeleri her alanda birer birer, hem de resmen yok ediliyor.
Yakında “Türk” unsurunu da anayasadan çıkarmayı deneyecekler…” (E.Çölaşan- Sözcü – 16.Ağus.2011)

Korkunç değişiklik” hâlâ mı sizleri harekete geçirmeyecek?

Hâlâ mı “derin sessizliğiniz” ve kayıtsızlığınız ısrarla sürecek?

“Durun hele bu işin sonu ne olacak?” diye merak ederek; olanı biteni tribünden seyretmeyi şaşırtıcı biçimde sürdürecek misiniz?

Evet size, sizlere soruyoruz. sürdürecek misiniz?

Kahredici suskunluk devam edecek mi?

O halde bizler de halk olarak soralım:

Sizler neden varsınız ve vardınız?

Lütfen açıklar mısınız?

BURHAN ÖZBEY

Yazarın Diğer Yazıları
24 Ocak 2012
22 Ocak 2012
19 Ocak 2012
10 Kasım 2011
8 Kasım 2011
5 Kasım 2011
27 Ekim 2011
13 Ekim 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=