Lütfen bekleyin..
Melih Bulut

Melih Bulut

Anlayamadıklarım

24 Ocak 2012

Özellikle son yıllarda, ülke yönetiminde üst seviyelerdeki kişisel ve kurumsal bazda yapılan pek çok icraatı, anlamakta güçlük çektiğimi burada içtenlikle belirtmek isterim…

AKP iktidarının kapalı devre yönetimi; olayları, icraatları gerçek yönüyle öğrenmemize ve anlamamıza olanak tanımıyor…

Ülkede bir korkudur almış başını gidiyor…

Başbakan Erdoğan bu korku paranoyasının en önemli ve tek yaratıcısı olarak görülüyor…

Düşünebiliyor musunuz bir firma ya da işadamı AKP’yi eleştiren ve bu partiye muhalif olarak yayınlar yapan bir gazeteye ya da televizyona reklam vermekten ciddi ölçüde çekiniyor, ürküyor ve korkuyor…

Başbakanın sağlığı ile ilgili samimi duygulara dayalı tereddütlü yorumlar yapmak, yazı yazmak bile, hesap masasına oturmayı ya da bedel ödemeyi göze almak anlamına geliyor…

Başbakan’ın annesinin cenazesinde yaşanan toplum dramını, tüm çirkinliği ve samimiyetsizliği ile birlikte gördük…

Kimi büyük şirketler tarafından gazetelere verilen tam sayfa ölüm ilanlarının manası, mantığı, doğallığı ve zerre kadar inandırıcılığı var mıydı?

Bir Allah’ın kulu çıkıp da diyebilir mi ki, bu ilanlar gerçek samimiyet ve hüznün ifadesiydi…

Yaratılan korku, baskı ve tehditlerin; toplum dinamiklerini ve bireyleri ne hale getirdiğini ibret ve nefretle görmeye ne yazık ki devam ediyoruz…

Her yerde korku dağları aşmış; kayırma, kollama; iktidarın adeta temel işlevi olmuş durumda…

Neyse… Bu konularda söylenecek ve yazılacak şey var ya…

ANLAYAMADIKLARI

– Cumhurbaşkanı Abdullah Gül; kendisinin Atatürkçü olmadığını, Atatürk’ü hiçbir zaman benimsemediğini topluma yönelik olarak açık açık söyleyen bilinen bir Atatürk düşmanını, bile bile nasıl oldu da, adı Atatürk’le başlayan ve Atatürk’ün ilke ve ideallerini yaşatmak ve yüceltmek olan bir kurumun başına atadı.

Zerre kadar anlayabilmiş değiliz…

– Yine Abdullah Gül, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında yolsuzluk suçlamasıyla dava açılması aşamasında iken; Cumhurbaşkanı konumuyla “ben Belediye Başkanı’na kefilim namuslu ve dürüst insandır…” türü bir açıklamayı, iddialar yargı aşamasında iken nasıl yapabiliyor

Bu açıklaması açıkça yargıya yön verme ve baskı sayılmaz mı?

Böyle bir açıklama yapmak Cumhurbaşkanının inisiyatifi içerisinde sayılabilir mi? Bu işin başında açıkça taraf olmak değil midir?

Zerre kadar anlayabilmiş değiliz…

– Asrın yolsuzluk davası diye nitelenen, Almanya’da bazı kişiler nezdinde Alman mahkemelerince davalar açılıp, bunların mahkumiyetler kesinleşmişken ve asıl suçluların Türkiye’de olduğu Alman Mahkemelerince resmen açıklanmışken, Türkiye’de kamuoyundan tam 4 yıl gizli saklı tutulan Deniz Feneri dava dosyasının; sonunda olayın içerisinde yer alanların tutuklanması kararıyla sonuçlanması ve tutuklamaların yapılmış olmasına karşın; ne oldu da, neler yaşandı da, tutuklanan şahısların salıverilmesi ve tutuklama kararını alan savcıların tarumar edilmesi gibi adil olmayan ve vicdanları rahatsız eden bir süreç yaşandı…

Kesinlikle ve kesinlikle, zerre kadar anlayabilmiş değiliz…

– Ergenekon vs gibi davalar için konuşmalar ve değerlendirmeler hatta kimi zaman çok ağır eleştiriler yapan Başbakan Erdoğan’ın; Deniz feneri davası konusunda tek kelime ile ağzını açıp bir şey söyle(ye)memesini…

Zerre kadar anlayabilmiş değiliz

– Aydınlık gazetesi tarafından, Silivri Cezaevi’nde yaşamını yitiren eski MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun mektup ve iddialarına ve Wikileaks belgelerine dayalı olarak; Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İsviçre bankalarında 8 ayrı hesapta toplam 800 milyon lira değerinde hesabı bulunduğu yönünde yaptığı yayından sonra; bu konuda kamuoyunu aydınlatıcı ve tekzip edici anlamda bir açıklama yapılmamasını, (ki bu çok beklendi ve hâlâ bekleniyor) açıkçası toplumun bu konuda hiçbir şekilde bilgilendirilmemesini…

Zerre kadar anlayabilmiş değiliz…

– ABD’li 3 M şirketi, bundan bir buçuk yıl kadar önce, “biz firma olarak, ihale almak ve mallarımızı yüksek fiyatla satabilmek için Türkiye’de kimi büyük kamu kuruluşlarına önemli miktarlarda rüşvetler verdik.” diye dünya alem önünde alenen açıklama yapmasına karşın; bu zamana kadar iddiayla ilgili sonuç alıcı, hangi kurumların ve kişilerin ne tutarda rüşvet aldığını belirleyici bir çalışma yapılmamasını…

Zerre kadar anlayabilmiş değiliz…

Başbakan’ın malum balkon konuşmasında; seçim (referandum) sonucuna bağlı olarak “OKYANUS ÖTESİNE TEŞEKKÜR EDERİM” diyerek neyi, kimi ya da kimleri kastettiğini ve teşekkür ettiği yeri, kurumu, kişiyi, kişileri AÇIKÇA SÖYLE(YE)MEMESİNİ ve Başbakan konumuyla neden böyle bir şifreli teşekkür açıklaması yaptığını… Ya da yapmak zorunda kaldığını…

Zerre kadar anlayabilmiş değiliz…

Bütün bu ve benzerleri olan bitenler karşısında; toplumumuzdaki derin sessizliği, asil milletimin müthiş tevekkülünü ve “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” kaderciliğini yaşam biçim haline getirmiş olmasını…

İnanın zerre kadar anlayabilmiş değiliz…

BURHAN ÖZBEY

Yazarın Diğer Yazıları
22 Ocak 2012
19 Ocak 2012
10 Kasım 2011
8 Kasım 2011
5 Kasım 2011
27 Ekim 2011
13 Ekim 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=