Lütfen bekleyin..
Avatar

Murat Erdin

Trafik ışığına ne gerek var!

5 Ekim 2014

Oturduğum yer ile görev yaptığım bankamın arası çok uzak değil ama trafiğin yoğun olduğu bir bölge olduğundan, zaman zaman kırmızı ışıkların olduğu noktalarda trafikte uzun süre beklemek, sinir harbine katlanmak durumunda kalıyoruz. Işık sayısı çok değil aslında ama bazen bir tanesine bile takılmak, yolu en az 10–15 dakika uzatabiliyor.

Geçenlerde en çok beklemek zorunda kaldığımız kırmızı ışığa yaklaşınca trafiğin hiç yoğunlaşmadığını, tam tersine hızlıca akıp gittiğini gördüm ve oradan çabucak geçtim. Bir de ne göreyim, ışıklar arıza yapmış, çalışmıyor! Işıklar çalışmadığı için de trafik su gibi akıp gidiyor. Önce şaşırdım sonra, ‘demek kurallar her zaman iyi olmayabiliyor” diye düşündüm. Aynı durum bazen trafik polisleri için de geçerli oluyor. Bir kavşakta polis var ise o kavşak adeta kilitleniyor/tıkanıyor, yoksa hızla akıyor.

İşletmelerde de sıkça iş akışının yavaş işlemesine neden olan pek çok kurallarla karşılaşıyoruz. Katı kuralların olduğu bir işletmede belki risk azalıyor ama diğer yandan süreç tıkanıyor, gizli maliyetler oluşuyor, bunun yanında verimlilik-yaratıcılık inanılmaz derecede zayıflıyor. Bir anlamda işin trafiğinde tıkanıklıklar oluşuyor. Bunun en güzel örneklerini devlet bürokrasisinde çoğu kez görebilirsiniz. Bir imza için günlerce beklendiğine, yetkisi olmadığını ifade eden bir görevlinin anlaşılmaz yaklaşımının hayatı ne kadar zorlaştırdığına çokça şahit olmuşsunuzdur.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerde de buna benzer durumlara sıkça rastlamak mümkün. Müşteri olarak bir mağazaya gidersiniz, satış elemanından bir şey talep edersiniz. Benim yetkim yok, bilmem kimi ya da belki de patronu beklememiz gerektiğini söyler. Oturur saatlerce beklersiniz. Halbuki yetki devri olsa, bir anlamda kurallar müşteri ve piyasa ihtiyaçlarına uygun hale getirilse, belki de o müşteri çok daha memnun ayrılacak. Müşteri memnuniyetinin ne anlama geldiğini burada anlatmama sanırım gerek yok, çok ama çok önemli.

Şunu söyleyebilirim ki; kurallar tüm işletmeler için gerekli. Ama kesin olan bir şey daha var ki aşırı kurallar, yaratıcılığı ve verimliliği azaltıyor. O halde kurallar elbette olmalı ama sürekli sorgulanmalı, müşteri ve işletme ihtiyacı ile birlikte mutlaka günün koşullarına uyarlanmalı. Kuralsızlık toplumu her alanda elbette karmaşaya götürür, kural ise baskıcıdır ve yaratıcılığı baltalar.

Montaigne “Neden bu kadar kanun var ki, sürekli değişen bir hayatla asla değişmeyen kurallar sisteminin ortak bir yanı olamaz” der. Görüleceği üzere Montaigne de, kurala karşı gelmemekte ancak kuralların günün koşullarına uygun hale getirilmemesinden yakınmakta.

Bir halk deyimi var: “Kurallar, aykırı davranılsın diye vardır” diye. Aslında burada da anlatılmak istenen şey kuralların sürekli sorgulanması gereğidir. Bir an düşünün, yüzyıllar önce konulan kurallar güncelleştirilmese, aynı kalsaydı toplumun hali ne olurdu! Öyleyse kurallar gerçekten iyice sorgulanmalı, gözden geçirilmeli.

Müfettiş olarak yıllarca kuralların uygulanmasının peşinde koşan ben, elbette kuralsızlığı değil, kuralları sorgulamak gerektiğini savunuyorum. Kurallar sistemi tıkamamalı, iyi işlemesini sağlamalı, yani kuralların bizi doğru yerlere götürdüğünden emin olmalıyız.

Aşırı kurallarla büyüyen bir çocuğun yaratıcılığının çok yetersiz olduğu ve hatta kişiliksiz–silik bir karakter olarak yetiştiğini hepimiz biliyoruz. Ama aşırı serbest–kuralsız bir ortamda büyüyen çocuk da, anarşist zihniyetli, başkasına saygısız olabiliyor. O halde, işletmelerde oluşturulan kurallar, başıboşluk yaratacak kadar gevşek olmamalı, bunun yanında çalışan ve süreç etkinliğini artırmalı,müşteri ihtiyaç ve beklentilerine uygun olmalı.

Siz hiç kurala aykırı davrandığı için ödüllendirilen birini gördünüz mü? Yada bunu gözünüzün önüne getirebiliyor musunuz? Ben getirebiliyorum. Aykırı bazı davranışlar, o davranışın kuralının keskin olduğu dönemlerde cezalandırılıyor ama daha sonra toplumun anlayışı değiştiği zaman, kuralı değiştiren kişi ödülün sahibi olmayı hak ediyor. Örneğin, insanoğlunun “güneşin, dünyanın etrafında döndüğünü” düşündüğü dönemde, Galileo (1564-1642) çıkmış “hayır” demiş “Dünya, Güneşin etrafında dönüyor”. Hemen engizisyon mahkemelerinde yargılanıp cezalandırıldı ancak sonra bütün dünya O’na ödülünü verdi.

Tüm bu açıklamalar ışığında işletmelerde oluşturulan kurallar; sistemi ve işin akışını engelleyen değil, tersine süreç etkinliğini artıran bir durum yaratmalı, müşteri memnuniyetini artırmalı. Matematiksel formülünü yazacak olursak, kural koymanın getirisi, kuralsızlığın yaratacağı kaos/zarardan büyük olmalı!

Vizyon

Şaban Çağıran

Denizbank A.Ş.

Genel Müdürlük / Grup Müdürü

cagiran@turcomoney.com

Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=