Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

42. Ulusal Gastroenteroloji Cerrahisi Kongresi Antalya’da yapıldı

ANTALYA (AA) – Antalya'da, Türk Gastroenteroloji Derneğince (TGD) 42. Ulusal

ANTALYA (AA) – Antalya'da, Türk Gastroenteroloji Derneğince (TGD) 42. Ulusal Gastroenteroloji Cerrahisi Kongresi gerçekleştirildi.

Kemer ilçesindeki bir otelde 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası (UGH) kapsamında "Sağlık İçin Harekete Geç" temasıyla düzenlenen kongrede, TGD Başkanı Prof. Dr. Ayhan Hilmi Çekin'in moderatörlüğünde basın toplantısı yapıldı.

Toplantıda alanında uzman doktorlar karaciğer yağlanması, obezite, bağırsak sağlığı, safra kesesi taşı, reflü ve mide koruyuculara ilişkin bilgi verdi.

Kongre Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz, 1974'ten beri düzenlenen etkinliği bu yıl 1440 katılımcıyla gerçekleştirdiklerini, kongrede Türkiye'den yaklaşık 300, yurt dışından da 20 bilim insanının yer aldığını söyledi.

Karaciğer yağlanmasının obezitenin küresel ölçekteki yükselişiyle orantılı olarak toplumu tehdit eden sağlık sorunu olduğunu belirten Oğuz, karaciğer yağlanmasının sessiz ve sinsi ilerlediğini ifade etti.

Alkol, obezite ve şeker hastalığının karaciğeri yağlandırdığını anlatan Oğuz, "Günümüzde her 4 yetişkinden 1'inde karaciğer yağlanması var. Obeziteden kurtulmak için yaşam tarzımızı değiştirmemiz gerekiyor. Kilosunu düzenli veren ve beslenmesini düzelten kişilerin karaciğer yağlanmasının gerilediğini görüyoruz." dedi.

– "Ne kadar az yersek o kadar obez olma ihtimalimiz azalır"

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk da obezitenin bugün dünyada artık halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, dünya çapında 1 milyardan fazla kişinin, Türkiye nüfusunun da yüzde 30'unun obez olduğunu ifade etti.

Dengeli beslenerek ve spor yaparak obezite riskinden korunulacağını vurgulayan Cindoruk, son 10 yılda antiobezite ilaçlarının geliştirilmesinin hız kazandığını ve tıp dünyasında önemli ilerlemeler yaşandığını dile getirdi.

Obezite için medikal ilaçlar dışında endoskopik ve cerrahi yöntemlerin uygulandığına işaret eden Cindoruk, "Ne kadar az yersek o kadar obez olma ihtimalimiz azalır." ifadesini kullandı.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Asıl, safra kesesi taşının zamanında teşhis edilip gerekli önlemler alınmazsa nadiren de olsa hayatı tehdit edecek düzeyde komplikasyonlara neden olabildiğini söyledi.

Taşın oluşumunun tek risk faktörünün obezite olmadığını, çok doğum yapmış kadınlarda da 40 yaş üzerinde görülebildiğini anlatan Asıl, hastalığın, yemeklerden sonra hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve kusma şeklinde kendini gösterdiğini dile getirdi.

Hastalığa ultrasonografi ile tanı koyduklarını aktaran Asıl, sağlıklı yaşam tarzının safra taşlarından koruyabildiğini belirtti. Asıl, düzenli egzersiz, yavaş ve kontrollü kilo verme, lif oranı yüksek beslenme ve bol su tüketmenin önemine değindi.

– "Probiyotik ve prebiyotikten zengin gıdalarla beslenmeliyiz"

Kongre Sekreteri Prof. Dr. Özlen Atuğ, bağırsak sağlığının bağışıklık sisteminin işleyişini, metabolizmayı, iltihap yanıtını ve kanser gelişimini doğrudan etkileyen temel sağlık unsuru olduğuna dikkati çekti.

Bağırsak mikrobiyotasının bozulmasının kanser gelişimini de artırdığını belirten Atuğ, "Lifli gıdalarla beslenmeli ve sağlıklı yağlar tüketmeliyiz. Kırmızı ve işlenmiş etlerle beslenmemek, rafine şeker ve özellikle işlenmiş gıdalardan kaçınmak gerekiyor. Turşu, tarhana, sarımsak, probiyotik ve prebiyotikten zengin gıdalarla beslenmeliyiz." diye konuştu.

Prof. Dr. Altay Çelebi, reflünün Türkiye'de her 4-5 kişiden 1'ini etkileyen yaygın bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, obezite, stresli ve hareketsiz yaşam ile sıklığının arttığını söyledi.

Reflüden korunmak için uyumadan 2-3 saat önce yemeyi bırakmak ve sağlıklı şekilde kilo verilmesi gerektiğine işaret eden Çelebi, domates, çikolata, kahve ve kafeinli içecekler, asitli içecekler, nane, soğan, sarımsak, hamur işleri ve ağır tatlıların reflüyü artırabileceğinden sınırlandırılması gerektiğini bildirdi.

– "Çalışmalar mide koruyucu ilaçların böbrek hastalığına yol açmadığını göstermiştir"

Prof. Dr. Salih Boğa ise insanların artık ilaçların yararları ve yan etkilerini yapay zekaya sorduğunu, bunun "mide koruyucu" olarak bilinen proton pompa inhibitörlerinin (PPİ) ciddi yan etkileri olduğuna dair yanlış algıya da neden olduğunu dile getirdi.

Aksine bu ilaçların mide asidini güçlü şekilde azaltan, ülser, gastroözofageal reflü hastalığı ve gastrit gibi asitle ilişkili mide rahatsızlıklarında yaygın kullanılan ilaçlar olduğunu anlatan Boğa, "Bu ilaçlar bazı ameliyatları literatürden kaldırmıştır. Yapılan çalışmalar mide koruyucu ilaçların böbrek hastalığına yol açmadığını göstermiştir. ABD Gıda ve İlaç Dairesi tarafından yapılan değerlendirmede, randomize kontrollü klinik çalışmaların hiçbirinde PPİ kullanımının kırık riskini artırdığı gösterilememiştir." diye konuştu.