Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

ÇEHOV; RUSYA’NIN ŞEYHİ…

12 Ekim 2012

1960-1980 yıllar Azerbaycan sineması için önemli dönem olarak olarak tarihe yazılmış artık. İşte bahs ettiyim yıllarda Azerbaycan sinematografçıları çok önemli sanat nümuneleri yaratmış.
Sevgili okurlar şimdi sizlere sunacağım kişi Ömür Nağıyev Moskovada Sinematografiya Enstütünde oyuncu ve yönetmen eğitimi görmüş.

Epey zaman “Azerbaycanfilm” stüdyosunda çalışmış, yukarıda bahs ettiğim yıllarda onlarca filmlerde ilginc rollere imza atmış. Oyuncu-yönetmen 2005. yıldan Rus Dram Tiyatrosunda çalışıyor.
Ünlü oyuncu-yönetmen Ömür Nağıyevle ilk defa şu röportajı yaptığım zaman karşılaşmışım. Bu röportajdan önce sadece telefondan röportajlar yapmışız.

Hatırlatıyım ki sinema kitablarını yazdığım zamanlarda Ömür hocamız bana çok yardım etmiş, benim görmediyim yılları bana çok anlatmış. Yani hocamın benim üzerimde hakkı var. O yüzden ne kadar yoğun olsam bile onunla röportajı canlı yapmayı düşündüm vede yaptım. Eger sizler de ne konuştuğumuzu merak ediyorsanız, o zaman şu röportajı mutlaka takib edin.

ulduze_qaraqizi_2.jpg– Hocam nasılsınız?
– Biz sinematografçıların iyi olması sinemaya bağlı biliyorsunuz işte…

– Zamanında o kadar filmlerde ilginc rollere imza atmışsınız ki, oyuncu arkadaşlarınız şu durumdan dolayı sadece sizi kıskanmış sanırım…
– Bizim çalıştığımız dönemde yoğun çalışma vardı, kıskanmak için zamanımız olmazdı hiç, çünkü herkesin işi vardı.

– O zaman gelin röportajı bahs ettiyiniz dönem üzerinde kuralım.
– Neden olmasın…

– Sovyet sinema okulu önemli bir okuldu. Sinema mucizeler yaratıyor diyorlar ya, işte o dönemde sadece “Azerbaycanfilm” değil, aynı zamanda “Mosfilm” stüdyosunun yarattığı filmler hala büyük ilgi çekiyor. Demek ki mucize bu olmalı gerek…
– Zaten sinema mucize demek. Sovyetler Döneminde sinemanın yüksek seviyede olması malum. Ama bu reyting için yapılmıyordu, hatta başka ülkelerden daha iyi film yaratmak gibi bir düşünce de yoktu, sadece iyi konularda film yaratmak amacı vardı. Gerçi Sovyetler Döneminde böyle bir fikir hep dikkatte durmuş: “Biz hep Amerikadan ilerde olmalıyız”. Ama bu fikir sinemaya yansımamış. Dünya sinemasına baksak görürüz ki devrimden sonra oyuncu-yönetmen Mihail Çehovun Amerikada yaşamak kararı alması vede orda faaliyete başlaması Holivud sinema okulu, özellikle oyunculuk sanatında çok önemli oldu. Hatırlatıyım ki Moskova Devlet Sinematografiya Enstütütü yaratılana kadar Rusyada büyük sinema okulu olmamış. Buna rağmen sinemaya meyleden fazlaydı. Sinematografya Enstütü önce 3 senelik eğitimle faaliyete başlamıştı. Azerbaycandan Ramiz Aliyev, Gemer Salamzade gibi usta sinematografçılar bahs ettiyim sinema okulunda öğretmen Eyzenşteynin ilk öğrencileri olmuş.

Şunu da mutlaka kayd etmem gerek ki Rusya sinema okulunda böyle bir slogan hep dikkatte duruyordu: “Biz size bir şey öğretemeyiz, sadece yolu göstere biliriz, öğrenmek sizin işiniz”. Bilyormusunuz sinemanın temeli dramaturji. Senaryo güclüyse, yani önemli bir konu üzerine yazılmışsa demek ki yönetmen mutlaka güclü bir sanat nümunesi yapabilir. Bu açıdan Moskovadakı Devlet Sinematografya Enstütüsü çok iş görmüş. Yani bahs ettiyim okulda eğitim gören senaryo yazarları, yönetmenler, ressamlar, operatörler büyük sorumluluk taşıyordu.

– Hocam sinemada kaç yıl çalıştınız?
– Koskocaman 41 senemi sinemaya vermişim. Hala bile unutmamışım sinema için kendini feda eden insanları. Stüdyonun tüm çalışanları o kadar sorumluluk taşıyordu ki, bunu sadece görmek gerekirdi.

– Aslında eski dönemin sinema sevgisi tüm çalışanları bile sorumluluk taşımaya sesliyormuş…
– …Haklısınız…Hala bile unutmadım, Azerbaycan sinemasında senaryo yazarı, aynı zamanda yönetmen olarak önemli sanat nümuneleri yaratmış Hasan Seyidbeyli film setinde senaryonu önce stüdyonum tüm çalışanlarına okurdu. Neden böyle yaptığını sorunca “Ben filmi 5-10 kişi için değil,onlar için, halk için yaratırım”. Belki o zaman yönetmenin bu lafları bizleri o kadar düşündürmezdi, ama yönetmenin yarattığı filmler bugün bile dikkati çekiyor, çünkü yazdığı senaryolarda münakaşa var, dramaturji var, sinema samimiyeti var.

– Kıyaslamaya ne dersiniz? Eski Azerbaycan sineması vede Azerbaycanın bugün yarattığı sinema…
– Eski sinemada dediyim gibi her şey sadece sinema içindi, ama şuanda sinematografçllar farklı bir şeyler yapmak istiyorlar, ama ne, bakalım hayırlısı…

– Ama çok karışık durum…
– Tabii ki nedensiz bir şey yok. Önemli neden yapacakları işin merkez noktasını bulamamaktır. Kağıt parçalanmış ama neden malum değil. Çehovun iyi bir lafı var: “Eger ilk sahnede silah duvarda görüntüleniyorsa, son sahnede mutlaka açılmalı”. Maalesef silah açılır, ama neden malum değil, işte karışık durumun nedeni bu. Bilyorsunuz artık 7 yıldır Rus Dram Tiyatrosunda çalışıyorum. Buraya davet aldığım zaman nasıl bir sorumluluk olduğunun farkındaydım.

Ben hep sinemada çalışmış biriyim, sinema başka, tiyatro başka. Rus Dram Tiyatrosu profesyonel bir tiyatro, oyuncuları da aynen öyle. Tiyatroda hazırlanan gösteriler anlamlı, seyrcini düşündürme gücünde. İşte bu açıdan önce tiyatrodan aldığım daveti kabul etmedim vede bir yıl başka bir tiyatroda- Belediye Tiyatrosunda tecrübe kazandım.

– Şu dönemde sizin gibi profesyonel oyuncu-yönetmenin yeniden tecrübe kazanması çok şaşırtıcı…
– Ama unutmayın ben sinematografçıyım. Gerçi tiyatro sinema bir birine ama aynı zamanda bir birinden uzak. Tiyatro canlı sanat, oyuncu sanki seyrci karşısında hisab veriyor. Bu açıdan hiss ettim ki Rus Dram Tiyatrosunda çalışmak fikrim var ama mutlaka tecrübe kazanmalıyım. Bunu yaptım tabii ki, bu yüzden sizinle işte Rus Dram Tiyatrosunda röportaj yapıyoruz.

Aslında anlatmak istediyim şu: ne kadar profesyonel olsan bile yine de çalışmadığın, bilmediyin bir yere basit olarak bakamazsın. Eger basit bakıyorsan demek profesyonel değilsin. Bu yüzden düşünüyorum ki Azerbaycan sinemasında profesyonel olmayanlar çalıştıkca bühran devam edecek.

– Ama yeni filmler yaratılır…
– Yaratılır da ama ne, belli değil…

– Aslında size hak veriyorum…
– Gece rüyada gördüyün bir şeyler üzerinde film yaratmak olmaz. Sinema önemli bir sanat, önemli bir sanatta önemli konularda filmler yaratılmalı. Çünkü sinema bir milletin, ülkenin tebliğ olunmasında büyük güce sahib.

– Duyduğum kadarıla yeni yaratılan filmlere davet aldığınız zaman işte bu yüzden kabul etmiyorsunuz?
– Başka türlüsü imkansız. Bir kaç ay önce bir delikanlı çocuk beni filmine davet etti. Antоn Pavloviç Çehоvun “Çayka” eseri üzerine film çekmeyi düşünüyormuş. Rusların bile korkarak yaklaştığı bir yazarın eserine delikanlı müracaat etmek istiyor. Bilyormusunuz Çehovun eserleri çok zor, ağır. Mesela Şekspir eserleri kolayca okunur, ama Çehov bir o kadar zor okunur, çünkü eserleri çok derin, düşündürücü. Çehov komediya yazmasına rağmen komediye trajedi açıdan yaklaşmış.

O yazdığı trajedilerde rus hayatını geniş takdim etmiş. Lev Tolstoyun Çehоvun yaratıcılığı hakkında ilginc fikri var. O demiş: “Eger rus edebiyatı rasgele kaybolsa vede bir tek Çehоvun hikayeleri kalsa, işte bunlar rus hayatını tüm dünya halklarına anlatmak yeterli”. İşte bu açıdan düşünüyorum ki Çehova sıradan biri gibi bakamayız. Mesela biz Nizami Gencevinin eserlerine nasıl sıradan bir eser gibi baka biliriz ki…Onun eserleri derya, her defa yeni bir anlam keşif ediyorsun.

– İşte bu yüzden Nizami Genceviye şeyh diyordular…
– Zaten Çehov Rusyanın şeyhi olmasa da şeyh gibi bir şey. Bilyorsunuz ki Japonya tiyatrosunun da tarihi çok eski. Japon tiyatrosu bile Çehovun “Vanya dayı” hikayesine ihtiyatla yaklaşmış. Hatta gösterini Rusyada tiyatro uzmanlarına takdim ederek fikir öğrenmek istemişler. Tiyatro tarihi olan Japonya gibi bir ülke bakın nasıl sorumluluk taşıyor. Yunanlar Çehovun eserlerine yaklaşmıyor bile, ingilisler çekiniyor. Yani tüm dünyanın çekinerek yaklaştığı bir yazara genc bir çocuğun müracaat etmesi o kadar da kolay bir şey değil.

– Genclik yıllarında sorumluluk olmaz ki, sadece heves, iddia insanı heyecanla ileri sesliyor. Ama yaşlanmak zaten tecrübe demek, sorumluluk demek…
– Bilyormusunuz yönetmenin yaşı önemli. Yönetmen genc olduğu halde hala bir şey yapamaz, yapsa bile sorumluluk ne olduğunu anlayamaz. Mesela 18 yaşlı çocuk evlenmiş, ama aile sorumluluğundan habersiz, çocuk işte. 23-24 yaşında da aynı. Yönetmen de aynı, 17 yaşında eğitim görmüş, 22 yaşında artık dünya dramaturjisine müracaat ediyor, farkına bile varmadan, tanımadan bile.

Oysa Sovyetler Döneminde Moskova Devlet Sinematografya Enstütünde yönetmen eğitimi görmek için 28-30 yaş talebi vardı, hala bile aynı. Usta yönetmen Adil İsgəndərov bilyorsunuz ki, Azerbaycan sinemasının gelişmesinde çok çalışmış biri. Onun “Azerbaycanfilm” stüdyosunda direktörlük yaptığı yıllar (1966-1974.yıllar) çok önemli sanat nümuneleri yaratıldı. Özellikle milli ruh öne çekilmişti. Adil İsgenderov da eğitimini yeni bitirmiş genc yönetmenlere tecrübe kazanması için önce zaman tanıyırdı, onları filmlerde yönetmen yardımcısı olarak çalıştırıyordu.

Yani eğitim hala ilk adım, setin ne olduğunu bilmek için önce setde olmak gerek, yaradıcı ekible yaptıkları işin ne olduğunu anlamalı, yönetmen senaryosu nasıl oluyor bilmeli vede öğrenmeli, yani her şeyi canlı olarak görmeli, öğrenmeli ki sonra zorlukla uğraşmasın. Filmin yaranmasında sorumluluk taşıyan kişi zaten yönetmen, bu açıdan da yönetmenin bilgili, profesyonel olması şart.

ULDUZE QARAQIZI
ulduzeqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=