Lütfen bekleyin..
Dr. Fatih Anıl

Dr. Fatih Anıl

Orta ölçek tuzağından çıkış

1 Aralık 2019

*Orta gelir tuzağı konusuna baktığımızda, özellikle KOBİ’lerin birçoğunun belirli bir ciro büyüklüğünde yıllarca kaldığını ve gelişemediğini görüyoruz. Özellikle aile şirketi olan KOBİ’ler, büyüme anlamında istenen sıçramayı gerçekleştiremiyorlar.

*Şirketler için orta ölçek tanımı ülkelere, sektörlere ve şirket yoğunluklarına göre değişen bir büyüklüktür. Ancak sektör ayrımı gözetmeksizin tüm sektörlerde yaşanabilir. Sektörün koşulları sadece bir ölçüye kadar etkilidir.

*Ülkelerin orta gelir tuzağında olduğu gibi işletmeler de marka ve teknoloji geliştirip katma değer yaratamadıklarında benzer özellikleri gösteriyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler orta gelir tuzağına düştüğünde o ülkedeki birçok şirketin de aynı sorun ile karşıya kaldığını görüyoruz.

Şirketler açısından orta ölçek tuzağından çıkışın yolları ve önerilerini sizlerle paylaşırken, Dr. Can Gürlesel ile birlikte İstanbul Sanayi Odası için hazırladığımız çalışmadan yararlandım. Çalışmada yer alan, İSO 500 listesindeki şirketler içinden orta ölçek tuzağını başarıyla aşanların izledikleri yöntemleri öneri olarak paylaşmanın çok faydalı olacağına inanıyorum.

Çalışmada sanayi şirketlerinin orta ölçek tuzağından çıkışları sürecinde yapılan değerlendirmelerde önemli ortak bulgulara ulaştık. Orta gelir tuzağı bugüne kadar ülkeler için kullanılıyordu ancak çalışmamızın ortaya koyduğu gibi şirketler için de orta ölçek tuzağı bulunuyor.

BELİRLİ BİR CİRO BÜYÜKLÜĞÜNDE YILLARCA KALAN ŞİRKETLER

Şirketler boyutunda orta gelir tuzağı konusuna baktığımızda, özellikle KOBİ’lerin birçoğunun belirli bir ciro büyüklüğünde yıllarca kaldığını ve gelişemediğini görüyoruz. Özellikle aile şirketi olan KOBİ’ler, belli bir büyüklüğün ötesine geçmekte zorlanıyorlar, diğer bir deyişle büyüme anlamında istenen sıçramayı gerçekleştiremiyorlar.

Kendi yapısı ve sektörün boyutuna göre belli bir ciro ve büyüklükte takılıp sıçrama yapılarak kırılma noktasının aşılamaması birçok başlık altında toplanabilir. Sermaye yetersizliği bir tarafa bırakılırsa, yeni ürün ve yeni pazarlar geliştirecek şekilde büyüme sağlayamamak ana sorun olarak karşımıza çıkıyor. Burada özellikle nitelikli iş gücü sorunu, Ar-Ge’ye ayrılan pay, dışa açılmada yetersizlik gibi sorunlar ön plana çıkıyor.

ŞİRKETLER AÇISINDAN ORTA ÖLÇEK TUZAĞI

Şirketler sahip oldukları mevcut kapasite ve yeteneklerini kullanarak ve pazar-rekabet koşullarının elverdiği ölçüde belirli bir ölçeğe ulaşabiliyor. Şirket ölçeklerinin bunun üzerine taşınabilmesi için yeni ve ilave kapasitelere ve yeteneklere ihtiyaç duyuluyor.

Bu ihtiyaçları karşılayan şirketler orta ölçek tuzağından kurtularak daha büyük ölçekli hale gelebiliyor. Bu ihtiyaçları karşılayamayarak tuzak içinde kalan şirketlerin çoğunun zamanla küçüldüğü, satın alındığı veya kapandığı da görülüyor.

Şirketler için orta ölçek tanımı ülkelere, sektörlere ve şirket yoğunluklarına göre değişen bir büyüklüktür. Ancak sektör ayrımı gözetmeksizin tüm sektörlerde yaşanabilir. Sektörün koşulları sadece bir ölçüye kadar etkilidir. Ekonomik gelişmeler ile birlikte ortaya çıkan dışsal koşullar tüm sektör ve şirketler için aynıdır, ancak olası etkileri değişebilir.

KOBİ’LER BİRÇOK İŞİ KENDİ BÜNYESİNDE AİLE FERTLERİYLE ÇÖZMEYE ÇABALIYOR

Başta nitelikli iş gücü istihdam etmekte görülen isteksizlik ve maliyet öngörüleri KOBİ’lerde karşılaşılan en önemli problemlerin başında geliyor. Aile şirketi olan KOBİ’ler birçok işi kendi bünyesinde aile fertleriyle çözmeye çabalıyor veya yetkin olmayan iş gücü ile yol almaya çalışıyor.

Profesyonel destek almadıklarından KOBİ’lerin çok azı bir üst ciro baremine geçebiliyor. Büyük çoğunluğu kurumsallaşma ve marka oluşturma anlamında profesyonel destek almadığı için yenilikleri ve dünya pazarını takip etmekten uzak kalıyor ve hayat evresini KOBİ olarak sürdürmekten ileri gidemiyor.

Orta ölçekte birkaç yıl üst üste aynı ciro büyüklüğünde takılmış kalmış şirketlerin gerekli yatırımları yapmadığı, pazar odaklı düşünüp küresel ölçeği hedeflemediklerinden ancak günü kurtarmaya çabaladıklarını görüyoruz.

İŞLETMELER DE MARKA VE TEKNOLOJİ GELİŞTİRİP KATMA DEĞER YARATAMIYOR

Ülkelerin orta gelir tuzağında olduğu gibi işletmeler de marka ve teknoloji geliştirip katma değer yaratamadıklarında benzer özellikleri gösteriyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler orta gelir tuzağına düştüğünde o ülkedeki birçok şirketin de aynı sorun ile karşıya kaldığını görüyoruz.

Orta gelir tuzağını aşmış Güney Kore gibi önceleri Türkiye ile benzer yapıya sahip ülkelerin üst gelir segmentine geçmeyi, şirket ve markaların desteklenmesiyle başardıklarını gözlemliyoruz. KOBİ olarak başlayıp daha sonra büyük ölçeğe geçen şirketlere ve markalara baktığımızda, nitelikli iş gücü ve ürün geliştirmeye önem verip markaya yatırım yapan kuruluşlar olduğunu görüyoruz.

Burada önemli olan yöneticilerin veya kurucu ortakların vizyon ve dünya görüşleri, yenilikleri takip etmeleri, müşteri ve Pazar odaklı düşünmeleri, sosyal medyaya gereken önemi vermeleri; tüm bunlara bağlı olarak da inovatif düşüncenin ön plana çıktığını görüyoruz.

Şirketlerin teknoloji, Ar-Ge ve marka geliştirme konularında desteklenmesi ve rekabet gücü kazanması durumunda, bu şirketler farklılığını göstermiş markalarla dünya pazarlarında ölçeği yakalayarak mikro ve makro anlamda üst gelir seviyesine geçme başarısını sağlıyor.

Dr. Fatih Anıl

Orka Holding İcra Kurulu Üyesi

anil@turcomoney.com

Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=