Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

Fransa yanlış yapıyor!

26 Ocak 2012

Yukarı Karabağ sorununun çözülmesi yönünde Türkiye Cümhuriyeti dünyayla ilişkilerin tehlikeye sokarak Azerbaycan Cümhuriyetini bir an olsun bile yalnız bırakmamış. Ama Azerbaycan hükumeti Türkiyenin malum durumunu soğukkanlılıkla izleyerek “susmak altun” prensepine güvenmiş durumda. Belki bu da bir politika, ola bilir…Ama susmayanlar da var. Mesela Azerbaycan Halk Cephesi Partisi lideri Ali Kerimli belki Azerbayacnda tek kişi olarak Türkiyeye desteyini hep verdi vede röportajlarında Fransanın Anayasaya aykırı kararına karşı çıkarak Azerbaycan ve Türkiyeni bir araya getirecek öneride bulunmuş. Öneride her iki ülkenin bu zor durumda acilen bir araya gelmesinin şart olduğu söylenmiş. Fırsatı kullanarak vede haber1.com sitesinin okurlarının ilgisini çekeceyimi düşündüyüm için mühalifet lideri Ali Kerimliyle bu konuda röportaj yaptım.

ali.jpeg* Şüanda Türkiye mühalifeti vede iktidarı sadece bir fikir, konu üzerine bir araya gelmiş durumda: Fransada inkar yasasına karşı bir şeyler yaparak ona karşı çıkmalı…

* Fransa parlamentosunun kararıyla belki gerçekleşecek yasa tarihi gerçekleri olmayan, sadece politik bir konyukturaya, hatta seçim konyukturasına esaslanmış bir şey zaten. Özgür düşünceye aykırı. Fransanın katıldığı Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’na, aynı zamanda Fransanın kendi Anayasasına aykırı. Şu yasa Türkiye tarihine karşı. Eğer soykırım yasası kabullenirse o zaman diğer ülkeler için bile kötü örnek ola bilir. Fransada yaşayan 100

binlerce türkün hayatı zorlaşa bilir. İnkar yasası kabullenirse o zaman erməni lobisi kötü niyetiyle daha da ileri gidecek, dünya çapında agresif anti türk tebliğatı aparmağa fazla güc harcayacak. O yüzden düşünüyorum ki şu saçma yasaya karşı Türkiye cümhuriyetinin tepkisi tabii bir durum. Bilyor musunuz Türkiye toplumunun şu konuda bir araya gelerek duruma tepki vermesi çok önemli. İktidar, mühalifet ülkenin iç dünyasında mevcut olan problemlerde bir araya gelmese bile konu milletin, ülkenin hakkı olunca, onu savunmak için dünyaya sesini çıkarmasını bilmesi çok önemli.

– Hatta Türkiye sadece inkar yasasının kabulleneceyini düşünmekle kalmıyor, aynı zamanda kararın kabullenmesine karşı tepki göstermeye devam ediyor…

– Mutlaka çaba göstermek gerekir, çünkü hala ne olacağı belli değil. Daha önemli bir mesele var. Mutlaka çalışmak gerek ki Fransa senatının 60 üyesi tarafından Anayasa Mahkemesine inkar yasasının kabullenmemesinden dolayı müracaat edilsin. AB kurumlarının inkar yasasını ekspertizadan geçmesini saklamak, uluslararası hukuk savunma örgütlerinin yasanın kabullenmemesinden dolayı bir araya gelmesini saklamak, hukuki ortamları kullanmak gerek. Düşünüyorum ki, Fransada yaşayan türkler vede azerbaycanlılar toplumsal olarak yasaya karşı çıkmalı vede ceza alınca o zaman beraber Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikayette bulunmalı. İnkar yasası kabullendiyi halde Fransa özgür düşünceye karşı çıkılan ülke olarak dünyaca tanınınacak.

– Söz konusu milletin hakkı uğruna aparılan mücadele olunca tabii ki, o zaman kardeşlerin bir araya gelmesini de saklamak gerek. Yani Türk Dünyasının taliyi söz konusu olunca Azerbaycan hükumetinin susması, hatta mevki göstermemesi çok şaşırtıcı bir şey…

* Haklısınız. Resmi Bakünün suskunluğu anlaşılmıyor. Hep önemli toplantılarda bir araya gelerek “bir millet, iki devlet” diye bağıranlar şimdi neden gözükmüyor. Sanki şu durumun Azerbaycanla heç bir bağılığı olmamış gibi. Nasıl bir politika, bu politikanı yanlış biliyor vede sert halde eleştiriyoruz. Türkiyeye karşı olana herhangi bir adım, aynı zamanda Azerbaycana karşı vede aksine. Aynı yasa Azerbaycan devletini meraklarını bile hedeflemiş. Şu yasa Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sını ışkal etmış, Hocalı katliamını töretmiş ermenileri dünyaca kurban, zararda kalan gibi takdim ediyor, aynı zamanda ermenileri daha agresif politika yürütmeye heveslendiriyor. Türkiyenin zor günlerinde cumhurbaşkanı İlham Aliyev susmamalı, Azerbaycanın hep Türkiyeni desteklediyini göstermeli, aynı mevkide olduğunu beyan etmeli. Azerbaycan ve Türkiye arasında yaratılmış Stratejik Konsey derhal bir araya gelmeli, Fransanı bu yanlışdan taşındırmak için hep beraber tedbirler gerçekleştirilmeli. Biz Azerbaycan mühalifeti olarak şu konuda prensepial mevkini ilk günden göstermişiz. Azerbaycan halkı çoğunlukla bizimle, Türkiyeyle aynı fikirdeyiz. Türkiyede olan kardeşlerimize demek istiyorum ki lütfen hukumetimizin suskunluğundan dolayı Azerbaycan halkına darılmayın. Şu hukumeti halkımız seçmemiş ki bu yüzden de sadece Türkiyenin değil, hatta Azerbaycanın bile meraklarını savunmuyorlar.

– 23 Ocak Fransa senatının inkar yasasını kabullendiyi gün gibi hafızamıza yazılmış. Gerçi hala daha heyecanlı bir gün karşıda bekliyor-Fransa cumhurbaşkanının son kararı- ama her şey ola bilir…Son kararın ne olacağı şüanda bile söz konusu. Belki bu defa da Azerbaycan hukumeti susmağı tercih etti, o zaman muhalifet lideri Ali Kerimli hangi adımı ata bilir?

* Fransız Senatosunun kararını duyunca cümhurbaşkanına medyadan öneride bulundum ve tabii ki, hangi adımın atılacağını teklif ettim.

* Türkiye okurları için de hangi öneride bulunduğunuzu söyleye bilir misiniz?

* Tabii ki…Azerbaycan ve Türkiye liderlerinin bir araya gelmesi, Azerbaycan hukumetinin Türkiyeyle aynı mevkide olduğunu, Türkiyeye herhangi bir şart olmadan destek vermek gücünde olduğunu beyan etmesini önerdim. Aynı zamanda Fransanın AGİT Minsk qrubundan çıkarılmasını direkt ifade etmeli. Fransaya baskı açıdan ticari ve ekonomi alanda atılacak adımlar Türkiyeyle senkronlaştırılmalı. Yaratıcılarından biri olduğum Sosyal Mecliste derhal bir araya gelib beyanat kabullendik. Sosyal Meclis Fransa elçiliyi önünde protesto, Türkiye Büyükelçiliği önünde destek aksiyası geçirecek. Hatta Fransa parlamentosunda kabullenmiş yasaya itiraz olarak yürüş yapmayı da karara almışız. Aynı zamanda izn alırsak Türkiyeye destek olarak yürüş yapmayı düşünüyoruz.

* Bir kaç gün önce Rusyanın “arqument.ru” sitesinde yeni bir röportaajınızı okudum. Röportajda Azerbaycanda güclü

muhalifetin mevcut olduğunu 2003. seneye rastladığını diyorsunuz. Acaba 2012. yılın Azerbaycan muhalifeti hangi gücüyle Türkiyeni şu zor durumda destekleyecek?

* Öncelikle Azerbaycan muhalifeti 2003 ve 2005’te o kadar güclü olmuş ki işte o yüzden seçimlerde zafer çalmayı becerdi, hatta şartlar beraber olmasa bile. Hatırlamışken, bu günlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi benim, aynı zamanda arkadaşlarımın 2005. parlamento seçimlerinde kazandığımız zaferi onayladı vede hukuklarımı bozduğu için hukumete 30 000 avro ceza kesti. Ama 2005. yıldan sonra muhalifete daha çok baskı yapılmış. 2003. yıla kadar uluslararası örgütler Azerbaycanı yarım özgür ülke olarak görürdü, ama 2003. yıldan sonra Azerbaycan tam olarak özgür olmayan ülke gibi görünmeye başladı.

* Tabii ki özgür olmayan ülkede muhalifetin gücü gözükmez…

* Haklısınız. Eğer muhalifet partilerinin yürüş geçirmek imkanı yoksa, televizyon kanalları yıllarca kapısını muhalifet liderlerinin yüzüne kapatırsa, seçimler her zaman sahteleştirilirse, o zaman muhalifet gücünü nasıl göstere bilir ki?! Hukumet muhalifetin zaaf olmadığını iyi biliyor. Muhalifetin kendi gücünü gösterme fırsatı mecburen elinden alınmış. İşte bu yüzden demokrasi seçimlerin yapılmasından korkuyor. Muhalifeti zaaf olan iktidar neden seçim yarışından korkuyor? Hatırlamılşken, Arap Baharının yaşantığı ülkelerde kenardan bakınca muhalifet zaaf gözüküyordu, ama sonra tüm dünya halkın kendi aile hukumetinden nasıl nefret ettiyine tanık oldu. Azerbaycan halkı da şimdiki hakimiyetin işini kabul etmiyor. İlk demokrasi seçimlerde şu hakimiyetin kayb edeceyinden eminim.

* Azerbaycan iktidarının muhalifetle bir araya gelmemesi ülkede durumun çok karışık olduğunu gösteriyor. Bu yüzden dünya ülkemizdeki problemlerden habersiz. Parçalanmış ülke kendi içinde bir araya gelemiyorsa, o zaman başqa ölkeye, mesela kardeşimiz Türkiyeye nasıl destek ola bilir ki?

* Önceki yıllarda Haydar Aliyev, şimdiki dönemdese İlham Aliyev hiç bir zaman muhalifetle bir araya gelmediler. Sadece bu faktör Azerbaycan hakimiyetini nitelemez mi? Eğer ülke içinde sağlam, sivil iktidar-muhalifet ilişkileri olsaydı, o zaman Azerbaycan daha güclü olurdu, dünyaca səsi daha yüksekten duyulurdu. Bu zor şartlarla bile biz becerdiyimiz kadar çaışırız ki, kardeşimiz Türkiyeye haklı savaşında destek verelim.

* Bir kaç gündür Türkiye medyası Azerbaycanı-kardeş ülke gibi azarlıyor. Haksız da sayılmazlar yani. Hala gec olmaya bilir ama. Mesela Türkiyenin taliyinin çözüldüyü bir zamanda Azerbaycan muhalifeti iktidarla bir araya gelme teklifinde buluna bilir…

– Böyle bir zor durumda Azerbaycan hukumetinin hiç bir tepki göstermeden sadece susmasının Türkiye toplumunu vede medyasını nasıl rahatsız ediyor, iyi anlıyorum. Zaten bizler de rahatsız oluyoruz ve bu yüzden hukumetimizin susmasına Türkiye medyasından daha fazla tepki veriyoruz. Ama çok isterim ki Azerbaycan hukumetinin mevkisi, Azerbaycan halkının mevkisi olarak anaşılmasın. Azerbaycan halkı, özellikle muhalifeti hep Türkiyeye destek verecek. Türkiyenin sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir. Biz hep hukumetimizle bir araya

gelmekten yanayız. Ama hukumet kabul etmiyor. Bugün bile, siz dediyiniz gibi hala gec değil, hukumetimiz Türkiyeye destek verirse, bizler de muhalifet olarak onları bu yönde destekleyeceyiz.

– Tüm bu olaylarda Ali Kerimli muhalifet lideri olarak yine de mücadele alanında yalnız kalmış, ama geriye adımlamak fikrinden çok uzak gözüküyorsunuz. İnşallah mücadele alanında yalnız kalmanız sizi korkutmaz…

* Azerbaycanda represif rejim mevcut. Ülkemizde gerçekleri söylemek o kadar da kolay değil. Hukumet benim milletvekili mazbatamı feshetmiştir. Partimizin yapısı yok, yeni yapı kiralamağa izn verilmiyor. 100’lerce partili siyasi mahpus hayatı yaşıyor. Şüanda 10 üyemiz siyasi faaliyetinden dolayı tutuklu. Hukumet bana pasaport vermiyor, 6 senedir yurtdışına çıkmam yasaklanmış. Tabii ki, pasaportum olsaydı şüanda mutlaka Türkiyede olur, Azerbaycan halkının desteyini onlara ulaştırırdım. Tüm bunlara rağmen kendimi yalnız hiss etmiyorum, mücadeleden bıkmıyorum. Çok sayda olan partililerin, vatandaşlarımın desteyini hep hiss ediyorum. Ayrıca söz konusu gerçek olursa, o zaman şunu söyleye bilirim…gerçekleri söyleye bilmek, özgürlük, adalet uğruna çalışmak, mücadele aparmak çok zevkverici bir şey zaten…

SON OLARAK: Muhalifet lider Ali Kerimli yoğun çalışmasına rağmen zaman bulubta inkar yasası üzerine röportaj yapma teklifimi kabul etti. Hep hakk işi uğrunda mücadele aparan Ali Kerimlenin şu hayatta bir kaç dileyi var vede onların hepsi millet hakkı uğruna olan dileklerdi: Türk dünyasının sesini tüm dünyaya ulaştırmak, Azerbaycanın özgür ülkeler arasında yer

alması, en önemlisise insanlarımızın insan kimi yaşama hakkını bulması. Bu herkesin arzusu olmaya bilir, ama millet, vatan anlamına büyük önem verenlerin arzusu olması belli. Inşallah bu arzu da bir gün gerçekleşir Ali bey. Röportaj için bana zaman ayırdığınızdan dolayı size teşekkür ediyorum.

ULDUZE QARAQIZI

ulduzqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=