Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

Bu kadar basit yani..

30 Temmuz 2012

Bir zamanlar Brezilya dizisi dünya seyrcilerinin dikkatinde oldu, dünyaca liderlik yapmasını bildi. Ama her anın kendi hökmü var diyorlar ya, bence de aynen öyle. Hala 1 sene önce İstanbul’da devam eden Uluslararası Televizyon Fuarı’na akın eden Telemundo, Televisa gibi Brezilya ve Latin Amerika şirketleri format satmaktan çok Türk dizisi satın almak peşinde olmuş. Bence ne demek istediyimi okurlarım gayet iyi anladı. Evet sevgili okurlar aynen düşündüyünüz gibi, artık Türkiye dizisi dünyanın dikkatinde. Ne güzel işte, kardeş ülke nihayet dünyada söz sahibi olmasını denedi vede başarı kazandı.

Biz de Azerbaycan olarak kardeş ülkeyle kurur duyuyoruz aynı zamanda tıpkı kardeşlerimiz gibi bizler de dünyada söz sahibi olmakta kararlıyız. Azerbaycan sineması hala Sovyetler Döneminde şunu kanıtlamış, 1990-2000 senelerde olan zorluklara rağmen şüanda bile sinemasını dünyada tanıtmaya devam ediyor. Ama dizi konusunda aynı lafları söylemek hala imkansız. Gerçi bir kaç yıldır Azerbaycanda diziler yaratılır, ama şu dizilerle hala dünyada söz sahibi olmak konusunda herhangi bir laf söylemek çok erken.

Bu yüzden okurlara sadece yeni yeni kazandığımız başarılardan bahs etmek isterim. Son bir kaç ayda Azerbaycanda yeni bir dizi-“Pervanelerin reqsi”seyrcilerin dikkatine sunuldu. Duyduğum kadarıla Türkiye dizisine ilgi gösteren Azerbaycan seyrcilerinin bazıları artık kendi dizimize bakıyor, hatta bir bölümünü bile kaçırmıyor. Demek ki dizi yönetmeni ilk adımda başarı kazanmasını bilmiş. Başarılı yönetmenle röportaj yapmayı düşünerek sete yollandım. Önce yönetmenin özgeçmişine bakalım.

bu_kadar_basit_yani.jpg TANITIM: Rövşen İsax 14 aqustos 1970’de doğmuş. 1988-1992.yıllarda Sanat Universitesinde eğitim görmüş. 1993-1994.yıllarda Gencler Tiyatrosunda, 1994-1995.yıllarda Pantomim Tiyatrosunda oyuncu olarak çalışmış. ANS TV’de, AzTV’de çalışmış, program yapmış. 1998-2001.yıllarda Samanyolu TV’de direktör olarak çalışmış. Şüanda “Pozitiv media”nın direktörü görevini taşıyor. Onlarca reklam filmi yapmış. 1995. yılda yönetmen Ayaz Salayevin “Yarasa” filminde, 1996. yılında dünyaca ünlü yönetmen Rüstem İbrahimbeyovun “Etimad telefonu” filminde rol yaratmış. 2011. yılında yönetmen olarak “Aktrisa” filmini yarattı, 2012 yılında “Pervanelerin reqsi dizisinin çeikimine başlamış.

  • Şu sıcakta herkes tatildeyken siz yönetmenleri sette görmek bir daha kanıtlıyor ki, yeni bir proje yapılır…

  • Eger önemli bir projeye imza atarak yaradıcı ekible bir araya gelibte sete çıkıyorsan demek uzun zaman konuşulacak yeni bir şey yaranmakta…
  • Aslında yeni yarattığınız dizi başlandığı günden tartışılacak söhbet konusu olmuş bile…

  • Yönetmeni olduğum “Pervanelerin reqsi” dizisi çok sayda olan seyrciler için öngörülmüş vede seyrci ilgisi mutlaka dikkatte.

  • Bizim görülecek işlerimiz hala çok…Ama komşu ülkeler-Türkiye vede Rusyada sinema, dizi o kadar gelişmiş ki…hatta yüzlerce projelerden bahs etmek olur…

  • Öncelikle Azerbaycan sinemasında epey zaman devam eden bühranı unutmayalım. Bühran olmasaydı belki yüzlerce değil, ama onlarca projeye imza atabilirdik. Ama hala bile gec kalmadık, daha hızla çalışarak bir şeyler yapmaya çaba gösteriyoruz.
  • Zaten XXI yüzyılda her şey hızla devam ediyor…

  • Biz de aynen şu hızla beraber yürümeye çalışıyoruz. Mesela şüanda çekimini yaptığım “Pervanelerin reqsi” dizisinde bahs ettiyimiz hızla devam etmek için çaba gösteriyoruz.
  • Azerbaycan seyrcisi hep dünya ülkelerinin, özellikle komşu ülkelerin sinemasına, dizisine meraklı…ama siz dikkati Azerbaycan dizisine yönlendirmekle seyrcileri peşinizden koşturmayı becerdiniz…

  • Aslinda ben ilk defadır ki dizi çekiyorum. Bilyorsunuz ki şimdiye kadar Azerbaycanda bir kaç diziler yapıldı, ama ilk defa olarak citti dizini biz yaptık vede ilk günden çoksaylı seyrci ilgisinin tanığı olduk. Düşünüyorum ki seyrci ilgisinin nedeni dizi ekibinin samimi olması. Yani dizide olan kahramanlar hepsi kendi rolunü samimi oynamış. Seyrci sanki dizi değil, hayatta baş vermiş bir olayın tanığı….Bence önemli olan da bu zaten.
  • Ama seyrciler dizinin ilk bölümlerinde bir kadar zorlandılar galiba?

  • Tabii ki dizi konusunu tam anlayana kadar zor ola bilir, ilk aşamada sadece seyrci için değil, bizler için de zor olmuştu. Sonucta yaptığımız projenin nasıl kabul edilmesi söz konusu. Dizide esas konuşma dili tabii ki Azerbaycan edebi dil, ama bir kaç şive daha var. Nahçıvan, Gence vede Garabağ şivesi dizide kulanılmış. Işte bu şiveler diziye olan ilgini daha da artırmış. Aynı zamanda bazıları diyordu ya “biz dizi yapamayız”, işte biz şaşırtmayı becerdik. Düşünüyorum ki, artık kimse “bizim oyuncular kendilerini role kaptlramıyor” diyemez…
  • Bence bu lafı kulanmak insafsızlık olur…

  • Diyenler var ama, özellikle de sanatı bilmeyenler hep şu fikirder…
  • Bilyormusunuz insanın hevesini öldüren böyle laflar kullanınca gelişme de olmaz diyorlar ya…

  • Bu konuda düşüncelerim farklı. Ben birine mahsus iş yapmıyorum ki…Aynı zamanda “birine mahsus öyle çalışcam ki” denilen bir şey yok ki…Beni yönetmen olarak rahatsız eden problemler var-dizinin senaryosunda düşündürücü fikirler kullanmak istiyorum. Beni zaten hep böyle şeyler düşündüryor.
  • Beni düşündüren bir soru daha var-Dizi sanat olarak kabullenmiyor- Oysa sinemada olanlar aynen dizide var….

  • Dizi sanat değil vede sinemayla kıyaslamak söz konusu bile olamaz. Gerçi siz dediyiniz gibi aynı sinemada olanlar dizide bile kullanılır. Mesela senaryo, yaradıcı ekib, oyuncuların bir araya gelmesi, müzik aynı olduğu gibi, ama farklılık çok.
  • Başlanan her yeni proje zor ola bilir. İlk defa dizi yaratan yönetmen olarak hazırlık sürecinde neler düşündünüz, nelerle ilgilendiniz, hangi ülkelerin dizilerine baktınız?

  • İlginc soru…Sovyetler Döneminde birliğe dahil olan 15 cümhuriyetin gücüyle “Baharın on yedi anı” isimli çok bölümlü film yaratılmıştı. Öyle bir filme dizi demek imkansız, o yüzden çok bölümlü olmasına rağmen film diyorum. Bir tek ona baktım çok bölümlü film gibi. Hatta belki tüm dünyada yayınlanan “Kurtlar vadisi” dizisinde Hollywood yıldızları- Sharon Stone və Endi Qarsiyanın katıldığı bölümleri sadece 17 dakika takib etmişim. Ama yaradıcı ekible bir araya gelerek yeni bir projeye imza atarken işte o zaman diğer ülkelerde vede bizim ülkede hangi konuların daha çok dikkatte olduğunu takib etmeye başladım. Mesela Rusyada kriminal konu çok dikkatte. Rusya büyük bir ülke, bu açıdan her dakika baş veren olaylar dikkatte. Şu konu sinemaya kendi etkisini göstermiş. Ama Azerbaycanda şu konuda film, dizi yapılsa kimse inanmaz. Aynı zamanda Rusyada kaynana-gelin probleminin insanları ne kadar ilgilendirdiyini düşünmek imkansız, çünkü orda böyle bir problem yok.
  • Galiba kaynana-gelin problemi sadece slümanlara ait problem…

  • Aynen katılıyorum. İşte bu açıdan dizini yapmadan önce 6 ay Türkiye kanallarında yayınlanan dizileri takib ettim, özeliikle “Kuzey Güney”i. Dizi çekimlerinin nasıl yapıldığıyla ilgilendim. Nihayet çekimlere başladık.
  • Seyrcileriniz çok, haberiniz var mı?

  • Doğru yönü kullandığımızdan dolayı ola biliyor. Aynı zamandan dizi için gereken her şey-oyuncu işi, olayların gelişmesi ve s. Hepsini gerçek kurmaya çalışmışız.
  • Aslında seyrci dizide gördüyü olayların gerçek ola bileceyine inanmalı. Mesela siz yönetmen olarak seyrcileri dizinin takibçisi yaptınız…

  • Hala unutmadım, dizinin bir kaç bölümü yayınlanmıştı, bir defa seyrcilerden biri heyecanlı halde sete gelerek -“Ne yapıyorsunuz, neden olayları bu kadar hızla geliştiriyorsunuz, ya dizi çabuk biterse…” demişti.
  • Aslında seyrci fikri önemli, ama önemsemeyenler bile var...

  • Seyrci fikri, zevki farklı. Zaman, devr değişmiş, insanoğlunun dünyaya bakışı dakika değil, saniyeyle genişleniyor. Bu açıdan herkesin beyeneceyi bir nümune yaratmak çok zor, hatta imkansız. Ama bazı şeyler var ki, işte o anı kullanırken o zaman tüm seyrcilerin dikatinde durmasını biliyorsun. Yani her seyrci kendi için bir şeyleri dizide görüyor vede takibçi oluyor.
  • Şu diziden önce yarattığınız “Aktrisa” filminde kahramanın böyle bir sözü dikkati çekiyor-Sanat sadece eğlence –

  • …Hatta Mona Liza da dahil tüm aptal diziler hepsi eğlence… Ama filmin sonunda yazarın kahramana ilginc cevabı var: Sen dünyada Allahtan büyük yönetmen olduğunu bir türlü anlayamadın…
  • Aslında “Aktrisa” üzerine bir röportaj yapmayı düşünüyorum…

  • Ne zaman isterseniz…
  • Rasgele olarak şu filmden bahs etmedim. Filmde olan eğlence fikri beni çok düşündürmüş…Demek ki sanat sadece eğlence…

  • Hakikat benim için çok önemli. Ama böyle bir durum daha var. Eğer sanat insanları değişmesini biliyorsa o zaman neden Seddam Hüseynler, Kaddafiler, şüanda Beşer Esedler milletine zulum ediyor? Bahs ettiyim kişiler bari 5-6 film bile takib etmemişler yani, ya hiç olmazsa 5-6 kitap bile okumadılar?
  • Psikoloji etkini de unutmayalım…

  • Psikoloji etki var, ama anında…Mesela bir filme bakarım, olaylar beni etkiler ve ben göz yaşlarımı tutamam. Yarım saat falan böyle etkili durumda kala bilirim. Bilyormusunuz Allah insanoğlunu yarattığı an ona hangi huyu, hasleti veriyorsa şu huyu onu ömrünün sonuna kadar takib ediyor. Sanat insanların dünyaya bakışını değişmekte çok aciz…İnsanın huyu 18-22 yaşa kadar formalaşmış. Formalaşma sürecinde Allahın verdiyi huyu bir kadar genişliyor. Ben sevdiyim filmlerin etkisinde sadece 3 gün kalabilirim, sonra yeniden kendi hayatıma dönerek yaşamı devam etdiririm. Bu kadar basit yani…

ULDUZE QARAQIZI

ulduzqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=