Lütfen bekleyin..
Avatar

Melih Bulut

Kasaptaki ete soğan doğradı

15 Ocak 2012

Eski Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK, bundan 3,5 yıl kadar önce bir

gazeteci tarafından kendisine sorulan soruya Temmuz 2008’de şöyle

yanıt vermişti.

“Darbe günlükleri ile ilgili ifade vermeyi düşünüyor musunuz?”

sorusuna Özkök, ” Ben kasaptaki ete soğan doğramam. Büyüklerimden öyle

duydum. Günü gelir konu olursa o zaman bakılır” yanıtını verdi.”

Aradan 4 yıla yakın bir zaman geçmişken, Eski Genelkurmay Başkanı

Hilmi ÖZKÖK, sonunda kendi tanımıyla, “kasaptaki ete soğan doğradı.”

Yani konuştu.

4 yıldır konuşmayan, açılan davalar; tutuklanan kuvvet komutanları;

generaller, amiraller üst rütbeli subaylar ve diğerleri konusunda tek

kelime bile konuşmayan H. ÖZKÖK; sonunda konuşmaya mecbur kaldı.

Eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanması karşısında

kararını bozdu ve “kasaptaki ete soğan doğradı!” Konuştu…

Bakın neler söyledi:

Başbuğ’un tutuklanmasının yanlış olduğunu, terörist olarak

nitelendirilmesinin doğru olmadığını, İlker başbuğ’u yakından

tanıdığını, iki yıl birlikte çalıştığını, akıllı, yetenekli, uyumlu,

başarılı sevdiği bir arkadaş olduğunu, Alnının bu süreçten tertemiz

bir şekilde çıkmasını umduğunu, yargılamanın mutlaka tutuksuz

yapılması gerektiğini açıkladı. (Basın – Vatan – 13 Ocak 2012)

AKLA GELEN DÜŞÜNCELER:

-Vicdanen çektiği rahatsızlık artık önlenemez biçimde kendini dışarıya vurdu.

– İlker Başbuğ’un mahkemede hakim karşısında yapacağı konuşmalarda,

yani savunmasında; ola ki H. ÖZKÖK’ü rahatsız edecek açıklamalar,

belki suçlamalar yapabileceği endişesi; ÖZKÖK’ü içerdeki Başbuğ’a

-basın yoluyla- sana sahip çıkıyorum mesajı göndermenin zorunluluğuna,

itti.

– Bu zamana kadar, tek kelime ile bile “kasaptaki ete soğan doğramama

(konuşmama)” taktiğinin, artık kamuoyunda bardağı taşıracak boyutlara

geldiğini gördüğünden tansiyonu düşürmenin çabasına girişti…

– Sıranın BÜYÜKANIT’tan sonra ve kendisine gelebileceği endişesine

kapılarak, bu yöndeki olası bir gelişmenin önüne set çekmeyi planladı…

– “İlker Başbuğ’un “siteler 2008’den önce kuruldu. Ben kapattım”

ifadesi üzerine savcılıkça BÜYÜKANIT dönemiyle ilgili inceleme

başlatıldı (Vatan – 14 Ocak 2012). Bu gelişme, bir önceki paragraftaki

tezin boş bir tahmin ve değerlendirme olmadığını gösteriyor…

– Emekli Genelkurmay Başkanı H. ÖZKÖK, hapiste yatmakta olan ve gadre

uğramış olduğuna inanılan; başta Teğmen M. Alİ ÇELEBİ gibi pek çok

subay konusunda; ordunun en üst konumunda ki (sorumlu) komutanı

olarak, tek kelime ile bile yorum yapmaz ve sesini çıkarmazken:

Başbuğ’a yönelik olarak “terör örgütü yöneticisi suçlaması çok

rahatsız edici. Amacı aşan lafzı, kanun yapıcı Meclis’in düzenlemesi

lazım” (vatan – 14 Ocak 20012) şeklindeki açıklamalarını – Mahkeme

(dava) devam ederken – alenen ortaya koyması, şahsı açısından hangi

rahatsızlığın tezahürü olarak çıkmıştır, henüz net olarak

kestirilemiyor…

Bütün bunlar bir varsayım tabi…

Bu satırların yazarı olarak, TSK’nin başında görev yapmış eski

genelkurmay başkanları H.ÖZKÖK’ün ve Yaşar BÜYÜKANIT’ın soruşturmalar

ve davalar kapsamının dışında tutulmasının yanlış olduğuna dair

geçmişte yazılar yazdık.

Her iki eski genelkurmay başkanının, olan bitenler karşısında sessiz

kalmasını, olayların yaşandığı süreçlerde ki görev kapsamları

çerçevesinde sorumlu tutulmamalarını, hatta kendilerinin çıkıp ortaya

TÜRK ordusunun en üst noktasında görev yapmış komutanlar olarak; tek

kelime bile konuş(a)mamalarını hiç doğru bulmadığımızı yazılarımızda

ısrarla belirttik.

Öyle ya, ordunun kuvvet komutanları, onlarca üst rütbeli subay

terörist diye suçlanırken; TÜRK ordusunun başında ki en üst komutanlar

olarak, genelkurmay başkanlarının soruşturma ve dava dışı

bırakılmasını normal saymak ve bunu sağduyulu vicdanlara kabul

ettirebilmek olanaklı mı?

****

Yazımızı değerli yazar Sayın Yılmaz ÖZDİL’in Temmuz 2008’de Hürriyet

Gazetesi’nde yayınlanmış olan köşe yazısını paylaşarak noktalıyoruz

“Kasaptaki ete soğan doğramam

Hilmi Özkök, Köşk’ten çıkıp “Kasaptaki ete soğan doğramam” deyince,

“eyvah” dedim kendi kendime, “Cumhurbaşkanı galiba köfte yoğurmak için

çağırdı paşayı…”

Manisalıdır çünkü paşa.

Köftenin kralını yaparlar orda.

*

Ben tam “odun köftesi”nin tarifini yazıp, içine neden soğan

doğranmayacağını anlatmaya hazırlanıyordum ki, vaziyet anlaşıldı…

Meğer, paşanın büyüklerinden öğrendiği bir lafmış bu.

*

Anladıysam Arap olayım!

Çünkü bu yaşıma geldim…

Böyle laf duymadım.

Büyüklerimi aradım tabii hemen, bilen yok… Edebiyat fakültesini

aradım, profesörlerle konuştum, duymamışlar… Kasaplar Derneği’ni

aradım, ı-ııh.

*

“Dereyi görmeden paçaları sıvamam” tamam… “Doğmamış çocuğa don

biçmem” de var… “Fol yok, yumurta yok”u biliyoruz… Çok

afedersiniz, “Avucuma ne osurdun ki, burnuma ne tutayım” bile

kullanılır.

Ama öbürünü bilen, duyan yok

*

“Kozmik özdeyiş” herhalde…

Sadece esrarengiz paşamız biliyor!

*

Şaka bir yana, sanırım anlamı şu…

*

– Darbe girişimi var mı?

– Kasaptaki ete soğan doğramam.

– Savcı’ya da gidecek misiniz?

– Sağılmamış süte şeker koymam.

– İfade verecek misiniz?

– Denizdeki balığa limon sıkmam.

– Ama komutan sizdiniz…

– Bir bakış açısına göre bendim de diyebilirim, bir bakış açısına göre

ben değildim de diyebilirim, prensip olarak marketteki sucuğa yumurta

kırmam.

*

Ne Ergenekon’muş be birader…” Yılmaz ÖZDİL Hürriyet 12 Temmuz 2008)

BURHAN ÖZBEY

Yazarın Diğer Yazıları
24 Ocak 2012
22 Ocak 2012
19 Ocak 2012
10 Kasım 2011
8 Kasım 2011
5 Kasım 2011
27 Ekim 2011
13 Ekim 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=