Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

Mutsuzluktan doğan mutluluk

28 Mayıs 2012

Sanat için tecrübe çok önemli..zaten tecrübe kazanılmış yıllar demek…sanatını sevdiyim oyunculardan birini sizlerle tanıştırmak isterim. 22 yıldır tiyatro oyuncusu olarak çalışan Kemale Hüseynova aynı zamanda sinemada bile kendi sözünü demiş.

Onunla çalıştığı Genc Seyrciler Tiyatrosunda buluştuk-Kemale hanım her zamankı gibi çok güzel ve şık gözüküyordu. Röportaja başlamadan önce oyuncu hanımla moralverici konuşma yaptık. Hayat dolu, mücadeleden korkmayan biri olduğu için onunla konuşma yapmak iyi geliyordu. Röportaja başlamadan önce farklı sorular düşünsemde konuşmadan sonra hiç düşünmeden soruları değiştirmeyi karara aldım.

– Sanat dünyası çok zor…Şu sanatı meslek olarak tercih edenler hep seçim karşısında kala bilir. Bazıları sanatı, bazıları aileni tercih ediyor, çünkü aynı zamanda her ikisini yürütmek zorluklarından korkuyorlar. Ama siz her ikisini tercih ettiniz vede bıkmadan, korkmadan her iki yolda yürümeye devam ediyorsunuz. Zorluklardan korkmuyorsunuz galiba?
– Önce zorluklar üzerine konuşmak isterim. Düşünüyorum ki eger biz hayatımızı zorlaştırmasak o zaman şu hayatta zor olan bir şey yok. Sanatımda hiç bir zorluklara raslamadım. Eger bazıları şu sanatın zor olduğunu düşünüyorlar, demek ki onlar her şeyi fazla istiyorlar. Tercih ettiyin mesleyin profesyoneli olduysan o zaman zorluklardan korkamazsın. Bu açıdan ben sanatımı da severim, ailemi de vede her ikisini beraber yürütürüm.

– Mesleyinde profesyonel olmak çok önemli bence…
– Ama ben hiç bir zaman kendime profesyonel demedim ki. Sadece yönetmenlerin beni gördüyü role kendimi kaptırmasını bildim, başarılı oldum yani.

mutsuzluktan_dogan_mutluluk.jpg– Sinemada vede tiyatroda önemli rollere imza attınız. Sizden önce faaliyet göstermiş oyuncuların işini kendinize örnek olarak gördünüzmü? Yani sizden önce giden bir oyuncunun yoluyla ilerlemek…
– Tüm oyunculara saygı duyarım. Ama oyuncuların yoluyla devam etmeyi hiç düşünmedim, belki bu yüzden diger oyuncuların oyunculuğunu kendime örnek olarak göremedim. Ben oyuncu olmağı hiç düşünmemiştim. Tüm ailelerde olduğu gibi benim ailemde de söz sahibi genel olarak babam olduğu için bazı yasaklar da vardı. Mesela ben hukukçu olmayı düşünüyordum, babam da bu isteyimi destekliyordu. Hala orta okulda bazı derneklerle ilgilendim. İlgilendiklerim tabii ki sanata ait şeylerdi. Sanata ait derneye gittiyim günlerde bir defa şakayla dedim ki –OYUNCU- olcam. Babam duyunca bana yasaklar qoymaya başladı. İşte yasaklar bana oyuncu olmak için ortam yarattı.

– Aslında şu hayatta rasgele bir şey yok ki. Belki oyuncu olmak nasibinizmiş?
– Ola bilir. Doğrusu oyuncu olmaya pişman değilim, hatta yeniden doğsaydım, yine oyuncu olurdum.

– Tiyatro oyuncusu olarak yıllardır çalıştığınız Genc Seyrciler Tiyatrosunun sahnesini oyuncu arkadaşlarınızla paylaşıyorsunuz, ama sinemanı da iyi bilirsiniz. “Sahilsiz gece” filminin ismini söylemek yeterli ki sizin nasıl cesaretli adım attığınızı herkes duysun. Bu filmle siz sinemada kendiniz tam olarak kanıtladınız.
– Ama unutmayın ben sinemaya ilk defa “Kişi sözü” filmiyle gelmişim…

– Tabii ki…ilk hangi filmle sinemaya gelişinizden haberdarız zaten. Ama oyuncu olarak kendinizi “Sahilsiz gece” filmiyle kanıtladınız, aynı zamanda bu filmle tam olarak fikir söyleme fırsatı kazandınız…
– Ben hep sinema oyuncularına şanslı oyuncular olarak bakmışım. Çünkü film hep kalıcı, hep izlenir. Dünya sinema yıldızlarını tanımayan kişi yok zaten. Dünya ülkelerinin filmlerine bakarak onların kültürüyle, töreleriyle tanışıyoruz, aynı zamanda oyuncularını da tanıyoruz. Ama dünya ölkelerinin tiyatro oyuncularını herkes tanımaz, sadece tiyatroyla ilgilenen seyrciler tanır. Kıyaslarken tiyatro uyuncusuyla sinema oyuncusu arasında olan farkı göre biliriz, aynı zamanda farkın olmadığını da görürüz. Ben sinemanı seviyorum, çünkü doğuşun zorluğunu bir defa yaşıyoruz, ama tiyatroda defalarca yaşıyorsun. Örnek olarak yakın zamanda Milli Dram Tiyatronun sahnesinde yönetmen Mehriban Elekberzadenin hazırladığı gösterini diye bilirim.

mutsuzluktan_dogan_mutluluk_1.jpg Şu gösteride hep zorluklarla uğraştım. Film olarak yaratılsaydı zorluk sadece bir defa yaşanırdı, diğer zamanlarda sadece TV-den izlerdim o kadar. Ama tiyatroda şu zorluklar defalarca yaşanır. Benim oyunculuk tarzımda, düşünce tarzımda hiç bir şey değişmez. Bildiyim tek gerçek, sinemada yanlışları düzeltmek mümkün olmuyor, ama tiyatroda gösteri sırasında yaptığın yanlışları hep düzeltmek fırsatı oluyor. Sinemada profesyonel olmak çok önemli, çünki bir defa kendini role kaptırma fırsatın oluyor vede bununla da her şey tamam zaten..Filme bakınca da yanlışını o kadar da farketmezsin.

– Mesela sizin rol aldığınız bir kaç film var, hepsi de seyrcinin severek hep baktığı filmler…Şu filmlerde herhangi bir yanlışı görünce ne yapıyorsunuz, doğrusu çok merak ettim.
– Rol aldığım filmlere kesinlikle bakmıyorum.

– Hayır, olamaz…
– Samimiyyetime inanın, kesinlikle bakmıyorum. Çünkü bakınca tuhaf oluyorum, sanki utanıyormuş gibi.

– Belki aynı filme yaratılan tarihin gözüyle baksanız, belki o zaman daha az yanlış göre bilirsiniz…
– Maalesef mecburen olsa bile baktığımda şimdinin gözüyle bakıyorum.

– Ama seyrci sizin gibi düşünmüyor, seyrci o filmleri kabul ediyor..
– Ola bilir. Ama önemli bir makam daha var. Oyuncu 20 yıl önce yarattığı herhangi bir rolunde yanlış bulamıyorsa, demek o oyuncu gibi artık bitmiş. Benim sanat yıldızına tarifim şöyle: sanat yıldızı o kişi ki seyrci onunla kurur duyuyor, ama o kendine bakıb utanıyor.

– İlginc fikir aslında…Ama bir makam da önemli-siz oyuncular seyrci fikrinden dolayı ne kadar başarılı olduğunuzun farkındasınız…
– …Ben de seyrciyim, hatta kendime karşı çok sorumluyum. Seyrci fikri benim için önemli, ama kendi fikrim de benim için çok önemli. Hala gösteri provalarında kendimi nasıl role kaptırmamı merak ettiyim için arkadaşlardan ricada bulunurum vede aynı sahneyi yazdırarak bakıyorum. Bilmek istediyim şu-kendimi role nasıl kaptırmışım, yanlış makamlar hangisi ve b.

– Oyuncu olarak kendinize karşı fazla sorumlusunuz demek. Dublör işine nasıl tepki gösteriyorsunuz acaba?
– Dublyor rolerim yok. Eğer olursa hiç bir zaman dublör arkadaşın işine bakmam. Ama hep dublör arkadaşların beni takib ettiyinin tanığı olmuşum.

– Demek dublör arkadaşınızın sizi takib ettiyinin tanığı olmuşsunuz….nasıl bir duygu?
– Vallahi keyifverici bir duygu…

– Samimi cevab aslında.
– Ben duygularımı saklamyı sevmem…

– O zaman başka bir soru daha. Milli Dram tiyatrosu Azerbaycanda önemli bir tiyatro. Diger tiyatrolarda çalışan öyle bir oyuncu yok ki, bahs ettiyim tiyatrodan teklif beklemesin. Siz şanslısınız demek. Milli Tiyatrodan teklif aldınız vede önemli bir rolde seyrcilerin karşısına çıkarak başarınızı onlarla paylaşma fırsatı kazandınız.
– “Trenin altına düşen kadın” gösterisi şu fırsatı bana verdi. Yönetmen Mehriban Elekberzadenin hazırladığı şu gösteriden önce onun yarattığı “Mahkumlar” filminde rol almıştım. Bu yüzden yönetmenin iş prensiplerini iyi biliyordum. Milli Tiyatroya davet aldığım zaman zorlukları düşünmeden bile kabul ettim. Bir tek düşündüyüm şey-ben mutlaka yapacağım- olmuş. Geriye dönmeyi sevmem, gördüyüm işi mükemmel yaparım, eğer yaptığım iş olmamışsa o zaman pişman olmam. Tüm bunlar benim huyuma ait. Senaryoyla tanıştığımda rolu tam anlamında duydum, çünki içimde rolunu yaratacağım kadının yaşantıları vardı. Yönetmen fikrimi sorunca-Provalara geleceğim-dedim. Gösteride bir araya gelen ekible hazırlığa başlatık. Doğrusu beraber çalıştığım ekible iyi anlaştık, hep kendime karşı ilgi gördüm. Bu yüzden düşünüyorum ki, yeni bir davet alsam hemen kabul ederim.

– Aslında deyişiklik önemli…
– Tabii ki, değişiklik önemli, hatta çok önemli. Her yeni senaryo vede senaryoda olan kahramanlar oyuncu için yeni bir aşama zaten. Kendimi kaptırdığım her rolumde, rolun iç dünyasında Kemaleni keşfediyorum. Böyle olunca rolun iç dünyasını daha kolay öğreniyorum.

– Sizi tam olarak anlatan rolunuz var mı, belki sizin üzerinize bir senaryo hazırlanmış?
– Aslında bazı rollerim beni tam olmasa da kısmen anlatıyor, ama üzerime yazılan öyle bir senaryo yok. Ben hep düşünüyorum ki içimde olan farklı Kemaleni kimseler görmüyor. Gizli saklı bir dünyam var, onu kimse fark etmez, görmez, bende kimseye söylemem, görmek isteyene o fırsatı vermem zaten.

– Gizli duyguların olması insanoğlunun iç dünyasının zenginliyine ait bir şey zaten, aynı zamanda saklı duygular insanı mutlu ediyor…
– Hatta çok mutlu ediyor. Çoğuzaman bana sorarlar: Mutlu olmak ne demek, mutlu olmak için ne yapmak gerek? Cevabında – mutluluk mutsuzlukta aranmalı-diyorum. Her zaman değil, bazı makamlarda bile mutsuz olmanın keyfini çıkarmak gerek bence vede aksine. Çünkü mutlu olmak zorluklardan yaranıyor, bu yüzden düşünüyorum ki, zorluklardan korkmak olmaz.

ULDUZE QARAQIZI
ulduzqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=