Ülkeler sosyal medya ve dijital platformlarda "egemenlik" mücadelesi veriyor - Haber 1Haber 1

Ülkeler sosyal medya ve dijital platformlarda “egemenlik” mücadelesi veriyor

Ülkeler sosyal medya ve dijital platformlarda “egemenlik” mücadelesi veriyor

30 Ağustos 2025 - 12:49

ABONE OL

İSTANBUL (AA) – KORAY TAŞDEMİR/YUSUF KAAN BOZDAĞ – Uzmanlar, ülkelerin ulusal egemenliğini koruyabilmesi için dijital platformlarda da bağımsız ve egemen olması gerektiğini belirterek, mevcut sosyal medya ağlarındaki dayatma ve tehlikelere dikkati çekti.

"Dijital egemenlik" kavramını ve devletlerin bu alanda bağımsızlaşma çalışmalarını AA muhabirine değerlendiren Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Toplum ve Medya Direktörü Prof. Dr. Faruk Taşcı, bir devletin varlığı için toprak, millet ve egemenliğe sahip olması gerektiğini belirtti.

Egemenliğin de siyasi, askeri, hukuki boyutu olduğunu kaydeden Taşcı, dijitalleşen dünyada bu alandaki egemenliğin de gerekli olduğuna dikkati çekti.

Taşcı, "Örneğin, UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) gibi bir sistemimiz var. Eğer bu sistem olmasa hukuk mekanizmalarında belki de orta, uzun vadede sorun yaşanabilirdi. Bunun varlığı, bir yönüyle dijital anlamda da egemen olduğunuzu gösterir." dedi.

Sınır güvenliği, gümrükler ve göç bağlamında da farklı bir dijital egemenlik alanının açıldığını dile getiren Taşcı, "Sadece göç konusunda ikamet sisteminiz, vize sisteminiz elektronik ortamda hack'lendiği zaman bu, devletinizin egemenlik alanına taalluk eden bir problem olur. Dolayısıyla burada da bir 'dijital egemenlik' var mı, yok mu konusu karşımıza çıkar." ifadelerini kullandı.

Dijital egemenliğin ekonomi boyutunu ele alan Taşcı, "Para politikası, para piyasası önemlidir. Sizin borsanız dijital işliyor ve burada bir egemenlik alanı var. Buradaki herhangi bir hareketlilik sizin bütün ekonominizi etkileyebilir. Son dönemlerde kripto para dediğimiz alan, baştan aşağı dijital bir alan. Orada var olacaksanız kendi egemenliğinizle var olmanız lazım. Onun da dijital egemenlikle ciddi bir ilgisi var." diye konuştu.

– "NSosyal" ve "tabii" muazzam bir alan açtı

Kültürel egemenlikte de dijital bağımsızlığın önemine değinen Taşcı, "Medyanız, bilgi ağlarınız veya kültür politikalarınız dijital egemenliğin tam da göbeğindedir. Mesela, Türkiye'de bu konuda dijital platform 'tabii', bize muazzam bir alan açtı. Dijital egemenlik meselesi ekonomisinden, kültür ve siyasi boyutundan, hukukundan, askeri boyuttan hepsinin birden dijital yönüyle çok yönlü bir çalışma gerektiren bir alan." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin NSosyal gibi yerli sosyal paylaşım platformlarına ihtiyacı olduğunu ifade eden Taşcı, bu platformların zamanından önce ve sonra ortaya konulması durumunda farklı sorunların ortaya çıktığını, platform yaygınlık kazanmayınca bir süre sonra kullanıcıların buraları terk ettiğini ve geriye bir dijital adacık kaldığını söyledi.

NSosyal'in ciddi bir sosyolojik arka planla çıkış yaptığını belirten Taşcı, şöyle devam etti:

"Eğer TEKNOFEST gençliği dediğimiz bir sosyolojik taban oluşmadan hamle yapılsaydı, dijital ada olarak kalabilirdi. Dijital egemenlik meselesi, millet unsurunuzdan bağımsız olamaz. Millet unsurunuzun da çok yönlü sahiplenmesi gerekiyor. Bunun için de daha önceden bir başarınızın sosyolojik zeminine ihtiyaç var. Selçuk Bayraktar'ın TEKNOFEST başarısının sağ, sol, ideoloji fark etmeden bütün toplum katmanlarında karşılık bulmasından dolayı bu hamlenin dijital ada olma riski çok düşük."

Taşcı, açıklık ve şeffaflık faktörünün de orta ve uzun vadede dijital uygulamaların yaygınlaşmasını mümkün kılabileceğini dile getirerek, "100 tane dijital ada oluşturmakla dijital egemenliği sağlayamayız ama 1, 2 tane yaygın sosyal medya platformu veya mesajlaşma uygulamalarıyla, dijital egemenlik alanında çok rahatlıkla söz sahibi olabiliriz." ifadesini kullandı.

Bu tür mecraların ciddi rekabet sorunları olduğunun altını çizen Taşcı, "Bunu aynı zamanda küresel bir sisteme dönüştürmek istiyorsunuz. Çünkü burada dijital hegemonya dediğimiz, yani Amerika ağırlıklı bir durum var. Siz bunu yıkamasanız da en azından sallamalısınız. Bunun için küresel bir tarafınız olması gerekiyor." şeklinde konuştu.

Taşcı, egemenlik hakkının bir unsurunun da askeri güvenlik ve dış politika olduğunu, bunun da baştan aşağı veri ve siber güvenliğe dayandığını vurguladı.

– Türkiye'nin e-Devlet, UYAP ve e-Nabız tecrübesi

Türkiye'nin altyapı çalışmalarındaki yerliliğin sosyal medyadakinden çok daha ileri bir seviyede olduğunu ve 5G, yerli baz istasyonu projelerinin dışa bağımlılığı azaltmak için önemli birer adım olduğunu aktaran Taşcı, "Elimizde çok yoğun bir e-Devlet, UYAP ve e-Nabız tecrübesi var. Bunlar basite alınacak tecrübeler değil. HAVELSAN, ASELSAN üzerinden milli dijital siber güvenlik konusunda tecrübeler var. Ulusal Siber Güvenlik Strateji Belgesi 2016'dan beri sürekli yenileniyor. Şimdi bütün bu birikim bize sosyal medya alanında altyapı sağlayacaktır." dedi.

Bazı sosyal medya platformlarının İsrail'le protokol yaparak, kullanıcıların konumunu paylaştığını hatırlatan Taşcı, "Dijital platformların sadece bireysel etkileşim alanı olmadığını, devletlerin siyasi ve güvenlik stratejileri için kritik olduğunu öğrendik. Bu, literatürün bildiği bir şey olsa da ortalama toplumsal algıda zayıftı. Biz, halk olarak da artık biliyoruz ki bir X, bir Facebook platformu İsrail'le protokol yapmak suretiyle onu kullanan insanların nokta olarak nerede olduğunu İsrail'le paylaşıyor ve orada da nokta atışı yapılabiliyor." diye konuştu.

– ABD'nin dijital hegemonyasını kırma çabaları

Rusya ve Çin'in dijital egemenlik için yaptığı çalışmalardan örnekler veren Taşcı, Avrupa'nın Bulut Projesi'nin de ABD'nin dijital hegemonyasını kırmaya dönük bir çaba olduğunu belirtti.

Taşcı, Selçuk Bayraktar'ın NSosyal girişiminin de İHA ve SİHA projelerindeki gibi milli savunma hamlesi olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi.

– "Dijital diktatörlük"

Bilişim Hukuku Derneği Başkanı Kürşat Ergün ise iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte toplumların etkileşiminin insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar arttığını söyledi.

Dünyanın bir ucuna anında ulaşabilme lüksünü sağlayan teknolojilerin bazı sorunları da beraberinde getirdiğini belirten Ergün, "Özellikle bu etkileşimi kontrol eden mecraların yönetimleri, şirket politikaları toplumların birbirleriyle olumlu etkileşim kurmasından ziyade belirli hegemonyaların egemenliğini dayatmaya, belirli görüşleri dünyada tek bir görüşmüş gibi yansıtmaya çalışıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Dijital egemenliğin dijital diktatörlüğü de barındırdığını ifade eden Ergün, mevcut sosyal medya platformlarında İsrail'in Gazze'deki soykırımını durdurması için yapılan paylaşımlara sansür uygulandığını, geçmişte ABD Başkanı Donald Trump'ın Twitter hesabının bile engellendiğini anımsattı.

Ergün, bu alandaki tekelleşmeden rahatsız olan devletlerin kendi sosyal medya platformlarını kurma çabasına giriştiklerini, Türkiye'de de benzer gelişmelerin yaşandığını ve Rekabet Kurulunun bazı firmalara ceza kesme yoluna da gittiğini aktardı.

Dijital ortamda her türlü kişisel veriyi elinde bulunduran küresel yapıların oluştuğuna dikkati çeken Ergün, "Bu durum ulusal güvenlik açısından da risk niteliği taşımaktadır. Böyle olduğu için de Türkiye'nin özellikle son 5 yıldaki dijital kalkınma süreci hesaba katılacak olursa, bir dijital egemenlik alanının oluşturulma çabası doğrudan doğruya kamu düzeni ve milli güvenlikle alakalı bir konudur." dedi.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.