Lütfen bekleyin..
  • Ana Sayfa
  • 22°
    27 Mayıs 2019 06:28
  • Sitene Ekle
  • RSS
  • Son Haberler
  • Arşiv

Dr. Kazım Kılınç

Ahmet Hakan’a bravo!

01 Aralık 2011 09:05

   İnsanların hayatlarında, kurumların ve  ülkelerin tarihlerinde bazı dönemeçler vardır ki bunlar "turnusol kağıdı" görevini görür. Kimin ne mal olduğu kabak gibi ortaya çıkar.

  İşte Dersim katliamı tartışması, Türkiye’de sağcılardan solculara, muhafazakarlardan laiklik yanlılarına herkesin, ama herkesin röntgenini çekti bize… AKP yöneticilerinin, vekillerinin, CHP'li yönetici ve milletvekillerinin, MHP yönetiminin, gazetecilerin, yazarların, vicdanlı geçinen dindarların-muhafazakarların, adalet-demokrasi nutukları atan solcuların, aydınların, Alevilerin, Sünnilerin hepsinin, ama hepsinin foyasını ortaya çıkardı.

   Ben, dürüst namuslu sandığım yazarların, siyasetçilerin bile söylediklerini dinleyip okudukça, onların aslında ne kadar vicdansız, ne kadar ahlaksızlıklarını gördüm ve insanlığımızdan utandım. Vicdanı körelmiş, kalbi mühürlenmiş bu canavarların sözleri inanın yüreğimi dağladı…

Hayatı boyunca her türlü inanca, etnik kökene, siyasi görüşe saygı duyan, ama kimden gelirse gelsin her türlü şiddete, teröre karşı olan bir kişi olarak inanın çok üzüldüm bu riyakarlıklara, vicdansızlıklara…

   Kısacası anlı şanlı yazarlar, bilim adamı kılıklı yalancılar, iftiracılar, merhamet ve insanlıktan nasibini almamış bu kişilerin çoğu “insanlık dersi”nden sınıfta kaldı. Bu olay sayesinde elbette bazı dürüst kalemleri, vicdan sahibi siyasetçileri, tarihçileri de gördük.

  İşte bu yazarlardan biri de bana göre Hürriyet yazarı Ahmet Hakan’dı. Dersim katliamı konusunda kaleme aldığı yazıların çoğunda “vicdanın sesi”, oldu, “insanlığın sesi”ni haykırdı.

   Ahmet Hakan’la çok eskiden, belki 15-20 yıl öncesinden tanışırız. Ama bu tanışıklık, karşılaştığımızda selam verme, hal-hatır sorma boyutundan ileriye gitmedi. Bugüne kadar özellikle bir araya gelip konuşmuşluğumuz, telefonla bir görüşmemiz olmadı. Maddi veya manevi bir ilişki içinde de olmadık. O’nu Kanal 7’daki ana haber bültenini sunarken sürekli izler, adaletli ve başkalarıyla kıyaslandığında daha tarafsız habercilik yaptığı için de saygı duyardım. Bugün de aynı inancımı koruyorum.

   Ahmet Hakan, önce Sabah’a, ardından Hürriyet’e geçtiğinde de vicdanlı, dürüst tarafını sürdürdürdü hep. Eski mahalle hakaret etti, küfür yağdırdı, defterden sildi, “döneksin” dedi. O da tamam “döneğim” dedi, sonra da "var mı bir diyeceğiniz" diyerek meydan okudu.  Yeni mahalle sakinlerinin çoğu da onu bir türlü kabul etmedi, etmek istemedi, “takiyye yapıyor” dedi, “takkeli liboş” dedi. O, bu sıfatları da kabul etti, ama bildiği yolda ilerlemeye de devam etti.

   Ahmet Hakan’ı benim gözümde “değerli” kılan husus, vicdanının sesini yansıtması, doğru bildiklerini yazmasıydı. Sırası geldi herkesin kul-köle olduğu AKP’ye bindirdi, sırası geldi Başbakan Tayyip Erdoğan’a yüklendi. Ama sırası geldi, AK Parti’nin icraatlarını, Erdoğan’ın başarılarını teslim etmekte tereddüt etmedi.

  Ahmet Hakan gün geldi, CHP’yi, Deniz Baykal’ı yerden yere vurdu. Sırası geldi Kemal Kılıçdaroğlu’nu göklere çıkardı, gün geldi yerin dibine batırdı.

   Hakan, gün geldi kimilerinin terör örgütü olarak sunduğu Ergenekon’daki haksızlıklara isyan ederek "adalet adalet" diye haykırdı, kimi zaman “cezalarını bulsunlar” diyerek yasadışı yapılanmalara, derin devletin pisliklerine karşı duruş sergiledi.

   Ahmet Hakan, gün geldi türbanlı genç kızların, dindarların sesi oldu, gördükleri zulümlere isyan etti, gün geldi zalimleşen dindarlara, muhafazakarlara posta koydu.

   Ahmet Hakan, gün geldi Kürt vatandaşlarımızın haklarının yılmaz savunucusu oldu, gün geldi terör örgütü PKK’ya sert eleştiriler yöneltti.

   Ahmet Hakan, gün geldi Alevi vatandaşlarımızın yanlış yaptığına inandığı hususları sayfasına taşıdı, gün geldi zulmedilen, ayrımcılığa maruz kalan bu vatandaşlarımızın yüreğine su serpti.

   İşte o Ahmet Hakan, Dersim tartışmasında bana göre en vicdanlı, en şefkatli, en anlayışlı yazıları kaleme alan , en çok empati kuran yazarların başında yeraldı.

   İşte bu yüzden Ahmet Hakan’a vicdanlarımızın sesini haykırdığı için, “adalet” dediği için, “insanlık ölmedi” dedirttiği için bravo diyorum…

   Hayırdır, amma da övmüşsünüz diyenler olabilir. Hiç mi hatası yok? Hiç mi yanlışları yok diye sorabilirsiniz…

   Olmaz mı?

   O'nun çok hatası da oldu ve oluyor elbette. Zaman zaman kibirli davranışları, geçmişini unutarak havaya girmesi, Deniz Feneri gibi çok önemli bir konuda o gür sesini haykırmaması hoşuma gitmedi, gitmiyor… Ama kendisi de hataları için birçok defa özeleştiri yapıyor yazılarında…

Ha, şunu da söyleyeyim…. Kimin hatası, yanlışı yokki!

   İşte hatırlamak isteyenler için Ahmet Hakan’ın bu konuda çok yazısı var, ama aşağıdaki yazısı  “vicdan ve adalet” arayanların sesine tercüman olacak nitelikte…

AHMET HAKAN: "BARİ İKİ DAKİKA SUSUN"

   Bu yazımı “Ne olur, bu cennet vatanımızı üç kuruşluk maddi çıkar uğruna, üç/beş oy kazanmak için o pis siyaset oyununa alet etmeyin. Kardeşlik bağımızı koparmayın, vatandaşlık ruhumuzu öldürmeyin, Türkiye’mizin ve Türk halkının varlığına kastetmeyin” sözlerimle bitirmek istiyorum…

   Allah ülkemizi, birliğimizi ve varlığımızı, dışarıdaki ve içerideki iblislerden, şer güçlerden korusun!

 

Dr. Kazım KILINÇ
kakilinc@haber1.com

 

  • Bu haberi paylaşın:
YORUM YAZ
UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (0)
Mehmet Ekin
8yıl önce
İnsanlar empati kursa yeter. Bu olaylar konusunda herkes birşey söylüyor. Kafam karışık. Ama acı bir olay yaşandığı kesn. Keşke olmasaydı bu talhsiz olay
Nazmi Sarıkaya
8yıl önce
Kazım bey, her zaman ama her zaman eleştirmeyi, dövmeyi milletçe pek severiz ama iş eleştirdiğimiz durumun düzelmesi yönünde '' öneri'' yapmaya ya da yapılan güzel bir şeyi ''övmeye, takdir etmeye'' geldiğinde maalesef sınıfta kalırız. Bazı konularda kraldan çok kralcı, bazı konularda çok fanatik oluruz.Vatan, millet denildi mi, elimize bayrağı alır dökülürüz yollara, arabamızı, işyerimizi süsleriz al bayraklarımızla ama ''bayrağını sevmek'' sadece O'nu dalgalandırmak değil, dalgalanan O bayrağın altında üretilen yerli ürünleri de satın almayı, kullanmayı gerektirir'' diye düşünmeyiz. İfrat ve tefritten sakınmalı diye bir sözümüz vardır ama sanki bu sözden kendimizi'' istisna'' tutar gibiyizdir. Lafı fazla uzatmayayım, siz yine kendinize göre iyi olduğuna inandığınız bir aksiyonu gerçekleştiren kişiyi takdir etmişsiniz. O kişiye sadece siyah veya beyaz diye bakmayıp, bu olayda ak gördüğünüz tarafını ortaya çıkarak övmüşsünüz.Tersini de yani O kişinin sizce eleştirilecek tarafını görseniz de,yererdiniz eminim. Bu farklı ve istisnai bakış açınızdan dolayı teşekkürlerimle...
Zeki Topçu
8yıl önce
Ahmet Hakan konusundaki yazılarınıza katılmıyorum sayın Kılınç. O da sürekli tornistan ypapan bir adam neticede
Yazarın Diğer Yazıları




Linkler

Arşivde Ara

Namaz Vakitleri
    İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
    03:3705:3013:0617:0420:3222:17
Anket
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=