Lütfen bekleyin..
Melih Bulut

Melih Bulut

CENAZE

13 Ekim 2011

Hiç sözü eğip bükük kıvırmayacağız.
Başbakanın annesinin ölümü, maalesef tam bir şova dönüştü…

Bir yanda uzun bir ömür sonunda 88 yaşında yaşama veda etmiş yaşlı bir ananın musalla taşındaki tabutu…
Öbür yanda yaşlı ananın ölümünü ranta çevirme plan ve çabası içerisindeki, “yaşam uyanıkları!”

Her sınıftan ve karakterden yüzlerce binlerce “yeryüzü ademi” musalla taşı çevresini “ben de buradayım” mesaj ve görüntüsünü vermek hesabıyla doldururken; doğrusu bu “planlı ademler grubunun” taktiklerinin ilk aşamasında hedeflerine tam anlamıyla ulaştıklarını söylemek durumundayız.

Geriye plan gereği hedeflenen ürünü yani “dünya nimetini”; zaman içerisinde keyifle toplamanın beklentisi kaldı…. Bakalım evdeki hesap çarşıya uyacak mı? Cepler sıcacık paracıklarla dolacak mı? Makamlar paylaşılacak mı?

Acılı ve tek hakim Başbakan’dan, işlerine dayalı”tatlı yaşam nimetleri” kapmanın, derin özlemi içerisindeki, “yüksek iş ve ticaret erbabının(!)”; tam ve yarım sayfa ölüm ilanlarıyla gazete sayfalarında sular seller gibi akıttıkları gözyaşları(!) acaba ne zaman dinecek?

Bunun böyle olacağı, AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi yönetme biçimine dayalı gerçek göz önüne alındığında, çoktan belliydi ve kaçınılmazdı!…

Son 8-10 yılda, her kesim üzerinde yaratılmış olan korkunç ekonomik, sosyal ve hukuksal temelli baskı ve tehditler; bireyler ve kitleler yönünden, hükümeti ve başındakileri, her daim tam bir korku odağına çevirdi.

Adeta kölelik dönemine ve düzeyine inmiş olan korkunun yaratmış olduğu, tam teslimiyet ve bağımlık; yaşamın her evresinde ve her yerde ne yazık ki yurttaşlar olarak derin hüzün verecek, hatta yaşamdan bezecek ölçüde karşımıza çıkmaktadır…

Sokaktaki simitçi, mahalledeki kasap, tezgahta ki manav bile telefonlarının dinlendiği, kendilerinin izlendiği paranoyasına kapılmışsa, o ülkede faşizmden öte başka bir rejimin varlığından söz edilemez!…

Fethullahçı çetelerin yıllardır planlı ve gizli olarak yasa dışı yaptığı dinlemeler, bugün AKP’nin geldiği noktada avantaj olarak çok büyük etken olmuştur, olmaya da devam etmektedir. O nedenle Başbakan 12 Eylül 2011 referandumundan sonra çıkıp dünya alem önünde “Okyanus ötesine” teşekkür etmiştir.

Dönelim cenazeye…

Başbakan isteseydi çok rahat bu şovun oluşumuna meydan vermeyebilirdi.

Defin ailenin çok yakınlarının katılımıyla dar ve sınırlı bir alanda, mütevazi bir uğurlama ile gerçekleştirilebilirdi. Bize göre Başbakan işin böyle olmasını istedi. Tıpkı çocuklarının 8-10 bin katılımlı düğünlerinde olduğu gibi.

Oysa zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı konumunda iken, oğlunu, köşkte tüm gözlerden (protokoldan) uzak, son derece mütevazi biçimde evlendirmişti…

Binlerce uyanık insan, tanımadığı yaşamında bir kere dahi görmediği yaşlı bir annenin ardından, cenazede sahte gözyaşları döktü. Realitede olacak şey midir bu?

İnsan kendi annesi dışında, tanımağı bir ana için üzülür ama kendi anası ölmüşçesine “anamızı yitirdik” diye, karalara bürünüp gözyaşı döker mi? Derin kederler içindeymiş gibi görüntü verebilir mi?

Her ölüm, ölenin ailesi ve yakınları için acıdır ve erkendir.
Aile efradının ve Başbakan’ın derin üzüntüsüne ve yasına, tabi ki saygı duyuyor, sabırlar diliyoruz. Keşke Başbakan durumun böylesine şova dönüşmesine ortam hazırlamayıp, kendi dünyasında gözlerden uzak annesi için doya doya gözyaşı dökseydi…

Gazetelere, hem de 4-5 gazeteye ayni gün tam sayfa (her biri 40 milyar lira olan) ölüm ilanı veren holding patronları mı? Cenaze alanını dostlar alışverişte görsün diye çıkar hesapları için dolduran pek çok siyasi ve sivil cambaz mı? Yoksa bu satırlar mı daha gerçekçi, takdiri değerli okurlarımla Sayın Başbakan’a bırakıyor, Tenzile hanıma Allah’tan rahmet diliyoruz.


BURHAN ÖZBEY

Yazarın Diğer Yazıları
24 Ocak 2012
22 Ocak 2012
19 Ocak 2012
10 Kasım 2011
8 Kasım 2011
5 Kasım 2011
27 Ekim 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=