Lütfen bekleyin..
Doç. Dr. Ertuğrul Kızılkaya

Doç. Dr. Ertuğrul Kızılkaya

Futbol artık spor değil, ticarete dönüştü

1 Kasım 2020

*Finans, futboldan aldığımız keyifleri kendi kârlarına dönüştürüyor. Futbol artık yaşamımızın bir parçası olmanın ötesine geçti. Ayrıca futbol oynadığımız bir oyun, bir kurgu olmaktan çok, tüketilen, satın alınan bir ürüne dönüştü. Sonuç olarak, finansallaşmış futbol bildiğimiz futbol değildir. Çok farklı dinamikleri, aktörleri ve mekanizmaları vardır. Sokakta top peşinde koşanların bildiği futbol sahne gerisinde veya mazide kaldı.

*Futbol seyredilen bir gösteridir. Para ödemeden maç seyredemezsiniz, transferler olmadan takım kuramazsınız, sosyal medyada polemiklere katılmadan taraftar sayılmazsınız, borçlu kulüpler olarak finansal istikrar için tedbirler almak zorundasınız. Oyuncuların ve takımların başarısı dahi parasal olarak ölçülür. Finansallaşmış futbolu piyasadan satın alır ve tüketirsiniz. Gösteriyi takip edersiniz, tabii ki ücret karşılığında.

Futbol her zaman mücadeledir ve tam da bu nedenle insan yaşamının bir görünümüdür. Bu açıdan bakıldığında futbol gerçektir. Ondan zevk almak ve onu üretmek esasen yaşamaktır.

Ancak, halihazırda böyle midir? Gerçekten de futbol insanın kendisiyle mücadelesi midir? Aynı zamanda doğayla mücadele değil midir? Ve tabii ki eklemek gerek, futbol insanın diğer insanlarla ilişkisi ve/veya mücadelesi değil midir? Bu sorulara farklı cevaplar verilebilir, ancak en azından bir boyutu daha eklemek yerinde olacak: Futbol aynı zamanda parasal-finansal bir mücadeledir.

Diğer taraftan söz konusu boyutun baskın karakteri diğer boyutları giderek cılız ve/veya etkisiz hale getiriyor. Ve bu nedenle çocukluğumuzun heyecanlarını artık futbolda bulmak imkansızlaşıyor.

Futbol büyük şirketlerin kampanyalarına benziyor, transferlerle, borçlarla, marka değeri gibi kerameti kendinden menkul eğreti kavramlarla ele alınıyor. O halde şu soruyu sorabiliriz: Nasıl bu hale geldi futbol?

FUTBOLDAN ZEVK ALMAK YERİNE FUTBOLU TÜKETMEK SÖZ KONUSU

Bu bağlamda iki önemli düşünürden yardım alabileceğimizi düşünüyorum: Bernard Stiegler ve Maurizio Lazzarato. Stigler, Politik Ekonominin Yeni Bir Eleştirisi İçin (2012) başlıklı kitabında tüketicinin bilgi açısından proleterleştiğini ve kapitalizmin tüketicinin libidinal enerjisi üzerinden sermaye birikimini sürdürmeye yöneldiğini iddia ediyor. Buradaki proleterleşme kavramıyla Stiegler, insanın ve/veya tüketicinin giderek artan bir biçimde bilgiden mahrum kaldığını ve bu nedenle de savoir-faire (yapmayı bilmek) ve savoir-vivre (yaşamayı bilmek) bağlamlarından uzaklaştığına işaret ediyor.

Güncel futbol açısından yorumlamak gerekirse, futbol giderek daha fazla yapılan değil seyredilen bir etkinliğe dönüşüyor ve dahası, futboldan zevk almak yerine futbolu tüketmek söz konusu oluyor.

FİNANS, FUTBOL KEYFİMİZİ KENDİ KÂRLARINA DÖNÜŞTÜRÜYOR

Tabii ki her toplumsal ve/veya beşeri olguda olduğu gibi eski biçimlerin tamamen kaybolduğu iddia edilemez. Ancak yukarıda vurgulanan yeni eğilimlerin eskilerin yanına eklemlendiği ve hatta giderek daha baskın hale geldiği vurgulanabilir. O halde şunu soralım: Nasıl oldu da garipsenebilecek bu yeni davranışlar futbol düzlemine dahil oldu?

Bu kapsamda Stiegler kapitalizmin veya paranın/finansın yaşamı dönüştürmesine dikkat çekiyor. Kâr maksimizasyonu veya sermaye birikimi hedefi kendisine yeni alanlar ararken tüketicinin libidinal enerjisini keşfediyor: “Marx yeni bir enerjinin işletilmesi ve işlevselleştirilmesinin geleceğini tahmin edemezdi; bu ne proleterin üretici enerjisi -saf emek gücü-, ne de yeni endüstriyel aygıtın motor enerjisidir -metalürjinin ve kültür endüstrisinin hizmetine koşulan petrol ve elektrik gibi-; yeni enerji artık proleterleşmiş tüketicinin enerjisidir: Tüketicinin libidinal enerjisinin sömürülmesi libidinal ekonomiyi ve aslında bütünüyle ekonominin kendisini de dönüşüme uğratır, bunları birbiriyle imha eder.” [Stiegler, 2012, sf. 39]

Konumuz itibarıyla ifade edersek şunları söyleyebiliriz: Finans, futboldan aldığımız keyifleri kendi kârlarına dönüştürüyor. Futbol artık yaşamımızın bir parçası (savoir-vivre) olmanın ötesine geçti. Ayrıca futbol oynadığımız (savoir-faire) bir oyun, bir kurgu olmaktan çok, tüketilen, satın alınan bir ürüne dönüştü.

FUTBOLUN PİYASASI OLUŞTU VE PARA BU ALANA DAHİL OLDU

Ancak, bu haliyle futbolun piyasasının oluştuğunu ve paranın bu alana dahil olduğunu söylemekle birlikte finansal boyutu sadece kâr maksimizasyonu itibarıyla ele almış oluyoruz. Finansal bir gücün kendi amacını gerçekleştirmek üzere bir alana dahil olması bu alanın nasıl dönüştüğünü açıklamakta yeterli olamaz. İşte bu noktada Lazzarato’nun Borçlandırılmış İnsanın İmali (2014) kitabında sergilediği yaklaşım yardımcı olabilir:

“Sermaye olarak para, alım gücü olarak paranın sahip olmadığı bir yıkma/yaratma iktidarına sahiptir. Finansman akımı, yani sermaye olarak para, değişime uğramış bir iktidardır, yaratıcı bir akımdır, “simge güçler”dir, çünkü geleceği bağlar, çünkü emir verme gücünü ifade eder, henüz mevcut olmayanı önceleyen yıkma/yaratma iktidarını teşkil eder.” [Lazzarato, 2014, sf. 74-75]

SERMAYE DAHİL OLDUĞU ALANDA DÖNÜŞTÜRÜCÜ BİR ETKİ YARATIYOR

Bu satırlardan anlaşıldığı üzere, sermaye veya finans dahil olduğu alanda dönüştürücü bir etki yaratıyor. Söz konusu alanın aktörlerine bir taraftan yeni imkânlar yaratırken ancak diğer taraftan da onların davranışlarını yeniden kodifiye ediyor.

Kendilerini geniş finansal imkânlara erişim içinde bulanlar, belki de farkında olmadan yepyeni ölçütlerle karşılaşacaklardır: “Mali piyasalarda olup bitenlerden farklı olarak, borçlulara dönüşen kullanıcılardan beklenen, borçlarını peşin para olarak ödemek değil ama davranışlarla, tavırlarla, hareket tarzlarıyla, öznel bağlanmalarla, …piyasa ve girişim tarafından dikte edilen ölçütlere uygun olarak kendini geliştirmeyle vs. ödemeleridir.” [Lazzarato, 2014, sf. 92]

FİNANSALLAŞMIŞ FUTBOL BİLDİĞİMİZ FUTBOL DEĞİLDİR

Sonuç olarak, finansallaşmış futbol bildiğimiz futbol değildir. Çok farklı dinamikleri, aktörleri ve mekanizmaları vardır. Sokakta top peşinde koşanların bildiği futbol sahne gerisinde veya mazide kaldı. Futbol artık sadece oynanan ve yaşanan bir eylem olmaktan çıktı. Artık futbol seyredilen bir gösteridir. Para ödemeden maç seyredemezsiniz, transferler olmadan takım kuramazsınız, sosyal medyada bir anda parlayan polemiklere katılmadan taraftar sayılmazsınız, borçlu kulüpler olarak finansal istikrar için tedbirler almak zorundasınız…

Bu düzlemde oyuncuların ve takımların başarısı dahi parasal olarak ölçülür… Artık futbol yapılan ve yaşanan bir şey olmaktan çıktı. Finansallaşmış futbolu piyasadan satın alır ve tüketirsiniz. Finansallaşmış futbolu bilemezsiniz, gösteriyi takip edersiniz, tabii ki ücret karşılığında.

Kaynaklar:

-Lazzarato, Maurizio, Borçlandırılmış İnsanın İmali: Neoliberal Durum Üzerine Deneme, Açılım Kitap, İstanbul, 2014.

-Stiegler, Bernard, Politik Ekonominin Yeni Bir Eleştirisi İçin, Monokl Yayınları, İstanbul, 2012.

Doç. Dr. Ertuğrul Kızılkaya

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi

kizilkaya@turcomoney.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2015
1 Ocak 2015
1 Haziran 2014
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=