Lütfen bekleyin..
Melih Bulut

Melih Bulut

İdare Amiri kaç kilo olmalı?

12 Kasım 2011

Meclis İdare Amiri olmak için:

Bundan böyle siyasi partiler meclis idare amirliğine seçecekleri kişileri; ağır siklet, “kodum mu oturtan(!)”, Soros’tan yardım alan kuruluşlar bünyesinde yer almış olan, kolu, pazusu güçlü milletvekilleri arasından seçmelidir. Zira görevlerini başarılı şekilde yapmaları için bu nitelikler çok gerekli ve önemlidir…

Sakın ola Kamer Genç‘i, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ‘ nde kürsüden ittirerek, kaktırarak zorla indiren adamı kastettiğimi sanmayın. O misyon insanı, kendisine verilen görevi(!) yerine getiriyor…

Böyle bir tanım yapmamızda tek neden, içimizden geldiği içindir. Ne tuhaftır ki, bizim tanımımız; Meclis’te yaşanan ayni bir olayla çakıştı. Tamamen rastlantı…

Yakup Akay öyküsü:

İki tatar genci bir sonra ki gün yağmur yağacak mı yağmayacak mı merak etmişler. En doğru tahmini kim yapar? Tabi ki mahallerinin büyüğü Yakup Akay. Doğruca ona gitmişler ve sormuşlar. Yakup Akay şöyle bir sakalını sıvamış başını gökyüzüne kaldırıp uzun uzun baktıktan sonra soruyu yanıtlamış.

“Evlatlar! Yarın yağmur ya cavar (yağar) ya cavmaz (yağmaz)”

Gençler ertesi gün yağmurun yağdığını görünce demişler ki:

“Gordunmu bak bizim Yakup Akay nasıl da bildi yağmurun cavacağını (yağacağını”

Van depremi ve diğer depremler konusunda ahkam kesen çok değerli bilginlerin, uzmanların Yakup Akay’dan ne farkları var? “Deprem olabilir de olmayabilir de” sürekli söyledikleri bu yönde değil mi? Açıklamalarına zerre kadar güvenebilmek mümkün mü?

Kocaeli depreminden hemen sonra da İstanbul’da deprem olacaktı(!) Aradan koskoca 12 yıl geçti. Allah’a şükür bir şey yok.

Şimdi işi daha profesyonel hale getirdiler. Efendim son 30 yıl içerisinde her an İstanbul’da bir deprem olabilirmiş. 30 yıl sonra kim öle kim kala(!)

Müthiş bir Türkiye gerçeği ve gelecek saptaması:

“Büyük bir ihtimalle 2014’de “daha özgür Anayasa” sloganı altında “Parlamenter Sistem” “Başkanlık Sistemi“ne dönüştürülecek!

AKP, yerel yönetimlere daha fazla yetki tanıyan “demokratik özerkliği” de yeni Anayasa‘ya sokarak TBMM’de BDP’den yeterli oy (367) için destek alacak.

Ancak, TBMM’deki yeterli oy sayısına rağmen referanduma da giderek yeni rejimi millete de onaylatacak. Referandum aynı zamanda hem Silivri’de yargılananlara, hem PKK’lılara genel af getirerek kendisini herkese cazip veya mecburcu kılacak. (Şimdi anladınız mı, içeride pek çok gazeteci, yazar, ilim adamı, asker; neden yıllardır, suçlarının doğru dürüst ne olduğunu bilmeden tutukluluk altındadır. B.Ö.)

Böylelikle, Türkiye Cumhuriyeti tüm yargı ve yürütme erkini elinde toplayan seçilmiş bir tek adamla yeni bir totaliter rejime doğru yelken açacak!

Basit ama meramımı benden iyi anlatan bir not:

Harvard’da Kennedy School’da Çetin Doğan’ın kızı Pınar Rodrik ile sohbet ederken “Cemaat“çı olduğu söylenen birkaç Türk genç bizi uzaktan dinlemeye başladılar ve konuştuklarımızı kayıt altına almaya çalıştılar. Halbuki isteseler, bu pırıl pırıl gençler koridorda ortalık yerde yapılan sohbete bizzat katılabilirlerdi.

İster istemez, 28 Şubat döneminde bu gençlerin “ağabeyleri” ile yaptığımız sohbetleri sözüm ona gizli izleyen ama izledikleri, Harvard’daki gençlerin durumunda olduğu gibi, aşikar olan memurları hatırladım.

Aklıma, “bu ülkede oyuncular değişse de oyun asla değişmez mi?” sorusu takıldı.” Dr. Cüneyt Ülsever. ABD’de ki konuşmasından. Oda-TV 12 kasım 2011

Hatırlatma: Yazının tamamını mutlaka okuyunuz.

AKP üst yönetimini en çok ne çıldırtıyor?

Tarihte Diyojen‘in gündüz gözü elinde taşıdığı “Denizci Feneri” ni 2011 Türkiye’sinde birinin elinde görmek. Bir de orada burada ve kamuoyu önünde “Deniz” sözcüğü ile “Fener” sözcüğünü bitişik kullanmak ve bunu sık sık tekrarlayarak halkı uyandırmak. Peki neden acaba? Bunu her şeyi bilen Yakup Akay’a sormak gerekir(!)

BURHAN ÖZBEY

Yazarın Diğer Yazıları
24 Ocak 2012
22 Ocak 2012
19 Ocak 2012
10 Kasım 2011
8 Kasım 2011
5 Kasım 2011
27 Ekim 2011
13 Ekim 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=