Lütfen bekleyin..
Dr. Kazım Kılınç

Dr. Kazım Kılınç

Ahmet Hakan’a bravo!

1 Aralık 2011

İnsanların hayatlarında, kurumların ve ülkelerin tarihlerinde bazı dönemeçler vardır ki bunlar “turnusol kağıdı” görevini görür. Kimin ne mal olduğu kabak gibi ortaya çıkar.

İşte Dersim katliamı tartışması, Türkiye’de sağcılardan solculara, muhafazakarlardan laiklik yanlılarına herkesin, ama herkesin röntgenini çekti bize… AKP yöneticilerinin, vekillerinin, CHP’li yönetici ve milletvekillerinin, MHP yönetiminin, gazetecilerin, yazarların, vicdanlı geçinen dindarların-muhafazakarların, adalet-demokrasi nutukları atan solcuların, aydınların, Alevilerin, Sünnilerin hepsinin, ama hepsinin foyasını ortaya çıkardı.

Ben, dürüst namuslu sandığım yazarların, siyasetçilerin bile söylediklerini dinleyip okudukça, onların aslında ne kadar vicdansız, ne kadar ahlaksızlıklarını gördüm ve insanlığımızdan utandım. Vicdanı körelmiş, kalbi mühürlenmiş bu canavarların sözleri inanın yüreğimi dağladı…

Hayatı boyunca her türlü inanca, etnik kökene, siyasi görüşe saygı duyan, ama kimden gelirse gelsin her türlü şiddete, teröre karşı olan bir kişi olarak inanın çok üzüldüm bu riyakarlıklara, vicdansızlıklara…

Kısacası anlı şanlı yazarlar, bilim adamı kılıklı yalancılar, iftiracılar, merhamet ve insanlıktan nasibini almamış bu kişilerin çoğu “insanlık dersi”nden sınıfta kaldı. Bu olay sayesinde elbette bazı dürüst kalemleri, vicdan sahibi siyasetçileri, tarihçileri de gördük.

İşte bu yazarlardan biri de bana göre Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’dı. Dersim katliamı konusunda kaleme aldığı yazıların çoğunda “vicdanın sesi”, oldu, “insanlığın sesi”ni haykırdı.

Ahmet Hakan’la çok eskiden, belki 15-20 yıl öncesinden tanışırız. Ama bu tanışıklık, karşılaştığımızda selam verme, hal-hatır sorma boyutundan ileriye gitmedi. Bugüne kadar özellikle bir araya gelip konuşmuşluğumuz, telefonla bir görüşmemiz olmadı. Maddi veya manevi bir ilişki içinde de olmadık. O’nu Kanal 7’daki ana haber bültenini sunarken sürekli izler, adaletli ve başkalarıyla kıyaslandığında daha tarafsız habercilik yaptığı için de saygı duyardım. Bugün de aynı inancımı koruyorum.

Ahmet Hakan, önce Sabah’a, ardından Hürriyet’e geçtiğinde de vicdanlı, dürüst tarafını sürdürdürdü hep. Eski mahalle hakaret etti, küfür yağdırdı, defterden sildi, “döneksin” dedi. O da tamam “döneğim” dedi, sonra da “var mı bir diyeceğiniz” diyerek meydan okudu. Yeni mahalle sakinlerinin çoğu da onu bir türlü kabul etmedi, etmek istemedi, “takiyye yapıyor” dedi, “takkeli liboş” dedi. O, bu sıfatları da kabul etti, ama bildiği yolda ilerlemeye de devam etti.

Ahmet Hakan’ı benim gözümde “değerli” kılan husus, vicdanının sesini yansıtması, doğru bildiklerini yazmasıydı. Sırası geldi herkesin kul-köle olduğu AKP’ye bindirdi, sırası geldi Başbakan Tayyip Erdoğan’a yüklendi. Ama sırası geldi, AK Parti’nin icraatlarını, Erdoğan’ın başarılarını teslim etmekte tereddüt etmedi.

Ahmet Hakan gün geldi, CHP’yi, Deniz Baykal’ı yerden yere vurdu. Sırası geldi Kemal Kılıçdaroğlu’nu göklere çıkardı, gün geldi yerin dibine batırdı.

Hakan, gün geldi kimilerinin terör örgütü olarak sunduğu Ergenekon’daki haksızlıklara isyan ederek “adalet adalet” diye haykırdı, kimi zaman “cezalarını bulsunlar” diyerek yasadışı yapılanmalara, derin devletin pisliklerine karşı duruş sergiledi.

Ahmet Hakan, gün geldi türbanlı genç kızların, dindarların sesi oldu, gördükleri zulümlere isyan etti, gün geldi zalimleşen dindarlara, muhafazakarlara posta koydu.

Ahmet Hakan, gün geldi Kürt vatandaşlarımızın haklarının yılmaz savunucusu oldu, gün geldi terör örgütü PKK’ya sert eleştiriler yöneltti.

Ahmet Hakan, gün geldi Alevi vatandaşlarımızın yanlış yaptığına inandığı hususları sayfasına taşıdı, gün geldi zulmedilen, ayrımcılığa maruz kalan bu vatandaşlarımızın yüreğine su serpti.

İşte o Ahmet Hakan, Dersim tartışmasında bana göre en vicdanlı, en şefkatli, en anlayışlı yazıları kaleme alan , en çok empati kuran yazarların başında yeraldı.

İşte bu yüzden Ahmet Hakan’a vicdanlarımızın sesini haykırdığı için, “adalet” dediği için, “insanlık ölmedi” dedirttiği için bravo diyorum…

Hayırdır, amma da övmüşsünüz diyenler olabilir. Hiç mi hatası yok? Hiç mi yanlışları yok diye sorabilirsiniz…

Olmaz mı?

O’nun çok hatası da oldu ve oluyor elbette. Zaman zaman kibirli davranışları, geçmişini unutarak havaya girmesi, Deniz Feneri gibi çok önemli bir konuda o gür sesini haykırmaması hoşuma gitmedi, gitmiyor… Ama kendisi de hataları için birçok defa özeleştiri yapıyor yazılarında…

Ha, şunu da söyleyeyim…. Kimin hatası, yanlışı yokki!

İşte hatırlamak isteyenler için Ahmet Hakan’ın bu konuda çok yazısı var, ama aşağıdaki yazısı “vicdan ve adalet” arayanların sesine tercüman olacak nitelikte…

AHMET HAKAN: “BARİ İKİ DAKİKA SUSUN”

Bu yazımı “Ne olur, bu cennet vatanımızı üç kuruşluk maddi çıkar uğruna, üç/beş oy kazanmak için o pis siyaset oyununa alet etmeyin. Kardeşlik bağımızı koparmayın, vatandaşlık ruhumuzu öldürmeyin, Türkiye’mizin ve Türk halkının varlığına kastetmeyin” sözlerimle bitirmek istiyorum…

Allah ülkemizi, birliğimizi ve varlığımızı, dışarıdaki ve içerideki iblislerden, şer güçlerden korusun!

Dr. Kazım KILINÇ
kakilinc@haber1.com

Yazarın Diğer Yazıları
1 Şubat 2016
15 Mayıs 2014
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=