Lütfen bekleyin..
Şaban Çağıran

Şaban Çağıran

Tasarrufun işletmeler üzerindeki sonuçları…

1 Mart 2013

Tasarruf, bir yönüyle çok alışkın olduğumuz, diğer yönüyle bir türlü öğrenemediğimiz ya da öğrendiysek bile uygulayamadığımız bir alışkanlık. Tasarrufa olan ihtiyaç, geleceğe dair belirsizlik ve güvensizliğin arttığı veya özellikle işletme karının azaldığı, olağan dışı durumlarda akla gelen ilk tedbirdir. Gelirin ve dolayısıyla karlılığın arttığı, ekonominin büyüdüğü dönemlerde ise kolay unutulan bir uygulamadır. Tasarrufun etkisi de uygulandığı dönemin mahiyetiyle çok yakından ilişkili.

Şöyle bir yakın geçmişe dönüp baktığımızda, bu yaklaşımın pek çok örneklerini görüyoruz. Örneğin, ülkemizde son yıllarda yaşanan yoğun ekonomik krizlerde; bireylerin yanında, işletmelerin yoğun tasarruf önlemleri aldığını biliyoruz. Adeta tasarruf etmek için kriz yaşanmasını bekliyor gibiyiz. Yani bedeli yüksek, öğrenen organizasyon durumu. Çünkü kriz öncesinde işletmeler inanılmaz savurgan tutumlar sergilemişler, gereksiz harcamalarını artırmışlar, kontrol etmemişlerdi. Yüksek faiz ve yüksek enflasyonun yarattığı köpük ekonomisi, adeta herkesin kendisini yapay bir refah içinde hissetmesine neden olmuştu. Ne zaman ki; yaratılan yapay köpük birkaç küçük rüzgarla yok oldu. Anında bütün işletmeler bir anda tasarrufu hatırladılar ama panik içinde inanılmaz yanlış uygulamalara gittiler. Tasarruf ediyorum derken, ilk uygulamaya personeli işten çıkararak başladılar. Sonra eğitim harcamalarında kısıntı yapıldı. Ardından satış elemanlarına verilen teşvikler, primler kaldırıldı. Kimileri faturayı müşteriye kestiler vs. Oysa her bir uygulamanın olumsuz sonuçları vardı. Bunlar görmezden gelindi. Örneğin; bir personeli yeniden elde etmenin maliyeti ölçülemeyecek kadar yüksektir. Bu maliyetin içinde, kurumsal hafızanın yok edilmesi, usta–çırak ilişkisinin işlemez hale gelmesi, deneyimli personel yerine deneyimsiz olanın işe alınmasının yarattığı gizli maliyetler, eğitim-bilgi eksikliğinin olumsuz sonuçları… vs. Aslında bu uygulamalarla tasarruf yerine ciddi gizli ek maliyetler yaratıldı. Kaş yapayım derken göz çıkarıldı. Sonuç mu, yok edilen binlerce şirket, kayıp gelecekler, çok sayıda eğitimli işsizler, toplumsal travmalar…

PEKİ O HALDE NE YAPMALI?

Tasarruf, piyasa ve şirketin normal hayatını sürdürdüğü dönemde yapılmalı. İşletmede tasarruf kültürü yaratılmalı ve sürdürülebilir hale getirilmeli. Tasarrufun nerede, ne zaman ve nasıl yapılacağı çok iyi hesap edilmeli, kaş yapayım derken göz çıkartılmamalı. Diğer yandan, “tasarruf” sadece giderlerden kesinti şeklinde değil, aynı zamanda verimlilik olarak da ele alınmalı. Tasarruf ederek, harcamaların azaltılması yoluyla karlılık sağlanabileceği gibi, geliri yükselterek de karlılık arttırılabilir. Her ikisi de aynı sonucu doğurur. Kar ise işletmenin devamlılığını sağlar.

Piyasa ekonomisinin yarattığı rekabet ortamı, artan maliyetler ve düşen kâr marjları şirketleri, kriz dönemleri dışında da tasarruf yapmaya zorluyor. Bunu çok iyi uygulayan işletmeler var Okuduğum bir makalede, Lufthansa Hava Yolları, yaptığı ölçümlerde, (ölçerek yönetmek çok önemli) yolcuların kahvaltı tabaklarındaki 6 adet zeytinin ortalama olarak 4 ‘ünü tükettiklerini, kalanı ise çöpe attıklarını belirliyor. 2 adet zeytinden her yıl elde edilen tasarrufun milyonlarca USD tasarruf sonucunu doğurduğu ortaya çıkıyor.

Kamprand, 1996 yılında yayınlanan “Bir Mobilya Satıcının Vasiyeti” adlı kitabında IKEA’nın sırrını gereksiz harcamalardan kaçınmak ve her aşamada tasarruf etmek olarak özetliyor. Kamprand, IKEA çalışanlarına hitaben yazdığı yazıda “Düşük fiyata ürün sunmalıyız. İşte bu bizi, ürünlerimizi daha ekonomik bir şekilde üretmeye, daha etkin satın alma yapmaya ve sürekli olarak tasarruf yapma konusunda inat etmeye sevk ediyor. İşte sırrımız bu. Bu, başarımızın esas temelidir” diyor. (1)

Şirketlerin her biri kendine göre tasarruf önlemleri alabilir. Ancak görünen o ki şirketler artık tasarruf etmek için kriz zamanlarını beklemedikleri gibi, eskiden olduğu gibi insan kaynağından tasarrufu ilk sıraya koymuyorlar. Bunun yerine, üretimden pazarlamaya, ulaşımdan enerjiye, operasyonel harcamalar gibi pek çok konuda tasarruf önlemleri alıyorlar. Yapılması gereken ise gider kalemlerini önce gruplandırıp, sonra en alt detay bazında ölçmek ve önceki dönemlerle karşılaştırmakla işe başlamak ve istatistiksel metotlardan yararlanmak gerekir. Bu da şirketten şirkete, nelerin azaltılacağına, veya nelerden vazgeçileceğine bağlı. Ama şu bir gerçek ki; büyük şirketlerdeki bir zeytininin, bir kağıdın, bir litre benzinin, bir gece konaklamanın, yani basit gibi görünen pek çok küçük harcamaların toplamda yarattığı etkinin çok ama çok büyük miktarlarda kayıp demek olduğu unutulmamalı.

Aslında tasarrufu, giderleri tamamen yok etmek değil, gereksiz giderleri yok etmek, gerekli olan giderleri ise azaltmanın yanında, maliyetini düşürmek ve/veya tüketimini azaltmak olarak ele almak gerekir.

Bir de giderin kısılmasının üretim ve karlılık üzerinde yarattığı etki ölçülmeli, bunun yanında marjinal tasarrufun marjinal gelirden fazla olmasına dikkat edilmeli. Yani attığımız taş, ürküttüğümüz kurbağaya değmeli. Nelerden tasarruf edilebileceğine burada tek tek yer verilmesi mümkün değil, sayfalara sığmaz. Ancak, metodoloji olarak kullanılan yöntemleri şu başlıklar altında sıralayabiliriz.

1. Tasarruf Odaklı bir kültür yaratılması,
2. İSO 9000 Uygulamaları,
3. Toplam Kalite Uygulamaları,
4. Mükemmellik Modeli,
5. Six Sigma Metodolojisi,
6. İstatistiksel Yöntemler vb.

Bunların her biri, kendi içinde, süreçlerin tamamının elden geçirilmesini gerektirecek, tasarrufun yanında, süreç etkinliklerini de kapsayan çok önemli uygulamalardır. Bol tasarruflu ve verimli çalışmalar.

Yazarın Diğer Yazıları
2 Aralık 2015
1 Temmuz 2015
2 Mayıs 2015
20 Şubat 2015
1 Temmuz 2014
5 Aralık 2013
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=