Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

1988’te zor günler başlandı…

26 Kasım 2012

“Azerbaycan cumhurbaşkanı İlham Aliyevin “Azerbaycan tiyatro sanatı 2009-2019. yıllar Devlet Proqramı”nı onaylaması Azerbaycan kültürüne büyük armağan. Azerbaycan tiyatrosunda yaratıcı geleneklerin korunması, milli manevi değerlerin tebliği ve dünya kültürüne entegrasyonu temin etmek, milli tiyatro sanatının gelişmesini desteklemek amacıyla onaylanan önemli islahatlar yapılmıştır.

Bahs olunan projeden dolayı 2009. yıl mayıs ayında Gencler ve Kamera Tiyatroları Genc Seyrciler Tiyatrosuna birleştirildi. Üç yıldır ekib olarak çalışan tiyatroda 80 oyuncu çalışıyor. Hazırlanan tüm gösterilerde oyuncuların hepsinin emeyi var”. Şu fikirler Genc Seyrciler Tiyatrosunun müdürü Mübariz Hemidovun röportajından alınmış. Hocamızla bir kac saat süren konusma sırasında Azerbaycan tiyatrosunun gelismesi konusu üzerine tartişma yaptik…

– Hocam kac yıldır medyada calişmama rağmen sizinle ilk defadir röportaj yapıyorum…
– Kismet buguneymis desenize…

– Ola bilir, ama hep faaliyetinizi takib etmişim. Kaç senedir direkt tiyatro işlerinde çalıştınız…Oyunculuk yaptınız, Kültür Bakanlığında önemli bir görev taşıdınız, sonra yeniden oyunculuk yaptiginiz tiyatroya müdür olarak geldiniz…
– Çalıştığım senelere bakarsak o zaman yaşından fazla faaliyetimin olmasının tanığı olacağız. Ama yazar olarak hep kaç senelik faaliyeti olan sanatkarların faaliyetini takib ettiyini biliyorum. Bu yüzden sana teşekkür ediyorum.

– Siz sanatkarlar hakk ediyorsunuz. İzninizle röportaja başlamak istiyorum. Hayatta rasgele bir şey yok, hatta sizin gibi sanat fedailerinin sanata rasgele gelmesine hiç inanmam…
– Tabii ki şu hayatta rasgele bir şey yok. Meslek olarak oyunculuğu tercih etmem orta okulda başlamış. Her şeyin bir nedeni var diyorlar ya, işte benim de kendime göre nedenlerim oldu. Öncelikle okul arkadaşlarımın dediyinden dolayı ben yetenekli öğrençi olmuşum. Edebiyat öğretmenimi hiç unutmam. Şuanda emeklidir. Tiyatroya hevesimi yaratan işte edebiyat öğretmeni Ağa Mirze hocamız olmuş. Hep diyordu: “Edebiyat öğretmeni oyuncluğu becermeli. Çünki onun oyunçuluk beceriği öğrençilerine edebiyatı iyi öğretmesine yardım ediyor. Eğer öğretmen şu konuda beceriksizse o zaman iyi bir edebiyat öğretmeni olamaz”. Aslında hocamız haklıydı, tabii ki onun ne kadar haklı olduğunu yıllar sonra anladım, Sanat Universitesinde eğitim gördüyüm zaman, oyunculuk yaptığım zaman anladım, hatta şimdi bile daha iyi anlıyorum hocamızı. Ben orta okulda iyi bir edebiyat öğretmeninin öğrençisi olduğum için şanslı olduğum kadar, Sanat Universitesinde de usta yönetmen-oyuncu Adil İsgenderovun öğrençisi olduğum için şanslıydım.

– Bildiyim kadarıyla sizin nesil oyuncular Adil İsgenderovun son sınfısınız?
– İki sene öğrençisi olduk. Aynı senede Adil İsgenderovun Türkiyede yönetmen Ejder İbrahimbeyovun yarattığı “Ferhad ve Şirin” filmine davet aldığını vede filmde ilginc rol yarattığını duyduk, vatana dönüşünden 10-15 gün sonra dünyasını deyişti.
Onun ölümü Azerbaycan sanatında büyük acı oldu, hatta öğrençileri için bu acı daha büyüktü. Bilyormusunuz Adil İsgenderov öğretmen olarak hep tüm öğrençileri tarafından sevilmiş, saygıyla anılmış. Hala bile onun öğrençisi olmuş sanatkarlar bir birleriyle samimiyetleri korurlar.

– Demek ki Adil İsgenderov usta oyuncu, yetenekli, talebkar yönetmen olmasına rağmen aynı zamanda samimi insan olmuş ki öğrençileri de şu samimiyeti hep korumuşlar.
– Aynen öyle. Çok samimi insandı. Hala bile unutmadım Sanat Universitesinin ilk sınfında eğitim gördüyümüz zaman Adil İsgenderov Tedris Tiyatrosunun müdürüydü vede biz aynı tiyatroda hazırlanan gösterilerin toplumsal sahnelerinde yer alıyorduk. Bir defa hocamıza sordum: ” Neden bize sözlü rol vermiyorsunuz”, cevabında “Siz hala ilk sınıfsınız, sahneye alışmanız gerek, seyrcinin nefesini hiss etmeniz lazım. Karşıda yıllar var, işte toplumsal sahnelere katılmanız sizin ilerde ne olacağınızı gösterecek”.

– Demek ki ilerde ne olacağınız işte öğrenci yıllarınızda belli olmuş. Adeta bazı öğrenciler hala eğitim yıllarında hangi tiyatroda çalışmalarına karar veriyor. Sizin için karar vermek zor olmadı mı?
– Aslında oyuncu olmak isteyenlerin gelecek sanat hayatı işte öğrenci yıllarında başlıyor. Yani demek istediyim şu: sanat Universitesinde eğitim görenlerin hepsi sonralar sanatla ilgili çalışmaya bilir. Ama ben siz dediyiniz gibi öğrenci yıllarında hangi tiyatroda çalışmaya karar vermiştim. Bu yüzden önce tiyatroların hepsiyle tanışmaya başladım, tiyatrolarda hazırlanan gösterilere baktım, hatta diger cümhuriyetlerden Azerbaycana gelerek gösteriler sunulurdu onlara bile bakıyordum. Öğrençi arkadaşlarım çoğuzaman: “Neden çocuklar için yapılmış Kukla Tiyatrosunun gösterilerine bakıyorsun, oyuncak mı oynatacaksın, Opera Tiyatrosuna neden gidiyorsün, opera oyunçu mu olacaksın” diye sorular sorarak sanki bu duruma itiraz ediyordular. Ben onlara anlatmak istiyordum ki aslında hepimiz tüm tiyatroların gösterilerine bakmalıyız, çünkü bu bizim görevimiz. Vede gösterilere bakarak kendimiz hangi tiyatronun gösterilerine uygun olduğumuzu öğrenmemiz lazım.

1988te_zor_gunler_baslandi.jpg– Galiba kendinizi Genc Seyrciler Tiyatrosu için uygun görmüşsünüz…
– Çünkü hala öğrençi yıllarında hiss ettim ki Genc Seyrciler Tiyatrosunun hazırladığı gösteriler daha çok ilgimi çekiyor. Hala orta okulda okurken aynı tiyatronun hazırladığı “Mehriban balam” gösterisini canlı olarak takib etmiştim. Rahmetlik Yusif Veliyev, Süleyman Elesgerov gibi usta oyuncuların vede şuanda bile bizimle çalışan Almaz Mustafayeva gibi sanatkarın katıldığı şu gösteri benim çok hoşuma gelmişti. Sanki şu gösteri kendimi oyuncu gibi görmeye yardım etti. Eğitimi bitirince istediyim tiyatroda çalışma fırsatım olmasına rağmen hiç düşünmeden Genc Seyrciler Tiyatrosunu tercih ettim. 1979. yılda şimdi sizinle röportaj yaptığımız Genc Seyrciler Tiyatrosuna geldim. Burada Yusif Veliyev, Süleyman Elesgerov, Osman Hacıbeyov, Hüseynağa Sadıqov, Susanna Mecidova, Rehilə Melikova, Firengiz Şerifova gibi usta oyuncuları gördüm. Faaliyete başladığım bir kaç ayda tiyatroya yeni bina yapılması kararı alındı. Bu sürec 7-8 yıl kadar sürdü. Bina yapıldığı zaman ben asgeri hizmete gönderildim. 7-8 sene Genc Seyrciler Tiyatrosu faaliyetine Tiyatro Evinde devam etti. Çok zor günler yaşandı. 7-8 yıl başka bir mekana sığınmak, büyük seyrci neslini kayb etmek, aynı zamanda bir çok ilginc gösterilerden, rollerden mahrum olmaktı. Yani çok zor günlerdi, hazırlanan gösterileri bile seyrcilere takdim edevceyimiz bir sahne yoktu, o yüzden başka şehirlere gidiyor, gösteriler takdim ediyorduk. Nihayet 1988. yılında gördüyünüz şu tiyatro binası hazır oldu vede yeniden sanki kendi evimize döndük.

– Ama 1988. sene Azerbaycan için zor günlerin başlandığı ve kaç sene devam edeceyi yıl olarak tarihe yazıldı…
– Benden önce söylediniz. Haklısınız. Hala bile unutmadım rus askerler bizim tiyatroya bile gelmişti, odalara baktılar. Tiyatro yeni yapılınca dikkat çekiyor ya o yüzden belki gelmişler. Hatta bazı odalara zarar vermişler. İyi ki bahs ettiyimiz olaylar geçmişte kalmış.

– Buhran geçti bile ama zararı çok olmuş belli…
– Tabii ki buhran olunca zararı da çok oluyor. Zor durumlarda bile biz tiyatro olarak yeni repertuvar hazırladık.

– Ama Sovyet ideolojisine hizmet eden bir cümçhuriyetin tiyatrosu özgür düşünce gücünü gösteremezdi.
– Çok şükür gec olsa bile yeniden bağımsızlık kazandık vede tüm tüm alanlarda olduğu gibi tiyatrolara bile özgürlük verilmiş.

– Aslında bağımsızlığı yanlış anlayanlar oldu bile…
– Özgür olmak çok önemli, ama bağımsızlık anarşizm değil. Şunu mutlaka hatırlatmam lazım, Genc Seyrciler Tiyatrosu ilk defa 1928. yılında rus bölümüyle faaliyete başlamış. 1929. yılında Genc Seyrciler Tiyatrosunun Azerbaycan bölümü yaratılmış. 85 senedir faaliyet gösteren bir tiyatroyuz. Tiyatromuz isminden belli ki gencler için. Bu yüzden öyle gösteriler hazırlamalıyız ki iyi anlamda gencleri etkilesin. Tiyatromuzun repertuvarı için tercih edilmiş eserler genc neslin maneviyatının yükselmesi, vatan sevgisinin güclenmesi vede hayata bakışlarının geniş olmasına hizmet etmeli. Düşünüyorum ki Genc Seyrciler Tiyatrosu kendi misyonunu iyi beceriyor vede genclerin tiyatroya gelmesi için düşündürücü gücü olan eserlere müracaat ediyor.

– Aslında Genc Seyrciler Tiyatrosu aynı zamanda diger tiyatrolar için seyrci bile hazırlıyor…
– Tabii ki…Aslında diger tiyatrolar için seyrci hazırlamak bile genc Seyrciler Tiyatrosunun bir misyonu. Bilyorsunuz ki Azerbaycanda 27 devlet tiyatrosu var, bu tiyatrolardan 11’i Baküde faaliyet gösteriyor. Kukla Tiyatrosunun seyrcileri sonra Genc Seyrciler Tiyatrosuna geliyor. Genc seyrciler bizim tiyatroda hazırlanarak büyükler için faaliyet gösteren diger tiyatrolara gediyorlar. Bu sürec çok önemli.

– Bir zamanlar oyuncu olarak çalıştığınız tiyatroda şuanda müdür olarak çalışıyorsunuz…
– Hiç bir zaman tiyatrodan uzak kalmadım ki…Kültür bakanlığında danışman görevinde olduğum zaman zaten tiyatrolarla çalıştım. Sonra yeniden kendi tiyatroma geldim, ama müdür olarak. Ama şu görev hiç bir şeyi değişmiyor. Tiyatroda olan oyuncu arkadaşlarımla hep beraber samimi ortamda çalışmışız ve bu hep böyle olacak…


ULDUZE QARAQIZI
ulduzqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
21 Şubat 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=