Lütfen bekleyin..
Avatar

Ulduze Qaraqızı

Her şey millet için

21 Şubat 2012

her_sey_millet_icin.jpgYaşatığımız dönemin etkisi direkt sinemaya bile kendi etkisini göstermiş. Tüm dünyada yaranan filmlerin, hatta dizilerin hepsi dönemin bir şeylerini yazıyor, seyrciye gösteriyor. Bu yüzden kendimizi, karşılaştığımız olayları sinemada görünce şaşırmıyor, aksine düşünüyoruz. “Neden şu durumdayız” gibi fikirler hep bizlerii takib ediyor. Böyle bir durumda yönetmenlerin omuzlarına daha ağır yük yüklenmiş…çünkü dönemin olaylarını kameraya göçüren vede yaptığı işi tarihe yazan yönetmenlerdi…Gerçi tüm yönetmenler tarih yazamıyor, ama yazanlar var.

Dünya sinemasına bakmak vede dünyadakı prosesleri takib etmek için röportaj yapmayı düşünürken aklıma ilk önce gelen Azerbaycanın önemli yönetmeni Şamil Aliyev oldu. O bir yönetmen olarak düşündürücü makamları seyrciye ulaştırmayı seviyor. Onunla stüdyoda buluştuk. Son çektiyi filmin hazırlıklarını yapıyordu. Zamanı çok azdı…

* Yoğun olduğunuzu biliyorum. Lütfen kusuruma bakmayın…

* Ne demek…Konu sinema olunca mutlaka zaman ayırmalıyız. Bu da bizim işimiz.

* Dünya sinemasından bahs etmeye ne dersiniz. Yani dünya sineması vede Azerbaycan sineması…nasıl gözüküyor acaba?

* Öncelikle biz sinema endüstri taleblerine uğgun olan işleri yapmalıyız. Tabii ki, son yıllarda devletimiz tarafından sinemaya ait bazı kararlar imzalanmış. Kararda sinema endüstrini yaratmak vede dünya sinema sistemine katılmaktan bahs olunur. Şimdi en büyük görev biz sinematografçıların üzerinde. Biz karara uygun çalışmalı vede

hemen fırsatı kullanmalıyız. Bunu yaparsak Azerbaycan sineması hep kazanır, yapmazsak hep kayb ederiz. Şüanda filmler yaratılır. Yönetmenlerimiz kendi isteyiyle uluslararası festivallere katılır, filmlerimiz dünya seyrcilerine tam da olmasa, bazı anlamda gösterilme fırsatı kazanıyor. Tabii ki dünya kurallarını bilen, şu kurallar üzerine filmler yaratan yönetmenlerimiz var, ama ne yazık ki, bahs ettiyimiz yönetmenler bile bazı nedenlerden dolayı aktif sinemada çalışamıyor. Bu yüzden yine diyorum ki, dünya sinemasına katılmak için ilk olaraq sinema sanatının yaranması için çalışmak, profesyonelleri bahs ettiyim yönde yönlendirmek gerek. Yeni yaratılan filme sadece kendimiz bakmakla olmaz ki…

* Aslında şüanda Azerbaycanda sinema yayımı yeterli seviyede değil…

* Haklısınız. Yayım için sinema yeterli değil. Tamir için durmuş sinemalar var. Sadece bir kaç sinemayla Azerbaycan sinemasını geliştirmek, sinemanı yaymak imkansız. Hala başkentteki durumdan bahs ediyorum, bölgelerde durum daha kötü. Şu durumu kim çözecek ki, sadece sinematografçılar yapmalı, sadece bizler çöze biliriz. Tabii ki, verimli ortamın olması şart. Mesela Türkiyede sinema endüstri var. Türkiyenin bir kaç yönetmeni artık Berlinde-Kann festivalinde kendi sözlerini demek hakkı kazanmış, başarıları çok. Hatta şu yönetmenlerin bazısı yabancı devletlerde çalışmalarına rağmen direkt Türkiyenin problemleri üzerine filmler yaratarak onu dünyaya ulaştırıyor.

* Aslında sinema bir politika. Sinemayla milletin, vatanın tebliğiyle uğraşarak dünyaya sesimizi ulaştıra biliriz…

* Aynen katılıyorum. Film yaratılmalı, filmde problemler takdim olunmalı, problemleri yaratan nedenler gösterilmeli vede tüm bunlar dünya ülklerindeki festivallere katılmalı. Çünki en önemli tebliğat bu. Biz farkında değiliz, ama dünya kendini filmleriyle tüm milletlere tanıtıyor. Mesela Rusyanın yarattığı filmlerde ideoloji hep ilk sırada. Rus kendini fimleriyle tanıtıyor. Gücünü de, iyi taraflarını da, hatta gerektiyi zaman kötü taraflarını da filmlerde göstermek çok önemli.

* Rusya demişken, aklıma Sovyetler Birliği geliyor da. Bahs ettiyimiz birlik dağıldığı zaman birliyin üyesi olan diğer cümhuriyyteler gibi Azerbaycan da bir çok zorluklarla uğraşmak zorunda kaldı. Azerbaycan sinaması tamamen kötü bir durumda yıllarca kapılarını kapatmak zorunda kaldı. İyi olan o ki son 10 yılda sinemanın gelişme yönünde ilk adımlarını atmaya devam ediyor. Gerçi hala dünyaya ulaşmak için erken, ama olsun, günün birinde bizim de zamanımız gelir.

* Tabii ki gelişme başlamışsa demek ilerde başarılarımız çoğalacak. Devletimiz sinema için para ayırmış vede her yıl daha çok para sinemaya harcanıyor. Devletimiz sinemanı dikkatine götürmüş yani.

* Maalesef Sovyetlere üye olan bazı cümhuriyetler gibi Azerbaycan sineması da devlete bağlı…

* Haklısınız da sadece biz değil, bazı cümhuriyetlerde sinema devlete bağlı. Ama bu iyi bir şey değil. Sinema bağlılığı sevmez. Bir makamı da dikkatinize ulaştırmak istiyorum-

devletin sinemayla bağlı yaptığı kararda özgür sinemanın gelişmesine bile yer ayrılmış. Sinema için önemli şartlardan biri-sinemanın bağımsız, özgür olmasıdır. Özgür mali kaynakça, özgür düşünce sinema için çok önemli.

* Belki konuşmaya dizilerle devam edelim. Dizi sanat değil, ama aynı zamanda sanat…

* O zaman küçük bir yoruma ihtiyac var. Dizi sanat değil, çünki para kazanmak için onlarca kişi bir araya gelerek vede en önemlisi seyrcinin bakış acısını takib ederek yazılan bir senaryonun belki bir yıl, belki yıllarca çekilibte sunulan bir iş. Burda ekibin para konusunda yıllarca herhangi bir sorun yaşamaması söz konusu. Aynı zamanda bugünün seyrcisini düşündüren, onun zevklerinden haber veren bir çalışma. Dizi aynı zamanda sanattır, çünkü sanat ismiyle çalışmalar yapılır-senaryonun yazılması, oyuncu ekibinin bir araya gelmesi, müzik konusunda beste yazarları ile işbirliği yapılması, ressam işi ve b. hepsi sanatla ilgili. Ama dünya sinemasının belalı bir tarafı daha var-o da dizi estetikasının sinemaya yansıması. Şüanda öyle bir filmler yaratılır ki, sanki dizi gibi…dizi gibi düşündürüyor, dizi estetikasında yani…Ama sinema estetikası farklı bir şey zaten. Bu konuda çok geniş bilgi vere bilirim ama ayrı bir röportaj konusu, çünki çok geniş.

* O zaman başka bir sorum daha olacak. Mesela seyrci zevki sizin için önemli mi ve şu dönemde hangi konuya müracaat etmeli ki, sadece Azerbaycan seyrcisinin değil, dünya seyrcisini düşündürmeli?

* Seyrci derken hangi seyrcileri kastediyorsunuz? Bilyorsunuz ki, seyrci zevkleri farklı, aynı zamanda Azerbaycan seyrcisinin

bazıları zevk açıdan bazı fırsatları kaçırıyor. Yıllardır ki seyrci zevki zorlanmış durumda. Bu yüzden seyrci yüksek sanatı hazm edemiyor.

* Ama çare de olmamış değil öyle mi?

* Çare hep var. Biz mutlaka uluslararası arenaya çıkmalıyız. Örnek göstercem. Rusya sinema endüstriden dolayı biçimli bir ülke. Rusya Sovyetler Birliğinde tek ülke ki sinema endüstri mahv olmadı. Rusya devleti, zamanında sinemanı korudu, daha da geliştirdi. Son zamanlarda yeni filmleriyle dünyanın dikkatinde, dünya festivallerine katılıyor, aynı zamanda dizilerinde olan farklılık dikkatte duruyor. Mesela önceki yıllarda Brazilya dizisine benzeyen diziler yaratıyordu, ama az zamanda bu durumun karşısı alındı. Şimdi yarattıkları dizi direkt Rusya ideolojisine hizmet ediyor.

* Aslında haklısınız, Rusya politikasında korumak gibi makamlar hep milletin hayrına hizmet ediyor…

* Bilyor musunuz, bu çok önemli bir makam. Her şey milleti düşünerek yapılmalı. Rusya politikasında millet anlamına sadece önem verilmiyor, her şey millet için yapılır. Ama biz hala yapamıyoruz. Gerçi bazı TV’lerde artık diziler yapılır, ama hala istediyimiz seviyede değil.

* Ama olsun, önemi olan başlamaktı. Demek ilerde daha da gelişmek gibi amaclar var.

* Tüm bunları hızlandırmak gerekir. Yine Rusyanı örnek göstemek fikrindeyim. Çünki Rusyada sinema geliştiyi gibi sinemasever seyrciler de çok, aynı zamanda sinema salonları çok, hatta modern seviyede, dünya standartlarlna cevab verecek durumda. Tüm bunlara rağmen Rusya bile filmlerinin tam olarak dünyaya ulaştıramıyor. Yine de Amerika sineması hep önde. Amerikanın

önde olma nedeni sadece dünya teknik gücünü kullanarak sinema yarattığı için değil, sadece güclü oyuncuları bir araya getirerek güclü parayla sinema yaratması da değil, Amerika sinemasında sinemanın geleceyini düşünen profesyoneller var. Onlar 5 yıl, 10 yıl sonra bile insanları hangi konu daha çok düşündürecek, işte bu taraftan sinemaya bakıyor vede yaratıyor. Amerikanın sinemada liderlik yapmasının nedeni işte bu.

* Aslında dünya olaylarını takib etme süreci Amerikada çok güclü…

* Hem de nasıl..Bu yüzden sinema açıdan liderlik yapmayı biliyorlar zaten. Ama Rusya gibi güclü bir ülke hala o seviyede değil. Bir defa Rusyanın başbakanı Putin yarattığı ilginc filiminden dolayı Venetsiyada ödül almış yönetmen Zvyagintsevi kabul etmiş, onunla başarısı uğuruna konuşma yapmışlar, hatta yazlıkta onun şerefine parti vermiş. Bunu yapmakla başbakanın maksadı vardı tabii ki. Söz konusu Rusya sinemasının geleceyi olunca tabii ki, milletçi Putin yönetmeni ilk işinde kazandığı uğurdan dolayı kutlamakla kalmamış, aynı zamanda Rusyanın tebiğatına ait olacak yeni projeler üzerine söhbetler yapmışlar. Sinemaya yeni gelen yönetmenin meraklarını müdafaa etmiş, aynı zamanda ona destek vermiş. Bu çok önemli bir şey zaten. Bir milyon para harcanmış film Rusyaya Avrupadan hala yayımdan 8 milyon kazandırdı.

* Aslında Azerbaycanı dünyaya tanıtan o kadar insanlarımız var ki, ne yazık onlara devlet seviyesinde destek verilmiyor…

* Haklısınız. O yüzden de bizler de hemen böyle bir politika yürütmeliyiz. Önemli olan millet, devlet duygusu değil mi, o zaman neden milletin, vatanın tebliğiyle uğraşmayalım?!

ULDUZE QARAQIZI

ulduzqaraqizi@gmail.com

Yazarın Diğer Yazıları
21 Haziran 2013
14 Mayıs 2013
21 Nisan 2013
20 Aralık 2012
6 Ekim 2012
3 Eylül 2012
30 Temmuz 2012
20 Temmuz 2012
13 Temmuz 2012
29 Haziran 2012
30 Nisan 2012
11 Nisan 2012
6 Şubat 2012
12 Ocak 2012
9 Ocak 2012
23 Aralık 2011
13 Aralık 2011
5 Aralık 2011
Linkler
bmV0aGFiZXJ5YXppbGltaS5jb20=