Anjelik Calvin, annesinin ölümünden önceki son haftasının oldukça ağır geçtiğini anlattı: “Hiç uyuyamıyordu, nedensiz şekilde ateşleniyordu. Sürekli kalbinin ağrıdığını söylüyordu. Elindeki tabağı bile tutamayacak kadar güçsüzleşmişti. Sanki ölüm sarhoşluğu yaşıyordu. Koluma dokundu ve ‘Ben gideceğim. Ben öleceğim günü bilirim. Bana bir şey olursa beni burada bırakma, vatan toprağına gömün’ dedi.”
Cenaze süreciyle ilgili olarak da Calvin, annesinin yakın çevresine sitem etti: “Annemin yıllarca yedirip içirdiği, dost bildiği insanların çoğu cenazeye bile gelmedi. Gerçek dostları onu son yolculuğuna uğurladı. Annemin cenazesi daha morgdayken, yıllarca onun ekmeğini yiyen bazı oyuncular çıkıp hakkında konuşmaya başladı. Bu büyük bir vefasızlıktı.”

