Lütfen bekleyin..
Melih Bulut

Melih Bulut

Yılanın dişleri

5 Kasım 2011

Yalakalık …

Tek parti iktidarında tavan yaptı…

Başbakan’ın annesinin ölümü sonrası

rant peşinde koşanların

gazetelere verdikleri büyük boy ilanların

toplumda bıraktığı intiba ortada…

Cenazede uzatılan mikrofonlara

gözü yaşlı yürek paralayıcı(!)

kimi söylemlerde bulunanları

televizyonlarda ibretle izledik…

Hiç kuşkusuz ki, bu ülkede şahsına,

yerli yersiz en çok yalakalık yapılan kişi

tartışmasız Başbakan Tayip Erdoğan’dır…

Güç, para kimdeyse tarih göstermiştir ki,

her zaman kral odur…

AKP’nin tek parti iktidarlığında,

salt çıkar ve rant elde edebilmek için

insani yörüngesinden çıkan,

davasından, ideolojisinden

ve gerçek kimliğinden dönenlerin sayısı

dağları taşları aştı…

Seyreyleyin şimdi Bayram şovlarını…

Göreceksiniz, sahteliklerin daniskasını

katmer katmer…

Nerede rant kapısı var, güç kimde

o kapıda yağlar ballar akacak

işin erbaplarından…

Tabi en çok yine hangi

Kapıda/kapılarda akacak malum…

Hatırlatmaya gerek yok…

Aşağıda okuyacağınız şiir,

Kuzey Afrikalı bir şaire ait.

Cumhuriyet Kitap dergisinin 985. sayısında

Cevat Çapan’ın “Şiir Atlası”

başlıklı haftalık köşesinde yayınlandı.

Şiiri ara ara birkaç kez okuduk.

Her defasında duygulandık…

Düşündük ve hüzünlendik…

Sizlerle de paylaşmak istedik.

İbret alınması gereken bir şiir…

Günümüz manada yitip giden insanını

başarıyla analiz etmiş,

“Bayram” öncesi okunması ve hatırlanması

gereken anlamlı bir mesaj…

Tüm yağcılara ve yalakalara ithaf olunur…

“BİR ZAMANLAR”

Bir zamanlar, oğlum,

yürekten gülerdi insanlar,

gözleriyle gülerlerdi:

oysa şimdi sadece dişleriyle gülüyorlar,

üstelik buz kalıpları kadar soğuk bakışları

geziniyor arkasında gölgemin.

Bir dönem vardı gerçekten

insanlar el sıkışırdı yürekten:

hepsi tarihe karıştı, oğul,

sevgisiz el sıkışıyor şimdi:

sol elleri yokluyorken bir yandan

benim boş ceplerimi.

‘Çekinme!’ diyorlar, ‘Yine bekleriz!’

Gidersem yeniden,

Bir iki kez çekinmeden

Gerçekleşmeyecek üçüncüsü-

Çünkü biliyorum yüzüme kapanır o zaman kapılar.

Böyle öğrendim nice şeyi, oğul,

Elbiseler gibi giymeyi öğrendim

donuk bir portre gülüşü benzeri

uyumlu bakışlarıyla bir yığın maskeyi,

ev maskesini, iş maskesini, sokak maskesini,

ev sahibi maskesini, kokteyl maskesini.

Öğrendim hem de

dişlerimle gülmeyi sadece,

el sıkmayı içtenlik göstermeden.

öğrendim ‘iyi günler’ demeyi de,

‘iyi baştan savmalar’ anlamına gelen;

‘tanıştığımıza memnun oldum’ demeyi de öğrendim,

memnun olmaksızın; ve’ sizinle sohbet çok hoştu’, demeyi sıkıldıktan sonra.

Fakat, inan bana oğlum,

senin yaşındaki gibi olmak

istiyorum. Vazgeçmek

istiyorum bütün dilsiz davranışlardan.

En çok da yeniden öğrenmek istiyorum

nasıl gülüneceğini, çünkü aynalardaki gülüşüm benim gösteriyor sadece dişlerimi, bir yılanın sırıtan dişleri gibi!

İşte bu yüzden oğlum,

göster gülmeyi bana; göster”

Gabriel okara (Afrikalı şair)

X

Fazla söze gerek var mı?

“2011 Türkiye’sinde

herkes birbirinin gözünü oyar duruma geldi…

İnsanlar şişirilen ancak

gerçekte “çöken ekonominin”

getirdiği umutsuzluklar

ve bunalımlar sonucu,

tam anlamıyla düzenin bireyi oldular…

“Hümanist” duygular eridi bitti.

Varsa yoksa “materyalizm!….”

Her türlü sahteliği yap;

ama bir şekilde köşeyi dön…

İşte buyuz,

bugünün insanı olarak ne yazık ki!…

Sadece “para” ve “çıkar” için

birbirinin yüzüne bakan,

gülen ve elini sıkan!..

İster gerçek dindar ya da sahte dinci ol,

ya da laik, sosyal demokrat…

Hiçbir şey değişmiyor

“Biz buyuz işte!”

Buyuz işte!

“Birbirimize yılan gibi dişleri ile sırıtan insanlar olarak!…”

BURHAN ÖZBEY

Yazarın Diğer Yazıları
24 Ocak 2012
22 Ocak 2012
19 Ocak 2012
10 Kasım 2011
8 Kasım 2011
27 Ekim 2011
13 Ekim 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=